| Ana Menü |
 |
|
|
| En Son Kritikler |
 |
|
|
| Son eklenen linkler |
 |
|
|
| Son forum mesajları |
 |
|
|
| Üyelik |
 |
|
|
| Son eklenen resimler |
 |
|
|
|
|
İzlenimler/Makaleler: BarışaROCK Festivali hakkında..
|
 |
Sanat elbette evrenseldir. Fakat bazı sanat dalları bazı
felsefelerle, bazı dünya görüşleriyle çok da güzel örtüşür. Eğer bir moda
gibi rock dinleyen "tiki" |
değilseniz, rock müziği dinlerken rock felsefesini de az çok özümsemişseniz
rock'ın doğuşundan
bugüne "bir karşı duruş müziği" olduğunu da hissetmemeniz mümkün değil.
Evet rock bir karşı duruştur bir başkaldırıdır. peki neye karşı çıkış? Elbetteki
var olana, hakim olana. Eh bu durumda ortalama bir rock sever bilir ki karşı
duruşun müziği olan rock'la yıllar boyu kapitalizmin bayraktarlığını yapmış markaların
en önde geleni coca-cola yan yana gelemez birlikte duramaz. Bu ikisini yan yana
koymak bu müzik adına hainliktir ihanettir. Elbetteki rock felsefesinin derinliğini
bu konuya yıllarını vermiş kişilere bırakıyoruz onlar adına ahkam kesmeye niyetimiz
yok ama sanat'a ve sanat çevrelerine yakın bir yayın olarak da bu uluslararası
sermayenin bir sanat dalını kullanması konusunu sorgulamaya hakkımız olduğunu
düşünüyoruz! Devamına tıklayın.. |
Dönem dönem isçi katliamina dek kalkismis, fabrikalarinda çocuk isçi kullanmakla
kalmayip çocuk isçi kullanmayi açikça desteklemis, savas esirlerini fabrikalarinda
köle gibi çalistirmis, Hitler'i saygiyla selamlamis Cola firmasi nasil oluyor
da bugün rock festivali düzenleyebiliyor? Bu küresel saldirinin bir baska boyutu
degilse nedir? Rock evcillestirilmeye, içsellestirilmeye mi çalisiliyor? Sanat
evrenseldir dedik ama sanatin evrenselligini olsa olsa bu ayin baslarinda gençlerin
organize ettigi KAYAFEST türü organizasyonlar simgeleyebilir bir çokuluslu
firmanin parayi bastirip sahneye yerli yabanci üç bes grup çikarmasi degil!
Bir yanda Istanbul Büyüksehir Belediyesi Kültür A.S.kurulusu GSM Ögrenci
aliminda Ailenizin geldigi yer? sorusuyla yöre ayrimciliginin isaretlerini
veriyor öte yanda Çok Uluslu Sermayenin önde gelen bayraktari Coca-Cola Baskaldirinin
müzigi Rock'u evcillestirmeye çabaliyor. Biri yöreselci saldiri digeri globalci.
üstelik de ikisinin de masa niyetine kullanmaya çalistigi sey birer sanat dali.
Bu konular birbirinden çok ayri gibi görünse de ikisini birden ele alinca tam
da Türkiye'nin su anda içinde oldugu genel durumu o kadar iyi belgeliyor ki...
Bir yanda muhafazakar, gerici alt yapisini, kadrolasmasini hizla saglamaya
çalisan ama bu uzun dönemli çabasi sirasinda hos görülü, genis tabanli, iliman
görünme çabasi içindeki iktidar öte yanda dünya üzerinde karsi kültürleri sahiplenip
yok ederek yayilmaya çalisan uluslararasi sermaye. Iste iki farkli kutup iki
farkli güç odagi ve Türkiye'nin çekilmek istendigi birbirinden aslinda daglar
kadar uzak iki ayri uç nokta, iki ayri kiskaç. Kisaca Iki farkli sinsi güç
ve ikisinin elinde de sanat masa. (...)
Not : Kola'ya karsi Millici ruhu kullanarak pirim yapmaya çalisan Cola-Turka
ile bu Kola karsitliginin ayni dönemlere denk gelmis olmasini sadece bir sanssizlik
olarak görüyor ve bu bilinçteki Cocacola karsiti durusun ColaTurka lehinde
bir pirim yapmayacaginin altini çizmek istiyorum.
Yazinin tamamini okumak isterseniz www.tiyatrom.com
|
|
|
|
| |
| İlgili Bağlantılar |
 |
|
|
| Haber Puanlama |
 |
| Ortalama Puan: 4.24 Toplam Oy: 66

|
|
|
| Seçenekler |
 |
|
|
|
|
| | Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız. |
| | |
Re: BarışaROCK Festivali hakkında.. (Puan: 1) Gönderen: ilter Tarih: 01.09.2003 Saat: 21:54 (Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) | | 3-4 saat önce barışa rock konserleri etkinliklerindeydim.müzik propaganda herşey çok güzeldi. |
| | |
Re: BarışaROCK Festivali hakkında.. (Puan: 1) Gönderen: Bayan_Ariza Tarih: 16.09.2003 Saat: 06:27 (Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) http://www.arizalilarkulubu.com | B a r ı ş a R o c k
6-7 Eylül 2003 Sarıyer Sevgi Parkı
27 Eylül'de Irak'a asker göndermeye hayır demek için Ankara'ya !
6 Eylül Cumartesi
Mekan bence gayet lezizdi. Böyle oturuyosun çimlerin üzerine, fiyatlar uygun. Bira 1 bucuk. Tuborg gerçi ama kutu. Yiyecek-içecek fiyatları da uygundu. Şarap 3,5 milyon. Grizu'yu kaçırdım sanıyordum ama ben gittiğimde ilk grup calıyormuş. Neyse efem Grizu iyiydi, yeni şarkıları da fena değil.
Her zamanki gibi en öndeydim. Bi sürü grup izledim. Ortalarına doğru bende film koptu ve yaklaşık 2-3 saat kadar sarhoş geçirdim geceyi. Heavy metal sevmememe rağmen Objektif'te ne grupmuş bea! ADamlarda yaş gelmiş bilmem kaça hala o ruh var heriflerde. Bi ara Engin Yörükoğlu'nu elledim:-) Gidip herifin göğsüne, yüzüne dokundum. O'da güldü:-)
O kadar cok tanıdık gördüm ki oha oldum. Mekanlardan kaç senelik arkadaşlarımı gördüm. Pogo yaptım az daha eziliodum. Ama yine olsa yine yaparım. Düşünsenize pogo yaparken ölecem, ne kıyak bi ölüm olur.
Mor ve Ötesi'nde tabii ki en öndeydim. En son gruba Engin Yörükoğlu'nu ellememe ragmen kalmadım:)
Bu arada mekan aynı bizim dönemin woodstuck'i i.t.ü. rock fesvtivalleri modundaydı. Öle çayır Çimen yayılıosun. Çocuğuyla gelenler mi istersin, türbanlilar mı, yemeğini getiriyon yanında, ister ordan alıon, ister yanında getirion, mekan süperdi.
7 Eylül Pazar
Barışa Rock’ ın ikinci günü de pek bi güzel geçti.
Aynen Cumartesi de olduğu gibi eski tayfa toplandı. Yıllardır göremediğim arkadaşlarımı gördüm. “90’ ların başındaki İ.T.Ü. Rock Festivallerinde ne güzel eğlenirdik kritiği” yapıldı, ateş yakılıp, ateşin etrafinda Doors şarkıları söylendi, Siya Siyabend ’in tavırlarına şaşırıldı. Zira herif bi ara “abicim biz rock müzisyeni değiliz, y.rrak müzisyeniyiz” dedi. Sonra defalarca bu kelimeyi tekrarladı. Gruplara ayrılan süre yarım saat-45 dak. bir şeydi. Fakat bu elemanlar “biz kovulmadan gitmeyiz” dediler. Bizde “siktirin gidin o halde” dedik kendi aramızda. Bu kadar cesur adamlarda görmedim ömrü hayatimda,
helal olsun.
Karadeniz müziğinden hiç haz etmediğim halde yıllardır samimiyetinden şüphe duymadığım, bizim okulda verdiği Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları) konserinden sonra yakasına yapıştığım, İ.t.ü. rock festivallerinde başka bi isimle sahne aldığı zaman gidip boynuna atladığım, söylemlerini çok beğendiğim Kazım Koyuncu çıktı. Sahnede kemençe, tulum her bi bok vardı ve insanları gaza getiren bu oldu. Müzik çok iyiydi. Harmanlanmış müzik gerçekten bizi yansıtıyor. Kürtçe, ermenice, gürcüce ve lazca rock’tan sonra bi de ingiliz bi grup izledik ki evlere şenlikti. Liverpool’dan kalkmış gelmisler eyvallah ta gelmeselermiş iyiymiş bence, izlediğim en kötü gruptu.
Sonra Bulutsuzluk Özlemi çıktı, eski sarkılarını çaldı coğunlukla ve zıplamaktan gebertti bizi. Öncesinde de Isığın Yansıması sahne aldı. Ne ses varmış vokalistte yahu. Akustik gitardaki Murat Hoca pek seviliyordu. Bildiğim kadarıyla akademisyen aynı zamanda.
Bi grup sahneden inip, diğer grup sahne alana kadar olan süreçte sahnede edilen laflar sağlamdı. Bi an gerçekten dünyayı değistireceğimize inandım. Ütopyalar olmasa hayat çekilir miydi acep?
Yaş ortalaması da yüksekti. Teenage pek yoktu. Akıllı uslu adamlar vardı. Ortam gereği türlü insanlarla muhatap olduk, konuştuk filan. Konuştuklarımız hep akıllı adamlardı. Boş ve kof yoktu yani.
Velhasil, “B a r ı ş a R o c k “ a gidildi edildi. 2 gün güzel geçti yorgunluklara ve pişmanlıklara rağmen. Böyle oluşumlara ihtiyaç var bu kesin. Kesin olan bir şey de 45 yaşında da pogo yapacak olduğum.
Yase-min.
‘konserlerin vazgeçilmez insanı’ |
| | | |