Ana sayfa Özel mesajlar Arama
 
turkrock.com ana sayfası Her konuda bilgi paylaşabileceğiniz forum sayfalarımız irc.turkrock.com sohbet sunucumuza girerek diger site üyeleriyle sohbet edebilirsiniz. Festival, konser, parti gibi çesitli etkinlikleri takip edebilir, etkinlik bildirebilirsiniz. Amatör grupların çalışmalarının mp3 formatında indirilebildiği bölüm
   Ana Menü
Ana Sayfa
 Forum
 Ajanda
 Chat
 Resim albümü
 Arama
 Top 30

 TurkRock.Com Online Radyo

Üye işlemleri
 Üye girişi
 Forum profiliniz
 Resim albümünüz
 Özel Mesajlariniz
 Üye Listesi
 Yazılar/Makaleler
 Çıkış yap
Sen de Gönder!
 Haber Gönder
 Etkinlik bildir
 Kritik gönder
 Link gönder
 Demo gönder
Içerik
 Haber Arşivi
 Demo mp3ler
 Kritikler
 Linkler
 Rock ansiklopedisi
 Izlenimler
 Röportajlar
 Biyografiler
 Müzik yapimi ve teknolojisi
Site Hakkinda
 Bize Ulaşın
 İstatistikler
 Sık sorulan sorular

   En Son Kritikler
· Amorphis - Eclipse
· Counting Crows - August And Everything After
· Bruce Springsteen - Devils & Dust
· Magic Pie - Motions Of Desire
· Helloween - Keeper Of The Seven Keys - The Legacy
· Satanica - Behemoth
· H.I.M - Dark Light (Gothic/Rock)
· Hüsnü Şenlendirici – Hüsn-ü Klarnet
· Serdar Öztop - Mutluluğun Gözyaşları
· Duman - Seni kendime sakladım.

   Son eklenen linkler
·  Kentrock
·  Credence Clearwater
·  Müzikolog
·  Joker
·  Grup Eleusis
·  Wire
·  Mutluluk Veren Bilgi Hazinesi
·  Anima Resmi Fan Sitesi
·  Grup Soda
·  Afili Yalnizlik - Emre Aydin

   Son forum mesajları
·  Gitar amfileri hakkında her şey
·  Ankara Sezen Aksu Konseri Davetiyesi
·  Sopranos
·  Ist : Satılık Boss GE-7 ML-2 ve BCB60
·  NBA
·  izmir: Alınık hardcase (Les Paul için / Akustik gitar için)
·  İst/sat amfiler: [Marshall MG15DFX] [VOX Valvetronix AD15VT]
·  Satılık Play Station 2,Nokia 6630,Nokia 6233,Cort Ac-15 İst.
·  burutal death gore grind gurubu ritim gitar/ANKARA
·  Rock And Roll çocuklarını arıyor

[ Foruma gir ]

   Üyelik
Hoşgeldin

Ziyaretçi

Nickname
Şifre
Üye ol!

Üyelik:
Son Üye: sein
Bugün: 10
Dün: 17
Toplam: 78798

Kaç kişi var [605]:
Ziyaretçi: 463
Üye: 142

   Son eklenen resimler

türk rock



uyyyyy



@$K!/\/\



cannim



hayko


Albüme giriş

  Röportajlar: Virtuözler Buluşması
RöportajlarBorknagar gönderdi..::
Ülkemizin önemli müzik adamlarından Serdar Öztop ikinci albümü “Mutluğun Gözyaşları” nı geçtiğimiz ekim ayı içersinde piyasaya sundu. On parçanın yer aldığı albümde her parça için farklı davulcu ve bass gitarist eşlik etti. Ayrıca albümde sanatçıya; perküsyonlarda Mehmet AKATAY, nefeslilerde Mehmet ÜNAL, Bulut GÜLEN ve Toygun SÖZEN, yaylılarda da GÜNDEM yaylı grubu, vokallerde Zeynep ARIKAN, Murat KÖSEOĞLU ve albümün isim parçasında da NEV sesiyle eşlik etti.

On parçadan oluşan bir albümde; on bass gitarist ve on davulcu projesi … Farklı tarzlardan ve kendi alanlarının en iyisi müzisyenlerin birlikteliğinin bence tek adı: “Virtüözler Buluşması” olsa gerek. Bu “Virtüözler Buluşması” konseptli albümün birçok ilki var. Belki bu ilklerden en önemlisi artık onu “şarkı söylerken” de görmemiz.
Yaklaşık 30 kişilik kadrosuyla dikkat çeken, rock sounduyla Türk müziği motiflerini harmanlayarak hazırladığı bu muhteşem albümü dinleyicisiyle buluşturan Serdar Öztop ile albümüne, müzik anlayışına, yeni projelerine dair her şeyi konuştuk.



2002 yılının haziran ayında ilk solo albümünüz “Sükut”u piyasaya sürdünüz. “Sükut”un sizin ilk solo albümünüz olmasının dışında önemli bir özelliği de ülkemiz için ”ilk enstrümantal rock albümü” olma niteliği taşıyor olmasıydı. Şimdi sene 2005 ve siz yine “ilk”lerin yer aldığı bir albümle “Mutluluğun Gözyaşları” ile sevenlerinizin karşısına çıktınız. Kimilerine göre arayı fazla uzattınız, kimilerine göre de ilk albümün hazmedilmesini beklediniz ama sonuç olarak albüm artık –aslında nihayet J- piyasada. Peki neler yaptı Serdar Öztop bu üç senelik dönemde?

S.Ö.: Aslında bu albümün oluşum sürecinde gecikme söz konusu değil pek. Bence ilk albümden 1,5 – 2 sene sonra ikinci albümü yapmak lazım aslında. Asıl gecikme ilk albümüm “Sükut”u hazırlayıp ancak 14 sene sonra piyasa sürebilmemdi. Haluk Levent ile çaldığımz dönemlerdi; konserler, stüdyo işleri derken kendi parçalarıma yoğunlaşma fırsatım olmamıştı. Bu albümümdeki parçalar ise 2004 sonu gibi en son halini almıştı. Sadece kayıt aşaması biraz uzun sürdü diyebiliriz. İlk albümdekine benzer bir sebepten; “vakitsizlik”ten diyebilirim. Bulutsuzluk Özlemi ile çaldığımız konserler vaktimin büyük bir bölümünü alıyordu. Solo albümüme yoğunlaşabilmem için gereken vakti yaratabilmek adına gruptan ayrıldım zaten. Böylelikle albüm süreci hızlandı ve raflarda yerini aldı.

Yeni albümde birbirinden değerli müzisyenlerle çalıştınız. Size her parçada farklı bass gitarist ve davulcu eşlik etti. Peki bu görev dağılımını nasıl yaptınız, zor olmadı mı?

S.Ö.: Enstrümantal ağırlıklı bir albüm bu yani enstrüman performansının çok önde olduğu bir çalışma. Buradan hareketle; enstrümanist çeşitliliği yaratarak müzikal renkliliği sağlamak ve sonucunda farklı tarzları, farklı insanları bir araya getirip daha “birleştirici” ve daha “pozitif” birşeyler sunmak istedim insanlara. Bunu yaparken de bu toprakların enstrümanlarında en öne çıkmış müzisyenleriyle çalışmaya özen gösterdim; mutlaka gözden kaçırdıklarım olmuştur ama bunlar ilk aklıma gelenlerdi. Albümde çalan müzisyen dostlarımla apayrı dünyalardan olmasak da; dünyada farklı tarzlardan müzisyenlerin biraraya gelip yaptıkları şeyler insanlar tarafından ilgi görüyor, beğeniliyor da ben de beğeniyorum. Linkin Park ile Jay–Z’nin yaptığı düet mesela bu konuya güzel bir örnek olabilir.

Bir ropörtajınızda ”Türk gitarist olmak”tan bahsetmiştiniz.Müzik evrensel bir dildir tabiki ama bu coğrafyada yaşayan insanların duygularını buralı bir müzisyenin en doğru şekilde dile getirebileceğine inanlardanım ben de. Sanırım buradan hareketle yaptığınız; Trakya ve Karadeniz havalarında iki tane parça dikkatimi çekti. (Günebakan ve Hay-Laz) Ayrıca longa ve sirtolardan oluşan “medley”iniz de hayli ilginç ve çok ses getirebileceğine inandığım bir çalışma. Bir Türk müzisyenin beslenebileceği hayli fazla kaynak var kültürel birikimimizde ve son çalışmalarınızda görülüyor ki siz de bu birikinmden etkilenmişsiniz. Halk müziğimiz ve saray müziğimiz için neler düşünüyorsunuz?

S.Ö.: TC vatandaşı olarak doğumumuzdan itibaren, farkından olsak da olmasak da, sevsek de sevmesek de annemizin, babamızın dinlediği ve bizim de dinlediğimiz müzikler bu ülkenin müzikleri; gerek klasik Türk müziği olsun gerekse de Türk halk müziği olsun. Bunların makamlarını duyduğumuz zaman hemen tanıyoruz ve kimi yerde hep bir ağızdan eşlik de ediyoruz. Öte yandan okumuş, yazmış, araştırmaya meraklı, batı dünyasıyla entegre olmuş bir nesil olarak batı müziğini de biliyoruz. Türk gitaristi; bu iki dünyayı “birleştirici” bir konseptle bir araya getirme uğraşında olan kişi aslında. Bir açıdan da; batılı müzisyenlerin kendi tıkanan müziklerine yeni kanallar açabilmek için “doğu müzikleri”nden ne kadar fazla faydalanmaya çalıştıkları gibi de bir gerçek var ve biz de bu kültürün göbeğinde yaşayan insanlarız. Biz; “doğunun en batısındaki” insanlarız. Bizde insanlar nasıl Avrupa’ya gitmek isterlerse, doğudaki müzisyenlerin de buraya gelip müzik yapma istekleri olduğu görülüyor. Böyle bakıldığı zaman çok avantajlı durumdayız ve bu avantajlarımızı kullanmalıyız. Hem batılı gibi gitar çalıp yenilik yaratma çabasına girmenin de manası yok. Batıda binlerce adam var zaten.

”Türk gitarist” olmanın bu iki dünyayı da kapsayan ve ikisini “birleştiren” bir konsepte sahip olduğunu söyleyebiliriz o halde?

S.Ö.: Aslında müziğin de böyle bir fonksiyonu olması gerektiğini düşünüyorum. Müziğin hiçbir fikre hizmet etmeyen ve insanları albüm süresi ya da konser süresi boyunca eğlendiren herhangi bir etkinlik olması fikri bana pek sıcak gelmiyor. Müziğin böyle birşey olduğum düşünsem “asla müzik yapmazdım” zaten. Müziğin insanlarda bir takım düşünceler oluşturup, birtakım aksiyonlar yaratması gerekir diye düşünüyorum. Çaldığım şeylerin; insanlarda hayata dair fikirler oluşturup, onlara ilham vermek ve böylelikle birtakım aktivitelerini yönlendirmek gibi faydaları olabiliyorsa o zaman “müziğin benim için anlamı var” demektir. Benim için müzik asla “sadece show değil”

Peki türk müziği dışında beslendiğiniz, etkilendiğiniz müzikler nelerdir, mutlaka zihninizden her an müzikle ilgili birşeyler geçiyordur ama evinizde dinlenirken müzik dinlemek istediğinizde neleri tercih edersiniz?

S.Ö.: Müzik konusunda kesin çizgilerim yoktur. Kulağıma çalındığında bana değişik gelebilecek, zihnimde belli fikirler oluşturacak, belli duyguları depreştirecek (gülüşmeler) herşeyi dinlerim. İnsanı başka atmosferlere sürükleyen, güzel melodileri, güzel ritmleri olan şeyleri tercih ettiğim gibi çok teknik ve yoğun armonilere sahip şeyleri de severim. Kısacası dikkatimi çekecek, duygularıma hitap edecek, birşeylere sevk edecek ve belli fikirleri olan her türlü müziği dinlerim.

Sizin için klasikleşmiş grup ya da sanatçılar vardır mutlaka?

S.Ö.: Aslında çok var ama sanırım en önemlileri: Van Hallen, Toto ve White Snike. Bilhassa White Snike ve Toto fanıyımdır.

Ne yalan söyleyeyim çalışmalarınızı dinledikten sonra insan “devasa bir stüdyoda çalıştığınız” hissine kapılıyor. Ama yakından bilirim, durum hiç de öyle değil. Biraz stüdyonuzdan bahsedelim; son albümde kullandığınız
donanımdan ve ekipmanlardan bahsedebilirsiniz mesela meraklısına?

S.Ö.: Eskiden 32 kanal mikserim, iki tane harddisk recorder, samplerlar ve bir dolap dolusu kompresorum vardı. Fakat teknoloji değişti ve gelişti. Artık bu kadar cihaza ihtiyaç da yok. Sıcak ve naturel bir sound elde etmek için yegane sistem tabiki analogtur ama dijital sistemin sağladığı pratik imkanlar ve maliyetlere baktığımız zaman ben dijital sistemi tercih ediyorum. Şöyle de bir gerçek var: sen istediğin kadar analog sistemle çalış, sonuç olarak yaptığın çalışmanın masterını 16 bit 44,1 kHz’lik bir tespit cihazına (CD) alıyorsun. Yani stüdyomda dijital sistem ile çalışıyorum. Temel kriterlere sahip bir donanımın olduktan sonra iş tamamen sende bitiyor. Kullandığın ekipmanları tanıyarak istediğin soundu rahatlıkla çıkartabilirsin. Ben de mutevazı ama tanıdığım ekipmanlarla çalışıyorum. Bilgisayar donanımı olarak; AMD işlemcili bir PC ve Steinberg’ün RMI tarafından yapılan Audiolink 96 Multiset ses kartım var. Pre-amp olarak da; bir tane lambalı stereo mikrofon pre-amfisi, 8 kanallı analog mikrofon pre-amfisi, bir tane kulaklık amfisi ve hoparlörleri besleyen bir tane de ufak mikser var. Bunların dışında AKG C3000, AKG D112 ve Shure SM57’den oluşan bir mikrofon setim ve Genelec hoparlörlerim var.

Genç hayranlarınızın merakla ve ısrarla öğrenmek istediği birşey daha var: “gitar dersi mevzuu” J ama bildiğim kadarıyla siz bizzat gitar dersi vermiyorsunuz. Peki gitar dersi için önerileriniz ne yönde oluyor, “Serdar abileri” kadar gitar çalmaya heves eden gençler için?

S.Ö.: Ders verebilmek için bir metod izlemek gerekir. Bu metodu hazırlamak için de bu işe vakit ayırabilmek gerekir. Başta da dediğim gibi vakitsizlik gibi bir problemim var. Bu nedenle kişisel ders vermek gibi bir durumum yok şu an için. Ama yakında internet sitemde küçük de olsa birtakım egzersizler, bilgiler ve tekniklerden oluşan bir köşe olacak. Ders almak için gelen arkadaşlara ben arkadaşımız Bora Uslusoy’un dersanesi Guitar Club’ı tavsiye ediyorum. Sonuç olarak Bora; GIT’de okumuş, gitar metodu yazmış ve bu işi profesyonelce yapan bir müzik eğitimcisi. Tarz ya da stil konusunda da; herkesin kendine has bir çalım stili yakalaması gerektiğini düşünüyorum. Ben Steve Vai’i çok severim mesela ama hiçbir zaman oturup da baştan sona bir Vai solosu çıkartmadım.

Yine çok meraklısının olduğunu bildiğim bir konuya geldik: gitarlarınız ve ekipmanlarınız J Çağlayan Örge’nin yaptığı el yapımı gitarları tercih ediyorsunuz. Ya manyetikler, amfiler?

S.Ö.: El yapımı bir tane çift saplı ve yine el yapımı bir tane de tek saplı gitarım var. Gitarlarımı Çağlayan Örge yaptı. Manyetik olarak da çift saplının; alt katında köprüde Joe Barden, sapta, Ibanez, üst katında köprü tarafı şu an için boş ama yakında alttaki Ibanez’i almaya düşünüyorum ve sapta DiMarzio var. Diğer gitarda ise köprüde DiMarzio PafPro, ortada Çağlayan’ın taktığı Dimarzio fakat ne olduğunu bilmediğim bir manyetik ve sapta da yine DiMarzio HS-3 var. Gitar pre-amp olarak; SansAmp PSA-1 kullanıyorum. Reverb, chorus, delay için de Quadroverb’in bir prosesörünü kullanıyorum.

Kapak tasarımda Taylan Ayık adını görüyoruz.Kendisini dağılan Diken grubundan hatırlıyoruz.Şimdilerde sanırım solo albüm hazırlığında ya da tamamlanmak üzere ve albüm sizin firmanız Öztop Müzik etiketiyle piyasaya çıkacak. Görülüyor ki “Öztop Müzik Ailesi” olarak hep dayanışma halindesiniz..

S.Ö.: Ben aslında aile demek istemiyorum bu olaya; biz sözü sohbeti birbirine yakın arkadaşlarız sonuç olarak. Hepimiz yaptığımız işe aşığız. Yaptığı işi para kazanmak için değil sevdiği için yapan insanları takdir ediyor ve böyle insanların etrafımda olmasından da mutluluk dokunuyorum. Taylan müzisyenliğin dışında, yıllardır profesyonel olarak grafikerlik yapıyor. İşini seven bir insan olduğu için ve rahat fikir alışverişi yapabildiğimiz için albümün grafik tasarımını da Taylan yaptı.

Bir dönem Bulutsuzluk Özlemi ile çalıştınız.Solo çalışmalarınızdan dolayı ayrıldığınızı duyunca grup adına birçoğumuz üzülmüştük.Yeni albümünüz piyasada ve yeni şehirler, yeni konserler, yeni yüzler ile tanışacaksınız.Peki albüm konserleri bittikten sonra yeni bir albüm hazırlığı mı başlayacak yoksa “Bulutsuzluk Özlemi”nde olduğu gibi bir grupla da çalışmayı mı düşünüyorsunuz?

S.Ö.: Herhangi bir oluşumun “arka plandaki elemanı” olmak istediğimi sanırım söyleyemem artık. Ama Serdar Öztop olarak; yeni bir proje tabiki. Serdar Öztop olarak planladığım işler, değişik fikirler var kafamda. Mesela, bir caz gitarcısıyla birlikte albüm yapmak ya da bir Dj ile birlikte farklı tarzda birşeyler yapmak istiyorum. Az önce değindiğim gibi “farklı tarzlardan müzisyenler” ile birlikte “buluşma konseptli” projeleri tasarlamak ve bunlar üzerinde çalışmak istiyorum. Şu aralar prodüksiyondaki diğer işlerle uğraşıyor olmasaydım sanırım, hemen yeni parçalar yazmış, düşündüğüm müzisyenlerle çalışmaya başlamış ve kayıtlara başlamış olurdum. Mesela Önder Focan ile uzun zamandır konuşuyoruz: Hem Önder Abi’nin hem de benim parçalarımın yer alacağı, caz ve hard rock yorumuyla Türk Müziği kıvamında enstrümantal bir çalışma yapmayı. Bunun dışında daha ritm ağırlıklı ve Dj ile birlikte çalışmak istediğim bir proje de var kafamda ama tabiki vakitsizlik yüzünden bunları hayata geçirmek biraz zaman alıyor.

Son birkaç yılda gözle görülür bir “rock patlaması yaşandığı kanısı” var birçoğumuzda bu belki de tamamen “yapımcıların; patlacak yeni şeyler arayışıyla oluşmuş geçici bir hissiyat” bunu önümüzdeki üç-beş yılda daha rahat göreceğiz! Bir prodüktör olarak ne düşünüyorsunuz ülkemizdeki bu “rock hadisesi” hakkında?

S.Ö.: Türkiye’de rock müzik bence patlamadı. Televizyonlarda kliplerinin dönmesi, gazetelerde boy boy haberlerin yer alması patlamış gibi görünmesine yetiyor ama bence henhangi bir patlama yok. Patlama demek “satışlar patladı” demektir. Yüzbinler satan rock grupları olduğunu söylemek pek doğru olmaz. Aksine şu gün için Haluk Levent’e yaptığımız albümlerden yüksek tiraja çıkabilmiş hiçbir grup da yok. Gerçek anlamda bir patlama olduysa bu tirajları çoktan geçmesi gerekirdi. Mesela Mektup albümü 750 bin, daha sert ve daha alternatif soundu olan Arkadaş da 400 bin tirajı yakaladı... Hatta daha çarpıcı bir örnek vereyim; bizim zamanımızda üniversite festivallerinde; rock grupları çalar, söylerdi; pop şarkıcıları çalmaz, söylemezdi. Rock müzik; gençliğin dinamizmini, içindeki enerjiyi ve hafif agresifliğini doğrudan karşılayan bir müzik olduğu için buna daha çok gençlerin rağbet etmesi normaldir. Ama rock patlaması olduğu söylenen şu dönemde günümüz üniversite festivallerinin hali de ortada...Bir de şu var: Rock’ta ağırlık merkezi; Anadolu rock’tan şehirli anlayışla yapılan rock’a doğru kaydı belki. Bunun sonucunda da rock patlamış gibi göründü ama Türkiye’de rock her zaman dinleniyordu. Şu güne baktığımızda; rock için satışlar düşük evet ama sponsor desteği var artık. Medyada gördüğümüz haberler de sponsor desteğini kazanabilmek için zaten. Büyük ve bedava konserlerde binleri biraraya getiren grupların, biletli konserlerine ne kadar insan gidiyor, herşey açık ve net ortada.

Piyasadaki genç rock grupları -rocker abilerine nazaran- daha rahat albüm yapabiliyorlar artık. Siz de dönem olarak bahsettiğim bu “rocker abiler”densiniz J. Eski dönemle yeni dönemi karşılaştırarak bu “yeni tür müzik” yapan genç gruplara nasıl bakıyorsunuz, özellikle beğendiğiniz ya da “müzikal anlamda tahammülünüzü zorlayan” gruplar var mı?

S.Ö.: Özellikle beğendiğim ya da beğenmediğim gruplar olduğunu söyleyemem. Sektör hala gelişmekte bu yüzden b. Yeniliğe ihtiyacımız var. Gruplar için “sokakta olmak önemli”. “Albüm yapalım sonra sokağa çıkalım konser verelim, yürür gideriz” gibi durum söz konusu değil. Gruplar zaten sokakta var olmalı, performans sergiliyor olmalı ve kendilerine ait bir fan kitleleri olmalı. Eğer grup kendi fan kitlesini oluşturamıyorsa yapacak birşey de yok. Amerika’daki sistem de bunun gibi değil mi? Lokal gruplar var ve bunların kendi fan kitleleri var. Grup nerde çalıyorsa fanları da orda... Barda, orda, burda program yaparak kendine bir fan kitlesi yaratan gruplara albüm yapmak; bu oluşumu büyütüp, ülke çapına yaymaktır sadece. Bahsettiğin de bununla alakalı. Mesela ben de bu tarz bir prodüksiyon yapmak istesem; barlara giderim, kim var kim yok bakarım. Sonra beğendiklerimin konserine giderim. İnsanlar ne tepki veriyor bakarım, eğleniyor mu, müziğe ne kadar katılıyor, performans nasıl bunlara dikkat ederim. Bu şekilde olup bir de kendi bestelerini yapan gruplar için albüm yapmak artık sürpriz değil.

Siz de bir prodüksiyon firması sahibisiniz: Öztop Müzik. Bugüne kadar kendi albümleriniz dışında benim bildiğim Bora Uslusoy’un, Quartet Muartet’ın albümlerini yaptınız ve çıkarmaya hazırlandığınız bir-iki yapım daha var: Murat Köseoğlu ve Taylan Ayık. Bir prodüktör olarak çok seçici mi davranırsınız, yapımlarınızda?

S.Ö.: Bugüne kadar yaptığım prodüksiyonlarda seçici davrandığımı söyleyebilirim. Açıkçası çalıştığım insanların ya müziklerini ya da insanlıklarını seviyorum. Bora Uslusoy ve Quartet Muartet’in dışında dışında Murat Köseoğlu, Yırtık Uçurtma ve Taylan Ayık 2005 yılı için söz verdiğim prodüksiyonlar. Bunlar benim için bir anlamda dönüm noktası olacak diyebiliriz. Nitekim bu projelerden sonra sanırım birtakım kararlar almam gerekecek. Bundan sonra belki bu tarz çalışmalara devam ederim belki de tamamen enstrümantal çalışmalara yönelirim. Bunu biraz da zaman gösterecek.

Yaklaşık iki milyon gencin hayalini kurduğu ve bu ülkenin en iyilerinden bir üniversitenin -Boğaziçi Üniversitesi- iki ayrı bölümünden mezunsunuz. Müzisyenliğin dışında İnşaat Mühendisi gibi bir de unvanınız var ama siz müziği inşaat mühendisliğine tercih etmişsiniz. Müzik sektörünün malum ekonomik koşullarıyla yüzyüze kalıp da bu kararınızdan hiç pişman oldunuz mu?

S.Ö.: İnşaat mühendisliği hiç sevmedim aslında ben. Ama bilgisayar mühendisliği okumuş olsaydım; sanırım o mesleği icra edebilirdim. Ama inşaat mühendisliği yapmayı hiç düşünmedim. Şehre şöyle bir baktığın zaman görürsün; her tarafın beton yığınıyla dolduğunu. Duygusal bir konu bu benim için. Herşeyden önce benim sanatçı ruhuma aykırı bir iş. Bu beton yığınlarını yapan kişilerden biri olmak hiç istemediğim birşey. Dolayısıyla kazandıracağı paranın da önemi kalmıyor benim için. Boğaziçi’ni kazanma durumunu da kafamın matematiğe çalışıyor olmasıyla açıklayabilirim, herhalde. Üniversiteyi kazandığım sene 52 soruda 52 net yapmıştım nitekim...

Son olarak şunu sormak istiyorum: Ülkemizin rock alemlerinde bir Haluk Levent gerçeği var elbette ve geçmişte siz de onun gitarlarını çalıyordunuz. Ayrıca iki albümünün de yapımını üstlendiniz. Kendi adıma sizin “Haluk Levent soundu”nun en büyük mimarı olduğunu düşünüyorum. Bu tarz beğenildi ki bir dönem piyasaya bir sürü kopyası da çıktı...

S.Ö.: Haluk Levent örneği; modern anadolu rock akımının başlangıcı sayılabilir. Bu ülkedeki müzik dinyecilerinin algılama düzeyleri çok farklı. Arkadaki sounddan çok öndeki adama bakılıyor. Yani onun için; nasıl müzik yapıldığı değil öndeki adamın ne dediği, duruşu, kişiliği ve söylemleri önemli. Müzik aşığı olan, müziğe destek veren insanları dışında tutarak söylüyorum: Haluk Levent gerçeğini yaratan da o sound değildi. Böyle düşünüldüğü zaman Haluk Levent’i Haluk Levent yapan adam da ben değilim. Arkadaş albümünü yapan benim, hatta o albüm benim albümümdür diyebilirim. Düzenlemelerden, kayıtlara, çalınan gitarlardan, Haluk’un okumasına kadar herşeyde benim emeğim ve inisiyatifim söz konusudur. Matematik yaparak konuşalım: Yollarda albümüyle Arkadaş albümü arasındaki sound farklılığını algılayabilecek insan sayısı da bence az. Eğer algılanabiliyor olsaydı şu an Türkiye’de Serdar Öztop’u tanıyan en az 100 bin kişinin olması ve bunların en az 20 bininin Suküt çıktığında talep göstermesi gerekirdi... Yani genel için müzik yeterince önemli değil. İnsanların aradığı; Haluk Levent gibi bağırarak şarkı söylemek, arkadaki soundun kaliteli olması ya da olmaması değil. Bütün bunlardan dolayı “Haluk Levent’i ben yaptım” demek garip bir tavır olur, işin orasında da ben yokum!



Tarih: 16.12.2005 Saat: 14:14 Gönderen: daisyinblack

 
   İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Röportajlar
· Haber gönderen daisyinblack


En çok okunan haber: Röportajlar:
Çilekeş


   Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.44
Toplam Oy: 18


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


   Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Virtuözler Buluşması (Puan: 1)
Gönderen: Borknagar Tarih: 17.12.2005 Saat: 19:54
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder | Günlük) http://www.myspace.com/grupdiken
tam 84 dakika süren ve vaktin nasıl geçtiğini bir türlü anlayamadığımız; dobra, sıcak ve akıcı bir sohbetti. bugune kadar yaptıklarım arasında en fazla zevk aldığım roportaj oldu bu. verdiği cevapların; serdar öztop'u tanımayanlar için iyi bir referans olacağını düşünüyorum.



.. (Puan: 1)
Gönderen: Stalin Tarih: 20.12.2005 Saat: 12:28
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) http://www.grupfeza.com

 Serdar Oztopu yeterince virtuoz bulmuyorum iyi bir gitarist olabilir ama
 gitar kullaniminda ozellikle sololarinda cok senkronik hatalar var ...

 Melodileri cok ozenti bir kez  , albumun zaten tipi filanda Satriani yi bana
 hatirlatti , ke$ke slow ama ruhlu eserlere imza atsaydi , diger enstrumanlar
 harika kayitlar kaliteli yani laf olsun diye dinlenebilir ama onun haricinde
 10 uzerinden 4-5 filan veriyorum Serday Beya,

 Birkac parcasi guzel olmu$ ama, etnik folklorik gamlar filan kullanmi$ onlar
 ho$uma gitti , ke$ke butun album o  parcalar gibi istikrarli olabilseymi$

 biraz daha  ozen gosterilmesi gerekirdi diye  du$unuyorum ben

 Saygilar
 



Re: Virtuözler Buluşması (Puan: 1)
Gönderen: DevilsDance Tarih: 28.12.2005 Saat: 08:16
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
serdar öztop gerçekten çok iyi bir gitarist virtiözlüğünü pek fazla bilmiyorum ama gerçekten gitarı çok iyi kullanıyor



Re: Virtuözler Buluşması (Puan: 1)
Gönderen: taylanayik Tarih: 01.01.2006 Saat: 00:11
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Serdar Öztop, Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli vitüözlerden biri. Enstrümanına olan hakimiyeti, duygu yoğunluğu, bu toprağın melodilerine duyduğu bağlılıkla birleşen evrensel tınılarla, son derece etkileyici bir müzik ziyafeti sunuyor bize son albümünde.
Albümü defalarca dinledim. Gerçekten, mükemmel. Tam usta işi olmuş. Birlikte çalışmaktan ayrıca zevk aldığım sevgili Serdar Öztop'a bu sıcak ve içten albüm için teşekkür ediyorum. Umut ve haykırış dolu bir albüm.



Re: Virtuözler Buluþmasý (Puan: 1)
Gönderen: anten Tarih: 21.03.2006 Saat: 20:07
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
iyi bir gitarist olduğu gerçekten ortada davulcusu benim hemşehrim heheh kıklareli gökçeye selamlar...serdar iyi gidiyo aynı yolda devam......


Klavye.Net webhosting, domain, reseller, dedicated server, php, mysql çözümleri
TurkRock.Com yönetimi ile iletişime geçmek için tıklayınız..

TurkRock.Com web barındırma hizmeti Klavye.Net Internet Hizmetleri tarafından sağlanmaktadır.

TurkRock.Com üyeleri ve yöneticileri ile sohbet etmek için chat sunucumuz irc.turkrock.com'a girebilirsiniz.

Sayfa Üretimi: 0.37 Saniye