Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.
doğrusunu söylemek gerikirse yazın çok çok uzun bilmediğim kelimeler bunların anlamları derken. ya bu yukarıda ne yazmıştı diyorum. mümkünse yazılarını biraz özet olarak ve herkesin anlayabileceği bir şekilde yazarsan çok çok daha iyi olur senin bu şekilde yazdığın şeylere benim cevap vermem biraz zor. lütfen biraz özet. eğer öyle olursa bu konu sadece ikimizin arasında devam etmez daha çok kişi okur ve konuya katılır. bu şekilde yazdığın şeyleri forumlarda gezenlerin ancak %5' i falan okuyordur tahminimce.kusura bakma gene matematik kullandım ama
şimdi sorumu tekrarlıyorum. evrim teorisinin doğru varsayılması için arageçiş dönemleri olmuştur. bunlar çok çok yavaş ilerlemiş ve birsürü ara karakter oluşmuştur. bunların olması demek arageçiş fosillerinin normal(ara geçiş olmayan) fosillerin bilmem kaç katı kadar olması gerekiyor. ama bir türlü bulunamıyor bu şekilde fosiller.
bir de bu fosillerle ilgili örnek vereyim.
sanırım birkaç sene evvel okuduğum bir yazı vardı. şu an bulamadım kendilerini. orada bir arageçiş fosili olarak nitelendirilen balığın akciğer benzeri bir organı olduğu düşünülüyordu. fosilin kaç milyon yıllık olduğunu hatırlamıyorum. halbuki bu fosilin ara geçiş fosili olmadığı anlasıldı. nasılmı bu fosildeki balığın aynısını 5 ila 10 sene önce balıkçılar yakalamış. balik aşağı yukarı 150-200 metre derinlikte yaşıyormuş ve sorun neydi neden yüzeye çıkmış tam hatırlayamıyorum. yüzeye çıktığı zaman da balıkçılar yakalamış. ve akciğere benziyor denilen organ da balığın basıncı ayarlamasına yarayan kıkırdak dokudan başka birşey değilmiş. yakalanan bu balıkla fosil arasında hiç bir fark olmadığıda anlaşılmış. bu zamana kadar bu balığın bulunmamasının nedeni de dediğim gibi balığın çok derinlerde yaşamasıymış.
Bulunamayan fosiller denildiğinde evrim süreci yukarıdada değinildiği üzere lineer bir şekilde ilerlemiş olarak kabul edildiği için o tarz bir yorum yapılıyor.
Bununla kastedilende "Bu “evrim”den, tüm sıçramalar, ani değişimler ve devrimci dönüşümler elenmiştir. Bu anti-diyalektik bakış açısı, günümüze dek bilimin tepesinde sallanıp durdu. “Batı düşüncesinin derinlere kök salmış bir eğilimi, hepimizi, süreklilik ve tedrici değişim arayışına şartlandırır” diyor Gould. (yani yanlış olana)"
Şimdi bide şöyle değineyim;
"Mevcut fosil kayıtları boşluklarla doludur. Bu kayıtlar uzun vadeli eğilimleri açığa vurur, fakat aynı zamanda oldukça kesik kesiktirler. Darwin, bu kesikliklerin kayıtlardaki boşluklardan kaynaklandığına inanmıştı. Kayıp parçalar bir kez keşfedildiğinde, doğal dünyanın tedrici düzgün bir evrimi açığa çıkmış olacaktı." Acaba öyle mi?
değil çünkü;
"Tedricilik yaklaşımına karşı palaeontolog Niles Eldredge ve Stephen Jay Gould, fosil kayıtlarının düşünüldüğü kadar tamamlanmamış olmadığını öneren ve kesintili denge olarak adlandırılan bir evrim teorisi ortaya attılar. Boşluklar gerçekte olan biteni, yani evrimin, uzun sakin ve tedrici gelişme dönemleriyle kesilen, sıçramalar ve atlamalarla işlediğini yansıtıyordu."
ve yine ;
“Yaşamın tarihi bir gelişim sürekliliği değildir, tersine kısa ve kimi zaman jeolojik açıdan ani, kitlesel tükeniş ve bunu takip eden çeşitlenme dönemleriyle kesiklilikler gösteren bir tarihtir” der Gould. Tedrici bir değişimden ziyade, “modern çok hücreli hayvanların fosil kayıtlarında ilk belirişi yaklaşık 570 milyon yıl öncedir ve bu uzun bir kreşendoyla değil bir patlamayla kendisini gösterir. Bu «Kambriyen patlama», modern hayvanların neredeyse tüm büyük gruplarının ortaya çıkışını (en azından doğrudan kanıt olarak) müjdeler; ve tüm bunlar, jeolojik olarak bakarsak, birkaç milyon yıllık küçücük bir zaman diliminde gerçekleşir.”
Kambriyen patlama dönemleri ise;
"Fosil kayıtları, altı büyük kitlesel tükenişi gösteriyor; ilk ikisi, Kambriyen zamanın başında ve sonunda (sırasıyla 600 milyon ve 500 milyon yıl önce), diğerleri de Devonyen (345 milyon yıl önce), Permiyen (225 milyon yıl önce), Triyas (180 milyon yıl önce) ve Kretas (63 milyon yıl önce) zamanların sonunda."
bu kambriyen devri 520 milyon yıl önce (ben yanlış hatırlamıyorsam. sen 570 yazmışsın.) başlayıp toplam 10 milyon yıl gibi kısa bi süre içinde bittiği söyleniyor. Bu dönemden önceki fosillere bakarsak sadece tek hücreli ve birkaçta çok başıt çok hücreli olanlar dışında hiçbir canlı izine neyin rastlanmamıştır.Kambriyen devri gibi son derece kısa bir dönem içinde ise bütün hayvan filumları, tek bir eksik bile olmadan bir anda ortaya çıkmışlardır.sonraki dönemlerde ise balıklar böcekler, sürüngenler,vs... ve bunların alt grupları hep aniden çıkmıştır. hiçbir ataları olmadan yani.
Bu durum, evrim teorisinin temel iddiası olan "uzun zaman içinde tesadüfler yoluyla kademe kademe(tedrici) gelişim" kavramını yıkmıştır.
bunun için bir alıntı daha yapsam hiç fena olmayacak.Evrimci bir fosil bilimcisi Mark Czarnecki demişki:
Teoriyi (evrimi) ispatlamanın önündeki büyük bir engel, her zaman için fosil kayıtları olmuştur. Bu kayıtlar hiçbir zaman için Darwin'in varsaydığı ara formların izlerini ortaya koymamıştır. Türler aniden oluşurlar ve yine aniden yok olurlar. Ve bu beklenmedik durum, türlerin yaratıldığını savunan argümana destek sağlamıştır
Bütün seriyi, akrabaları bir arada nasıl bulsunlar? Birçok yeni fosil bulundu ve bulunmaya da devam ediyor. Zamanla evrim teorisindeki fosil açıkları kapanacak. Ayrıca evrimin belli bir hızı yoktur benim bildiğime göre. Evrim için milyonlarca yıla ihtiyaç var. Zaten Kambriyen Patlaması'ndan sonra 25 milyon yıl içinde hepsi ortaya çıktı. Bence bu soru gereksiz. _________________ http://www.mansonfan.net/ http://www.slipknotfan.net/ açıldı!
Kayıt: Dec 14, 2004 Mesajlar: 490 Nerden: Euphor gezegeninden
Tarih: Çrş 19.01.2005 10:59 Mesaj konusu:
merhaba,
Tonla yazı yazmışsınız. Çoğu fosil bulgular üzerine.
Bence bu fosil hikayeleri tam bir palavra. Paleontoloji eğlencelik bir bilim.
"Noel baba ya inanırmısın ?"diye sorsam.
Bu sözde bilime aynı yanıtı verirdiniz!
Şimdi müzeler dolusu diplodokus,prontozor,mamut,t-rex..vs var.
İnsan evrimiyle ilgili fosil kafa tasları gösteren bir siteye girdim. İki kemik var, büyük bir kısmı macunla birleştirilmiş. Buda kanıt mı şimdi.?
hoşçakalın
Hahaha süper ya actarus güzelim tartışmanın orta yerine pislemiş ama kimse umursamamış, çok güldüm
Bari ben sana cevap yazayım actarusçum çok yalnız kaşmışsın sen. Ben evrime inanmıyorum ama bir güç var yani. Bu doğa da olabilir. Senden de çok pis negatif elektrik aldım. Ama son söz annemindir, o ne derse o olur. Evrim var derse kabul ederim. İlkel primatlar bizi terkettikten sonra annem bize hem anne hem primat oldu. _________________ http://www.dark-abyss.org
actarus ;
Bilim adamlarını değilde fırıncı Mehmet ustayı mı dayanak almalıydık? Bilimsel veriler aktarıyorum, en yararlı elçilik bu olsa gerek. Ayrıca iki taraflı tartışma içeriyor yazışmalar.
senin eline 52'lik bir deste veriyorum. bu desteyi karıştır . öyle bir karıştır ki kupalar maçalar vs. hepsi sıralı bir şekilde (1,2,3,4,... gibi) hale gelsin. böyle bir olayın olması imkansıza yakındır. ve imkansıza yakın şeyler bence akla yatkın değildir.
Peki ben senin eline 52lik bir deste vereyim, senin gibi dünya üzerindeki milyarlarca insanın her birine o desteden birer tane vereyim. Hepiniz karıştırmaya başlayın ve bunu milyonlarca yıl devam ettirin. İçinizden herhangi birinin 1 an için 52 kartı sıralı hale getirme ihtimali de imkansıza yakın mı görünüyor? Yani 6 milyar insan, mesela 1 milyon yıl boyunca karıştırsa? Tabi iskambil kartlarının da belli bir sıraya geldiklerinde bir yapı oluşturmadığını da eklemek isterim. Yani floş royal şeklinde dizildiğinde karıştırırken o kartlar bir daha ayrılmıyor olsaydı artık 52 ayrı seçenek kalmazdı elinde. _________________ http://www.dark-abyss.org
Peki ben senin eline 52lik bir deste vereyim, senin gibi dünya üzerindeki milyarlarca insanın her birine o desteden birer tane vereyim. Hepiniz karıştırmaya başlayın ve bunu milyonlarca yıl devam ettirin. İçinizden herhangi birinin 1 an için 52 kartı sıralı hale getirme ihtimali de imkansıza yakın mı görünüyor?
evet iCe aynen imkansıza yakındır.bir insanın bir desteyi sonsuza kadar karıştırması ile 6 milyar insanın 6 milyar desteyi 1 milyon yıl karıştırması o olayın gerçekleşmesi için aynı olasılığa sahiptir.lütfen bu konuyu daha fazla uzatmayalım olmaz mı? çünkü konuyla biraz alakasız kaçıyo. verdiğim örneğin biraz yanlış kaçtığını kabul ediyorum.
şimdi -PRaXiS- kusura bakma bende bir anlama kıtlığı olabilir. daha öncede söyledim şey arageçiş fosilleri yok. arageçiş fosili diye öne sürülenlerde bi süre sonra literatürden çıkıyo. şimdi bu arageçiş fosilleri hiç mi olmadı, oldu da henüz bulunamadımı. zamanla bu fosil açıkları grinderin dediği gibi kapanacakmı. bir kaç küçük cümleyle net bir cevap lütfen
gnfnrs ; Arageçiş fosilleri fenomeni; Darwin'in türler arası farkllıkların o denli olamayacağını benimsemesi ve evrimi tedrici, lineer yani ani değişimler, sıçramalar, dönüşümler olmadan kavraması ve bu paradigmayla hareket ederek farklılıkları kapatmak için arageçiş fosilleri aramaya yönelmesidir.
Bu farklılıklara: boşluk, arageçiş fosilleri denmeside bundan ötürüdür.
Oysa farklılıkların oluşumuna sebep olarak kısa süreli gelişimler, kitlesel tükenişler, ani sıçramalar, çeşitlenme dönemlerinin kesintililiği bunlarla paralel kambriyen patlamalardır. (Teoriyi palaeontolog Niles Eldredge ve Stephen Jay Gould geliştirmiştir.)
Niles Eldredge ve Stephen Jay Gould bu iki bilim adamı darwinin teorisinin yablış yerlerini düzelti ve teoriyi geliştirdi diyelim eyvallah. o zaman şimdide bunların sunduğu teoriye bakalım biraz olmaz mı?
bu ikilinin geliştirdiği teoriye "kesintiye uyramış denge" deniyor kısaca. şimdi bu konuyu biraz açalım.
şimdi bunların savunduğu görüş şöyle dile getiriliyor:
Sıçramalı evrim teorisi, bugünkü haliyle, canlı popülasyonlarının çok uzun süreler boyunca değişim göstermediklerini, bir tür "denge" (equilibrium) durumunda kaldıklarını kabul eder. Bu iddiaya göre evrimsel değişiklikler, çok kısa zaman aralıklarında ve çok dar popülasyonlar içinde gerçekleşir. (Denge, kesintiye, yani "punctuation"a uğratılır.) Popülasyon çok dar olduğu için büyük mutasyonlar çok kısa sürede doğal seleksiyon tarafından seçilir ve böylece yeni tür oluşumu sağlanır.
Bir de örnek verelim.Bu teoriye göre, örneğin bir sürüngen türü milyonlarca yıl boyunca hiçbir değişikliğe uğramadan yaşamını sürdürür. Ancak bu sürüngen türünün içinden bir şekilde ayrılan az sayıdaki bir grup sürüngen, nedeni açıklanamayan bir seri yoğun mutasyona maruz kalır. Bu mutasyonların avantaj sağlayanları bu dar grup içinde hızlı bir biçimde seçilir. Grup hızla evrimleşir ve kısa sürede bir başka sürüngen türüne, hatta belki de memelilere dönüşür. Tüm bu süreç çok hızlı olduğu ve dar bir popülasyonda gerçekleştiği için de, geriye çok az fosil izi kalır, belki hiç kalmaz.
Biraz dikkat edrsek, aslında bu teori, "geride fosil izi bırakmayacak kadar hızlı bir evrim süreci nasıl hayal edilebilir" sorusuna cevap geliştirmek için ortaya atılmıştır.
Kayıt: Dec 14, 2004 Mesajlar: 490 Nerden: Euphor gezegeninden
Tarih: Çrş 19.01.2005 20:50 Mesaj konusu:
İce,
Senden pozitif elektrik aldım. Bilinmezdir neden!
Ortalığı pisletme konusunda belki hakklısın.
Amacım pisletmek değildi.
Astroloji, ufo lara inanan birçok insan var.
Noel baba 'ya inanan çocuklarda var, biliyorum.
Sabah, yatağımda hediyelerle uyansaydım bende inanırdım.
Bu inançlara saygı duymak gerek herhalde.
Evet, şimdide Niles Eldredge ve Stephen Jay Gould kişilerinin sunduğu kesintili denge teorisinin sorunlu olan yerine bakalım.
"Dawkins, “gerçek” Darvinci tedricilik ile “kesintili denge” arasında çok az bir fark olduğunu söyler: “Kesintili denge teorisi, her ne kadar göreli kısa tedrici evrim patlamalarının arasına giren uzun denge dönemlerini vurgulasa bile, yine de eksik bir teoridir. Gould, retoriksel vurgularıyla kendi kendini yanıltmıştır…
Dawkins, “Kesintili dengeciler, bu durumda, aslında Darwin ya da herhangi bir Darvinci kadar tedricilik yanlısıdırlar; yaptıkları tek şey tedrici evrimin hamleleri arasına uzun durgunluk dönemleri sokmaktır.” Fakat bu tâli bir farklılık değil, tersine meselenin özüdür. Darvinciliğin zayıflığını eleştirmek, onun eşsiz katkısını zayıflatmak değil, onu gerçek değişim anlayışıyla sentezlemektir. Doğal evrimin açıklanmasına Darwin’in yaptığı tarihi katkının bütünüyle tamamlanabilmesi ancak bu şekilde mümkün olur. Gould’un haklı olarak belirttiği gibi, “Modern evrim teorisi tedrici değişimi gerektirmez. Aslında, Darvinci süreçlerin işleyişi fosil kayıtlarında gördüğümüz şeye boyun eğmek zorundadır. Reddetmemiz gereken şey tedriciliktir, Darvincilik değil.”
Gould’un argümanının temel dürtüsü kuşkusuz doğrudur. Asıl sorunlu olan nokta, evrimin içsel bir ilerleyiş üzerinden hareket etmediği düşüncesidir.
Oysa, evrimin, daha aşağı organizmalardan daha yüksek olanlara doğru, en karmaşık görevleri yerine getirebilen büyük beyinli insan varlığına yol açarak, daha büyük bir karmaşıklıkla sonuçlanması, onun ilerici karakterinin kanıtıdır. Gould’un haklı olarak iddia ettiği gibi, bu, evrimin lineer şekilde yükselen bir çizgi üzerinde gerçekleştiği anlamına gelmez; evrimin genel ilerleyişi içerisinde, kopuşlar, gerilemeler ve duraklamalar vardır. Doğal seleksiyon, çevresel değişikliklere (yerel karakterde de olsa) yanıt olarak gerçekleşse bile, yine de daha büyük bir karmaşıklığa sahip yaşam formlarına yol açmıştır. Belli türler kendi çevrelerine uyum sağlamışlar ve bu biçimleriyle milyonlarca yıl varolagelmişlerdir. Diğer türlerse, daha gelişmiş örneklerle girdikleri rekabeti kaybetmiş ve soyları tükenmiştir. Geçen 3,5 milyar yıllık yaşamın evriminin kanıtıdır bu.
Geçen 3,5 milyar yıllık evrimin yalnızca değişim değil, aynı zamanda, basit formlardan daha karmaşık canlı sistemlere geçen gerçek bir gelişim anlamına geldiğini kabul etmek için, insanı evrimin en yüksek noktası olarak gören eski tek yanlı bakış açısına geri dönmek gerekmiyor. Fosil kayıtları bunun tanığıdır. Örneğin, yaklaşık olarak 230 milyon yıl önce, memelilerin sürüngenlerden evrilmesiyle birlikte ortalama beyin boyutlarındaki dramatik artış. Aynı şekilde, insanların ortaya çıkmasıyla beyin boyutlarında nitel bir sıçrama olmuştur ve bu da düzgün bir nicel süreç olarak değil, bir dizi sıçrama olarak gerçekleşmiştir; Homo habilis, Homo erectus, Homo neanderthalensis ve nihayet, belirleyici dönüm noktasını temsil eden Homo sapiens."
Dawkins de kesintili denge teorisindeki kısmi tedriciliği eleyerek evrim teorisine katkı sağlayıp geliştirmiştir.
Hızlı bir evrim süreci hayal edilmiyor. Senin verdiğin örnekteki gibi fazlaca karmaşık organizmaların evrimi açıklanabiliyor. Buna örnek olarak yukarıdaki yazıda beyin organı gösterilmiştir.
Astroloji hakkında bilgi almak isteyenler http://www.halukakcam.com/ sitesine girsinler. Astroloji de bir bilimdir.
Ayrıca müzelerde iskeletler genellikle insanlar korkmasın diye değiştirilir. Değiştirilebilmesi için de kafanın çok yamulmuş olması falan gerekir. Ama evrimle ilgili buluntuların değiştirilebileceğini hiç sanmıyorum. Ben de resimlerini çok gördüm. _________________ http://www.mansonfan.net/ http://www.slipknotfan.net/ açıldı!
Peki ben senin eline 52lik bir deste vereyim, senin gibi dünya üzerindeki milyarlarca insanın her birine o desteden birer tane vereyim. Hepiniz karıştırmaya başlayın ve bunu milyonlarca yıl devam ettirin. İçinizden herhangi birinin 1 an için 52 kartı sıralı hale getirme ihtimali de imkansıza yakın mı görünüyor?
evet iCe aynen imkansıza yakındır.bir insanın bir desteyi sonsuza kadar karıştırması ile 6 milyar insanın 6 milyar desteyi 1 milyon yıl karıştırması o olayın gerçekleşmesi için aynı olasılığa sahiptir.lütfen bu konuyu daha fazla uzatmayalım olmaz mı? çünkü konuyla biraz alakasız kaçıyo. verdiğim örneğin biraz yanlış kaçtığını kabul ediyorum.
şimdi -PRaXiS- kusura bakma bende bir anlama kıtlığı olabilir. daha öncede söyledim şey arageçiş fosilleri yok. arageçiş fosili diye öne sürülenlerde bi süre sonra literatürden çıkıyo. şimdi bu arageçiş fosilleri hiç mi olmadı, oldu da henüz bulunamadımı. zamanla bu fosil açıkları grinderin dediği gibi kapanacakmı. bir kaç küçük cümleyle net bir cevap lütfen
gnfnrs aynı ihtimal söz konusudur ancak matematik hakkında pek bi fikrin olmadan konuşuyorsun sanırım.Sana anlaman açısından daha basit açıklayayım.Elinde bir para var bunu havaya atıyorsun.İlk atışındada bir milyonuncu atışındada tura gelme ihtimali aynı ve 1/2'dir.ancak sence parayı bir kere mi atarsan en azından bir tura gelme ihtimali daha yüksek olur bir milyon kere atarsan mı?
Evrimi olasılık hesaplarıyla ispatlamak Harun Yahyacılık (Motorcu Adnan Hocanın ta kendisidir) oynamakla birebirdir. Kendisinin el işi, kes yapıştır kabiliyeti çok yüsektir
Evrimi biz var olduğumuz için kabul ediyoruz en büyük kanıt da budur. Ya da şöyle diyelim bazı insanlar evrim ya da dünyanın eğikliği, konumu ile ilgili özellikleri "dini kelime anlamıyla" olağanüstü kabul edip aklın yolu birdir diye bir de karşıdaki inanmayan ya da gerçekten akıllı bilgili insanı tahrik ederler.Sevgili arkadaşlarım akıllı olun dünyanın o konumu o eğikliği uygun olduğu için canlı yaşama elverişliydi ve canlılar meydana geldi. Biz var olduğumuz için gezegenin konumu güneşe göre ayarlanmadı güneşe konumu müsait olduğu için biz var olduk.Ancak bu konum, eğiklik elverişli olmasa ve biz olsak o zamam yaratıcıdan bahsedebiliriz.
Ayrıca evrim bir çok değişle sadece gözden, kemikten ibaret değildir. Sıçramalar olması için tanrısal bir güce ihtiyaç yoktur. Örneğin metamorfozu ele alalım aynı DNA ile bir canlı 1-4 arası şekilde görülebilir bu genin ne tarafının " anlatım " çalıştığıyla ilgilidir. Bu demek oluyor ki canlı evrimi çok daha geniş bir kavramdır, dış müdaheleye gerek yoktur. Örneğin lohusa dönemi: memelilerde özellikle insan embriyosunda bir omurgalının evrimi hızlı bir biçimde gözlenebiliyor hatta tek hücreliden başlayarak.
Tek hücre(sperm + yumurta = çekirdek kaynaşması) -> 2-4-16-32-64-128 şeklinde oluşan hücre grupları -> Doku benzeri yapılar-> Sephalochordata " kafadan omurgalı embiryo" -> Nörochordata " ilkel omurgalılardan bize kadar uzanan zincir" -> solungaçlı embiryo (balık gibi) ; kurbağa gibi akciğer ve solungaçın bir arada bulunması - sürüngen gibi kuruk gözleniyor -> burada kuş ve memeli sürüngenden evrimleştiği için ne yazık ki kuş olamıyoruz.
Ve ayrıca genetik olarak bir fare bile insana o kadar çok benziyor ki ancak çok küçük bir kısmı farklı ve bizi insan yapıyor. Yani bu insan embriyosunda DNA'nın farklı yerlerinin çalıştırılabilmesi başarılırsa insan embiryosundan bir fare oluşturulabileceği anlamına gelir. Farede olup bizde olmayan genler sorun yaratabilir ama bütün omurgalıları ele alırsak bu genler birinde var ise diğerinde yoktur bir diğerinde mevcuttur ama toplamda birbirini neredeyse tamamlarlar.
Eğer;bütün canlılar bir yaratıcıdan geliyorsa ve farklı farklı yaratılmış ise bu benzerlik niyedir arkadaşlar ? Yüce Yaratıcının canı istemiş demeyin bana sakın...
Hiç bir şeyi olasılıkla hesaplamaya çalışmıyorum. Gördüğüm mantık hatalarını düzeltmeye çalışıyorum sadece. Ben bir fikir öne sürmedim dikkat edersen _________________ http://www.dark-abyss.org
Zaten sana demedim ki iCe ilk önce bu olasılığı hesaplayıp olanaksız olduğunu söyleyene ve bu fikri kabul edenlere dedim senin bu hesaplama yapılsa bile evrimin doğru olabileceğini savunduğunu biliyorum forumu okudum
Ayrıca şu aminoasit oluşma saçmalığına bir daha deyineyim. Moleküller olasılık hesaplarına göre bir araya gelmezler. Moleküller oluşurken atomların çekim kuvvetleri , é dizilişleri, çekirdek kütleleri molekülü oluşturacak iki ve daha çok atoma özgü bir kararlılık belirler. Molekülün oluşma şansı bakınız olasılık demiyorum buna bağlıdır ve tabi ki de molekülün ömrü de bu kararlılığın gücüne bağlıdır. Sonuç olarak aminoasitler, organik bazlar (DNA ve RNAlar) çok kararlı yapıdadırlar (aslında proteinler de çok kararlıdırlar ancak proteinler ilk yapılarıyla kullanılmazlar "konformasyonlar" şekil değişiklikleri geçirerek canlı metabolizmada iş görürler, bozulan protein değil konformasyondur bu konformasyon bozuldumu protein kullanışsız hale gelir o yüzden çabuk bozulduğu söylene gelir) bu da bu moleküllerin oluşması için olasılık hesapları yaparak imkansız olduğunu iddia etmemizin saçma olduğunu gösterir, bu moleküller kararlı olduklarından oluşma eğilimindedirler.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız