Pragmatizm

'Forum Meydanı' forumunda morgaine tarafından 6 Temmuz 2008 tarihinde açılan konu

  1. Faydacılık ya da Pragmatizm hem iyinin teorisi hem de doğrunun teorisidir. İyinin teorisi olarak faydacılık refahcıdır (welfarist). İyi en fazla faydayı sağlayandır ve burada fayda zevk, tatmin veya bir nesnel değerler listesine göre tanımlanır. Bir doğru teorisi olarak ise faydacılık neticecidir. Doğru hareket en yüksek faydayı verendir.

    Faydacılık ilk olarak 18. yüzyıl İngiltere'sinde Jeremy Bentham ve diğerleri tarafından öne sürülmüştür. Fakat Epikür (Aipikuros) gibi antik Yunan filozoflarına kadar geri gidilebilir. İlk kez ortaya atıldığında iyi en fazla insana en fazla mutluluğu getiren şey olarak tanımlanmıştı. Ancak daha sonra Bentham iki farklı ve birbiri ile çelişme potansiyeli olan kavram içerdiğinden birinci kısmı atıp sadece “en büyük mutluluk prensibi” demiştir.

    Hem Bentham'ın hem de Epikür'ün formulasyonu hedonistik nedenselliğin farklı tipleri olarak düşünülebilir çünkü hareketlerin doğruluğunu sebep oldukları mutluluğa göre ölçüyorlardı ve mutluluğu zevkle tanımlıyorlardı. Ancak Bentham'ın formulasyonu ferdi olmayan bir hedonizmdi. Epikür'ün kişiyi en mutlu eden şeyi yapmasını tavsiye etmesine karşılık Bentham herkesi en mutlu yapacak şeyi yapmayı uygun görüyordu.

    John Stuart Mill "Utilitarianism" isminde ünlü (ve kısa) bir kitap yazmıştır. Mill bir faydacı olmasına rağmen bütün zevklerin aynı değerde olmadığını ileri sürmüştür. “Mutsuz bir Sokrat (Sokrates) olmak mutlu bir domuz olmaktan yeğdir” sözü bu görüşünü anlatır.

    Faydacılığı eleştirenler bu görüşün birkaç problemi olduğunu söylemişlerdir. Bunlardan biri değişik insanların faydalarının karşılaştırılmasının zorluğudur. İlk faydacıların çoğu mutluluğun felisifik hesap ile sayısal olarak ölçülebilip karşılaştırılabileceğine inanıyorlardı ama pratikte bu hiçbir zaman yapılamadı. Değişik insanların mutluluğunun kıyaslanmasının sadece pratikte değil prensipte de mümkün olmayacağı ileri sürülmüştür. Faydacılığın savunucuları bu problemin iki kötü seçenek arasında karar vermek zorunda kalan herkesin karşılaşabileceği bir problem olduğunu söyleyerek karşılık vermişlerdir. Bir milyar insanın ölmesiyle bir kişinin ölmesinin aynı derecede kötü olduğunu söyleyemiyorsanız bu problemi utilitaryanizmi red etmek için kullanamazsınız demişlerdir.

    Faydacılık sağduyu ile çeliştiği için de eleştirilmiştir. Örneğin kişi kendi çocuğunun hayatı ile iki yabancının hayatını kurtarmak arasında seçim yapmak zorunda kaldığında kendi çocuğunu kurtarmayı seçecektir. Ama faydacılar iki yabancıyı kurtarmanın gelecekte daha fazla potansiyel mutluluğa sebebiyet vereceğinden tersini tercih etmeyi destekleyeceklerdir.

    Daniel Dennett kararlarımızı yönlendirmek için faydacılığın kullanmasının sınırlarını belirlemek için Three Mile adasını örnek olarak kullanır. Bu nükleer santraldaki kaza iyi mi yoksa kötü bir şey miydi? Bu kaza birçok kişi tarafından nükleer enerji politikasına yaptığı etkiler yüzünden yararlı olarak görülmekteydi. (neticede Çernobil kadar kötü bir kaza değildi). Dennett faydacılık açısından tüm kanıtları tartıp bir karara varmak için hâlâ daha erken (aradan geçen 20 yıla rağmen) olduğunu söylemektedir.

    Burada söz edilen sıkıntılardan kurtulmak için faydacılığın değişik çeşitleri ortaya atılmıştır. Faydacılığın geleneksel şekli en fazla fayda getiren hareket en iyi harekettir diyen hareket faydacılığıdır. Buna alternatif ise en iyi hareket en fazla faydayı sağlayacak kuralın emrettiği harekettir diyen kural faydacılığıdır.

    Örneğin bir kişi yalan söylerse en fazla faydayı elde edeceği bir durumda olsun. Hareket faydacılığına göre en doğru hareket yalan söylemektir. Ama genel kural olarak doğruyu söylemek o kişiye daha fazla fayda sağlayacağını kabul edersek kural faydacılığı açısından doğruyu söylemek gerekmektedir.
    not:alıntıdır.


    İlgimi çeken bu felsefe dalı hakkında görüşleri olan varsa paylaşmasını isterim.çünkü pragmatizm esasında adı gibi insanlık adına faydalı olabılecek akım.yani her zaman iyi olan faydalı olanın savunulması iyi bişey olsa gerek.
    günlük yaşamda her zman olumsuz sonuçlardan fayda çıkarmaya çalışan biri olarak pragmatist miyim neyim?
     
  2. Pragmatizm felsefi tartışma açısından çok iyi bir konudur, ama maalesef en yanlış anlaşılan konulardan biridir de aynı zamanda.

    Felsefe derslerinde hocalar kalıplaşmış örnekler verirler.

    "Gemi battı, kurtulanlar bir sandala bindi ama bir kişi sandaldan atılmazsa sandal da batacak...atar mıydın?" Mantıken evet dersiniz ve arkasından hoca ekler "Attığın kişinin adı Mustafa Kemal'di" diye..

    Pragmatist tartışmalarda asıl sorun iki seçenek arasında kalma (dilemma) değil de "geleceğin hesaplanabilir olup olmaması" sorunudur.

    Örneğin AIDS hastalığını ortadan kaldırmanın bir yolu, bütün hastaları öldürmektir. Peki pragmatist açıdan bu doğru mu? Farklı bakış açıları olabilir , ben şimdi bir tarafı savunacağım , bunun doğru olduğunu..

    Argüman şu şekilde ortaya konabilir:

    Pragmatist : Çözümü olmayan bu hastalığı ortadan kaldırınca , dünya çok daha iyi bir yer haline gelir.

    Karşıt görüş: 1.Onca aids hastası insanın akrabaları gerçekten çok üzülecek.
    2. Sen bütün aids hastalarını tedavi ettikten sonra , aids'in çözümünü belki 10 sene sonra bulcaksın. O zaman onca ölüm boşa gidecek.

    Pragmatist: 1.Akrabaları üzülebilir ama 3 kuşak sonrası bunu hatırlamayacak, bilmeyecekler bile.
    2.Aids ortadan kalkınca , tedavi aranma süreci de ortadan kalkacağı için çözüm de bulunmayacak. Üstelik Aids'in çözümü için her sene milyarlarca dolar harcanıyor , bu parayla çok daha fazla insan iyi bir yaşama sahip olabilir.

    Devletler genel olarak teoride pragmatist olmak zorundadır. Peki gerçekten pragmatist bir devlet anlayışı düşünebiliyor musunuz? Sizce "çoğunluğun iyiliği için azınlığı feda edecek" ve de düzgün işleyecek bir devlet politikası mümkün mü?
     
  3. insan sayısının fazlalığı nasıl bir faydadır ?
     

Bu Sayfayı Paylaş