Toplum Ahlakı

'Forum Meydanı' forumunda 1000mirrors tarafından 19 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. Bu kategori içinde tartışılacak çok alt konu var,
    Kadın cinselliğine bir çok yazıyla değindik, günümüzde bunun dışında eşcinsellik, alkolizm, (burada forum kuralları gereği tartışmamanın daha faydalı olacağı) uyuşturucu kullanımı, din, para gibi bir çok konu günümüzde insanlar tarafından tartışılıyor.
    Toplumsal kurallara göre yaşayan birine göre soruların cevapları çok basit.
    -bir erkekle kadın evlilik dışı ilişki kurduğu zaman, kadın küçümsenir, erkek ise sadece göstermelik tepkiyle karşılaşıp el altından teşvik edilir.
    -bir eşcinsel aşağılanır, diğeriyse şaşırtıcı bir şekilde 'bülent ersoy fenomeninde olduğu gibi ya da zeki müren' baş tacı edilir
    -alkol kullanmak ayıp ve zararlıdır, ama hiç alkol kullanmayana da ' ne kadar hıyar adammış' denir
    -cinsel ilişkinin üreme sağlamayan her türü ayıptır, ama prezervatifleri kimse ayıplamaz
    -para peşinde koşturmak zayıflık gibi algılanır ama son model lüks bir arabaya bindiğiniz zaman saygı görürsünüz, lüks bir eviniz varsa misafir sıkıntınız olmaz
    -fuhuş ayıptır ama hayatında fuhuş yapmamış erkek kaç tane var belki %1' in altında
    -kimse kimseye saldırmamalıdır, şiddet iğrençtir ama herkesin hayran kaldığı erkekler en kabadayı olanlardır

    uzun lafın kısası, uç örnekler dışında toplumda ayıplanan ne varsa bunu onaylanan biçimlerde yapmayı başardığınızda mutlaka alkış alırsınız. Toplum ahlak kurallarını yaratır, bunlara uymamayı başaranıysa baş tacı eder.
     
  2. İnsanın, artık, doğal düşmanı mevcut değil. Çünkü 'doğa' dediğimiz şey artık kendi yaratılarımız olmaya başladı: sentetik yapılar hepsi de. Dolayısıyla, organik bir yapıyı tamamen sentetiğin içine yerleştirerek zaten çok garip bir kompleksimizi (kontrol manyaklığı) ifade ediyoruz sadece. Bu saatten sonra da doğayla barışabilmek namümkün, zira, artık insan kendisini tamamen ayrı (tabiri caiz ise 'uzaydan gelmiş') bir canlı türü olarak görmesi.

    Peki, bu çelişki nasıl kendisini ifade ediyor? Çok basit - hala, doğayı kontrol altına almaya başlangıcımızdan önceki davranışlarımızın geçerli olduğunu zannediyoruz. Ne kadın ne de erkek metalaştırdığı ögelerden vazgeçebilir vaziyette: toplum ise, para, çarpık ve ikiyüzlü ahlak, hurafe, Vahabi adetleri, anlamadığını ve hoşlanmadığını yok etme çabası içinde boğulup gidiyor. Zira, nedendir bilmem, kaybetmeye dayanamıyoruz - içimizde bir hırs var, hep kazanmak, hep kazanmak isteyen bir canlı türüne dönüşür olduk. Kaybetmenin, kaybedeceğini bilerek oynamanın ahlakına inananlar çok az kaldı; toplumsalcılık denebilecek olgu, ikiyüzlü bir bireyselciliğe doğru dönüşüm yaşadı ve öyle kaldı.

    Bu genel geçer yorumlardan sonra, sevgili 1000mirrors'ın yazdığı noktalara değineceğim tek tek.

    Aslında, erkek o göstermelik tepkiyle bile karşılaşmaz zamanın yüzde doksan dokuzu gibi bir oranda. Zira, erkek türü, Freud'cu bir bakış açısından bakarsak, metalarından vazgeçemez ve bu mevzubahis 'cinsel metaları' arasında, obje haline getirmekte direttiği 'kadın' mevcuttur (cümlede obje olarak kullandığım için mazur görün). Erkekler VE kadınlar, bu noktada, 'kim olursa olsun, tabiri caiz ise baştan çıkartmayı büyük başarı olarak görmek' hastalığından muzdaripler. Erkekler 'kız düşürmek' için bin takla atarken, kadınlar onlardan aşağı kalır bir tavır içerisinde değiller. Bu, tamamen, cinslerin daha insanlığın ilk dönemindeki mantığından kurtulamamış olması ile ilgili bir şey zannımca - erkek hala eti mağaraya getiren, hayvanı öldüren, kadına yan bakanı döven erkek; kadın hala en çok et getiren, en çok hayvan öldüren, kendisine yan bakanları en kötü döven erkeği kovalayan kadın.

    Eşcinselliğin bir cinsel 'kimlik' olabileceğini aklının kıyısına bile getirmeyen, 'normdan kopuş' olarak gören, 'günah' olarak gören bir toplumun herhalde daha büyük bir çelişkisi olamaz. Ama bunda, 'ünlü' bir kişinin 'görünmez dokunulmazlığının' da etkisi mevcut. Normal şartlarda bir eşcinselin aşağılanıp dışlanmasının sebebini, 'o' olmasına bağlarken, şarkı söyleyebilmesi sebebiyle baş tacı edilenlerin sebebini anlayabilmiş değilim hala... içinden çıkamayacağım kadar aptalca bir olgu: genel anlamda eşcinselliğin kabul edilmemesi de öyle... insan heteroseksüel olunca cinsel hayatı kimsenin umurunda değilken, hatta 'abi detay detay anlatıyor' diye şikayetler gelirken, eşcinsel olunca birden herkesin ortak mevzuu haline geliveriyor... insan değil mi, aptal olmamasını niye bekliyoruz hala?

    Aslında, bu noktada düzeltme yapmak ihtiyacı içerisindeyim: zira, hiç alkol kullanmayana 'ne kadar hıyar adammış' denmez:) ''Dinci mi bu, süt çocuğu mu bu, ezik mi bu'' gibi, daha çok kişinin dışlanacak yönlerinden ziyade aşağılanacak (ya da öyle görülen) yönlerine odaklı bir laf atma sistemi işler. Sadece kişinin alkol ile daha önce haşır neşir olmuş ve bünyesinin kaldıramadığını görmüş olması yeterli sebep değildir - hani, hala barbarız ya, savaştan dönüp tavernada eğleneceğiz ya, en çok alkol içen, en kaslı, en çok kişiyi kesmiş eleman doğal olarak en üst seviyede olacak...

    Aslında bu değişken bir kavram ve prezervatif benzeri doğum kontrol yönetmlerinin toplumlara sunulduğu ilk senelerde bu tip 'pasif direniş' görmek mümkün değildir. Halbükü, bilimin sunmak istediği iki şey vardır: tabiri caiz ise mantar gibi üremeyi ve doğal kaynakları aritmetik (ve karesi) hızlarda tüketmeyi kesmek, ve insanlığın doğal olarak varolan cinsellik içgüdüsünü sınırlamayı bititerek bir cinsel uyanış ve zihinsel devrim yaratmak: cinselliğe kanalize olmuş istek/içgüdüleri, vahşet ya da benzerleriyle 'değiş tokuş etmek' (Freud) gibi bir savunma mekanizmasına başvurmaya gerek kalmaması ve zorunlu evliliklere son vermek, fazlasıyla tramvatik bir deneyim olan kürtaja olan gereksinimi azaltmak. Ha, toplum bu sefer ne yaptı? Bekarete kafayı daha da taktı - dolayısıyla, prezervatifleri kimse ayıplamıyor olabilir, fakat objenin kullanılmış olmasına değil, objeyi kullanana odaklıyız bu konuda.

    Bu noktada bir düzeltme yapmak istiyorum - para peşinde koşmak zayıflık gibi algılanmamakta; zira, kapilasit ekonomik sistem, ihtiyaç duyulmayacak lüksler peşinde koşmayı, feci bir tüketim menalitesi ve ekonomik altyapı ile destekliyor. Para, artık yeni Tanrı. Sevgili 1000mirrors, şu günlerde esas para peşinde koşmayanlar ayıplanıyor, kafadan çatlak olarak algılanıyor... zira aptalız, insanlık gibi bir topluluk olarak aptalız hepimiz: Para, Yeni Tanrı ve Parası Olan Kişi, Yeni Peygamber. İnsanların para uğruna ne yapacağını şaşırdığı bir dönemdeyiz... o ekonomi bir çöksün, ben göreceğim hepinizi (kendim de dahil olmak üzere)

    Yukarıda yazdığım gibi; erkek ve cinsel metaları, ayrılmaz ikili... hala maymun menatalitesinden kurtulup da beynimizi olması gereken noktaya geri oturtamadık, keza:

    Çünkü, Roma'nın gladyatörleri icat etmesinin ardında yatan sebep (vahşet isteğini beslemek) hala geçerli, çünkü o kadar ''EZİK'' yaratıklarız. Evet, düşüncem budur: şiddete başvuran kişi, ancak ve ancak 'ezik' olabilir - zira, hoşlanmadığı her şeye saldıran, hoşlanmadığını anlamaya çalışmayan ve/veya bu şekilde hoşuna gitmeyen her şeyi boyunduruk altına alabileceğini zanneden kişi, tamamen bir kontrol kompleksinin kurbanıdır ve acınası bir kişiliktir. Lütfen, kendimizi kandırmayalım - ''Aha, sevgilime yan baktı, döveyim'', ''Laf attı, dalayım'', ''Tipini beğenmedim, döveyim'' gibi hala antik çağlardan kalma davranışlar içerisinde bulunmaya devam etmek, ancak gelişmemişliğimizin, olgunlaşmamışlığımızın göstergesidir.

    Evet, ''insan'' türünden nefret etmekteyim, soru ne ki?
     
  3. Goethe' nin Faust' una bir eleştirmenin getirdiği yorum vardı. Şöyle diyordu -biliyorsunuz bu eserde Faust ruhunu şeytana satma üzerine düşünür ya da daha doğru bir anlatımla satma üzerine iddiaya girerler- eleştirmen şöyle diyordu, Faust aslına bakarsanız insanlık tarihini anlatır. Çünkü tarihin her döneminde insan ruhunu bir şeyler için satmıştır. Goethe beni çok etkilemiş bir yazardır, bu yorumu duyduğumdan beri de, bir kaç yıl oldu, etrafımdaki insanları dikkatle gözlemliyorum. Arkadaş çevresinde, iş ortamında nereye baksam insanların bir şeyler için ruhunu sattığını demesemde ruhlarından bir parça kaybettiklerini görür gibi oluyorum. Peşinde koşulan kimi zaman para, kimi zaman başarı, kimi zaman ise salt zevk. Ve insanlar bunu yaparken bir rüya içinde gibi yaptıklarının farkında bile değiller. Çilekeşliği savunup maddiyata tamamen sırt dönülsün diyecek değilim ama, insandan olmasa da ben de bundan nefret ediyorum işte.
     
  4. Selam,

    Prezervatif evli çiftlerde kullanır...bunun ayıbı yoktur...
    Prezervatifi ayıp olduğu bir yer yok...şişirip, şakalaşmak için kullanabilir...
    haaa kızları becermek için kullanırlırsa o ayrı...
    onuda tespit etmek henüz mümkün değil...

    %1 in altında olan global olarak mı düşündünüz...yoksa Türkiye için mi?
    Türkiye açısından, aile yapımız ve dinimiz buna müsade etmemektedir...
    gençleri bu rezilliklerden korumak için erkenden evlendirilir...
    biraz görücü usulü olsada...
    Fuhuş kadar ucuz ve basit insan topluluğu %99 sa...vay halimize...

    Hoşçakalın
     
  5. Prezervatif ayıp değil ama vajinal ilişki dışında her şey ayıp neredeyse, ve muhafazakar çevrelerce öne sürülen argüman doğum amacı. Bunun detayına girmeye gerek yok fazla
    %1 ' e gelince bence o bile iyimser bir rakam. Dolayısıyla -senin için- vay halimize gerçekten. Ailesine, sosyal çevresine ahlak timsali gözüken bıyıklı göbekli türk erkeğinin zürafa sokağa veya taşradaki keranelere girince yaptıklarını kim bilmez. Muhafazakarların kalesi görünen çevrelerde iktisadi açıdan ev içerisine hapsedilmiş kadınların maruz kaldıkları cinsel şiddet, tecavüz, anormal birleşme zorlamaları dünyanın hiçbir yerinde yoktur.
    4- 5 sene önce -sadece bir örnek- İzmir' de son derece muhafazakar dindar bir arka mahallede buca taraflarında kadına karşı şiddet toplantısına katılmıştım. Yüzlerce okuma yazma bilmeyen baş örtülü ev kadını aile yaşamlarında kendilerinin veya arkadaşlarıın maruz kaldığı herkesin içinde anlatıyordu. Beni şaşırtan şuydu bir kadın kocası tarafından tecavüze uğradığını ve sonrasında dayak yediğini anlattığında kimse şaşırmıyordu. Zira bu en hafif meseleydi onlar için, anal sekse zorlananlar, çocuklarının gözü önünde cinsel ilişkiye girmediği için sakatlanacak derecede dövülenler.. anlatmak bile kötü geliyor insana.
    Ama kahvede o adamlarla sohbet ederseniz hepsi ahlak timsalı, hepsi dindar.
     
  6. bu ülkenin hiç mi okulu üniversitesi yok...
    nerde %99 ? Bıyıklı göbekli...
    Türkiye kahvehanelerden, arada tavla atarken, okey, pişpirik oynarken mi yönetiliyor...
     
  7. Yukarıda ki soruların tek bir cevabı var önce cahillik daha sonra da insanların yaşadığı toplumsal piskolojik baskı.

    Örnekleme yaparsak bir evde yaşayan erkek çocuk eve kaçta gelirse gelsin sorgulanmaz ''ne olacak erkektir nasıl olsa başının çaresine bakar yada başına bir gelmez'' aynı şekilde kız çocukları sokakta olduğunda eyvah eyvah sıkıysa gelsin bakalım geç saatlerde eve, istanbul'un belli kesimlerinde hani elit, sosyete takımında elbette buna rastlamazsınız ama o bir avuç insan örnek teşkil etmez toplumun yüzde olarak çoğunluğuna bakmak gerekir. Anne baba neden kız çocuklarını acaba koruma iç güdüsüyle hareket eder çünkü toplum baskısı gecenin o saatinde aman konu komşu görürse ne yaparız adın falan çıkar eyvah eyvah. İşte bu baskı insanları yer bitirir. O ne der bu ne yapar diye diye kendimiz olmaktan çıkmış artık yaşadığımız çevrenin kumandası haline gelmişiz yazık tabii ve bizden önce ki ortalama 50 yaşlar çok önem verir buna o ne demiş bu ne yapmış mış mış mış.

    Aslında insanların genel karakteristik özelliğidir başkasının hayatına burnunu sokmak bıdı bıdı arkasından konuşmak, türban takarsın takmayanlar arkandan atıp tutar, mini giyersin sözde müslümanlar arkandan demediklerini bırakmazlar, komşuların yaşadığın hayata burnunu sokarlar vs vs. Kişinin bana bir zararı yoksa ne b.. yerse yesin banane.

    Örnekler çoğaltılabilir insanın eğer yaptığı çevresinde tepki alacaksa gizli yapar, başkası yaptığında da bıdı bıdı ayıplar.Cahillik her devirde olmuştur bundan sonra da olacaktır o yüzden yaşadığım benim aklıma yatıyorsa başkasının ne dediği de önemli değil salla gitsin nasıl olsa susmayacaklar ne diye direneyim ki kalkıp kendimi savunacak onlara anlatacak da değilim nokta kadar umrum değil, isterlerse buyursunlar arkamdan teneke çalsınlar.
     
  8. Cevabına sonuna kadar katılıyorum Nisa.

    Toplum ahlakı, çoğu zaman toplum ahlaksızlığı oluyor. Bunun temel nedeni de cehaletin her yerde kendini göstermesidir.
    Hâlâ orta çağ mantığıyla yaşayan sayısız insan var maalesef. "Ahlak nedir?" diye sorsak, doğru düzgün cevap almakta epey zorlanırız. Ahlak kavramından anlamayan toplumun, ahlak diye nitelendirdiği şeyler de böyle saçma sapan kurallardan ibaret olmakla kalıyor günümüzde. Çeşitli kitaplar okumak yerine tecrübeleriyle bilgili olacaklarını sananların sayısı küçümsenemez. Tabii tecrübe de önemlidir ama elinde sağlam bilgiler yoksa tek başına tecrübe ne işe yarayacak? İnsanların arkasından atıp tutmaktan ne anlarlar, şaşıyorum ya... Bazı kimseler de arkamdan konuşmasınlar diye doğruyu yanlışı bilmeden öylesine yaşıyor... Konuşsunlar arkandan sana zararı ne sanki?
    Bir de içki veya sigara içmeyen bir genç adamın arkadaşları tarafından aşağılanması çok iğrençtir. Asıl aşağılık, içki ve sigara içen kimselerdir. Ama toplum, orta çağ mantığıyla yaşadığı için bunu kabullenmeyi istemez.
    Kim ne derse desin, özgür irademiz toplumun ahlakına her zaman bağlı olmamalıdır. Yoksa doğruyu yanlışı ayırt etmek zorlaşır...
    Genel olarak toplum ahlakı iyi sayılmadığı için kendi bilgilerimiz ve tecrübelerimizle yön vermeliyiz hayatımıza.
     
  9. Eğer böyleyse ben böyle ahlaksız toplum görmedim. Nasıl olurda senin yaptığın (insanların haklarına tecavüz etmediğin sürece) başkalarını ilgilendirir? İlginç...
     
Benzer Konular
  1. anarchist_hippy
    Yanıt:
    106
    Gösterim:
    7,192
  2. copadam
    Yanıt:
    35
    Gösterim:
    2,484
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş