Slumdog Millionaire

'Forum Meydanı' forumunda marzaleka tarafından 28 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. arkadaşlar sanırım bu film türkiyede gösterime girmedi fakat altın küre ödülü harika bir film.

    hindistanda ''kim milyoner olmak?'' ister yarışmasına katılan 18 yaşındaki eğitimsiz genç Jamal,soruları peşpeşe bilmektedir ve büyük ödüle 1 soru kala program bitmiştir.son soru için ertesi günü beklemesi gerekirken yarışmada hile yaptığı gerekçesiyle polis tarafından apar topar gözaltına alınır.sorgusunda herşeyi anlatan Jamal'in soruları bilmesinin sebebi de;sorulan soruların hepsinin kendi hayatında kötü bir geçmişi olmasıdır.gerçekten süper bir film,türkiyeye gelmediği için seyirciler bence şanssız.izleyen varsa yorumları alalım lütfen...
     
  2. Az önce bitirdim izlemeyi. Gerçekten güzel film. Konu olarak olmasa da, gidişat ve kenar mahalle kültürü atmosferinden dolayı City Of God'a yakın duruyor. Trainspotting'in yönetmeni Danny Boyle imzalı. Zaten adam Trainspotting'i yaparken de filme çok şey kattığını düşünmüştüm. Burda da yönetmenliğini konuşturmuş.

    Konu da kısaca yukarıdaki gibi. Yalnız polis sorgusunda bi' ara Usual Suspects'e mi bağlayacaklar acaba diye düşünmedim değil. Olmadı neyseki öyle bi' şey..
     
  3. Bu yılın iddialı filmlerinden bence.Filmin başlarından apayrı keyif aldım veletler büyüdükçe film ciddileşmeye başladı.Nihayetinde de Danny Boyle'un her filmi gibi bu filmde mutlu sonla bitti.Tavsiye ederim.
     
  4. RaY

    RaY

    235
    0
    300
    Hayatımda izlediğim en güzel filmlerden biriydi en sonlarında yarışma sunucusunu *** ediyoya b diyceğine b diyo orası süperdi
     
  5. b diyeceğine d diyor sevgili RaY :lol:
     
  6. Hoş filmdi ama Benjamin Button a rakip olacağını zannetmiyorum.göreceğiz artık bu gece:)
     
  7. filmin 4 5 yerinde hüngür hüngür ağladım. mal gibi oldum resmen. ancak film sonrasındaki kliple biraz kendime geldim :)

    mükemmel film budur... yakın geçmiş zamandaki hindistan ın realitesi ve sonrasının mükemmel anlatımı bir yana, bunun üstüne romantizm -demeye dilim varmıyor, romantizm ötesi bir şey- ve basit bir senaryonun harika bir şekilde süslenip sunulması...

    filmin sonu çok vurucu olmasa bile çok zekiceydi. zaten yeterince vurucu nokta vardı ve zaten filmi izledikçe bir önceki saniye sonraki saniyeye hazırlıyor insanı...
     
  8. oscarlarıda toparladı zaten ama benjamin button bana daha çarpıcı geldi.
     
  9. güzel film evet ama bir oscar'lık film de değil. yıllardır bir david fincher gerçeği duruyor önlerinde ve görmezden geliyorlar. benjamin button çok daha çarpıcıydı. bari adaylığa koymasaydınız yine yazık oldu.
     
  10. Film tepki toplamış sanırım. Hindistanı ikiye bölmüş. Dün TV'de gösteriyorlardı; Hindistan'da gece kondu'da yaşayan insanlar protesto ediyordu filmi.
     
  11. 10 dalda Oscar'a aday gösterilen 'Slumdog Millionaire' Hindistan'ı karıştırdı.

    10 dalda Oscar'a aday gösterilen 'Slumdog Millionaire' Hindistan'ı karıştırdı. Hintliler filmin adındaki 'dog / köpek' sözcüğüne tepki gösteriyor. Ama asıl mesele, filmin Hindistan'ın saklanan yüzünü anlatması: İşkence, yoksulluk, toplumsal şiddet, fuhuşa zorlanan çocuklar...
    Tac Mahal, neon ışıklı genelevler, polis barbarlığı, fanatiklerin masum azınlıklara uyguladığı şiddet, leş gibi umumi tuvaletler, teneke çatılı evler...
    İşte bu yıl 10 Oscar'a aday gösterilen, bir eleştirmenin 'Hindistan'da çekilen, Avrupa'da finanse edilen, İngilizlerin yaptığı, Hintçe konuşan Müslümanların oynadığı ve doruk noktasında Fransız romanından sorulan bir soruya dayandırılan film' diye tasvir ettiği, kültürlerarası film 'Slumdog Millionaire'...
    Jamal, filmin ana karakteri. 7 yaşında öksüz kalıp, gecekondu mahallesinde büyüyor. Ve bir gün 'Kim 500 Milyar İster' adlı yarışma programına katılıyor. Amacı 'para' değil, yarışmayı hiç kaçırmayan çocukluk aşkı Latika'ya ulaşmak. Jamal, bütün soruları bilerek yarışmayı kazanıyor. Fakat Hindistan polisi, 'Bu varoş çocuğu üçkağıt yapmıştır' diyip Jamal'i içeri alıyor ve ona soruları çaldığını itiraf ettirmeye çalışıyor. Sorgu ve işkence sırasında, Jamal'in hayatından flashback'ler şeklinde kesitler izlerken, soruların cevaplarını nasıl bildiğini de öğreniyoruz.

    Sefaletin pornosu
    'SLUMDOG Millionaire' aslında aşina olduğumuz, 'rags-to-riches' diye tabir edilen, fakirlikten zenginliğe ulaşmanın hikayesini anlatan bir film. Topladığı Altın Küre ödülleri ve 10 Oscar adaylığıyla gündemden düşmezken, Hindistan'da eleştirilerin odağı oldu. Peki nedir bu 'Slumdog'?

    Kim, niye filmi ve filmin adını eleştiriyor?
    'Slum' kökeni tam olarak bilinmeyen ama 'varoş, gecekondu, kenar mahalle' anlamı taşıyan bir kelime. Buralarda yaşayanlara da 'slum' deniyor. Aslında 'Slumdog' diye bir kelime olmadığını, filmin senaristi Simon Beaufoy da kabul ediyor ve bunun kendisinin uydurduğunu, kimseye hakaret etme amacı da taşımadığını söylüyor (Zira 'dog' İngilizce'de 'köpek' demek).
    Filmin özellikle ilk yarısı 'gerçek Hindistan'ı yakalamaya çalışır nitelikte:
    Karakolda baş aşağı asılmış bir adam bilincini kaybedene dek işkence görüyor, açlıktan kıvranan çocuklar dövülüyor, tacize uğruyor. Anneler, çocuklarının gözü önünde öldürülüyor, küçük kızlar fahişeliğe, oğlanlar dilenmeye zorlanıyor.
    Hatta bir noktada daha çok para getirsin diye, bir çocuğun gözleri asitle kör ediliyor.
    Times gazetesi yazarı Alice Miles, 'Sefalet pornosu' etiketini yapıştırdığı film, Hindistan'da da artık bu sözcüklerle tanımlanıyor.
    Film, öncelikle var olmayanı değil, var olanı gösteriyor bize. Çağrı merkezlerinin ve alışveriş merkezlerinin ülkesinde, göz ardı edilmemesi gereken bir toplumun var olduğunu, her şeyin sazlı sözlü, artık akıllara zarar bir şuursuzluk mu desem mutluluk mu desem bilemiyorum, bir ortamda geçtiği Hollywood'dan aparma Bollywood filmlerindeki gibi olmadığının kabul edilmesi gerektiğini bangır bangır bağırıyor.
    Sanıyorum, Hindistan da bu 'gerçek' resmedişin sancısını çekip, olayı 'Biz köpek değiliz!' söylemiyle basite indirgeyerek savunma yapmaya çalışıyor. Bu yüzden de filmi protesto ediyor.
    Böyle olaylarla karşılaşınca aklıma hep ünlü oyuncu Edward Norton'ın bir röportajında söyledikleri geliyor. Kendisine 'Dövüş Kulübü'ndeki şiddetin gençleri kötü etkileyip etkilemeyeceği sorulunca diyor ki; 'Sizin gibi düşünecek olursak, sosyopat bir taksi şoförü terör estirecek diye Martin Scorsese 'Taksi Şoförü'nü hiç çekmezdi; yaşlı bir ihtiyar, küçücük bir kızı taciz edecek diye Nabokov 'Lolita'sını yazmadı, Beatles da Charles Manson bir sürü insanı katledecek diye 'Helter Skelter' şarkısını yapmazdı.'
    Eh, bunun üzerine söylenecek çok bir şey yok sanırım. Hem ben Hintli olsam, filmin adını sanını geçip, şuna bozulurdum:

    Bir sahnede baş karakter Jamal ile Amerikalı bir çift, etrafı gezdikten sonra arabaya dönüyor. Arabanın soyulduğunu gören Hintli şoför Jamal'i dövüyor. Bunun üzerine Jamal, Amerikalı kadına dönüp 'Gerçek Hindistan'ı görmek istemiştiniz. Alın size gerçek Hindistan.' diyor.
    Amerikalı kadın da cüzdanından 100 dolar çıkarıp Jamal'e veriyor ve şöyle diyor:
    Bu da gerçek Amerika.

    Yönetmenin kuklasını yakacaklar
    Filmin adındaki 'dog / köpek' sözcüğüne öfkelenen Hintliler, sinemaların önünde eylem yaptı. Filmde rol alan Anil Kapoor'un ofisinin önünde toplanan bir başka grup ise senarist ve yönetmeni protesto etti.

    Protestonun organizatörlerinden aktivist Tateshwar Viswakarma 'Kenar mahallelerde yaşayan insanlara 'köpek' demek insan haklarına aykırıdır' dedi ve filmin İngiliz yönetmeni Danny Boyle'ın kuklasını 56 ayrı kenar mahallede yakacaklarını söyledi.

    Viswakarma'nın film ile ilgili açtığı hakaret davası 5 Şubat'da Patna Mahkemesi'nde görülmeye başlanacak.

    Polis, Bihar eyaleti öncelikli olmak üzere Hindistan'daki sinemaların önüne yoğun güvenlik önlemleri almak zorunda kaldı.

    Filmin oyuncularından 8 yaşındaki Rubina Ali ve Azharuddin İsmail'in şu ana kadar 86 milyon dolarlık gişe yapan filmden sırasıyla 2 bin 300 dolar ve 700 dolar aldıkları ortaya çıktı. Oyuncuların ebeveynleri yapımcıları çocuklarını kullanmakla suçlarken filmin senaristi Simon Beaufoy her 2 çocuğun da eğitim masraflarını üstlendiklerini ve onlar için yardım fonu başlattıklarını açıkladı. Azharuddin İsmail'in babası ise çocuğunun hala okula gitmediğini ve bahsedilen fondaki paraya hiç ulaşamadıklarını söylüyor.

    Kendisi de Hindistan'ın kenar mahallelerinden gelen eleştirmen Nicolas Ameida ise 'Bu kadar sert tepki göstermeye gerek yok. Ben köpeklerimin ismini Danny, Christian, Loveleen, Dev ve Freida olarak değiştirdim ve problemi çözdüm' yorumunda bulundu.

    akşam
     
  12. Filmi beğendiğimi daha önce de söyledim burda; ama gerek Benjamin Button, gerek The Dark Knight Slumdog'dan çok daha iyi filmlerdi kanımca. Akademi'nin "Bakın biz bağımsız filmlere de önem veriyoruz, sırf Amerikan stüdyo olayı değil bizim durumumuz.." saçmalığından güme gitti iki film de..

    Bari yönetmeni Fincher'a vereydiniz ayılar! :evil:

    Sean Penn dangozu da Mickey Rourke'u elimine etti zaten. Hiç memnun kalmadım bu sene Oscarlardan.. :(
     
  13. Senaryo olarak mükemmel olduğunu söyleyebilirim, ama şu Hintlilerin danslarına acayip gıcık oluyorum :)
     
  14. acp

    acp

    35
    0
    100
    Kesinlikle katiliyorum. Evet, basarili bir film ama o kadar buyutulmemesi gerekirdi.
     
  15. Bence In Bruges iki filmden de daha iyi bir filmdi oscar için.
     
  16. Aldığı bütün ödülleri haketti
     
  17. bugün sinemaya gittim ve 'The Curious Case of Benjamin Button' ı bir daha izledim. nasıl görsün gözlerim slumdog ı bilmemneyi. iğrenç bir çağda yaşıyoruz herkes çıkar peşinde. insani değerlerin hiçmi önemi yok.onlarda biliyorlar iki filmin arasındaki berlirgin farkı.tek amaçları hindistan pazarına akmak.çok kötü
     
  18. bence button la slumdog u kıyaslamak sacma farklı tarz filmler benjamin button daha duragan ama gercekten cok cok farklı bir hikaye slumdog daha farklı bir de slumdog un oyunculuk namına odul almamasını cok takdir ettim cunku ortada oyuncu yok degisken :D
     
  19. İşte ödül verirken karşılaştırmak zorunda hissediyor insan:)
     

Bu Sayfayı Paylaş