Memlekette Yaşanan Son Gelişmelere Dair

'Forum Meydanı' forumunda Josephking_1903 tarafından 9 Aralık 2009 tarihinde açılan konu

  1. Hepimizin takip ettiği üzere memleketimizde bu sıralar hiç iç açıcı olmayan gelişmeler ve olaylar yaşanmakta. Bunları son derece büyük bir üzüntüyle, endişeyle ve çelişkilerle takip etmekteyiz.
    Hükümet, "demokratik açılım" adı altında her geçen gün belirsizleşen, hükümet sözcülerinin sarfettiği laflarla daha da karmaşıklaşan, halklarımızın ihtiyaç duyduğu barış, kardeşlik duygularını tetikleyen değil, gem vuran bir sürece doğru ilerlemekte. Muhalefet desen, milliyetçi ve şoven tutumlarıyla hiç te şaşırmadığımız söylemlerine son sürat devam etmekte.
    Parlamentoda yer alan ve herşeyden öte kendilerini "bir halkın temsilcisi" olarak addeden dtp ise üstlerine düşen görevi layıkıyla yapamamakta, buldukları her fırsatta "kardeşlik, barış, demokrasi" gibi kavram ve olgulardan bahseden bazı parti üyeleri sorumsuzca söylemlerde bulunmaktan kendilerini geri alamamaktadırlar.
    Bütün bu özet şeklindeki hadiseler toplumumuzu büyük bir kamplaşmaya mahkum etmektedir. Aklıselim, hoşgörü, empati gibi özveri isteyen nitelikler çöpe atılıp, yerini "vur-kır-öldür-şiddet yap-burası böyle istemiyorsan de hadi git-" gibi kavramlara bırakmıştır.

    Peşi sıra birbirini takip eden, pkk sempatizanlarının bir otobüse attıkları molotofkokteyli yüzünden hayatının bağırında bir genç kızcağızın can vermesi, d.bakır'da bir polis kurşunuyla yine gencecik bir insanın hayatını kaybetmesi, tokat'ta 7 askerin hayatını kaybetmesi, güneydoğu illerinde yine pkk sempatizanlarının orayı burayı molotoflaması,dtp'nin kapatılma süreci v.s. gibi olaylar toplumdaki mevcut gerginliğin ve kutuplaşmanın tuzu biberi olmuştur.

    pkk sempatizanlarının son günlerdeki bu molotoflama hadiseleri gerçekten vandalizmden başka birşey değildir. Eylem bir amaç ve dava uğruna yapılan gösteri ve faalieyetlerin bütünüdür. Bizzat halkın kullandığı ve gencecik, masum bir genç kızın hayatını kaybetmesine neden olan birşey eylem olamaz. güneydoğu illerinde kendi halkından olan, senin hergün yüzüne baktığın küçük esnafın bakkalın, manavın dükkanının camını inidirip, ateşe vermek bir eylem olamaz. görüntüleri kameraya çeken, orda haber yapma misyonuyla bulunan basın emekçilerinin kafasına kaya büyüklüğünde taşlar atmak bir eylem olamaz. Adına eylem dediğin bu şeyleri hangi değerler uğruna, neyi dile getirmek için, neyi protesto etmek için yapıyorsun, anlamak mümkün değil.
    bu noktalarda, kendilerini bir halkın temsilcisi olarak kabul eden ve parlamentoda bir grubu bulunan dtp'nin bütün bu olayları lanetleyen, sıkıca eleştiren, kardeşliğin, barışın fitilini ateşlemeye yardımcı olan çok samimi açıklamalarda bulunmaları lazımdı.
    Zaten bizim şu anda toplum olarak ta en büyük eksikliklerimizden bir tanesi, kendi hatalarımızı göremememiz veya görmek istemeyişimizdir. ben demiyorum ki bütün bu istenmeyen eylemlerde dtp'nin rolü vardır, onlar fişeklemişlerdir ordaki insanları. ama öyle bir lanetleme manifestosu yayınlarsın ki insanlar senin samimiyetine inanır.

    d.bakır'da polis kurşunuyla hayatını kaybeden 23 yaşındaki gence "şehidimiz" diyebiliyorsan, tokat'ta hiçbir suçu günahı olmadan hayatlarını kaybeden gencecik çocuklara hitaben öyle bir söylemlerde bulunacaksın ki insanlar yine senin samimiyetini anlayacak.
    Maalesef toplumda öyle bir hava yaratıldı ki "7 askerin ölümüne üzülen, d.bakır'da ölen çocuğa üzülemez" mantığı hakim olur oldu.
    Gelin dostlar hepsine üzülelim, 7 askere de üzülelim, d.bakır'da belki de suçu günahı olmayan demokratik haklarını talep etmek için mitinge katılan genç insanımıza da üzülelim, 17 yaşında ne idüğü belirsiz bir molotof eylem sonucu hayatını kaybetmiş serap için de üzülelim.
    Türkiye halklarının kardeşliği işte bu ince çizgiden geçer, birbirimizi anlamaktan geçer, kendimizi karşımızdakinin yerine koymaktan geçer, birbirimizin kültürel-kimlik hak ve özgürlüklerine saygı duymaktan geçer.

    Parlamentoda yer alan hiçbir grup şu anda bu hususta üstlerine düşen misyonun ve sorumluluğun ne yazık ki farkında değiller. akp ne olduğu tam olarak anlaşaılamayan, aba altından sopa gösteren, dış mihraklar güdümlü bir açılım oyununun içinde, chp klasik statükocu hatta zaman zaman faşizme varabilecek söylemlerine devam ediyor. mhp desen aynı bildiğimiz mhp, şiddetten beslenme arzusu içinde, "bu ülke türktür, türk kalacak" mantığından bir adım öteye gidemeyen sığ bir zihniyet içinde debeleniyor. kendilerini kürt halkının temsilcisi olarak addeden dtp'nin bir eşbaşkanı "dtp kapanırsa dağa çıkarız" gibi son derece gerginliği körükleyici ve sorumsuzca bir beyanaatta bulunabiliyor.

    Bu kadar karambolün olduğu bir ortamdan barış-kardeşlik-empati-birarada yaşam gibi kavramlar nasıl şiar edilir bilmiyorum fakat bu memleketin ilerici-demokrat-devrimci-aydınlıkçı-barışın emperyalist güçler merkezli kaynaklardan değil bizzat Türkiye halklarının sağduyusundan geleceğine inanan çevrelere büyük görevler düşmekte.

    Son olarak diyorum ki gelin canlar, kendimizi düşündüğümüz kadar etrafımızı da düşünelim, anlık hezeyanlara kapılarak ileride tamir edilmesi mümkün olmayan yaralara sebebiyet vermeyelim. on kere düşünelim, bir kere konuşalım. Bu memleket, bu vatan hepimizin...

    YAŞASIN TAM BAÐIMSIZ TÜRKİYE

    YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİÐİ

    BİRARADA YAŞAMAK HAYAL DEÐİL, MÜMKÜN
     
  2. Kürtlerin Temsilcisi DTP Değildir.Ayrıca şeyi anlamıyorum ben hani bu çok hümanist geçinen kişiler varya onları.Asker öldü mü,şehit edildi mi üzülmez ama pkk lı öldü mü o insandır der burda nasıl ayrımcılık olduğu ortada.TÜRKİYE DE EN FAŞİST PARTİ DTP DİR bana göre tabi.Ayrıca dtp bu akp provakasyonudur ayağınıda geçecek.neler neler demek istiyorumda,içimde kalsın.
     
    Pisagor ve Yüksek bunu beğendi.
  3. Arkadaşlar yaşanan olaylar provokasyondan farklı birşey olamaz.Bundan adım kadar eminim.Tokat gibi biryerde birkere Pkk mevcut değildir.Olsa bile eylem yapacak boyutta değildir.Ayrıca farkedilemeyen şey kürt halkına karşı milli bütünlüğü karşı savunan insanları kışkırtmak ve aynı şekilde kürt halkını da bu bütünlüğe inancı olan insanlara karşı düşman etmek.

    Bunun yanında kürtlere karşı yapılan kültürel ve ekonomik baskı onları dağlarda silahlı mücadeleye itmiştir.Herhangi bir azınlık bu hangi azınlık olursa olsun üzerinde yapılan baskıların sonucunda bir karşı koyma ihtiyacı hisseder.Kürtlerin yaptıklarını onayladığım için böyle bir kanaat getirmedim fakat bugün yaşanan olaylar geçmişteki bazı olayların öç ü olarak görülüyor belkide.37'de yaşanan dersim katliamı bunların başıdır belkide.

    Bunlar üzerinde düşünülmesi tartışılması gereken konular.Derin devlet nedir?Bir ülkenin iç işlerine devlet başkanlarından çok başka güçler karışabiliyorsa bu neyin göstergesidir?Ekonomik özgürlüğü olmayan herşeyini özelleştirmiş bir ülke bu ekonomil özgürlüğü nasıl geri alabilir?daha aklıma gelipte yazmadığım birsürü şey....


    Zor bir dönemece yaklaştığımızı düşünüyorum.Bunun yanında TSK'nın sitesindeki gözden kaçan bir gelişme bu konuyu özellikle açıklamaktadır.TSK'nın sayfasında yer alan ''Türk silahlı kuvvetleri cumhuriyetin ve ülke bütünlüğünün bekçisidir'' kavramının siteden silinmiş olmasıdır.Bu nedemektir artık Türk ordusunun cumhuriyetin bütünlüğünü sağlayacak gücü kalmamışmıdır?Bu güç başka bir ülkenin silahlı kuvvetlerimidir?Yoksa birgün amerika çıkıcak ve siz kendinizi koruyamıyorsunuz biz size özgürlük ve demokrasi getirelim diyerek aslında çok az kalmış olan özgürlüğümüzü de elimizden mi alıcaktır?

    Şimdilik yazabildiklerim bunlar...
    Devamıda gelecek

    Saygılar arkadaşlar...
     
  4. Provokasyon'u kabul etmiyorum.Orda askerler öldürülüyor,provokasyon deniliyor.Bu arada demokratik kürt aydınları nedense başka birşey diyemiyor.üzüntü duyduk gibi şeyler onlardan duyamıyoruz çok garip.sonra halk sokağa çıktı mı faşist deniliyor.ama pkklılar şehitleri vurdu mu kahraman ilan ediliyor.barış,kardeşlik diyorlar,arkadan vuruyorlar,açılım diyorlar,saçılım yapıyorlar.Sanırsam en sonunda bütün halk sokağa inecek,ona da tamamen faşist diyecekler.zaten
     
  5. Kürtte olsa türkte olsa yani kim olursa olsun herhangi bir TÜRK vatandaşının ölmesinden kimse mutlu olamaz.Provokasyon yanlış anlamda anlaşılmasın.Burda bahsi geçen provokasyon kürtlerin kışkırtılması sonucu oluşan bir durumdur.Arkadan vurmalarının sebebi de budur belkide?


    Açılım konusuna hiç girmiycem çünkü bu ülkede yaşayan diğer azınlıklara haksızlık etmiş olurum.Bu konuda örnek vermek gerekirse şimdiye kadar hiçbir eylemde bulunmamış birçok azınlık ezilmesine rağmen silahlı mücadeleye girişmemiştir.Onlara karşı silahlı mücadele olmasına, katliamlar yaşanmasına rağmen girmemiştir.Buda üzerine düşünülmesi gereken bir durumdur.Türkiyedeki kürt nüfusunun çokluğu bir gerçektir aslında onlar biraz azınlıktan çıkmıştır.Bir ülkede bir azınlığa özerklik verilmesi bu ülkeyi son'a biraz daha yaklaştırmış olacaktır.

    Şimdi bu konu üzerinde düşünürsek osmanlı zamanında yapılanların aklımıza gelmesi lazım ve aslında provokasyonun olduğunun bariz açık anlaşılması gerek.Osmanlı bünyesindeki slavlara yapılan panislavizim hareketi mesela?Bundan sonra yaşanan diğer azınlık hareketleri aslında osmanlıyı yıkan en büyük nedenlerdendir.Bu gün bahsi geçen ermeni soykırımı hadiseside bunun bi sonucudur.Oldu veya olmadı demiyorum.fakat yaşanan bu olayların parçala böl yönet politikası kapsamında yapılan bir oyundan farklı birşey olmadığının bilinmesi ve aslında bu konu üzerine düşülmesi gerekmektedir...
     
  6. Provoke olup bu işlere giren zihin, yanında osurdu diye evladını da evlatlıktan reddeder. "Bir kaç kendini bilmez" klişesi gibi; provokasyon deyip teşhisi koyduğunu sanarak kenara çekilmek hatadır diye düşünüyorum. Afganistan talebi ve büyükelçi istifası da bu başlıkta ele alınmalıdır ayrıca.
     
  7. Şöyle birşeyde var laz,kürt,çerkez,arnavut,boşnak,pomak ,ermeni,bu ülkede hepsi yaşıyor. ama özerkliği nedense sadece Kürtler istiyorlar . açılıma gelince şunu söyleyim.

    eğer kürtler öyle istiyorsa arnavut ve boşnakların bütün trakyayı istemeleri gerekir.Ama onlar istemiyor.aslında bu konu böyle gider.

    Bazılarının elinde olsa Anayasadaki maddeleri değiştircekler.Bayrağı,ülkenin ismini,Dilini ve herşeyi.Bazılarından kasıtım Kürtler değil elbette.Açılımıda kimin çıkardığı belli.Akp-dtp ortaklaşması.
     
    Prestige bunu beğendi.
  8. ilerisi için hiç iyi şeyler düşünmüyorum. açılım kepazeliği devam ederse olacak olan iç savaştır, sonucuda bölünmedir. akp ve dtp bunun için elinden geleni ardına koymuyor gözüküyor.
     

  9. Kenara çekilip çekilmediğim konusu hakkında birşey bilmediğin ortada ki bilemezsin ayrıca beni tanıman gerekir.Bilgisayar başında yazılanlar sadece düşünceler ve forum gereği ve özelliiği, ben düşüncemi belirtiyorum yaşanan olaylara karşı nasıl bir yaptırım yapıp yapmadığım konusunda konuşmak biraz ayıp oldu?Sen şimdi kimsin ne yapabilirsin tarzı muhabbetler hiçte hoş olmaz.Sadece muhalefet etmek düşünce belirtmekte değil.Sokağa çıkıp orda yaşananları görmek gerekir ve hayatında bunları engelliycek veya bu yönde insanları teşvik edici şeyler yapman gerekir.Sokağa çıkıp görmen gereken gerçekler var.Şurda belki benim düşünceme karşı bir tepkide bulunabiliyorsun ama neden bunu sokağa çıkıp belirtemiyorsun?Niye doğal gaza yüzde 50 zam yapıldığında kimse sokağa çıkmıyor?Okadar yer özelleştirirken diğer 3.dünya ülkelerine peşkeş çekilirken tepki gösterilmiyor?neden böyle düşünce muhalifleri sadece düşünce muhalifliği yapmaktan öteye gitmiyor?
     
  10. hareketimizin almış olduğu karar doğrultusunda nisan ayından beri eylemsizlik pozisyonunda bulunan güçlerimize yönelik olarak tc devleti ve ordusu tarafından gerçekleştirilen imha amaçlı operasyonlar, kürt halkı üzerindeki baskılar, demokratik kurumlar üzerindeki sindirme politikaları ve varlık gerekçemiz önder apo’nun yaşam koşulları üzerindeki saldırılar, değil azaltılmak, gün geçtikçe arttırılmıştır.

    bu bağlamda son dönemde gabar ve cudi alanlarında gerillalarımıza yönelik operasyonların yapılması, amed’de aydın erdem isimli genç yurtseverimizin katledilerek şahadete ulaşması ve önderliğimiz üzerinde uygulanan ölüm çukuru politikalarına misilleme olarak anakarargah komutanlığımız tarafından herhangi bir talimat verilmemesine rağmen, dersim eyaletimize bağlı bir birimimiz kendi inisiyatifiyle 7 aralık günü tokat iline bağlı reşadiye’nin sazak alanında tc ordusuna bağlı askeri bir birliğe yönelik olarak 1’i uzman çavuş 6’sı er olmak üzere 7 askerin öldürüldüğü ve 3 askerin yaralandığı bir misilleme eylemi gerçekleştirmiştir.

    eylemsizlik süreci boyunca tc sistemi tarafından gerçekleştirilen her türlü saldırıya karşı güçlerimiz büyük bir sağduyu ve duyarlılıkla yaklaşmıştır. ancak şu iyi bilinmelidir ki kürt halkının meşru savunma gücü hpg gerillaları önderliğimiz ve şahadetler konusunda çok hassastır. söz konusu olan şahadetler ve önderimizse her birimimiz kendi inisiyatifini kullanma hakkına sahiptir.

    10 aralık 2009

    hpg anakarargah komutanlığı


    ....

    Hala daha provokasyon ve hatta Ergenekon, değil mi?
     
  11. Anlatamadığım şey bugünü bugüne bakarak yorumlamamak.Ya durduk yere hangi azınlık çıkıpta ben özgürlük istiyorum diye dağa çıkmış?Nedense kürt insanlarının belli bir kısmı hallerinden memnun.peki memnun olmayan diğer kısım neden dağa çıkıyor?Özellikle neye güvenipte?


    Bir arkadaş söylemiş sonumuz iyiye gitmiyor işte kötü şeyler olacak gibi.Eee işte size kanıt istenilende bu değilmi?Akp hükümeti kimin kuklası?Bir devlet başkanı bir Başbakanı nasıl azarlayabilir.İşine gelince ''one minüt'' diyipte amerikaya gidince obamaya böyle bir olay olduysa karşı çıkamamıştır.Belki de yalan haber ama öyle birşey olduysada kesinlikle senaryo doğrudur.Böyle birşey olduysa kesinlikle Sayın Erdoğan tepki gösterememiştir neye güvenip gösterebilir ki?Elinde ne var?Elindeki herşeye sahip olan ülkenin başkanına nasıl karşı çıkabilir?


    Kürtler özgürlük vs. tarzı silahlı mücadeleye girişiyor da Asıl Türkiye Cumhuriyeti Bağımsızmıdır yoksa Özerk'midir!Ve işin kötüsü kimse bunun farkında değilmidir?


    Ben burda kürtlerin yaptıklarını onaylamıyorum.Anlatmaya çalıştığım azınlıkların bir kısmının kışkırtılması sonucu bazı ülkelerin ilk önce bölünüp sonrada paylaşılmaya çalışıldığı.Tarihtede aynı senaryonun zaten milyon kere uygulanmış olması bunun kanıtı değilmidir.Özellikle de yaşadığımız coğrafya üzerinde !
     
  12. Bahri BÜKE/İSTANBUL, (DHA)

    DOÐU ve Güneydoğu Anadolu'da yaşayanların yüzde 47,5'i “DTP'nin bütün Kürtler'i temsil ettiğini”ne katılmıyor. Yapılan araştırmada DTP'ye ağırlıklı olarak kimlik temelli bir siyaset güttüğü için yer verildi. Araştırmaya katılanların yüzde 23,5'i "DTP bütün Kürtler’i temsil etmektedir" yargısına katıldı. Kalan yüzde 29'luk bölüm ise fikrinin olmadığını söyledi.

    Bu iki bölgeden göç alan illerde ankete katılanlara da aynı soru soruldu ve DTP'nin Kürtleri temsil etmediğine inananların oranı daha yüksek çıktı. Göç alan illerden ankete cevap verenlerden yüzde 54,4'ü “katılmıyorum”, yüzde 23,5’i “katılıyorum” ve yüzde 31,1 ise “fikrim yok” diye cevap verdi.

    Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin yürüttüğü Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri Sosyo-Ekonomik ve Sosyo-Kültürel Yapı Araştırması sonuçlandı. Araştırmanın sonuçları bugün Bahçeşehir Üniversitesi, Beşiktaş Kampüsü, Fazıl Say Salonu’ndaki basın toplantısı ile kamuoyuna duyuruldu. Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Ercan Çitlioğlu’nun sorumluluğunda yürütülen çalışma 29 ilde 4 bin 761 kişi ile yüz yüze görüşme ve yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile gerçekleştirildi.

    Araştırmada Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ile son 20 yılda bu bölgelerden en fazla göç alan 10 ilin sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel yapısı değerlendirildi. İki aşamalı olarak yürütülen araştırmanın ilk kısmı tamamen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri üzerine yoğunlaştırıldı. İkinci kısımda da bu bölgelerden göç alan iller üzerine duruldu. Araştırmadan çıkan sonuçlardan bazıları şöyle:

    TERÖRİN NEDENİ İŞSİZLİK
    * Görüşülen kişilere bölgede yaşanan terörün en önemli sebebi hakkındaki düşünceleri soruldu. İşsizlik yüzde 31,6 ile en önemli sebep olarak öne çıktı. Ayrımcılık ikinci neden oldu. Ankete katılanların yüzde 19,7’si terörün nedeni olan ayrımcılığı gördü. Yüzde 12’lik bölüm ise terörün nedeni olarak yabancı güçleri gösterdi. Yüzde 21,6’sı ise fikri olmadığını belirtti. Göç alan illerdeki insanların yüzde 25,1'i terör nedeni olarak işsizliği gördü. Ayrımcılığın etkili olduğunu düşünenlerin orası ise yüzde 15,7.

    * Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayanların yüzde 39,4’ü devletin tüm beklenti ve ihtiyaçları karşıladığını açıklarken yüzde 55,7’si karşılamadığını söyledi. Göç alan illerde bu oranlar ise yüzde 30,76 ile yüzde 45,22 oldu. Yüzde 14,3’ü ise devletin beklenti ve ihtiyaçları kısmen karşıladığını açıkladı. Göç alan illerde ise bu oranlar karşılamıyor yüzde 45,22, karşılıyor yüzde 30,76 ve kısmen karşılıyor yüzde 14,4.

    * Ankete katılanların yüzde 94,4'ü “Türkiye Cumhuriyeti Devleti Benim İçin Önemlidir” dedi. Göç alan illerde ise bu oran yüzde 99,1 çıktı. .

    * Yüzde 76,1 etnik ayrımcılığa maruz kalmadığını söyledi, yüzde 17,6'ı ise tersi cevap verdi. Ancak göç alan illerde bu oranlar değişti. Burada Yüzde 66,4'u etnik ayrımcılığa maruz kalmadığını yüzde 29,5'i uğradığını söyledi.

    * Yüzde 92,9 İstiklal Marşı'nın kendisi için önemli olduğunu söyledi. Bu oran göç alan illerde 99,2 oldu.

    * Soru yöneltilenlerden yüzde 94'ü “Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğünü benim için önemli” dedi.

    * Yüzde 93'ü Türkiye Cumhuriyeti Bayrağı'nın kendisini için için kutsal olduğunu belirtti. Bu oran göç alan illerde yüzde 99,2'ye yükseliyor.

    * Yüzde 94,8: “Türkiye Cumhuriyet vatandaşı olmak benim için önemli.” Bu oran göç alan illerde ise yüzde 99 oldu.



    Alın size kanıt...!
     
  13. yukarıda "10 kez düşünün, 1 kez konuşun" söylemimin ne kadar doğru olduğunu, tokat'ta gerçekleştirilen pusunun bir provokasyon olduğunu iddia edenler ispatlamış oldular.
    bu tarz bir açıklama için taraflar çok erken davrandı. tamam belki geçmişte buna benzer provokasyonlar olmuş olabilir. terör örgütünün bu bölgedeki faaliyetlerinin yoğunluğu az olsa bile bu, onlarında orda hiç faaliyet göstermediği anlamına gelmez ki bu akşamüstü saldırıyı üstlendiler.

    7 tane anadolu emekçisinin çocuklarını öldürdünüz de elinize ne geçti ulan diye haykırmak istiyorum. oğlunun askerlik aylığıyla geçinen o yoksul ananın asker oğlunu öldürdünüz de lideriniz olarak gördüğünüz apo'nun hücresi mi genişledi? kürt halkına aniden demokratik hak ve özgürlükler bombardımanı mı başladı? ne oldu?

    dtp'nin, pkk'nın olayı üstlenmesinden sonra "hangi örgütten gelirse gelsin, her türlü kanlı eylemi kınıyoruz" tarzındaki açıklamasını önemsiyorum ben şahsen. dtp'nin buna benzer söylemlerini yüksek bir sesle daha gür ve samimi bir şekilde şiddetle devam ettirmesi lazım.
    madem kendilerini demokratik zeminde kürt halkının temsilcisi olarak görüyorlar; bu gibi söylemlerini ve beyanlarını daha gür bir sesle dile getirmeleri şart.

    bu sorunun temel çözüm yöntemlerinden biri de kesinlikle zihniyetlerin değişmesidir. zihniyetlerin değişmemesi veya değişememesi, toplum içinde büyük kutuplaşmalara ve ayrışmalara neden olmaktadır.
    bu akşam haberlerde izlediğim bir haber yine bu söylediğimin en büyük ispatı. bir şehirde bir üniversitede mi veya bir meydanda mı tam hatırlamıyorum, aynı alanda tokat'ta hayatlarını kaybeden 7 askerin ölümünü protesto etmek isteyenlerle, d.bakır'da hayatını kaybeden gencin ölümünü protesto edenler eylem yapmışlar. polis te aynı alanda peşi sıra gerçekleşen gösterilere katılan eylemcilerin karşı karşıya gelmemesi için büyük çaba sarfetmiş.
    yani ilk mesajımda da yazdığım ayrışmanın canlı örneğine şahit olmak, her ne kadar tespitimde haklı olsam dahi beni bu ülkenin bir yurttaşı olarak son derece üzmüştür.
    tokat'ta hayatlarını kaybeden masum günahsız 7 mehmetçiğe üzülenler, d.bakır'da polis kurşunuyla hayatını kaybeden genç çocuğa üzülemez mi kardeşim? ben üzülüyorum, gerçekten çok üzülüyorum. keşke hiçbir can kaybı yaşanmasa, üzülücek kimse olmasa fakat eğer ortada mevcut bir olumsuzluk varsa ortak üzüntü duyguları takınmak, bu durumda alınabilecek en aklıselim, birarada yaşamı savunan tavır olacaktır.

    aslında konuşulcak, tartışılcak çok şey var ama en iyisi sakin sakin yavaş yavaş yazmak.
    ben bu ülkenin, kendini yurtsever olarak addeden bir vatandaşı olarak inadına "halkların kardeşliği" ilkesini şiar edinmeye devam edeceğim. birşeyi hayal etmezseniz, o şey asla gerçekleşmez. önce hayal etmek gerek değil mi? hayal etmek ve dünyanın en gerçek şeyiymiş gibi inadına yılmadan mücadele etmek.
    ben Türkiye halklarının kardeşlik, barış içinde, antiemperyalist güçlerin güdümünde olmaksızın birarada yaşayabileceğine inanıyorum.
    tekrar ediyorum, bu vatan, bu yurt, birilerinin tekelinde değildir. bu vatan sadece belirli bir zumrenin ve ya belirli bir etnik kimliğin himayesi altında değildir. bu vatan, ulusal kurtuluş mücadelesinde emperyalistlere karşı mücadele vermiş türk, kürt, çerkez, boşnak, arnavut, laz, zaza, arap ve aklıma gelmeyen tüm halkların ortak iradesinin vatanıdır, yurdudur.
     
  14. Her şey bir kenara, uzun uzun yazacaktım, fakat yazacaklarım kimsenin hoşuna gitmeyeceğinden dolayı kısa kesiyorum.

    En büyük sorun, şu anda, AKP'nin ikinci bir kapatma davası ile karşı karşıya kalması. Bu çok büyük bir hata olur. Eğer T.C. bir demokrasi olacaksa ve ''ADAM'' olacaksa, ülkesini kötüye götüren yönetimi sandık yoluyla indirebilmeli ve demokratik yollardan kendisinin yararına çalışmayan yöneticilere ne olacağını gösterebilmelidir. AKP'yi şu saniye kapatmak, daha önceki kapatmalarda olduğu gibi, AKP'nin bir sonraki oluşumunun ekmeğine yağ sürecektir.

    Çünkü eğer ekonomiyi bozan, ırkçı/dinci/etnik şiddeti ve bölücülüğü ısrarla, bilerek ve isteyerek tırmandıran, anti-hukuki/anti-laik/anti-demokrat/kendine ve kendinden olana Müslüman bu yönetime yaptığı hataların ve kötü şeylerin hesabını sandıkta eğer soramıyorsak, o zaman Türkiye için ümit kalmamış demektir, bu kadar da basit.
     
    Prestige bunu beğendi.
  15. Seçim esnasında sandıklarda hile yapılıp yapılmadığı konusunda tereddütlerim var..Teknoloji o kadar ilerledi ve ona hakim olanlar o kadar tehlikeli ki,demokrasi dediğimiz şeyin artık sadece görüntü olduğunu düşünüyorum..Teknolojiyi hakimiyeti altına alanlar,olmayanıda oldu gösterebilirler..Ben Türkiye de üç kişiden birinin AKP ye oy verdiğine hala inanamıyorum..Eğer bu ülkede 3 kişiden biri o partiye oy veriyorsa o zaman durumumuz daha da vahim..O zaman kanseriz demektir ve demokraside cahil kalmış kanser toplumlar için daha zararlı olabiliyor..Çünkü demokrasi bu tip toplumlarda yönetime hakim gerici azınlığa hizmet etmekten başka bir şey yapmıyor..

    Parti kapatmak ise virüsü yok etmek için yetersiz antibiyotik vermeye benziyor..Virüs o antibiyotiğe direnç göstererek daha güçlü ortaya çıkabiliyor..
     
  16. Upuzun alıntı zinciri oluşmasından uzak durmak için böyle devam edeceğim sevgili cesareborgia.

    Şöyle ki, AKP'ye gerçekten bu kadar oy verilmiş olma olasılığını birkaç faktöre bağlamak ve bu faktörler uyarınca bunun gerçekliğini kabul etmek kolay aslında:

    1-AKP her zaman İslami yönü ağır basmış ve her zaman ağır basacak bir gruptan doğmuş bir partidir. Her zaman böyle olmuştur ve tersini iddia edenlerin bu adamların siyasi hayatlarına basitçe bir göz atmaları yeterlidir. Her şeyi bırakıp türban ile uğraşmaları en bariz ve en basit kanıttır. Şimdi, kendisini ''Türk ve Müslüman'' tanımlayan ve şeyh-şıh-tarikat-cemaat düzeninin hala fazlasıyla yaygın olduğu bir ülkede, laikliğin ''dinsizlik'' olarak algılandığı bir çoğunluğun varlığı şaşırtıcı değildir.

    2-AKP, diğerler partilerin aksine, ''mağdur'' rolü oynayabilmiştir ''Sürekli kapatıldık, hep baskı gördük, bize yazık ettiler'' diyerek bolca sempati toplamışlardır. Muhtıra verilmesi de bu rolü güçlendirmekten başka hiçbir şeye yaramamıştır, bu bariz.

    3-Seçim propagandasında Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, doğruya doğru, eşşekler gibi çalıştı AKP kadrosu: gidebildiği her yere gitti, tipik sözleri verdi. Fakat alternatif olması gereken partiler AKP ile uğraşmak haricinde bir şey yapmadılar.

    4-AKP, maalesef ki işleyişi ve organizasyonu düşünülürse alternatifsizdir. CHP başarısızlığı hedefleyen bir megoloman tarafından yönetilmekte ve kamu düşüncesini zerre düşünmeyerek ''Atatürk'ün partisi'' ayağına artık sayıca hayli azalmış akademik çevrenin ve ta 70'lerde bulabildiği minimal ama baraj üstü seçmenin ötesinde hiçbir şey hedeflememektedir. DTP, biraz dobra olursam, düpedüz teröristtir (üzgünüm, eski terörist liderinin ısrarla siyasal bir karar ortak edilmesini dayatan bir partiye başka bir şey diyemem). MHP, aşırı milliyetçidir fakat bir türlü Türkeş sonrası kimliğini oturtamamıştır ve Bahçeli, her söylenen lafa başka bir tepkiyle çıkarak kendi kendisini dışlamıştır. AKP kadar organize, parti merkezi tarafından aktif yönetilen bir parti daha maalesef (en azından şu anda) yoktur.

    5-AKP'nin en büyük avantajı, normalde Türkiye'deki daha İslami kesmin isteklerini neredeyse diğerlerini tamamen gözardı edercesine yerine getirmeye uğraşıp, bu uğraşısını ''demoktratikleşme'' ve ''eşitleştirme'' çabası olarak göstermeyi becerlemesidir. Bu nasıl mı mümkün olmuştur? Çok basit - laik bir cumhuriyetin gereği olan kamu alanının (üniversiteler dahil) steril olma gerekliliğinin, halkın bir kesimini ''mağdur ettiği'' söylemi ile popülerleşti AKP - pek çok ''aydın'', ne laik ne liberal olan bir kesme açıktan açığa destek verip bunu 'demokrat olma' zannetti. Dolayısıyla aslında toplumun laik kesmini tamamen gözardı eden politikaları 'eşitlik' diye yutturdu. Buna itiraz edenleri de, otomatik bir ayrımcı söylem ile (biz ve onlar ayrımı, ötekileştirme ile) ''eşitlik istemeyen, otoriter, Ergenekoncu, dinsiz, kendini beğenmiş, militan ve baskıcı, tepeden inmeci, darbeci'' ilan etti. E az önce bahsettiğimiz 'aydın' kesmi ne yaptı - bizzat kendisine gelen bu suçlamaları yuttuğu gibi ''Evet, niye biraz daha eşitlikçi olmuyorsunuz?'' diye çıkışlar yaptı (hoş, pek çoğu bu söylemden de döndü daha sonra).

    6-AKP, Kemal Derviş'in uyguladığı ekonomik politikaların ülkenin ekonomisini nispeten düzlüğe çıkarttığı bir dönemde iş başına gelmek gibi bir avantaja sahipti. Mevzubahis ekonomik gidişatın ''kelebek etkisi''ni kendi çabası olarak göstermeyi başardı AKP. Açık ve net: kendi ekonomik politikalarının ne kadar başarısız olduğunu, bütün dünyayı etkileyen bir krizin Türkiye'yi ''teğet geçeceği'' iddiası ve doları düşük tutmak için piyasaya sürekli dolar sürüp durması ile rahatça görüyoruz; yetmez ise, sadece AKP'ye atfedilemeyecek de olsa, düzeltmek için yapılan ''çaba''ların var olmadığı da maalesef bir gerçektir.

    7-Hele hele yeni çıkan bir partinin ''dokunulmazlıklar kaldırılacak'' ve ''AB'ye ya tam üyelik, ya hiç'' söylemleri, parti yeni olduğu için dikkat çekti. Bu konudaki iddiaları öylesineydi ki, Erdoğan'ın daha sonradan egosu ile ters orantıda bulunan hitap yeteneği uyarınca pek çok kişiyi sürükledi. Ha, elbette ki dokunulmazlıklara ilişilmedi ve göstermelik birkaç denemeden sonra AB süreci tamamen terk edildi, o apayrı.

    8-Bunlara ek olarak, bilhassa anti-terör durması da pek çok kişiyi galeyana getirdi; bilhassa doğu ve güney doğu söz konusu olunca. Tabii ki AKP'nin ilk döneminde, önceki hükümetin uğraşısıyla duran terör durgun kaldı, ikinci döneminde ise... eh, görüyoruz zaten neler yapıldığını.

    9-Son olarak, AKP yönetiminin fazlasıyla oy satın aldığını, kömür/pirinç/para/altın dağıtarak çeşitli mahallelerden oy aldığını ve pek çok durumda Ankara'ya ilk defa gören doğu/güneydoğu ahalisini özellikle getirdiğini belirtirim. Hatırlatmak isterim ki aynı parti, belediye seçimlerinde ''cep telefonu, vs. ile fotoğraf çekip AKP adayına oy attığını kanıtlayana cumhuriyet altını veriyoruz'' gibi bir 'kampanya' da başlatmıştır.

    10-Halkın her yanını ve bilhassa işçi kesimini kucaklama söylemleri de AKP'nin lehine işledi. Bunların lafta kalacağı belli idi, şu anda bariz, ama bunu görmesi için anlaşılan halkın böyle yaşaması gerekliydi.

    11-Bu son madde biraz ağır fakat gerçek. Arkadaşlar, milletimizin gerçekten cahil olmadığını mı düşünüyoruz? Hatta daha da ötesi ''eğitimli kesim''in kendi adına 'düşünme' kapasitesine çoğunlukla sahip olduğunu? CHP'den Deniz Baykal'ı beğenmeyip AKP'ye geçenlerin sayısı hiç de az değil. AKP'ye oy veren ''eşitlikçi'' öğrenci/öğretmen/aydın/vs. sayısı da hiç az değil. Öğrenciler ''AKP özgürlüğümü tehdit etmez'' mantığı ile, öğretmen ''eğitimde eşitlik'' gerekçesi ile, aydın ''eşitlikçi/demokrat tek parti'' söylemi ile oy verdi. Pardon da, bir vatandaş ''küfe değil ya, atarız AKP'yi gerekirse'' diyerek 'küfe olmayan ve gerekirse atacağı partiye oy verdiğini' beyan ediyordu. Dolayısıyla ''OY VERME BİLİNCİ''nin yoksunluğu kanıt gösterilebilir.

    12- Sonucusu ise cesarborgia, senin söylediğin şey: e elbet seçimlerde AKP hile yaptı. 3'te bir bile değil, neredeyse yüzde elli oranında bu partiye oy verildiği halde kime sorulduysa onun ''yoo?'' demesi, ya yalan söylendiğinin, ya hile yapıldığının göstergesidir ki, belediye/il yerel seçimlerinde yapılan hileler (Sandık kaçırma gibi en basitinden oy pusulalarını ters basmaya kadar gidenler) zaten yeterince açıklayıcıdır.
     
  17. Ozaman susurluk sadece bir kazaydı diyelim.Prenses diana boşuna öldü diyelim bu işlerin içinden çıkmanın kolay yolu değilmidir.Ki bu olayların üzerine DTP nin kapatılması nasıl bir rastlantıdır düşünmek lazım.Aynı olay şemdilli baskınından sonra da yaşanmıştı ama ozaman kapatma olayı gerçekleşmedi.10 kez düşünüp bir kere konuşup susup beklemiyorum.Düşüncelerimi aklımdan tasarlayıp yazıyorum hiçbirinden de gocunmadım gocunan varsa da üzgünüm düşüncelerim başkalarına dokunuyor diye de susmak manasız olur.Öyle birşey olsa bugün köşe yazarları magazin hakkında yazardı.Herşeyden önce fikirlere saygı göstermek gerekir ve üslübü bozmadan konuşmak önceliklidir.Diğer türlü bir tartışma faşizan tavırlardan başka birşey getirmez ki bunlarla da birşey çözülmez.Sonuç olarak bu ülkenin üzerinde oynanan adi oyunlar mevcut.Sadece kürt sorunu vs. değil.Bunun farkına varıp bu yönde birşeyler yapmak hepimiz için iyi olacaktır.
     
  18. Arkadaşlar bunları 30 yıldır parlementoda siyasi zemin vs çözemediler. Bunlar artık alışıldık şeyler. 30 yılda sözde siyasetçiler (DTP AKP MHP CHP bana göre hepsi düzenbaz) çözemediler forumdada üzerinde durmanın bir anlamı yok her defasından. Siz burda can sıkınızı gidermek yada Kahraman Aydın egonuzu tatmin etmek için oturduğunuz rahat koltuklardan tartışırken Erman Toroğlunun maç yorumlaması gibi; o sırada hala ülkede insanlar ölüyor. Bakın İNSANLAR diyorum. Bırakın böyle entellektüel eğlenceleri. Universite döneminde ortam ayağına ülkücü devrimci vs bir kalıba giren eğlence arıyan gençlerden hiçbir farkımız kalmadı.

    Bizim ülkemizde gençliğe Türk yada Kürt yada Arap hiç farketmez Doğu Batı Kuzey Güney; Bütün bu gençlik özünde hep aynı tutum hep aynı. Hep bir BEN çabası var. O kapatıldı bu kapatıldı şu açıldı. Ne yapalım yani? Bu ülkede normal olmayan milyon tane şey sayarım. E ne yapalım bizde üstüne sidik mi yarıştıralım.

    Bu ülkede en büyük sorun TV'dir. TV'yi kaldır insanları kaynaştır empati kursunlar bakalım o zaman doğu batı kalıyor mu? O zaman Pkk kalıyor mu? O zaman AKP kalıyor mu? DTP MHP CHP ANAP DSP kalıyormu?

    Bütün bu monoton kokteylleri doğuda yada batıda bütün bu gerginlik bizim çok TV'de olup biten gerçeği tam yansıtmayan (A fikri yada B yada C farketmez) gelişme(me)lere çok hızlı kontrolsüz tepki vermemizden kaynaklanıyor. Bilgelik 0! Hem doğuda hem batıda. Boşuna sidik yarıştırmayın forumlarda. Bir habere bakıp oraya buraya saldırıyorsan küfürler saydırıyorsan içinde gereksiz bir gerginlik oluşuyorsa önce kendini KURTAR. Emin ol sonra dünya kendi kendine kurtulur.
     
  19. pkklıların telsiz konuşmaları medyada yayınlandı. Hala daha provakasyon. 30 bin kişiyi katlettiler hala provakasyon,otobüste 17 yaşında kızı yaktılar provakasyon. Onlar terörist olamazmış,demokrasi melekleriymiş.Amaçları Türkiye'yi bölmek değilmişşş!
     

  20. aman canım sende kaldırsınlar tv'yi terör bitsin öylemi :) ya yapma siirtte sıradan bir köy halkının elinden pkk tarafından çocuğu alınan annenin babanın feryadını bilmiyor musun çözüm ne tv'yi kaldır :) terörist bir gruba katılıp gizli gizli pusu kurup bu ülke de yaşamak zorunda olan bu ülkede mecburen askerlik görevini yapan 20 yaşında ki bir gencin ne günahı var da öldürüyorsun be hayvan , senin dediğin gibi ölen teröristlere ben İNSAN demiyorum insan öldüren insan değildir. Bir başkaldırmışlık bir itirazın varsa halktan insan öldürmekle bir yere varılmaz varılsaydı yıllardır öldürüyor şerefsizler ne oldu ?
     

Bu Sayfayı Paylaş