Nef'î

'Forum Meydanı' forumunda bir_kereye_mahsus tarafından 13 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. Büyük Türk Şairi Nef'î'nin gerçek adı Ömer'dir. Erzurum'un Hasankale ilçesinde doğmuş ve öğrenimini bu iki şehirde tamamlamıştır. Babası da şair olan Nef'î, küçük yaşta şiir söylemeye başlamıştır. Bilinen iki tane eseri vardır. Türkçe Divân'ı ve Sihâm-ı Kazâ. Bunlardan ayrı olarak, bir de Farsça Divân'ı vardır.

    Nef'î, daha çok kaside ve hicivleriyle meşhurdur. Öyle ki, onun katledilmesine sebebiyet veren tek şey sivri dili, yani hicviyeleridir.

    Aşağıdaki yazılar alıntıdır http://www.lafistan.com/2008/12/02/nefinin-babasina-yazdigi-hiciv/:

    "Klasik Türk şiirinin (dîvân şiiri) 17.yüzyılda yaşamış büyük şâiri Nef’î, kasidelerinde ve gazellerinde ahenk dolu bir ses ve güçlü bir söyleyişe ulaşmıştır. Nef’î’nin en çok hafızalara kazınan yönü ise hicivleri (birini yermek için yazılan şiir, yergi) olmuştur. Hicivde bir üstâd olan Nefî’nin sivri dilinden babası bile kurtulamamıştır. Nef’î, babasının kendisini küçük yaşta terk edip Kırım Hanının yanında zevk u safâ eylemesi sebebiyle ona bu hicvi yazmıştır.

    Google’da Nef’î’nin babasına yazdığı hicvi arayıp bulamayınca bu eserin sanal âleme kazandırılması gerektiğini düşündüm. Vaktimi çok alacağı için günümüz Türkçesi ile anlamını verme işini başkalarına bırakıyorum. Osmanlı Türkçesine vâkıf olmayıp şiirin mânâsını merak edenler sözlük kullanarak da metni anlayabilir. Yalnız şunu belirteyim: Şiirdeki ”hane” kelimesi bazen ev anlamında bazen de Han’a (Kırım Hanına) anlamında kullanılmıştır. Ev anlamındaki hanede “h” küçük harfle yazılmıştır. Kırım Hanı anlamındaysa ”h” büyük yazılmıştır.

    İşte Nefî’nin babasına yazdığı hiciv:

    DER-HAKK-I PEDER-İ HÎŞ (MEHMED BEG)

    Saadet ile nedîm olalı peder Hâne
    Ne mercümek görür oldı gözüm ne tarhâne

    Zügürtlük âfetim oldı acep midür etsem
    Peder gibi buradan ben de arz-ı cer Hâne

    Eger müsaade etmezse bir tulum yağa
    İki tulum kumuz olsun nedür zarar Hâne

    Buna da hısset olur mu ki günde bin Tatar
    Tulum tulum kımızı pîşkeş çeker Hâne

    Pederde mi aceb imsâk Han’da mı bilmem
    Nezâket ile bunu kim suâl eder Hâne

    Peder degül bu belâ-yı siyehdür başıma
    Sözüm yirinde n’ola güç gelirse Hâne

    Benim zügürtlük ile ellerüm taş altında
    Müzahrefâtün o dürr ü güher satar Hâne

    Ben ıztırâb ile bunda samâ’a girmede ol
    Dü beyt okur negâmât ile def çalar Hâne

    Zügürd olursam olaydım ne çâre kâil idim
    Olaydı baş sokacak denlü muhtasar hâne

    Hudâ bilür ki sözüm ser-te-ser hakîkatdür
    Baş ağrıdur der isem lîk ser-be-ser Hâne

    O demde kim peder-i nâ-bekâr-ı sifle nihâd
    Beni garîb koyup oldı hem-sefer Hâne

    İki kasîde komışdı ekâbiri cer içün
    Anunla toldı yine şehr içinde her hâne

    Ne câize ne sıla var bu yerde meddâha
    Meger idem yine varınca ber-güzer hâne

    Peder bu mısrâı hod kendi söylemişdi bilür
    Minâre üstüne laklak çıkar yapar hâne

    Giderdüm âh velî korkaram ki emmüm de
    Tuyarsa gittiğim ardumca can atar Hâne

    Belâ bir iken üç olurdı başına Hânun
    Ederdi her biri bir güne arz-ı cer Hâne

    Üçi de cerr-i muvâfık ederdi birbirine
    Biri bin yine tenhâda hem geçer Hâne

    Belâ budur ki riâyet ederse Hân bize ger
    Ne denlü var ise cerrâr azm eder Hâne

    Bu denlü asker-i cerrâra memleket lâzım
    Ne kişver-i Leh ü Çeh ne Kırım yeter Hâne

    Bu hayret ile varup geldigümce ahbâba
    Kimi söğer pedere kimisi güler Hâne

    Birisi Mir Şeref’dür kadîmi ahbâbun
    Duâ-yı hayr eder olmaz hem ol kadar Hâne

    Görünce hâlimi şetm-i galîz eder pedere
    Döner yemîn eder ardınca hem natar Hâne

    Ki Hân sevâba girüp ger babanı katl itse
    Duâ ederdi felekten ferişteler Hâne

    Niçün deyince hemen hande-nâk olup der kim
    Niçe nedîm olur öyle leîm-i har Hâne

    Denâetinden eger bir latîfe nakl etsem
    Olurdı tuhfe-i makbul mâ-hazar Hâne

    Soyardı na’lini ölmiş eşeklerün yola
    Verürdi nân ü piyâza konunca her hâne

    Nigâh-ı hasret ile reng ü fer komaz bilürem
    Meded tuyurmasın ana gelince zer hâne

    Kırımı Hân sana verse babandan artar mı
    Yabana söyleme verme varup keder Hâne

    Babana bin deve sana da bir keçi verse
    Anı dahi bana ver diyü göz kapar Hâne

    Kanaat eyle baban gibi olma pes cerrâr
    S..ıp b..un ye de tek verme derd-i ser Hâne

    Tevekkül eyle cenâb-ı Hüdâya ahvâlün
    Ne ser-i âhere arz eyle ne Tatar Hâne

    ***

    (Kaynak: Nef’î ve Sihâm-ı Kazâ, Yrd. Doç. Dr. Metin Akkuş, Akçağ Yay. Ankara 1998, s.145-148
     

Bu Sayfayı Paylaş