Deli Gömleği Röportajı

'Haberler & Etkinlikler' forumunda UnusuaL tarafından 13 Ağustos 2002 tarihinde açılan konu

  1. Özver'in deyimiyle: 'Deli Gömleği temelde Grunge yapmaya çalışır; ama ortaya acayip şeyler çıkar.' Deli Gömleği'nden Özver'le konuştum grup hakkında.. Ya da konuşturdum demeliyim sanırım.. :) Son demoları "Böyle Buyurdu Berduş "piyasada şu an..Ayrıntılı bilgi için röportajı okuyun.

    Emel: Grubun kuruluş sürecinden bahseder misin?
    Özver: Grup 99’un sonlarında kuruldu. Daha önceden Burak’la (bas) besteleri çalıyorduk. Grubun ilk davulcusu Hüseyin Erinç’le ben Ankara’ya gelmeden önce çalıyorduk. Daha sonra bu iki adamı biraraya getirerek grubun ilk demodaki şarkıları ortaya çıktı. Yani grubun ilk kadrosu Hüseyin Erinç (davul), Burak Öztürkmen(bas) ve Özver Yılmaz (vokal-gitar)’dan oluşuyordu. Şarkıların söz ve müzikleri bana ait. Devamlı kendi şarkılarımızı çalmak ve sadece sevdiğimiz için başkalarının şarkılarını çalmak istiyorduk :) Aslında bu konuda çok şanslıydık; çünkü kimsenin popüler olma kaygısı (hırsı,sahteliği) yoktu ve üçümüz biraradaydık. En azından bu ünlü dediğimiz grupların başına neler geldiğini izlemiştik. Gerçekten de alınması gereken dersler vardı ve biz en başından saflığa, samimiyete inanıp yola çıkmaya karar verdik. Aslında ulaşmaya çabalayacağımız şey buydu ve hala bunun için uğraşıyoruz. Bazen bizim de saçmaladığımız yada kendimizi kaybettiğimiz zamanlar oldu; ama şimdiye kadar hep toparlandık.
    Emel: Ne gibi zamanlar? :)
    Özver: Bunu şöyle açıklayabilirim: Grup son 6 ayının 4 ayında coverlarla uğraştı ve doğal olarak kendi şarkılarımızın üstünde yeteri kadar yoğunlaşamadık. Allahtan “Böyle Buyurdu Berduş”un kayıtları yaklaşmıştı. Biz de yine kendimizi toparlayıp ‘I’d rather be with an animal’ demeyi kestik. Bazen de büyük uçurumlara sürüklendik. Çok tasvire gerek yok aslında. Bu tam olarak umutsuzluktu. Yani düşebileceğiniz en kötü durum. Bizim gibi kıçını yırtan gruplar için en kötü durum bu galiba; ama hiçbir zaman her şeyi bırakıp gitmeyi düşünmedik (tamam,bazen oldu) Bazen de sonradan pişman olduğumuz işler yaptık. Mesela yakın bi zamanda yerel bir tv kanalında canlı yayına çıktık. Çaldık,söyledik falan. Hatta Eddie’ye selam bile söyledik. Eğlenceliydi ama tam bir saçmalıktı; çünkü program kadınlara yönelikti. En güzel tarafı da programı ‘would’la kapatmamız oldu. Herhalde ev hanımlarının ufku genişlemiştir.
    Emel: Kadronuzda değişiklik oldu sanırım..Sebepleri ne bunun ve sorun yarattı mı?..
    Özver: İlk davulcumuz Hüseyin mesleki sebeplerden dolayı gruptan ayrılmak zorunda kaldı. İlk demo 8 parçaydı ve altısında çaldı. Ayrıca ikinci demoda “Bir Milyon Baloncuk”un sözlerini yazdı. Aslında ben “Bir Milyon Baloncuk”un müziğini yaptım. Bu daha doğru sanırım. Hala yeni bir şarkı yaptıktan sonra nasıl olmuş diye sorarım. Geçen hafta İstanbul’da yeni demonun şarkılarını sazla çalmaya çalıştım ama pek açıklayıcı olmadı galiba onun için :)
    Hüseyin’le bir türlü aynı şehirde olmadığımız için davulcu avına çıktık. Böylece Özgür Öney’le çalmaya başladık. Yaklaşık 1,5 yıl falan Özgür’le çaldık. İlk demoda gruba ısınması için 2 şarkıda çaldı. İkinci demonun tamamında çaldı. Konserlere çıktık. Kickbox yaptık,sabahları domates suyundan otlandık. Sigaraya başladıktan sonra Camel’ından otlandık, daha sonra Özgür gruptan ayrıldı. Tabii ki camel yüzünden değil. Aslında niye ayrıldığını tam olarak bilmiyorum ama müzikal diyelim.... Doğal olarak eleman değiştirmek gruba fazlasıyla zarar verdi.sanırım ODTÜ konserine çıkamadık ve daha da önemlisi çok zaman kaybettik. Özgür’le de hala görüşüyoruz.yeni demoda bize zillerini ve trampetini verdi. Sağol Özgür. Ve yine davulcu avına çıktık. Oraya buraya ilan astık. Böylece yeni demoda çalan şu andaki davulcumuz Serkan Süer’le çalmaya başladık. Son olarak sahne çalışmaları için 2. gitarist olarak Tuğrul Ersan gruba dahil oldu.
    Emel: Grubun isim babası kim?..
    Özver: Grup ismini Burak’la bir barda otururken bulduk.Tam hatırlamıyorum; ama ben “deli” dedim. Sonra üstüne “Deli Gömleği” lafı çıktı. Tamam dedik. Bir şeye isim koymak çok zor. Genelde şarkı isimleri de hep nakarat sözlerinden çıkıyor zaten. ”Deli Gömleği” ismini koymamızın hiçbir amacı yok. Sanırım isim ailesi ben ve Burak.
    Emel: İlk grubunuz mu? Başka gruplarda çaldınız mı?
    Özver: Burak’ın ilk grubu. Serkan’ın ve benim başka gruplarda çalmışlığım oldu.
    Emel: Diğer gruplar ne?
    Özver: Deli Gömleği oluştuktan sonra Özgür'le beraber bir cover grubuyla birkaç barda sahneye çıktık. Lisede falan yine gruplar oldu. Beste falan çalıyorduk. Serkan’ın çaldığı grupların isimlerini hatırlamıyorum
    Emel: Demolarınız ne alemde? Nerden ulaşabilir insanlar?
    Özver: İlk demomuz “Sefil Şah” 2000’de çıktı. Kayıt olarak kötü olduğu için piyasaya çıkmadı.ikinci demo “Soytari”yı 2001’de yaptık ve yeni demo “Böyle Buyurdu Berduş” da piyasada. Bu demolar Ankara: Hayri, İstanbul: Köstebek, Kod müzik ve Atlantis’te bulunabilir. Başka şehirlerden ulaşmak isteyenler [email protected] ‘a mail atarak bizden demo isteyebilirler. Biz de yollarız. Şu anda sitede üç şarkı (yer probleminden dolayı) var. Oradan isteyenler download edebilirler. Şarkılar birinci ve ikinci demolardan.site adresi www.geocities.com/deligomlegi
    Emel: Tepkiler nasıl?
    Özver: “Soytarı” çıktıktan sonra mailler falan geldi. Gelen maillerin konuları oldukça ilginçti. Demodaki copyright ibaresinden rahatsız olmak, Kayseri’de sabahları walkman’de “Sefil Şah” dinlemek, William Burroughs, Antalya’dan bir fanzinle röportaj... Aslında bir kitleden bahsedebilir miyiz bilmiyorum yani biz pek hissetmedik yine de konserde bizimle aynı şeyi söylediklerini görmek çok mutlu ediyor bizi. Son olarak. 6. cadde’nin Deli Gömleği dinlediklerini duydum Özgür’den. Bu da sevindirdi bizi; çünkü herifler samimi gibi görünüyordu izlediğim kadarıyla... İnsanlara ulaşmak çok zor.... Yani senden haberi olmayan bir sürü şehir var ülkede... Ne kadar kötü...
    Emel: Bunu aşmak için neler yapıyorsunuz?
    Özver: Türkiye’deki Ankara,İstanbul dışındaki şehirlere ulaşmanın sınırlı yolları var. Televizyon: Elle sayılacak sayıda program var. Radyo: Yine sınırlı ama daha özgür ve internet tabii ki. Ben de bu yolla adını duymadığım grupların şarkılarını dinliyorum ve içinden şaşırtıcı şeyler çıkıyor ya daerak ettiğim grupları buradan öğreniyorum.mesela sevdiğim bazı grupların ne kadar kişiliksiz ve bayağı olduklarını görüyorum.tavır bu ülkede eksik olan önemli şeylerden biri...
    Emel: Kaset için teklif geldi mi?
    Özver: 2001 Temmuz'unda demoyu 2 şirkete bıraktık. Fakat tam da o zaman ekonomik kriz olmuştu. Bu yüzden birinden hiç ses çıkmadı. Diğeri de ortak bir şeyler yapalim dedi. Ben de -çok iyi hatırlıyorum- ceplerimi dışarı çıkarıp boş ceplerimi gösterdim... Şimdi de hükümet düşüyor umarım bir şey olmaz... :)
    Emel: Ankara'da ki müzik ortamı nasıl? Son zamanlarda bir sürü grup çıktı oradan..
    Özver: Kendi tarzımız açısından düşünürsek biz pek göremedik çıkan iyi bir grup. Bazen yolda falan konser afişleri görüyorum; ama grubun ismi okunmuyor. Ankara’da konser olayı çok zor. Genelde okul şenliklerinde falan çalınıyor. Rock Station’dan başka büyük organizasyon oluyor mu bilmiyorum...
    Emel: Örnek aldıklarınız..
    Özver: Örnek aldığımız gruplar Nirvana, Pearl Jam, Soundgarden ve Alice in Chains. Bu grupları hem müziklerinden dolayı hem de tavırlarından dolayı örnek alıyoruz.
    Emel: Ve Kaybettik'i Greenday'in Basketcase parçasına benzetti bir arkadaş. Esinlenme felan var mi o parçadan?
    Özver: Valla sen sormadan önce hiç böyle bir şey aklıma gelmemişti. Esinlenme yok. Melodi pek benzer gelmiyor.
    Emel: Siz kimleri dinliyorsunuz?
    Özver: Bu dörtlüden başka geniş bir yelpazede dinlediğimiz şeyler var. Radiohead, Pixies, Sonic Youth, Mudhoney, Mad Season, Temple of the Dog, Neyzen Tevfik, Orhan Gencebay, Yusuf İslam, Neil Young, Smashing Pumpkins, Silverchair, Guns’n Roses, Muse, Nusrat Fateh, Ali khan, Sex Pistols, adsız punk grupları..... Türkiye’de Duman, Kurban, Murat Yılmaz Yıldırım, Erkin Koray, Yaşar Kurt (ilk albümden dolayı), Fikret Kızılok, Kargo (Yalnızlık Mevsimi’nden dolayi), Mor ve Ötesi, Direc-t, Nebula’yi dinliyoruz....
    Emel: Cover yaptığınız gruplar?
    Özver: Cover yaptığımız gruplar: Nirvana, Pearl Jam, Alice in Chains, Soundgarden, Smashing Pumpkins, Muse, Violent Femmes, bilimum bar şarkıları, bilimum gerçek punk grupları...Murat Yılmaz Yıldırımın “Çekilin karanlıklar”ını acayip bir hale soktuk. Guttermouth’un çocuk şarkısı vardı bir tane-punk rock academy- onu bi ara çalcaktık vazgeçtik
    Emel: Konser, festival programı var mı çıkacağınız?
    Özver: Bu yaz Efes’te bir festival varmış; ama hiçbir bilgim yok ne olduğu hakkında. Olursa orada çalacağız. Aslında İstanbul’da Direc-t’le beraber bir konser düşünüyorduk; ama şimdilik bir gelişme olmadı. Bar olayına gelince Ankara’da birkaç yerle konuştuk. Ne olacağı önümüzdeki günlerde belli olacak. Grup olarak yaz başında bara çıkmama kararı almıştık; ama ne yazık ki maddi durumumuz iyice boka battığı için çalmaya karar verdik. Bir de çok sıkıcı oluyor bar programları.birşeyleri çalma zorunluluğunda hissediyorsun kendini. Şarkıyı çalarken “Hadi bit artık!” dediğim çok olmuştur. Geçenlerde bir bara denemeye çıktık(deneme olduğunu sonra öğrendik ). Bize çok gürültülüsünüz dedi. Ben de içimden “Birşeyleri başarmışız” dedim. Geçen sene de başka bir barda “Daha az punk çalabilir misiniz?” demişlerdi. Bu da çok ilginç bir yaklaşımdı. Sanırım Sexbomb çalacağımızı sanıyordu gerzek. Bunun gibi garip olaylardan dolayı olsa da olur olmazsa da olur diyoruz artık. Pek kasmıyoruz. Konserlerden kat kat daha fazla zevk alıyoruz.ama dediğim gibi Ankara’da çok zor...
    Emel: Direc-t'le kardeş grup gibisiniz sanırım..
    Özver: Bilge bize grupla ilgili bilgi almak için mail atmıştı. Sonra mailleştik falan. O demolarını verdi ben bizimkileri verdim. Sonra ODTÜ konserinde tanıştık, takıldık falan.İiyi adam. O da kasıyor. İstanbul’da beraber bir konser düşünmüştük; ama dediğim gibi bi gelişme yok. Aslında çok güzel olurdu.ben şarkılarının “Obseqious” gibi olanlarını seviyorum... Onlar da albüm falan yapacaklar galiba...
    Emel: Fanzinleri takip ediyor musunuz?
    Özver:Burada pek fanzin kültürü yok; ama içinde sadece daire üstünde A olan ve içi boş fanzinler hariç bütün fanzinleri destekliyoruz. Kesinlikle olması gereken ve yayılması gereken bir şey. Lütfen A olsun ama biraz da dolu olsun!
    Emel: Sözlerin yazımında etkilendiğin şeyler ne? Hikayesini anlatabilir misin şarkılarından birinin..
    Özver: Sözler genelde şiir olarak yazılıp o duyguyu verecek bir riffle birleşiyor. İlk iki demoda şarkıların nerdeyse yarısının sözlerini lisedeyken yazmıştım. Yani 2-3 senelik sözlerdi o zaman için. Aslında müziklerinin çoğu da o zamanlar çıkmıştı sözler genelde kişisel.yani kişisel dediğim ....Ya aslında yazarken kendimle konuşuyor gibi hissediyorum. Yani herhangi bir olayı anlatan bir şarkı sözü yazamam her halde.Yazsam bile ya çok plastik olur ya da kendimden başka herkese yalan söylemiş olurum. Bu yüzden sözlerin orijinal hallerini bozmuyorum. Genelde yaşadığım şeylerden etkileniyorum doğal olarak. Bazen üçüncü kişiye atıyorum kendimi bazen de hepimiz için yazıyorum”.....yitir kendini....deliriyoruz.....”gibi. Bu şarkı ilk demodaki “porno” isimli şarkıdır. Hikayesini anlatacağım bir şarkı yok; ama hatırladığım şeyler var bazi şarkılarla ilgili. ”Döndü baktı”’yı yazmadan önce kakaolu kek ve votka kustuğumu hatırlıyorum.”Rahatla dostum”u yazmama sebep yediğim kocaman bir kazıktı. ”Kirli Yeşil Kazak”ı otobüs mola verdiğinde yolun kenarında beynime yazmıştım.” Şimdi aklımdaydın”ı burada anlatamayacağım birşeyden sonra yazdığımı biliyorum.
    Emel: Çok kapalı bir anlatımının olduğunu düşünüyorum ben.. Çok kendine ait yazdıkların..
    Özver: Genel olarak bir şarkıda açık olarak “Seni seviyorum, ölmek istiyorum, gezmek istiyorum, Mc donalds’dan big mac istiyorum” demeyi sevmiyorum. Sanırım okuduğum şeyler beni hep bu yönde etkiledi. Hiç anlaşılır olmamaktan yana değilim tabi ki ama yazdığın şeyler de yaptığın müzik kadar önemli olmalı bence.
    Emel: Hayata bakış açınızı merak ettim bir de..
    Özver: Bu soruyu kendi adıma cevaplayabilirim.genelde depresif ve asosyal olduğum söylenir.depresiflikten şikayetçiyim ama asosyallikten pek rahatsız olduğum söylenemez.dış dünyayla sadece gerektiğinde ilişkiye girerim.gece hayatım yokturrock barlara çok az giderim.çünkü her gidişimde bir sürü rock yildizi görüyorum çevrede.mesela dün manga’yi dinlemeye gittim.dinleyenler arasinda(ya da başka işler için gidenler arasinda)30 derece sicak,sigara dumani ve havasizlikta bereli ve güneş gözlüklü adamlar gördüm.gerçekten trajediydigenelde evden dışarı çıkmam.içerisi daha eğlenceli ve kendim için daha yararlı.çoğu zaman da dışarıda gördüğüm çoğu şey hem midemi bulandırıyor hem de üzüyor.biraz rahatsızım galibasıcak bulmadığım insanlar içinde pek konuşamam.arkadaşlarım arasında dibe vururum.o zamanlar laçka ve terbiyesizimdir.çok küfrederim ve sinirliyimdir.yani hayata bakış açısını 360 derece içinden pek beceremiyorum.burak ve serkan’ı anlatırsam yarın beni döverler o yüzden susayım ben artıkikisini de severim.keratalar!!!! Bu arada kendimi hiç bu kadar deşifre etmemişim ya.ne lanet bir herifmişim.
    Emel: Manga'yı nasıl buluyorsunuz?
    Özver: Özgür eski davulcumuz.onu iyi tanıyorum ve iyi buluyorum. Yeni jenerasyon hardcore’u sevmiyorum.umarım neyi istiyorlarsa o olur....
    Emel: Müzik ne ifade ediyor sizin için?
    Özver: Bu çok zor bir soru..En iyisi şöyle diyeyim: Hepimiz müziğe (yaratmaya) tutunarak yaşıyoruz.
    Emel: Felsefeniz..
    Özver: Kimseye hiçbir şekilde taviz vermemek istiyoruz. Kimsenin zoruyla bir şey yapmak istemiyoruz. Tamamen özgür olmak istiyoruz. Daha fazla alkış için bir şeylerimizi satmak istemiyoruz. Olabildiğince amatör kalmak istiyoruz. Sanırım bunlar bütün görüşlerimizi özetliyor. Albüm yapmak istememizin tek amacı bizim insanlara, insanlarin da bize daha kolay ulaşmalarını sağlamak. Başka da hiçbir amacı yok. Bu işten para kazanılmayacağını zaten biliyoruz. Bir de zarfin içinde demo yollamaktan sıkıldık artık.

    Tarih: 13.08.2002
     

Bu Sayfayı Paylaş