Deja-vu Röportajı

'Haberler & Etkinlikler' forumunda mbk tarafından 25 Eylül 2005 tarihinde açılan konu

  1. mbk

    mbk

    315
    0
    600
    Son dönemlerin en konuşulan grubu olan Deja-Vu ile samimi, sıcak ve zor bir röportaj yaptım. Deja-Vu hakkında bilmek istediğiniz bir çok şey röportajın içinde. Üstelik bu röportajın büyük bir kısmı da üyelerimizin sorularından oluşuyor. Ne sorduğunu unutan varsa, buyursun…

    mbk: Gündemden başlayalım hemen, Kendin Coş klipinin ses getiren başarısını hepimiz biliyoruz. Başarının keyifli yanları olduğu gibi tedirgin edici yanları da var muhakkak. Kendin Coş klipi ülkemizde neredeyse ilgisizlikle karşılanmışken, yurt dışından gelen bu güzel haber hakkında neler düşünüyorsunuz?

    Doğrusu, biz yurtiçi tepkilerden de, yurtdışından gelen bu güzel haberden de son derece memnunuz. Aslında ülkemizde de çok ilgisizlikle karşılanmış ve hayal kırıklığı yaşanmış denemez, zira klip Dream TV’nin istekler doğrultusunda hazırladığı Dream 10 listesinde, 4 hafta boyunca 1 numara olmak üzere, uzun süre yer aldı. Bundan sonra da MTV World Chart Express’te listeye 10 numaradan giriş yaptığımız haberi geldi. Açıkçası bu bizim için büyük bir sürpriz oldu, ve tabii çok memnun olduk.

    mbk: Hemen, O Ha! klipiyle devam edelim. O Ha! için konser görüntülerinden oluşan bir klip hazırlandı sanırım. Klip atmosferinden ve çıkan sonuçtan memnun musunuz?

    O Ha! için, CNN Türk’teki Kameramla Kampüste programından tanınan Mehmet Kösemen yönetmenliğinde, konser görüntüleri, küçük bir senaryo, ve Deja-vu görüntülerinden oluşan bir klip çektik. Çekimlerde ve bütün klip sürecinde oldukça keyif aldık. Klip henüz tamamlanmış değil, bu nedenle tam anlamıyla sonucu biz de bilmiyoruz. Fakat hem biz grup olarak, hem de klipin yönetmeni Mehmet Kösemen, ortaklaşa, keyifli ve güzel bir iş çıkardığımızı düşünüyoruz. Kesin sonucu yakında birlikte görmeyi umuyoruz.

    mbk: ‘Deja-vu’nun beklenen albümü!’ başlığıyla albüm piyasadaki yerini aldı. Elbette her albüm gibi bir yandan sevildi bir yandan da yerildi. Benim asıl merak ettiğim Deja-vu’nun içine sindi mi albüm soundu? Albümün stüdyo aşamasını anlatır mısınız?

    Kendin Coş albümü sonuna kadar arkasında durabileceğimiz bir albüm. Prodüksiyon aşaması çok keyifli ve verimliydi. Oğuz Kaplangı ile oturup her şarkı için ayrı ayrı düşündük, her şeyi en ince ayrıntısına kadar birlikte planladık ve ortaya Kendin Coş albümü çıktı. Prodüksiyon aşaması beş ay sürdü. Beş ayın sonunda ise 27 Haziran 2005’te Deja-Vu albümü raflardaki yerini aldı.

    mbk: Elec-Trip Records’un ilk Rock grubusunuz sanırım, bu bağlantı nasıl oluştu? Şirketin belirgin tarzına oldukça uzak bir tarzı var Deja-vu’nun…

    Elec-Trip Records ile tanışmamız Roxy Müzik Günleri aracılığıyla oldu. Yarışmanın birincisine bu şirketin bir single ödülü vardı, fakat bizim görüşmelerimiz daha ileri gitti ve albüm kararı alındı. Şirketin genel müzik çizgisi “fusion”. Bizde de onların ilgisini çeken şey, müziğimizde yarattığımız füzyon olsa gerek.

    mbk: Çok konuşulan bir bağlama soundu söz konusu. Bu soundu konu almadan şunu sormak istiyorum. İlk konserinizi türkü barda verdiğinizi öğrendim. O konserde de bağlama kullanmış mıydınız? Yoksa o elektrik sonrası mı bağlamayı müziğinize kattınız?

    Deja-Vu kurulduğundan beri grubun içerisinde bağlama yer alıyor. İlk konserimizde de bağlama vardı. Türkü bar konserimizin de aslında bir türkü barla alakası yoktu, yer bulunamadığı için orada Ankaralı Rock gruplarının düzenlediği bir konserdi. Fakat böyle müziklerin, öyle bir ortamda çalınması ve bizim de bu müziğin içinde bağlama kullanmamız mekanla garip ama güzel bir uyum sağladı, böyle hoş bir anı oldu.

    mbk: Ben ülkem grupları için her zaman yenilikçi çalışmalardan yanayım. Deja-vu da müziğine kattığı bağlama ile yenilikçi bir adım attı. Hiç denenmeyen bir şey değil tabi ama kullanılışı ile sıradanlıktan sıyırdı. Çetin Akdeniz ile çalışmalara başladığınızda hiç tereddütleriniz oldu mu?

    Tereddüdümüz hiç olmadı. Çetin Akdeniz’in adını ve işindeki başarısını daha önceden biliyorduk. Albümdeki bağlamaları onun çalacağını duyduğumuzda çok sevindik ve gurur duyduk. Bağlama kayıtları inanılmazdı, tüm fikirlerimizi dinledi ve ortaya hayal edebileceğimizin ötesinde bir ürün sundu.

    mbk: Kişisel olacak ama, Roxy Müzik Günleri’nde Deja-vu’yu birinci seçen jüri kimlerden oluşuyordu? ( Meraktan sorulmuştur, art niyet yoktur! )

    Dinç Toğrol (emi kent) Mehmet Tez (istanbul life) Melis Danışmend (radikal) Şafak Ongan (dream tv) Burçin Acer (radio hot) Ömer Ahunbay (müzisyen - jingle house) Murat Hasarı (müzisyen) Güven Erkin Erkal (radyo d – dream tv) Alper Alsan (müzisyen - bağdat avenue)

    mbk: Deja-vu’nun ne anlama geldiğini sorarak gülünç olmaya gerek yok, bunu herkes bir kere bile olsa yaşamıştır diye düşünüyorum. Ben sizdeki dejavu’yu merak ediyorum. Grup ismini koyarken etkilendiğiniz bir dejavu anınız oldu mu?

    Grubun ismi konarken aslında tesadüf eseri Deja-Vu olduğu söylenebilir. 1999 yılında gruba isim aranırken, grubun o zamanki davulcusu, o sıralarda gündemde olan Matrix filminden esinlenerek Deja-Vu fikrini ortaya attı. Bu isim de diğer elemanlar tarafından da benimsendi ve bugüne kadar geldi. Bugün ise yaptığımız müzikle bir anlamda örtüşüyor. İnsanlar zaten kulak alışkanlıkları olan bağlama sesi ve melodilerini, bizim müziğimizde duyduklarında bir anlamda Deja-vu yaşamış oluyorlar.

    mbk: Albümüme dönelim; Rock, Ska ve Nu-Metal mi albümün soundunu (bağlamayı göz ardı edersek) oluşturuyor sadece ve neden açıkça biz şu tarzı icra ediyoruz deme ihtiyacı duydunuz? Bence bir grup biz şu tarzı icra ediyoruz deyince ilk çemberini kendi yaratır?

    Temel olarak albümün soundunda Rock, Ska ve Nu-Metal var, fakat sadece onlar değil. Tabi ki bağlama da var, bu da etnik bir hava katıyor. Bunun yanı sıra elektronik altyapılar, loop’lar, synth’ler var. Doğrusu bizim böyle bir şey deme ihtiyacımız, bize durmaksızın sorulan “tarzınız ne” sorusundan doğdu. Ama asla belirli bir tarz ve bazı kalıplarla kendimizi sınırlamıyoruz. Müzik yaparken, yeni şeyler oluştururken tamamen doğal, içimizden geldiği gibi, hissettiğimiz gibi çalıyoruz ve yazıyoruz. Bu nedenle şimdilik bir çember çizmiş olsak da, bu çemberin genişlememesi için hiçbir neden yok.

    mbk: Albümde ortak çalıştığınız isimlerde göze çarpıyor, bu ortak çalışmaları anlatır mısınız?

    Albümde çalıştığımız isimler ; Çetin Akdeniz (Bağlama, elektro bağlama ve cura), Uğurcan Sezen (Loop,synth, klavye), Görkem Karabudak (Keman), Bilge Kösebalaban (İki şarkıda vokalleriyle eşlik etti). Bağlama, müziğimizin olmazsa olmaz enstrümanlarından biri. Bu yüzden prodüktörümüz Oğuz Kaplangı, bu iş için en uygun müzisyenin Çetin Akdeniz olacağını düşünerek onunla görüşmelere başladı ve kayıtlarda Çetin Akdeniz yer aldı. Deja-Vu’nun ve Oğuz Kaplangı’nın ortak fikri olarak albüme elektronik altyapılar koyulmasına karar verildi. Bu altyapılar Uğurcan Sezen’e ait. Kendisi Lava, Spacecake ve Zuğaşi Berepe gibi projelerde bulunmuş bir müzisyen. Çilekeş’in vokalisti Görkem Karabudak 2002 yılında Deja-Vu ile çalışıyordu. Grupta keman çalıyordu. Biz bu anıyı albüme de taşıyalım dedik ve kendisi iki şarkıda bize kemanlarıyla eşlik etti. Direc-T’den Bilge Kösebalaban bize iki şarkıda vokalleriyle eşlik etti. Kendisini hem kişisel anlamda, hem de müzikal anlamda takdir ediyoruz. Bu yüzden iki şarkıda bize konuk olmasını istedik kendisinden.

    mbk: Kendin Coş bir Oğuz Kaplangı üretimidir desem abartmış olumuyum? Nitekim albümün prodüktörü, müzik direktörü, mix ve mastering sorumlusu, düzenlemede bile sizinle yani…

    Albümde Oğuz Kaplangı’nın da en az bizim kadar katkısı, etkisi ve emeği yer aldı. Albüm sürecinin en başından itibaren her konuda tamamen ortak çalıştık ve parçaları, düzenlemeleri, her şeyi beraber şekillendirdik. Sonunda ortaya çıkan işten de karşılıklı olarak çok memnun kaldık.

    mbk: Aslında Kendin Coş’un sözlerini incelersek Deja -vu dinleyicisi sizi konserlerde yalnız bırakmalı! Evde dinleyerek kendi kendine coşmalı. İddialı bir çıkış parçası, yoksa ben mi çok ince düşünüyorum?

    Kendin Coş, insanların kimseyle görüşmemesi, tüm gün evde oturup kendi kendine eğlenmesi demek değil. Türk Rock forumumuzda da daha önce belirttiğimiz gibi ; İnsanların ne mal oldukları hareketlerinden, konuşmalarından, bakışlarından, alışkanlıklarından, tutumlarından bellidir. Bu yüzden kimseye güvenme, kimseye inanma, kimseye aldanma, kendin kudur, kendi dünyanı kendin yarat ve kendin coş diyoruz biz.

    mbk: Aslında sorulacak çok şey var ama ben şu sorumla birlikte son soruya kadar susacağım. Nitekim sitemizde sizin için bir başlık açtık ve oraya da bir çok soru geldi. Deja-vu benim için eğlenceli ve dinamik müzik yapan iyi bir grup. Ama ben bu albümün eğlencelik olduğunu düşünüyorum. Şarkı sözlerini yazarken nelere dikkat ettiniz? Düzenlemelerde sözel yapıyı ne derece dikkate aldınız?

    Şarkı sözleri Cenk’e ait. Cenk bu sözleri yazarken yaşadıklarını ve etrafında gördüklerini anlattı. Aşk, aldatılma, arkadaş kazıkları, aile problemleri, haksız politikalar gibi bir çok konu şarkı sözlerinin içinde mevcut. Müziğimiz eğlenceli fakat sözlerimizin düşündürücü ve hatta kimi zaman karamsar.

    TurkRock.Com kullanıcılarının soruları…

    Ferdi Arslan: Albümdeki son parçanız Öylesine adlı bir cover. Hem de Ankaralı eski Hardcore grubu Something's Wrong'dan. Grup dağıldığı halde neden böyle bir parça yapma gereği duydunuz? Grubun şu an aktif olmaması ve çok tanınmamasına rağmen…

    Something’s Wrong elemanları ile güzel bir dostluğumuz var. Kendileri zamanında Ankara’yı sallamış bir grup. “Caged” isimli şarkıları Deja-Vu’nun tarzına çok yakın bir şarkı olduğu için bu şarkıyı konserlerde yorumlamaya başladık. Tepkiler çok olumluydu. Seyirci tarafından beğeni toplayan bir şarkı olduğu için, kendilerinden izin alarak bu şarkıyı Türkçeleştirip albüme koymaya karar verdik.

    eup: Klipte bağlama çalan arkadaşı neden göremiyoruz? Bağlamayla çalınan bölümlerin bestesi Çetin Akdeniz’e mi ait?

    Deja-Vu’nun çekirdek kadrosu 4 kişiden oluşuyor. Konserlerimizde bize eşlik eden Doğan Yılmaz, konuk müzisyen konumunda olduğu için klipte yer almadı.

    Zortezurtek: Sizce esinlenmek her sanatçının hamuru yoğrulurken içene atılan mecburi bir madde midir?

    Herkes, sevdiği ve örnek aldığı bir grubun müziğine yakın bir şeyler yapmakla başlar müziğe. Esinlenmek, müzisyenliğin en doğal kurallarından biridir. Tıpatıp aynı müziği taklit etmedikçe esinlenmekte bir kusur bulmuyoruz.

    screamsever: Grupta konservatuar mezunu var mı? Yada konservatuara giden?

    Konservatuarda okuyan veya konservatuara giden kimse yok. Her birimizin kısa da olsa bir müzik eğitimi var fakat bu konservatuar düzeyinde değil.

    nda-2: Grup Direc-t gibi bir Türkiye turnesi yapacak mı?
    Henüz bu konuda kesinleşmiş bir şey yok.

    nda-2: Rock’N Coke'dan teklif aldınız mı?

    Rock’n Coke festivaline çıkacak gruplar çok önceden belli olduğu için ve albümümüz Haziran sonunda çıktığı için bu seneki organizasyona yetişemedik, dolayısıyla teklif de almadık.

    chiko: Deneysel çalışmak gibi bir durum söz konusu mu? Yani bu albümde bağlama, diğerinde etnik herhangi bir enstrüman gibi.

    Deneysel bir çalışma yok. Bağlama, müziğimizin olmazsa olmaz bir enstrümanı. “Denedik ve uydu” gibi bir durum hiç olmadı. Grup kurulurken Cenk’in kafasında tasarladığı müzik türü buydu zaten.

    Roth-Azad: Kendinizi ne derece iyi görüyorsunuz? "Biz aslında çok iyi grubuz ama alçakgönüllü davranıyoruz" dediğiniz doğru mu?

    Bir grubun kendisi hakkında “biz çok iyiyiz” vb. konuşmasının ne kadar boş olduğu zaten ortada. Biz tabi ki kendimize güveniyoruz, ki kendine güvenmeyen bir kişi veya grubun, hele müzik piyasası gibi zorlu bir ortamda herhangi bir başarı elde etmesi imkansız. Kaldı ki, insanların söylediği sözler, söylendiği ortam ve bağlamdan koparılıp tek başına sunulduğu zaman, her şey her anlamda algılanabilir. Birisi herhangi bir şey için “Ben duydum, böyle diyorlar.” diyorsa da belki doğrudur, ama o kişi bunu yanlış yorumlamış, yanlış anlamıştır. Bizim böyle bir iddiamız tabi ki yok, ve dinleyicilerin ve hedef kitlenin beğenisi ve tepkileri bizi hak ettiğimiz yer neresiyse oraya koyacaktır.

    puding: Yurtdışında da bir şeyler yapmak gibi planlarınız var mı?

    Şirketimizin bu konuda planları var fakat henüz kesinleşmiş bir şey yok. Şimdilik bu konudaki ilk adım MTV ile atıldı.

    GuiTAriST: Grupta değişik enstrümanlar çalabilen elemanlar var mı?

    Herkes kendi enstrümanları dışında az çok bir şeyler çalıyor. Örneğin Cenk’in gitarist olduğu, Tolga’nın davulcu olduğu, Barış Bilgen’in ise basçı olduğu projeler vardı geçmişte.

    dusenbase: Mevcut tarzınızı oluştururken etkilendiğiniz gruplar oldu mu? Olduysa kim bu gruplar?

    Mr. Bungle, Faith No More, Primus, Metallica, SOAD.

    dusenbase: Hakkınızda forumlara yazılan iyi veya kötü eleştirilere, yorumlara.. vs. yaklaşımınız nasıl?

    Forumları takip ediyoruz ve belli bir şeye dayanarak, ciddiyetle, düşünülerek yapılan eleştirileri dikkate alıyoruz.

    yenalll: Bazı şarkılarda yaşanan söz karmaşasından ötürü pişmanlık duydunuz mu?

    Duymadık. Herhangi bir söz karmaşası olduğunu düşünmüyoruz. Cenk sözlerde yaşadıklarını ve çevresinde gördüklerini anlatıyor.

    mbk: Son olarak albümün kapak tasarımı hakkında bir soru sormak istiyorum. Açılınca poster olan tasarımı iyi düşünmüşsünüz ama bunu asmaya kimse kıyamayacaktır, CD kötü görünmesin diye… Ekstradan bir poster ekleseniz daha iyi olmaz mıydı?

    Ekstradan poster eklemek diye bir şey düşünmedik. Kapak tasarımı Cem Gül’e ait ve tasarladığı kapaktan gayet memnunuz. Fakat kapakçığa kıyamayıp, duvarına asamayanlara poster hediye ettiğimiz oluyor bazen.

    mbk: Röportaj için teşekkür ederim…

    Teşekkürler.

    Sorular: mbk & TurkRock.Com üyeleri

    Röportaj: Mahir Bora Kayıhan

    Tarih: 25.09.2005
     

Bu Sayfayı Paylaş