A Beautiful Mind

'Forum Meydanı' forumunda AntiFa tarafından 13 Ekim 2004 tarihinde açılan konu

  1. Russel Crow un basrolde oynadigi muhtesem bir film. 2001 de cikmis olan bu film John Nash diye bir matematik dahisinden bahs ediyor. Deli gibi calisan ve baska matematikcilerin basaramadigini basarabilen bu adam maalesef sizofren oluyor, ve bir süre boyunca bu hastaliga yenik kaliyor. Karisinin yardimi ile sonunda hastaligi yeniyor ve Nobelödülünü aliyor.

    Izlenmesi gereken en iyi filmlerden birisi bence bu. Adamin sizofren oldugunu anladigimda cok ma cok sasirmistim cünkü bütün film boyunca bunu anlayamiyorsun, adamin gördüklerini ve yasadiklarini gercek saniyorsun...yani beni cok etkileyen bir filmdi. En cok o birtane arkadasinin gercek olmadigini gördügümde üzülmüstüm..hayir bu olamaz dedirtmisti bana...Bence izlemediyseniz mutlaka izleyin!

    oyuncular:

    Russell Crowe .... John Nash
    Ed Harris .... William Parcher
    Jennifer Connelly .... Alicia Larde Nash
    Christopher Plummer .... Dr. Rosen
    Paul Bettany .... Charles Herman
    Adam Goldberg .... Sol
    Josh Lucas .... Martin Hansen
    Anthony Rapp .... Bender
    Jason Gray-Stanford .... Ainsley
    Judd Hirsch .... Prof. Helinger
    Austin Pendleton .... Thomas King
    Vivien Cardone .... Marcee Herman
    Jill M. Simon .... Bar Co-Ed
    Victor Steinbach .... Prof. Horner
    Tanya Clarke .... Becky
     
  2. ya ben çok etkilenmiştim filmden.özellikle acıma duygum kabarmıştı.bi de bi sahne var çoğu kişi hatırlamıyo.
    hani okula ilk başladığında tanışıyo arkadaşlarıyla işte.o soradan buna yardım edicek olan adam kıldı ya hani başlarda..ona elini uzatıyo Russell Crowe,adam elini vermiyo buna...aaagggghhhh :cry:
    ben orda başlıyorum ağlamaya..
     
  3. Ewet bi de hayal kırıklığına uğradığı an :( En iyi arkadaşı hayal olduğu, ajan adamında aynen öyle..İğne falan yaparken onu kimsenin anlamaması...Gerçekten muhteşem bi filmdi...Ama Jennifer Connelly de gerçekten çok güzel kadındaı yani :p
     
  4. bende filmi izlerken uzun bir müddet şizofren olduğunu anlayamamıştım,yönetmen o kadar iyi gizlemişki bunu anlamak gerçekten zor.deli dehşet bir film izlemeyen ölsün :)
     
  5. hakikaten insanı allak bullak eden, feci başarılı ve en az kendisi kadar müzikleri de güzel olan bir filmdi... tavsiye ederim...
     
  6. başarılı, güzel ama abartıldığı gibi muhteşem bir film değildi...
     
  7. La Akıl Oyunları yazsana, bende diyorum bu film hangisiydi.. :)
     
  8. beni en çok etkileyen film buydu sanırım.gitmeye de son anda karar vermiştim,iyiki gitmişim..
    russel crowe oldukça başarılıydı,hatta en iyi oynayabilecek tek insandı bence..ve senaryo da müthiş..hele nobel ödülü aldığı sırada,kürsüdeki konuşması..resmen aşk filmine çevirdi :)
    süper zekayla delilik arasındaki ince çizgide geçen film.
    harika!
     
  9. Russell Crowe u oyuncu olarak begenmiyodum bi filmi izleyene kadar bu filmde ne kadar ustun oyuncu oldugunu kanitladi bence ve cok guzel yapilmis....aslinda bu filmin sinemaya cikmak icin yapilmadigini falan duymustum sadece özel bi mevkideki insanlara göstermek icin yapilmis diye ama sonra bi kavga cikinca yapimci piyasaya surmus falan diye ama dogrulunu bilmiyorum...
     
  10. pardon türkce isimler ile biraz sorunum varda :wink:
     
  11. filimin sonuna dogru yani sizofren oldugunu anlamaya baslidigim anda...hersey kafami karma karisim yapti..o kücük kiz yoktu...o arkadasi yoktu..bir sahnede sanki arkadasi masasini camdan atiyor gibi gözüküyordu ya...o bile aslinda yoktu yani masayi kendi firlatmisti camdan bunlari anladigimda..hayir olamaz bütün yasadiklari olamaz diyordum...ama bence cok iyi yapilmis bir film...cok "zekice":)
     
  12. Bir kalıp içinde eğitim vermenin saçma olduğunu ve bu kalıbın dışına çıkmak gerektiği söyleyen matematikçi John Nash'in ders kitaplarını çöp kutusuna atması filmin verdiği güzel bir mesajdı... :roll:
     
  13. Şizofrenlik böyle bir hastalık değildir; filmde yanlış bir anlatım var.
     
  14. izlediğimde hiçbişeye şaşırmadım,zira ondan çok önce kitabını okudum..John Nash Oyun Kuramı yaratıcısıdır..eşcinseldir gerçekte..2 kadından
    (biri hemşire diğeri sürekli kendisinin peşinden koşan zeki ve zengin öğrencisi) 2 oğlu olup,biri babası gibi şizofren olur..Nash Jr..ki o da babası kadar zeki bi çocuktur..buarada 2-3 sene önce flndı sanırsam Nash İstanbul'a geldi..
     
  15. kiabın anlatımını hiç beğenmedim ama film çok güzeldi büyük keyif aldım.adamınki de amma hayatmış yaa
     
  16. beni en çok etkileyen sahne fakülteye tekrar döndüğünde yeni öğrencilerin o yürürken ve aklından bir şeyler geçirirken onun arkasından taklidini yapmalarıydı neredeyse 10 kişi aynı şekilde defterlerini tutup yürüyolardı peşinden, o zaman gerçekten bazı insanlara bazı değerlerin anlatılamayacağını kavramıştım, üzülmüştüm çok. film geneli üzücü zaten, bu kadar zeki bir insanın bu kadar acı çekmiş olması..
     
  17. iktisat dersinden kacıp gitmiştik bu filme!
    ve derste nash equilibrium u anlatıyordu
    abi filmin konusundan fln haberim yoktu , dumur olmuştuk hepimiz
    filmin arasında hemen kucağımızdaki kitapları acıp
    bulmuştuk adamı cok eğlenmiştim
    mükemmel bir film kesinlikle , bu arada oyun teorisi cok zevkli bir konudur arkadaslar herkeslere filmi izlemelerini ve oyun teorisini araştırmalarını tavsiye ediyorum....
     
  18. gerçekten çok başarılı bir filmdi.Ahh ahh nerede şimdi böyle filmler.:)
     
  19. ben adamın şizofren olduğunu kadın kulübeye girip,duvardaki kağıtları görünce anlamıştım anca...
    en iyi sahne de nobel ödülünü aldıktan sonra hayali kahramanlarının onu arkada alkışlıyor olmalarıydı:)
     
  20. abi harika bi filmdi gerçekten çok etkilenmiştim en çok en yakın arkadaşının gerçek olmadığını öğrendiğimde garip olmuştum çünkü ne bileyim o adamda kendimdende birşeyler bulmuştum dur ya canım çekti tekrar izlicem şizofreni üzerine çok güzel filmler yapılıyor buda örneklerinden biri(başka bir örnek:fight club)
     

Bu Sayfayı Paylaş