The Truman Show

'Forum Meydanı' forumunda AntiFa tarafından 11 Ocak 2005 tarihinde açılan konu

  1. The Truman show

    Ölü Ozanlar Derneği adlı yapıtıyla tanıdığımız Peter Weir'ın yönetmenliğini üstlendiği The Truman Show, Andrew Niccol'un zekice tasarladığı bir senaryodan yola çıkılarak hazırlanmış ve içerisinde Orwell tarzı yergi ve taşlamalar bulunan usta işi bir öykü... Filmin bir başka özelliği de, günümüzün medya gurularından biri olarak bilinen Marshall McLuhan'a bazı taşlamalar göndermesi.


    MTV'de yayınlanan Real World adlı dizinin mantıksal bir çizgide genişletilmesi olarak da tanımlanabilecek The Truman Show, temelde 30 yaşlarındaki Truman Burbank adlı bir insanın kendisinin haberi olmadan bütün hayatının 24 saat aralıksız yayınlanan bir pembe dizide ekrana getirilmesini konu alıyor. Rating uğruna yapılan bu oyun, izleyenleri film sonrasında kendi yaşamlarının gerçekliğini sorgulamaya zorluyor.


    Naklen Yaşam


    Tıpkı George Bailey, Chance Gardner ve Forrest Gump gibi beyazperdenin naif karakterlerinden biri olan Truman Burbank'ın doğumu tüm dünyadan gizlenen bir ormanda dünyaya gözlerini açarak gerçekleşiyor. Paramount'un bu yılki filmleri arasında en iyi biçimde incelenip gözden geçirilmiş prodüksiyonlardan biri olan Truman Show'un son derece ilginç biçimde gelişen konusu şöyle: Christof adlı reyting ustası bir yapımcının Truman Show adlı programı yaklaşık 10.000 günden beri sürekli olarak yayınlanmakta ve dünyanın her köşesindeki milyonlarca izleyiciyi televizyonları başına bağlayarak rating rekorları kırmaktadır. Bu büyük başarının altında annesinin arzusu dışında doğan bir bebeğin TV şirketi tarafından annesinin kucağından alınarak doğumundan itibaren gizli TV kameralarının karşısına yerleştirilmesi yatmaktadır.


    5.000 minyatür kameranın sürekli izlediği ve canlı yayına aktardığı bu çocuk, dünyanın bir şirket tarafından yasal olarak evlat edinilmiş ilk çocuğudur ve artık büyümüş, orta yaşlara gelmiştir. Yaklaşık 30 yıldır yaşadığı herşey canlı yayında izleyicilere sunulmakta; çok sıkı bir biçimde kontrol edilen ve bütünüyle fabrikasyon bir çevre içerisinde yaşamını sürdürmektedir.


    Truman Show çok çeşitli konuların karışımından oluşan bir film. Film, bir yanda bunaltıcı bir evlilikte yolunu bulmaya çılaşan bir genç adamın hikayesini anlatıyor. Bir başka tarafta ise medyanın ve halkın özel yaşamı mahvetmek için nasıl bir işbirliği içinde olduğu gözler önüne seriliyor. Bunların dışında, filmlerin bizleri nasıl yönettiği, izleyicinin gerçeklerin farkında olduğu halde nasıl daha fazlası için yalvardığı da anlatılıyor. Filmde Truman'ın acı çekmesini izleyen seyirci bundan nefret ediyor. Ama yine de izlemeye devam ediyor. Oysa herkes izlemeyi bıraksa Christof zavallı adama acı çektirmeye bir son verecek.


    Eleştirmenlerin birleştiği nokta, bu kadar farklı konuları aynı anda ele alan böyle bir filmin başarısının doğru yönetmen ve aktörlerde yattığı... Filmde başrolleri Jim Carrey, Laura Linney, Holland Taylor, Noah Emmerich ve Natascha McElhone paylaşıyorlar. Ancak Jim Carrey hayranları bu filme gelirken, beklediklerinden çok daha farklı bir Jim Carrey ile karşılaşacaklarını unutmasınlar. Çünkü bu film tipik Jim Carrey filmlerinden oldukça farklı bir yapıya sahip... Carrey, bu filmde de kendine özgü mimiklerini sergilese de, bu rolüyle çok daha ciddi rollerin adamı olabileceğini ve çok boyutlu bir oyuncu olduğunu kanıtlamış oluyor. Artık eleştirmenler Carrey'nin insanları güldürmenin yanı sıra düşündürebildiğini de kabul ediyorlar.


    Ayrıca Truman'ın ‘‘Güneşi batırın!'' komutunu verebilecek kadar kendinden emin kontrolcü yaratıcısı Christof rolündeki Ed Harris de filmde son derece etkili bir performans çiziyor. Yönetmen Peter Weir, Truman'ın yaşamına keskin bir gözlemcilikle yaklaşırken The Truman Show'un gösterildiği sinemalardan çıkan izleyicilerin aklına tek bir soru takılıyor: ‘‘Eğer günün birinde yaşamımın tümünün aslında çok büyük bir rating oyunu olduğunun farkına varsaydım ne olurdu?’’

    http://arsiv.hurriyetim.com.tr/tatilpazar/turk/98/10/18/eklhab/04ekl.htm
     
  2. bu alintiyi yaptim cünkü bence film cok iyi anlatilmis..ben simdi su yarim türkcem ile yazmaya baslasaydim saten birseye benzemezdi :D ..tam baslik acim derkende bu yaziyi buldum ve tam benim düsündüklerim cok güzel bir sekilde dile getirilmis..

    The Truman Show gercekten cok iyi yapilmis bir film..etkileyici ve insani düsündürüyor bazi konular hakkinda..bence izlenilmesi gereken bir film.
    Bu arada yönetmende Peter Weir yani Dead Poets Society deki..nasil kötü olabilir ki :wink:
     
  3. aslında bu başarının altında aktör yönünden risk unsuru var...Jım Carrey gibi (bu film için mimiklerine hakim olması gereken) biri düşünülerek...Ama bu seçim Jım Carrey nin oyunculuğunu kanıtlıyor... çok etkilendiğim bir filmdir Truman Show...

     
  4. Jim Carry"nin en beğendiğim filmi..
    gerçekten de George Orwell"in 84"ünün perdeye yansımış hali..filmin sonunda Jim o küçük dünyasını terkedemiyor galiba? hatırlayamadım..The Cube"ın sonu gibiydi sanırsam..
     
  5. hayir yanlisin var..kurtuluyor..kameralari atlatmayi basarip denizden kaciyor..christof fark ettiginde onu durdurmaya calisiyor..firtina kopartiyor..truman gemiden falan düsüyor...yani christof aslinda öldürmeye calisiyor trumani ama truman gemiye cikmaya basariyor ve yoluna devam ediyor.."dünyasinin" sonuna varinca kapiyi buluyor ve christof onunla konusmaya absliyor cikamazsin fln filan diye ama sonra truman ona her zaman dedigi" ve görüsmezsek iyi günler..iyi aksamlar ve iyi geceler" deyip cikiyor (türkce ceviriminde böyle mi diyor bilmiyor ben kendim simdi cevirdim almancasindan)
     
  6. iCe

    iCe

    545
    0
    300
    En sevdiğim filmlerden biridir. Jim Carrey de harika bir performans sergilemiş. Zaten yönetmeni de çok başarılı.

    Filmi ilk izlediğimde üzerinde durmamıştım fakat geçenlerde tekrar izlediğimde aslında filmin temelinde tanrı kavramı üzerine kurulu bir yaklaşım olduğunu gördüm. Hatta ilk izlediğimde nasıl aklımda kalmamış bu diye de hayret ettim. Fakat yeterince düşünmedim henüz ne anlatmak ne mesaj vermek istediğini. Eğer siz farkettiyseniz, düşüncelerinizi dinlemek isterim.
     
  7. ow hatırladım evet..ama christof trumanı öldürmeye çalışmıyor..
    ztn programı planladığında,trumanın bi gün kaçmaya çalışacağını biliyordu ve bu yüzden babasını denizde kaybetmesini ve bir fobi geliştirmesini sağladı..ve bu fobiyi de truman kaçmaya çalışırken uyguladı..fırtına çıkardı..öldürmek istemiodu..
     
  8. nasil öldürmek istemiyordu??..Truman kendini gemiden düsdükten sonra zar zor tekrar gemiye cekmeseydi ölmüstü...hem hatirlarsan firtinanin siddetini yükseltmelerini o emretmisti ve öbürküler herkes izliyor öldürtecekmisin dediginde christof..kamera önünde dogdu kamera önünde niye ölmesin demisti..sonra truman firtinadan kurtulunca christof firtinayi kesmisti cünkü Trumanin asla "dünyasinda" cikamiyacagini saniyordu..bence Christof Trumanin kesinlikle ordan kacacagini bilseydi..yani herseyi birakip cekip gidecegini bilseydi öldürürdü...gözünü medya ve publicity bürmüs bir adam christof..ve yasami oydu..bütün dünyaya onun showunu izletmeyi basarmisti ve truman onun gözünde herseyi mahv ediyordu..
     
  9. abi blöf yapıyodu ya ne öldürmesi :))
    öldürmek istemedi..
     
  10. abi günümüz dünyası için çok anlamlı bir film.
     
  11. gercekten medyanin gücü üzerine yapilmis guzel bir film...
     
  12. iCe

    iCe

    545
    0
    300
    FeNa filmi tekrar izle bence sen unutmuşsun, gayet de öldürmeye çalışıyordu. Şovu asla terketmemeli canı pahasına dahi olsa diye düşünüyordu. Hatta canlı yayında doğdu canlı yayında ölsün diyordu.
     
  13. Bu filmin taması muhtemelen benim 80 sonlarında seyrettiğim bir "Alacakaranlık kuşağı" bölümünden alınmıştı. Hala hatırlarım o bölümü. Konusunda bir adam vardı ve normal bir hayat sürdürüyordu. Bir gün bir tablonun içinde minik bir kamera (şimdi webcam denen şeyler gibi) buluyordu. Ardından eve bir tamirci geliyordu derken bu tamirci ona gerçeği söylemişti işte "sen böyle büyük bir yıldızsın, herkes seni tanıyor,hayran ama iş bozulmasın diye çaktırmıyor" diye...Akabinde bu durumdan kurtulmak için mücadele ediyordu ve artık hayatının bir dizi olarak yayından kaldırıldığını ve en sonunda daha önce sandığı gibi değil gerçekten normale döndüğünü sanıyordu. Ama tam dizi sonunda evde bir tane daha kamera buluyordu falan...
     
  14. oke bakayım bi daa
    öle diosanız var bi bildiğiniz di mi :)
     
  15. biraz saçma olsa da çoğu insanın kafasına takılır bazen 'acaba izlenio muyum?' sorusu.etrafındakilerin herşeyden haberdar oldugu ve sana karşı oynadıkları düşüncesi çok pis bi durum ama bunu farketmemek daha beter olur heralde.
    aslında film medyanın sahip oldugu saçma gücü yansıtıo sanki ve insanları nasıl etkiledigini gösterio kendi hayatlarını unutturacak kdr.bi de bu adamın sıradan gerçek hayatı olduundan ve adam bunu bilmediinden gizlice izliyor olmak olayı daha çekici kılıo.
    şu anda da var tv'de böle başkalarının hayatlarını gösteren,insanları bağlayan saçma programlar ama ortada bi farkındalık durumu olmasına rağmen izlio millet yine de kendini unutarak.bunun sonu yok heralde!
     
  16. AntiFa ölü ozanlarla bir tutmak yanlış olsada truman show gerçekten çok kaliteli bir yapımdı Jim Carry'nin en iyi performanslı filmi olduğu su götürmez bir gerçek
    Bu filmin biri bizi gözetliyor tarzı yapımları yaratmış olmasınınsa çok acı bir durum olduğunu söylemeden edemiycem
     
  17. Yönetici Uyarısı: Mesaj içeriği anlaşılmayı güçleştirecek ölçüde yazım ve anlatım hatalarına sahip olduğundan yönetim tarafından silinmiştir. Kasıtlı olarak Türkçe'yi yanlış kullanmaya devam etmeniz durumunda siteden atılacaksınız. Lütfen Forum Kurallarını okuyunuz.
     
  18. alp_khan ölü ozanlar dernegi ile bencede bir tutulmaz ..saten o film bir numara :wink: ..ama bence yönetmen truman show ile de kendisinin cok iyi filmler yaptigini göstermis.
    Biri bizi gözetliyor tarzi showlar bu filmden önce vardi.
     
  19. çok iyi bir filmdi jim carry gerçekten çok iyi bir oyuncu duygusal filmlerdede oynayabileceğini kanıtladı(the majestic lede) böyle konulu bir film var sanırım ve judas priest o kitaptan etkilenip electric eye isimli şarkılarını yazmışlardı bende arada düşünüyorum ulan böylemi acaba bizimde hayatımız eğh abi ben sçarkendemi izliyo bunlar şimdi beni
     
  20. bu filmin günümüz medya ve televizyonuna göndermelerle ve eleştirilerle dolu olduğunu düşünüyor çoğu insan bense izlediğimde yaradılış ve evreni sorgulayan uç felsefik temalar çıkarmıştım.hepimiz bi truman olabiliriz.dışımızdaki dünya kurgulanmış birileri tarafından.dünyada yaşamak da bu sunulanları kabul edebilmekten geçiyor.mutlu olmak da buna bağlıdır.hepimiz avustralyanın bi yerli kabilesinde doğsaydık o dünyayı kabullenirdik bizse 2000li batılı toplumu kabullenmişiz.çünkü o sunulmuş.kim sunmuş bilinmez ama bi şekilde bu düzende yaşamaya mecbur bırakılmışız.doğmadan önce nerdeydim öldükten sonra nerede olcam.geç babam geç truman olma kabulen yaşa hayatı.
     

Bu Sayfayı Paylaş