Fretboard ağacı

#2
Bana göre maple akıcı ve hızlı pozisyonlarda (sweep , legato vs vs gibi) daha iyi randıman veriyor( dikkatini çektiyse becker , malmsteen , petrucci gibi shred çilerin tercihi oluyor nedense) özellikle son denediğim ibanez 1550 çok tatlıydı (hele bide balık sırtı dinamiğindeyse klavye bayılıyorum o tür maple lara genelde stratlarda oluyor) bu benim fikrim sadece , kanıtlanmış bir şey değil...
 
#3
Maple az delikli ve çok az emici bir ağaçtır ve bu yüzden daha rahat üzerine cila kabul eder. Bu yüzden daha kaygan gibi hissedilir. Halbuki rosewood daha emicidir ve cila kabul etmez ama çalımda bir fark yaratmaz. Psikolojik bir etkidir seninkisi. Rosewood daha sustainlidir ve daha pahalıdır. Ama bu yine de maple kötüdür demek değildir.
 
#6
Akçaağaç yada gülağacından ziyade "ebony" baya övülüyor.
Aslında çalarken pek de fazla etkilemeyeceği hususunda atalay ile hem fikirim. Hele de perde demirleriniz yeterince yüksekse...
Daha evvel böyle bir tartışmayı yavurcu bir forumda yaşamıştım ve şçyle bir kaç laf geçmişti:

Rosewood has a “dry wood feeling”, the grain and color than often don’t match the guitar design. Ebony is smoother , “wet wood feeling” with more warm in touch if I can say that about wood.
Indian rosewood can look good provided it's properly fine sanded and looked after. Ebony looks and feels great but moves, shrinks and cracks easily. Stripey ebony tends to be more stable and looks cool imho. There's some ebony from New Guinea which is very nice stuff.
Phenolic is solid, stable stuff and looks great. I was going to make some phenolic fretboards for my next guitars but I've read that the dust may be carsenogenic! I'll be looking into that more before working with phenolic.
I'm wondering if it's rosewoods tendency to be very open pored which you guys don't like? Obviously it's boring as bat shit due to overuse, but so is flame maple these days.
Kişisel olarak Akçaağaç tercihimdir. Elbette her modelde değil ama genelde evet Akçaağaç :)
 
#8
hobi düzeyinde ahşap işçiliğiyle uğraştığım için fikirlerimi paylaşmak istedim. hiç kullanmadığım için akçaağaç ile karşılaştıramam ama gül ağacının kuru bir ağaç olduğuna kesinlikle katılmıyorum. aksine abanozdan çok daha yağlı bir ağaçtır. ayrıca çok gözenekli olduğu için bakımı da kolaydır, kurumaz, çatlamaz. enstrümanın görünüşünü bozduğu fikrine de kesinlikle karşıyım, belki gold top bir les paule abanoz daha şık durabilir ama bir sun burst veya tobacco burstte düşünemiyorum.

enstrüman üretiminde üst modellerde abanoz veya gül ağacının tercih edilmesinin temel nedeni abanozun sıkışık gözenekleriyle daha parlak bir ses vermesi veya gül ağacının kattığı ton sıcaklığının aranması olabilir ya da tamamen kozmetik nedenlidir. seri üretim gitarlarda abanoz genellikle tercih edilmez çünkü a)pahallıdır b)CNC makineyle işlenmeye uygun değildir çünkü çok gevrektir ve çatlar, ayrılır, bu yüzden de mutlaka az ya da çok el işçiliği gerektirir. açıkçası fretboardda kullanılan malzemenin veya kullanılan boyanın, vs vs gitarın tonuna katkısını çok üst düzey ekipmanlarla kullanmadan ayırdedebilecek bir kulak sahibi çok insan olduğuna inanmıyorum, bu yüzden de seçim, en azından benim düzeyimdeki kullanıcılar için, kozmetikten öteye gitmemeli diye düşünüyorum.
 
#9
herşeyi bitirdikte sanki tuşenin ağacının tonu kaldı.. :D görüntü için tercih ederim dersen ok ama ton dersen çok büyük salladın demektir.. sanki hepimizde binlerce dolarlık ekipmanlar varda kafayı nüansa taktık.. :D trajikomik.. abanoz herzaman fiyakalı duruyor aga.. ;)
 
#10
Komiktir bir gitarım maple bir gitarım abanoz bir gitarım da rosewood olduğu için kolay yorum yapıcam. Sanırım aralarındaki farkı aynı işçilik seviyesinde olsalar anlamak güç olurdu. Maple saplı olan gitarin toplam fiyatı heralde abanoz klavyedeki sedeflerin fiyatı kadar etmiyordur :)
Abanoz iyidir güzeldir. Pürüzsüz yapısı nedeniyle çok da şık duruyor. Ama rosewood da iyidir. Maple klavyeler ile ilgili çok bir deneyimim yok ama uzaktan bakınca saz ve ya ud gibi görünüyor :) pek tarzım değil. Ha çalım kolaylığı, sustain vs farkı var mı derseniz vileshome un dediği gibi o nüansları aramızda 1-2 kişi anlayabilir.
 
#11
Şu ana kadar akçaağaç, gül, wenge ve abanoz klavyeli gitarlar kullandım. Bunlarla ilgili kendi fikirlerimi belirteyim.

Akçaağaç yağlı bir ağaç olmadığından cilasız kullanılmaz. Üzerine sürülen cila yüzünden çalarken ağaca dokunma hissini yaşayamazsınız ve bende bu psikolojik bir etki yapmıştı. Ayrıca bu cila tıpkı sapın arkası gibi gitar ilk alındığında genelde mat olur, ancak zamanla elinizin aşındırması yüzünden parlaklaşır. Bu durumda kayganlığından biraz kaybeder ve çalışınıza etki edebilir. Ben gitarımı yaklaşık 6 ayda bir çok ince (1500 kum) bir zımparayla zımparalar ve matlaştırırdım. Ton olarak akçaağaç sert ve parlaktır. Eski Fender'lerin yüksek tizlerinde bunun katkısı büyüktür. Klavyenin tona katkısı olmadığını söyleyen arkadaşlara katılmıyorum.

Gül ağacı yağlı bir ağaç olduğundan cila kabul etmez ve yine bu sebepten cilaya da ihtiyacı yoktur. Akçaağaca göre daha sert bir ağaçtır ancak üzerinde cila olmadığı için tonu biraz daha sıcaktır. İşlenmesi diğer ağaçlara göre daha kolaydır (Abanoza göre - yumuşaktır, akçaağaca göre - cila gerekmez) Bakım olarak, tel değişimleri sırasında (abartmadan) limon yağı sürmek yeterli ve gereklidir.

Wenge çok güzel görünümlü dikine, geniş lifli bir ağaçtır. Serttir, ister cilalı ister cilasız kullanılabilir. Mid sesleri ön plana çıkaran bir yapısı vardır ve bu nedenle gitarlarda fazla tercih edilmez. Bass gitarlarda ise istenen bir ağaçtır. Lifleri arasında geniş boşluklar olduğundan gitarda kullanılmak istendiğinde çok ince bir cila atmak ve sonra yeniden ağaca kadar ince zımparalamak gerekir. Böylece boşluklar dolar, aradaki cila çok ince olduğundan görülmez ama boşlukların dezavantajı ortadan kalkmış olur. Bu nedenle de bass gitarlarda (kalın teller) bu işleme gerek olmadığı için daha fazla tercih edilir.

Abanoz bana göre ağaçların kralıdır. Güle benzer şekilde yağlı ama çok daha sert bir ağaçtır. İyi zımparalanır ve güzelce parlatılırsa cilalanmış gibi olur. Bakımı yine limon yağıyla yapılır. Ton olarak tizleri iyi verdiği gibi, uzun lif yapısı dolayısıyla bass sesleri de ön plana çıkarır. Yüzeyi en kaygan ağaçlardan biridir ve bu durum bana göre çalış rahatlığı sağlarken, bir arkadaşıma göre de rahatsızlık sebebidir. Kişisel tercih meselesi... Ama her durumda abanoz klavyeli bir gitarın farkını elinize aldığınız anda anlarsınız. Seversiniz, sevmezsiniz, orası sizin tercihiniz. Abanozun az kullanılan bir klavye olmasının nedenlerine gelince, bir, diğerlerine göre oldukça pahalı bir ağaçtır ve kullanılmadan önce bir takım işlemlerden geçmesi (tamamen karartılması) gereklidir. İkincisi çok sert bir ağaçtır ve şekillendirilmesi, kesilmesi hem insanı, özellikle de kesici aletleri tüketir. Bu nedenle, körelen aletlerin sık sık bakıma ihtiyaç duymasından, bakılmazsa ağacı kırmasından, abanoz makinayla işlenmeye uygun değildir ve el işçiliği gerektirir, bunlar da maliyet demektir. Üçüncü neden ise, abanoz tozunun toksik olmasıdır. Bu sizi etkilemez, gitar çalıp kanser olmazsınız. Ancak bir fabrikada, kütlesel üretimde, tozu solunduğunda insanlara iyi gelmeyen bir ağacı fazla kullanmak istemezler.

Bunların yanında padouk, bubinga, pelesenk gibi klavye yapımına uygun başka ağaçlar da vardır ancak kullanımları sınırlıdır. Benim tavsiyem gitar almadan ya da yaptırmadan önce mutlaka akçaağaç, gül ve abanoz klavyeleri olan gitarları denemenizdir. Umarım yardımcı olabilmişimdir.
 
#12
Abanoz gül farkına 50 lira istiyorlar işlenmemiş ham klavyede. bitmiş halinde 4 kat fiyat çektiklerini düşünürsek luthierlerin en az 150tl civarı daha pahalıdır. ancak değer mi ? kesinlikle. cort gibi adi ( kimilerinin deyişiyle ) bir gitara bile yıllardır sap ayarı yapmadım kullanırım. kesinlikle değişim yok ağaçta. Kuru bir abanoz bulunabilecek en sert ağaçtır. Abanozdan sonra yaban armutu pelesenk , şimşir vs gibi ağaçlar vardır ama gitarda kullanılmıyor kemanda ya da eşik yapımı gibi şeylerde kullanılır. Yapmak istediğiniz müzik tarzına göre de klavyeyi seçebilirsiniz. Ama ne olursa olsun abanoz kraldır :D
 
#13
Birkaç arkadaşımla beraber tespit ettiğimiz bir durumda var . Antalya nın sıcak ve aşırı nemli yaz gecelerinde maple klavye ele yapışıyor ve kaymıyor fakat gül ağacı klavye problemsiz işini yapıyor.Fender strat ve telelerde tecrübe edilmiştir.
 
#14
O değilde başlık güzel hortlamış. Denilenler doğru, gül ağacı kendinden yağlıdır ve çoğu kişi çalımını daha rahat bulur ama çalımı asıl kolaylaştıran klavye değil, klavye radius'udur. Aslen sadece maple ve rosewood yok, birçok klavye ağacı var fakat birbirine zıt özellikte oldukları için en popülerleri bunlardır.
 

Üst