Gotik Edebiyat

'Forum Meydanı' forumunda sihirbaz tarafından 4 Mayıs 2005 tarihinde açılan konu

  1. gotik edebiyat kendisine korku ve doğa üstü olayları konu edinmiştir.genelde eski kiliseleri,mezarlıkları,korkunç görünümlü ve terkedilmiş şatoları mekan olarak seçer.gotik edebiyatın kurucusu olarak kabul edilen edgar allan poe dur.bazı eserleri; morg sokağı cinayetleri,çalınmış mektup,marie roget'in esrarı,usher evinin düşüşü.
    Bunun yanı sıra bu edebiyatın en çok bilinen eserlerinden biri olan ve pek çok sinema filmine de uyarlanmış olan mery shelley nin frankestein adlı eseri vardır. horace walpole,h.p. lovecraft,ann radcliffe,anne rice,bu edebiyat türünde eser vermiş diğer bir kaç isimdir.
    kısaca gotik edebiyatı anlatmaya çalıştım.en sevdiğim edebiyat türüdür.bu kadar az bilinmesi ve bu kadar az ilgi görmesi de beni ayrıca üzmekte olduğundan aktarabildiğim kadar çok insana aktarmaya çalışıyorum.ayrıca bir derleme olan karanlıkta 33 yazar(ithaki yayınlarından bulabilirsiniz)herkese özellikle tavsiyemdir.
    ....
     
  2. gotik edebiyat sadece eski kiliseleri, mezarlıkları, korkunç görünümlü şatoları anlatan klişe bir gerilim edebiyatı değil, "mistisizmi" ilke edinmiş tadından yenmez bir türdür.

    gotik edebiyatın yaratıcısı e.a. poe değildir. poe (seneler sonra) "gotik öykü" türünü yaratmıştır. edebi tür olarak ingiltere'de 19. yüzyılda çıkmıştır. o dönemde "gerçekçilik"e merak salan avrupa edebiyatı sırf inandırıcı olsun diye gündelik hayattan, herkesin yaşayabileceği hafif konulardan bahsederken gotik edebiyat bir nevi "yeter ulan!" diyip hayalgücünü tekrar edebiyata sokmuştur. bunu da karanlık bir yoldan yapmış, kitlelerin aklını almıştır.

    edebiyat camiası bu türün ilk örneğinin horace walpole'un taa 1700lerde yazdığı "otranto şatosu" romanı olduğunu söyler. doğrudur ama bu amca bu türü başlatan isim değildir. buram buram baştan aşağı gotik kokan kanımca ilk roman stoker'ın dracula'sıdır. aynı dönemlerde charlotte bronte'nin jane eyre'i de örnek gösterilir genelde. ama o romanın gotikle pek alakası yoktur. ama edebiyat tarihinin ilk gotik sahnelerinden bir kaçını barındırdığı doğrudur.
     
  3. ilk olarak zaten yazımın başını okursan korku ve doğa üstü olayları konu edindiğinden bahsetmişim.sadece korku değil.ayrıca bahsedilen eski kiliseler vs... sadece mekan olarak verilmiştir konu olarak değil.biraz dikkat!!!
    ikinci olarak otranto şatosu,dracula, gotik edebiyat örnekleridir.ama bu edebiyatın başlangıcı edgar allan poe olarak kabul edilir edebiyat çevrelerince. biraz dikkat ve daha iyi bir araştırmayla bu kadar yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırabilirdin kanımca....
    sana iyi korkular...
     
  4. kasvetli görünümlü gotik binalarda olayların geçmesinden dolayı ismini bu binalardan almıştır gotik edebiyat. özellikle ilk dönem gotik eserleri böyledir. insanın en derin korkularını konu edinir. edgar allan poe tez konum olduğu için oldukça içli dışlı olduğum bir edebiyat türü. tipik korku ve gerilim öykülerinden daha etkileyici gelir bana gotik edebiyat.
     
  5. otranto şatosu 18. yüzyılda yazılmıştır. e.a. poe ise bir 19. yüzyıl edebiyatçısıdır. otranto şatosu bu durumda ilk gotik edebiyat eseridir denilebilir (ki ben katılmam pek, ama o ayrı bir konu). mary shelley'in frankenstein'ı ise 1818'de basılmıştır. (yani yine poe'dan önce) aynı dönemlerde, poe tarzında hikayeler yazan ama poe kadar tanımamamış avrupa yazarları da vardır. bu türün "ilki" bu durumda nasıl poe olur ben de onu anlamıyorum.. en meşhuru o olduğu için türün yaratıcısı da o lanse edildi bizlere. ama gotik edebiyat "bir kişinin" icadıyla değil, dönemin toplumsal gerçekliğiyle alakalı edebi bir tepkinin ürünü olarak ortaya çıkar. tek kişiye yüklemek saçmadır. bir edebiyat türü, bilim yapar gibi "icat edilmez, bulunmaz, yaratılmaz, kurulmaz". pek çok yazarın sayesinde bir akıma dönüşüp yavaş yavaş gelişir. ama bu yazarların aralarından biri ya da bir kaçı çıkar, türün öncüsü olur. ama kurucusu bdemek apayrı bir şey.

    ayrıca ben ilk tam anlamıyla gotik "roman" kanımca dracula'dır demiştim. eser olarak değil roman olarak.. poe'nun bir romanı olduğunu hatırlamıyorum çünkü.

    ilk paragrafta ise okuyanları bir yanlış anlaşılmaya sürüklemesin diye o cümleyi kurmuştum. yoksa sana karşı çıktığım için değil. çoğu insan "gotik edebiyat" diyince bir adet kilise ve bir adet mezarlık düşünür ama bu tür dini öğeleri kullanmayan pek çok gotik eser de mevcuttur. o bakımdan..

    neyse sana da.
     
  6. anlaşılmıştır....
     
  7.  
  8. Henüz sadece Edgar Allen Poe'ya denk gelebildim. H.P. Lovecraft'ten biraz korktum açıkçası, sağdan soldan aldığım eleştrilere bakarak, ama okumaya niyetim var.
     
  9. lovecraft tan korkmanı gerektirecek bir durum yok.bence hemen okumaya başlamalısın.sana ilk olarak dagon u öneririm.ilk dönem hikayelerinden oluşan bir kitap.bu kitabı altıkırkbeş yayınlarından bulabilirsin.diğer kitaplar deliliğin dağlarında ve gotik öyküleri de ithaki yayınlarından bulabilirsin.şiddetle tavsiye olunur...

    gotik edebiyatı sevelim sevdirelim........
     
  10. Dagon'un filmi de çok güzeldir. Julio Fernandez ve Brian Yuzna'nın kurduğu "Fantastic Factory" adlı bir şirketin filmi. İspanyol diye hatırlıyorum. Hollywood korkularından bayanlar için mükemmel bir yenilik.

    Not: Dost kitabevinde 10 milyonluk ucuz Dvd ler arasında mevcut. :wink:
     
  11. H.P. Lovecraft okudum sadece. O yüzden bu tarz edebiyatla ilgili pek bilgim yok. Ama adama hasta oldum diyebilirim. İnsanı, sadece okutarak titreten başka bir insan var mıdır bilmiyorum. Bence adamın yazdıkları, sinemaya uyarlamaya cesaret edilemeyecek kadar muhteşem. Başka hangi yazarları önerebilirsiniz ?
     
  12. Eserlerinde gotik elementleri çokça kullanan Clive Barker i tavsiye edebilirim. Acayip sağlam bir üslubu vardır. "Kabal" adlı eseri tam bir gotik- korkudur. "The Damnation Game" - Lanetlenme Oyunu ise polisiye-macera-gerilim- korku tadındadır ve gotik unsurlara fazlaca sahiptir, benim de en sevdiğim kitabıdır. Maceraperest yayınlardan çıkmıştı sanırım.

    %% tavsiye ederim.

    Stephen King in ise "Salem's Lot" -Korku Ağı kitabı sanırım Gotik türe giriyor. Ona da kefilim...
     
  13. Açıkçası Gotik Edebiyat denilince insanların aklına hemen E. A. Poe gelir, ama ben Washington Irving öneririm şiddetle ve hiddetle.. "The Legend of Sleepy Hollow" hikayesi beyaz perdeye uyarlandı hatta, "Sleepy Hollow" olarak.. Filmden keyif alanlar varsa kitaplarını da çok seveceklerdir..
     
  14. lovecraft okudum henüz.oldukça iyiydi.bir iki söyleyecek şeyim var ancak.cümleler aşırı uzun olabiliyor bazen.sık kullandığı bir kaç kelime de var.ancak okurken gerçeklik ve hayal arasındaki ince çizgiye takılabilirsiniz.okuyup da ürkmeyen yoktur, buna eminim!
     
  15. Millet bu edebiyat tamam 19.yüzyıl olabilir ama ben Ortaçağ Avrupası zamanında başladı diye biliyordum,yanlış mı şimdi?
     
  16. Ya ben "Innsmouth üzerindeki gölge"yi okudum. Ben bu kadar harika bi şey okumadım hayatımda. Adam kalemle, 100 kişilik kamera, ışık ekibinin, bilgisayar efektinin yaratamayacağı heyecanı, gerilimi yaratmış. Var mı daha ötesi ? Film gibi okudum ya. Nasıl bi şeydir ? Bayıldım.
     
  17. Gotik Sanatı

    selam arkadaslar ilk önce uzun zamandır foruma giremiyordum onu belirteyim. Bu Gotik Sanatıyla ilgili yazmış olduğunuz yazıya birkaç bilgide Ben vermek istiyorum. Gotik Sanatı Muharref Tevratın içinde bulunana bölümlerden inanclardan birtanesi olan Kabala İnancı içinde doğmuş bir Sanattır. Kabalanın İçeriğine Girmek İstemiyorum. İnternette Baktığım Bi Araştırmada HARUN YAHYA adlı Şahsın Yazmış Olduğu TAPINAK ŞÖVALYELERİ Kitabında Bir Bölümde Gotik Sanatıyla İlgili bir kaç Bilgi Buldum Sizinle Paylaşmak İstedim.

    TAPINAKÇILARIN GİZEMİ ve GOTİK MİMARI

    Adaylığı St. Bernard tarafından desteklenmiş olan, II. Innocent, Papa seçilince, Tampliyelere verdiği ilk ayrıcalık kendi kiliselerini inşa etme hakkıydı. Böyle bir ayrıcalık Kilise’nin tarihinde ilk defa görülüyordu. Bu ayrıcalık, bugün için çok fazla bir anlamı olmasa da, Kilise’nin hüküm sürdüğü ve en yetkin güç olduğu o dönemde çok fazla anlam içeriyordu. Tapınak şövalyeleri sadece Papa’ya karşı sorumlu olduklarından, diğer yetkililerin -ki bunların arasında krallar da vardı- kontrolünden kurtuluyorlardı. Elde ettikleri bu hakla Papa’ya olan sorumluluklarını da asgariye indirmiş oluyorlardı. Kendi kiliselerini inşa etmek demek; aynı zamanda kendi vergilerini toplamak ve kendi mahkemelerini oluşturmaları demekti. En önemlisi de kendilerine has dünya görüşlerini de kilisenin hiçbir baskısı olmadan buralarda gerçekleştirebileceklerdi.

    Bu amaçla kendilerine özgü bir mimari anlayış oluşturdular. Bu mimari anlayışa “Gotik” adı verildi. Graham Hancock, The Sign and the Seal (İşaret ve Mühür) adlı kitabında gotik mimarinin 1134 yılında Chartres Katedrali’nin kuzey kulesinin yapım çalışmaları sırasında doğduğunu belirtiyordu. Bu çalışmaların arkasındaki kişi de gene Tapınakçılar’ın ruhani lideri St. Bernard’dı. St. Bernard kabalistik anlayış ve Tapınakçıların çok önem verdiği gizemlerin bu mimari şeklinde bulunmasına çok önem veriyordu. Aynı eser bu konuyu şöyle anlatıyordu:

    “Tampliyelerin dinsel önderi St. Bernard, gotik mimarinin erken döneminde, bu stilin yaygınlaşması ve gelişmesinde yapıcı bir rol oynamıştır. 1134 yılında, Chartres Katedrali’nin kuzey kulesinin inşası sırasında St. Bernard gücünün doruklarındadır ve bu harika yapının inşasında, ama özellikle kuzey kulesinin yapımında kullanılan kutsal geometri ilkelerini sürekli olarak eserlerinde vurgulamıştır.”

    Tüm Chartres Katedrali, büyük bir dikkatle, derin dinsel gizemlerin bir anahtarı olarak, özellikle dizayn edilmiştir. Örnek olarak; mimarlar ve duvarcı ustaları, yapının birçok farklı yerinde, taşlar üzerine karanlık anlamlar taşıyan törensel sözleri kazırken “gematria” (alfabedeki harfler yerine sayıların kullanıldığı eski bir ibrani şifre sistemi) kullanmışlardır. Aynı şekilde, süslemeciler ve heykeltraşlar da, yarattıkları binlerce farklı bezeme ve figürlerde, insan doğası, geçmiş olaylar ve İncil’in anlamı hakkında karmaşık mesajları dikkatlice gizlemişlerdir. Bir diğer örnek, kuzey kapısı üzerinde yeralan bir sahnede, bir öküz arabasına yerleştirilmiş olan Ahit Sandığı’nın bilinmeyen bir yöne doğru taşınması temsil edilmektedir. Silinmiş ve yıpranmış yazıtta “Hic Amicitur Archa Cederis” (Ahit Sandığı burada gizlidir) sözleri bulunmaktadır.”

    “Tampliyelerin mimari ustalıkları neredeyse doğaüstü bir gelişmişlikte olup, özellikle kavisler ve sivri çatılarla dikkat çekmektedir... Sivri çatılar ve kavisler, aynı zamanda gotik mimari düzeninin ayırt edici özelliği olup, 12. yüzyılda inşa edilen Chartres ve diğer fransız katedrallerinde belirgindir. Bu yapıları, bilimsel anlamda, o dönemin mimari bilgilerinin izin verdiğinden çok daha üstün olarak değerlendiren uzmanlar vardır."29

    Bununla Beraber bu Gotik Sanatıyla Olsun Kabala İnancıyla olsun bilgiler vermektedir.

    Forumdaki bazı arkadaşlar bu yazıma karsılık bana kızabilir saygı duyarım. Herşeyin 2 Yüzü vardır. Benim size yansıttığım ise olayın diğer yüzü. Saygılarımla....

    Kitabı indirmek veya internetten okumak istiyorsanız adresini asağıda :

    .http://www.harunyahya.org/kitap/tapinak_sovalyeleri/tapinak01.html
     
  18. ya bn gothic edebiytla ilgli bişe bilmiomşm resmn ya arkdşlar bilgilernz için saoln şimdi dorumu anlamşm :D
    gothic edebiyat karanlık depresif derin şeleri ele alıo öle dimi
     
  19. aslına bakılırsa bir çok kişi bilmiyor bu edebiyatı
    dısarıda gördüğümüz bir çok kişi giyindikleri kıyafetler takılar vs. ama asıl gotik edebiyatını bildiklerini sanmıyorum. Yazdıklarımız umarım doğru bi davranış biçimine sürükler hepmizi.

    Saygılarımla....
     
  20. otranto şatosu hep ilk gotik edebiyat kitabı olarak gösteriliyor. ama sıkıcı bir kitap oldugunu soylemek isterim. oalyda zirve yapan isim bence poe'dur. her ne kadar tam bir gotik olmasa da eserleri, sanatsal bakımdan türü zirveye çıkarmıştır. ama lovecraft kesinlikle en iyisidir. kişisel favorim eric zahn'ın müziği. ama genel kanının aksine dagon'u sevmedim. innsmouth üzerindeki golge ise evet harika.
    bence eğer lovecraft olmasaydı stephen king olmazdı.
     

Bu Sayfayı Paylaş