Ümit Yaşar Oğuzcan

'Forum Meydanı' forumunda ReachingTheEnd tarafından 26 Haziran 2005 tarihinde açılan konu

  1. ACILAR DENİZİ

    Ben acılar denizinde boğulmuşum
    İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
    Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
    Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

    Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
    Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
    Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
    Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

    Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
    Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
    Baksana;herkes içime dökmüş artıklarını

    Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
    Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
    Yılların içimde bıraktıklarını...


    Ümit Yaşar OÐUZCAN

    Yaşadığı dönemin en popüler şairlerinde biriydi, Ümit Yaşar. Özellikle aşk, ayrılık ve duygusal konularda bir çok eseri vardır. Bu eserlerden bazıları bestelendi.(Bir gece ansızın gelebilirim, dost bildiklerim) Türk Edebiyatına: Dolmuş, Aşkımızın son çarşambası, Bir daha ölmek, Kör ayna gibi önemli eserler bırakmış, ölümsüz bir yazarımızdır.

    Düşüncelerinizi ve duygularınızı bekliyorum...
     
  2. 30.06.1995 için :(

    AYRILIK GÜNÜ...

    Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce...
    Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı..
    Ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm...
    Hiç bir ayrılık bana bu kadar koymadı...

    Ayrılığın bir ağrıdır vurur şakaklarımda..
    Ve büyür gözlerimde bir okyanus kadar..
    Derinden ses verir içimde bir tel..
    Sonra, birdenbire kırılır, kopar..

    Yeryüzü çekilir altından ayaklarımın...
    Geçer başıma çöken bir tavan gibi gökyüzü..
    Durmadan çalınır kulaklarımda...
    Şarkıların en hüzünlüsü...

    Seni alıp uzaklara giden otobüs..
    Benim üzerimden geçer hışımla...
    Devrilir, bakakalırım ardından...
    Bir sel gibi akan gözyaşımda...

    Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız..
    Karanlık gitgide en derinlere çeker beni...
    Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin...
    Böyle perişan beklerim dönmeni..

    Dolaşır birbirine yorgun ayaklarım..
    Ellerimi koyacak bir yer bulamam...
    Nereye gitsem, en koyusu acıların..
    Ne yana baksam, çıldırtan bir akşam..

    İstemem ben bu ömrü, bu talihi istemem..
    Böyle durup durup senden ayrılmak varsa..
    Orada bir mezar kazılır benim için..
    Ayrılığın nerede başlarsa...

    ÜMİT YAŞAR OÐUZCAN
     
  3. Cho

    Cho

    19
    0
    300
    Sinemaskop rezaletler içindeyiz.
    Cafe Chantant'larda dua ediyoruz
    Mabetlerde çiftleşiyoruz artık.
    Mesuduz!
    Dokunmayın keyfimize

    Saint-Pierre'in doksandokuzuncu göbekten torunu
    Strip-tease yapıyor
    Folie Berger revüsünde her gece

    Gelsin arkasından şampanya şişeleri
    Kaucuk göğüsşü kızlarda bir naz bir çalım
    On derste aşk
    On derste güzellik
    On derste cinsiyet
    Ve tam onbin yıldır arayıp bulamadığımız fazilet

    Sonra mezarlıklar dolusu günah
    Genelevler dolusu namus
    Velhasıl ailece rock'n roll dansı öğrendik
    Tepinip duruyoruz!

    da diyebilen sevdiğimiz şairimiz
     
  4. ........

    Alışmak Korkusu...

    Gitgide alışıyorum sana. Hiçbir alışkanlık bu kadar
    güzel olamaz . Ellerin ellerimden uzaksa nasıl
    güçsüzüm bilemezsin. Yanımda olduğun zamanlar;
    sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi
    damarlarıma yayılıyorsun. Durmadan başım dönüyor
    verdiğin hazdan. Alışkanlıklar daima korkutur beni.

    Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim.
    Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır; fakat şimdi
    sana alışıyorum. Alıştıkça özlemim artıyor, daha
    yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana
    tüm alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan
    korkuyorum. Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha
    güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum.
    Bir gün ansızın ölmekten ve seni bana olan
    alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum.
    Oysaki her zaman ve günün her saatinde yanında
    olmalıyım senin. Bana alışmış olmaktan pişmanlık
    duyacağın bir dakikan bile olmamalı. Bütün
    zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman
    bileşiminde yaşatmalıyım seni. Uykularda bile aynı
    rüyayı görmeliyiz. Her şeyin ve her zevkin yarısı
    senin olmalı, yarısı benim.

    "Bana alış" demeyeceğim. Nasıl olsa alışacaksın bir
    gün. Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin,
    o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla,
    sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden! İlk
    defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle
    mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum.
    Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi.
    Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım.
    Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum.
    Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi
    kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. Asıl büyük
    sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle
    değerleniyor , ayrı bir anlam kazanıyor. Sevgin
    olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım. Sevginle bir
    aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa seni
    görecekler içimde.

    Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?
    Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. İki kelimeyiz
    seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki olduğumuz
    için bir bütün haline geliyoruz durmadan.
    Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni. Durup durup
    dudaklarını öpmek geliyor içimden. Saçlarını okşamak
    geliyor , ellerini tutmak geliyor. Kokunun tenime
    sindiğini hissediyorum geceleri. Teninin
    dudaklarımda eridiğini hissediyorum. Boynunun en
    güzel yerini benden başkası bilemez artık. Seni
    kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz.

    Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu
    hissediyorum. Beni yaşadığım zamanın dışına
    çıkarıyorsun. Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir
    gün bulutların üstünde. Uzun süren bir baygınlık
    sonrasının o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim. Bütün
    merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım
    yüksekliğe erişemez. Açılmış bütün kuyuların
    derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil.
    Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide
    tamamlıyor bizi. Emsalsiz bir oluşun içinde
    yuvarlanıyoruz. Korkunç bir yangın başladı
    yüreklerimizde. Özlem , kıskançlık , arzu ne varsa
    içimizde hepsi birdenbire tutuştu. Alev almayan bir
    yerimiz kalmadı. Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın
    içinde yıldızlara kadar uzanıyor. Hiç bir su , bu
    ateşi söndüremez artık. Nehirler , denizler boşalsa
    üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum. Bu yangın biz
    birer kor haline gelinceye kadar sürecek.
    Önce bakışlarımız alıştı birbirine , sonra parmak
    uçlarımız. Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde
    bizden güçlüsü olmayacak! En mutlu olduğumuz yerde en
    güçlü de olacağız seninle.. Bu bir sonun değil bir
    varoluşun başlangıcıdır. Geçmişteki tüm
    alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez
    artık.!!

    ÜMİT YAŞAR OÐUZCAN
     
  5. ........

    DIYEBILSEYDIM


    Anladım diyemem ki ! Suçluyum.
    Belki ben anlatamadım sana kendimi
    Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece
    Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi.

    Her gün her dakika seni özlerdim
    Bitmezdi kederim senin yanında bile
    Susardım, gözlerime baktığın zaman
    Mermer bir heykelin çaresizliğiyle

    Oysa neler düşünürdüm sen yokken
    Sana kavuşunca neler söylemek isterdim
    Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi
    Ayrılık başlayınca ben biterdim.

    En kötüsü beni koyup gitmendi
    O, öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz
    Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde
    Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz.

    Ve nice yıllar kovalardı birbirini
    Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler
    Bütün teselliler uzaklarda kalırdı
    Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler

    Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
    İşte ellerimde al, diyebilseydim
    Anlardın ve hiç gitmezdin, değil mi?
    Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.


    Ümit Yaşar Oğuzcan
     
  6. DÜŞ'LE GERÇEK ARASINDA

    Durup durup seninle karsilasiyorum her yerde
    Karsima cikiyorsun her kosebasinda sen
    Kimi gun parklarda, kimi gun sokaklarda, caddelerde
    Gozgoze geliyoruz, saatlerce bir sey soylemeden.

    Hic degismemis diyorum icimden, ne guzel
    Iste yine o! Yine mahzun, yine dalgin, yine urkek
    Hadi gel diyor dudaklari.----Ozledim, hadi gel
    Biliyorum oysa; uzatsam ellerimi, gidecek.

    Bu bir aldanis mi? Yoksa var olus mu yeniden
    Soyle bir son mu? Bir baslangic mi? Bir donus mu?
    Ne oldu o guzelim zamanlara ansizin ucup giden?

    Hadi uyandir beni, soyle; gordugum zamansiz bir dus mu?
    Hadi git, uzaklas, yokluguna inandir beni gercekten
    Yoruldum, her buldugum yerde seni kaybetmekten

    ÜMİT YAŞAR OÐUZCAN
     
  7. 2005

    2005

    15
    0
    300
    beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın ve de yanında timur selçuk un yorumu....
     
  8. hep yüreğimin bi yerinde yaşayana...

    ONCE ELLERIN

    Önce ellerini gördüm; nasıl aydınlıktı öyle
    Yıllardan bir yıl, vakitlerden bir akşam
    Kovdu çevremden bütün kötülükleri
    Önce ellerin
    Önce ellerini gördüm, tuttum, bırakmam

    Bilmezdim eskiden ben bu şafakları
    Öğrendim nasıl da güzelmiş yeryüzü
    Bir mutluluk yayılır avuçlarından
    Önce ellerin
    Benim dinlediğim ellerinin türküsü

    Yağmur mu yağan öyleyse dinle
    Islandım, üşüdüm senden uzakta, beni bırakma
    Tut ki sensizlik bir ölüm başka türlü
    Önce ellerin
    Önce ellerin geliyor aklıma

    Bir büyük resim çiziyorum gökyüzüne, seyret
    Şu bulut ellerin işte, mutlu, serin, beyaz
    Ne güç bu rengi bulmak, bu rengi vermek sana
    Önce ellerin
    Ellerin bir duygudur anlatılmaz

    Gün olur hüzünlü bir musikidir duyduğum
    Ellerinde keman telleri, piyano tuşları
    Öyle bir yaşamaksın ki hiç yaşamamak
    Önce ellerin
    Önce ellerin sonra bu gözyaşları

    Dupduru yeraltı nehirleri gibi
    Öyle aydınlık gülüşün kadar
    Her şey bir gün çekilir, biter ve ölür
    Önce ellerin
    Ve yokluğumuzda sonra ellerin yaşar

    Ellerin anlatır sabahın olduğunu
    Ellerin yoksa bil ki gece ve karanlık
    Mevsimler onlarla değişiyor görüyor musun?
    Önce ellerin
    Anlasana ellerindeyim artık
     
  9. Valla ümit yaşar deyince ispanyol meyhanesi derim başka da bişey demem..hele bide onu timur selçuktan dinledimmi tamamdır olay :))
     
  10. UNUTMAMAK
    Sen bilemezsin, paslı hançerdir yalnızlık
    Gelir, en can alacak yerimden vurur
    Sen bilemezsin, gecenin en uzak bir saatinde
    Bir böcek nasıl girer beynime, kımıldar durur?

    Sen bilemezsin, çaresizlik nasıl boğar insanı?
    Yaşamak bir yerde nasıl çekilmez olur?
    Tutunacak bir dal aramaktan, koşmaktan, özlemekten
    El yorulur, ayak yorulur, yürek yorulur.

    Sen bilemezsin bu türlüsünü ölümün
    Bilemezsin, bir tek kibritin cılız aleviyle
    Benzine bulanmış bir insan nasıl tutuşur?

    Bu belki sevmektir bir yerde, belki unutamamak
    Bu, kişinin kendi içinde eriyip, yok olmasıdır
    Bilmesen de anlamağa çalış biraz, ne olur.

    Ümit Yaşar OÐUZCAN
     
  11. UNUTMA Kİ!!

    Sen uykusuzluk nedir bilir misin
    Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı
    Gözlerini tavana dikip
    Düşündüğün oldu mu bütün gece
    Ve bütün bir gün
    Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç
    Gelmeyince
    Seni aramayınca
    Ölesiye ağladın mı
    Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların
    Ona ait ne varsa
    Bir bir hatırladın mı

    Sen günden güne erimeyi bilir misin
    Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi
    Bir teselli aramayı
    Issız parklarda, tenha sokaklarda
    Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda
    Deli divane yollara düşüp
    Yaşlanmış bir köpek gibi
    Eskimiş bir gömlek gibi
    Atılmışlığını hissettiğin oldu mu
    Sevmekten
    Günler geceler boyunca yürümekten
    Elin ayağın yoruldu mu

    Sen yalnızlığın acısını bilir misin
    Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına
    İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı
    Bütün gururunu çiğneyip
    Sevdiğinin geçtiği yollarda
    Bastığı toprakları eğilip öptün mü
    Sen çaresizlik nedir bilir misin
    Sen yokluk nedir gördün mü
    Yanan başını
    Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden
    Sen her gün bin defa öldün mü

    Böyleyim diye ayıplama beni
    Bir gün kendimi
    Sonsuzluğun koynuna bırakırsam
    Yaralı ve yenik bir asker gibi
    Darılma
    Unutma ki
    Her seven isimsiz bir kahramandır
    Unutma ki
    İnsan; sevebildiği kadar insandır.

    Ümit Yaşar OÐUZCAN
     
  12. Beni Unutma ne harika şiirdir...

    ...
    bir gün gelir de unuturmuş insan
    en sevdiği hatıraları bile
    bari sen her gece yorgun sesiyle
    saat on ikiyi vurduğu zaman
    beni unutma
    ...
     
  13. Yüreğimde yeryüzünün ağırlığı var
    Başımda bütün rüzgarların uğultusu
    Dalgalanır içimde en yüze dağlar
    Büyür kederlerim denizler dolusu
    Ne yana baksam gecedir karanlıktır
    Her köşede beni bekler bin bir pusu
    Ben zamanları içmişim ağır ağır
    Kadehimde geçmiş çağların tortusu
    Anlatır sana özlemimi gözlerim
    Ben her iki cihanda seni isterim
    Ne bir dilim ekmek, ne bir yudum su
    Bu tren nerede duracak kim bilir
    Sen ol yeter gerisi bana vız gelir
    İçimde bir korku var sensiz ölmek korkusu

    ÜMİT YAŞAR OÐUZCAN
     
  14. muhteşem şiirlere imza atan şair.
    bkz. "alışmak korkusu"
     
  15. GÖZLERDE SEVİŞMEK

    Seninle yaşanacak bir aşkın öyküsünü
    Bir giz gibi derinden dün yaşattı gözlerin
    Sunduğu sevinçlerle o eşsiz bahar günü
    Yemyeşil bir adaktı, bir murattı gözlerin.
    Acılar uzaklarda, mutluluklarsa yakın
    Bir kaç saat içinde kaç yıldı yaşattığın
    Gözlerime sevgiyle bakarken, bana aşkın
    Ölümsüz olduğunu hatırlattı gözlerin.
    İçimde tek sen vardın, düşüncemde yalnız sen
    Birbirimizden uzak yaşadığımız o
    en güzel yıllarımızı elemle düşünürken
    Hem ağladı sessizce, hem ağlattı gözlerin.
    Ümit Yaşar...

    ...bu yeterlı bence....
     
  16. BİR GÜN ANLARSIN

    Uykuların kaçar geceleri
    Bir türlü sabah olmayı bilmez
    Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
    Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
    Ne çarşaf halden anlar,ne yastık
    Girmez pencereden bekledigin aydınlık
    Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
    Onun unutamadığın hayali
    Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
    .....................
    Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu
    Şerefin,faziletin,iyiliğin,güzelliğin
    Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
    Vurursun başını soğuk taş duvarlara
    Büyür gitgide incinmişliğin,kırılmışlığın
    Duyarsın
    Ta derınden acısını çaresiz kalmışlığın
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
    .....................
    Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
    Niçin yaratıldığını
    Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
    Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini
    Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
    Dolar gözlerin,için burkulur
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
    ....................
    Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların
    Sevilen gözlerin erişilmezliğini
    O hiç beklenmeyen saat geldi mi
    Düşer saçların önüne,ama bembeyaz
    Uzanır gökyüzüne ellerin
    Ama çaresiz
    Ama yorgun
    Ama bitkin
    Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın
    Sonra dizilir birbiri ardınça gerçekler,acı
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
    .....................
    Bir gün anlarsın hayal kurmayı
    Beklemeyi,ümit etmeyi
    Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
    Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
    Lanet edersin yaşadığına
    Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
    O zaman bir çicek büyür kabrimde kendiliğinden
    Seni sevdiğimi bir gün anlarsın.

    ÜMİT YAŞAR OÐUZCAN
     
  17. şiirlerini zevkle ve hayranlıkla okuduğum kişi:ümit yaşar oğuzcan
     

Bu Sayfayı Paylaş