La Pianiste

'Forum Meydanı' forumunda enchant tarafından 6 Eylül 2005 tarihinde açılan konu

  1. Ünlü Fransız yönetmen Michael Haneke'nin muhteşem "Ölümcül Oyunlar" ve "Bilinmeyen Kod" filmlerinden sonra çektiği bence ikinci başyapıtı.Roman Polanski'nin "Piyanist"iyle karıştırmayalım lütfeeeen" :lol: 2003 yılı yapımı ve bence en kötü filmi "Kurdun Günü"nü pek sevmesemde başrollerinde Isabelle Hupert gibi enfes oyunculuk yeteneği olan bir oyuncuyu oynattığı "Piyanist" filmini (bazı yerlerde de "Piyano Öğretmeni" olarak geçer) bu yönetmenin kariyerindeki ikinci en iyi filmi olarak tanımlayabilirim bana göre.Elfriede Jelinek'in "Piyano Öğretmeni" adlı kitabından uyarlanan (bizde de yayımlanmıştı bu kitap ve maalesef "kara"lanmıştı.Tıpkı DeSade'ın kitapları gibi) bu filmde Erika Kohut'un (Isabelle Hupert) müzik ve cinsel arzuları arasında kalan bir kadın öğretmeni canlandırdığı ve bununla birlikte filmde ilerde göreceğimiz erkek öğrencisiyle iletişimi ve bastırılmış o duygularının bir süre sonra yıkılmasıyla karşı karşıya kaldığını görmekteyiz.Isabelle Hupert için yazıyorum:Sanırım oyunculuk böyle birşey olmalı.1995 yapımı yine bir Fransız yönetmen olan Claude Chabrol'ün "Seremoni" filminden sonraki en iyi oyunculuğu bence.Sinemada bazı izleyenleri koşarak dışarı çıkarttıracak derecede rahatsız edici ve sıradışı bir yapıt. :wink:
     
  2. İlk çıktığı zmana seyretmiştim özellikle banyo sahneleri şu jiletli olanlar bana gaspar noe yu anımsattı marginal bir yönetmen kesinlikle;Isabelle Hupert hakkında zaten herşeyi söylemişsin kesinlikle izlenmesi gereken sıradışı bir yapım.
     
  3. üniversitede sosyal psikoji dersinde ödev konumdu bu film...Dakka dakka izlemiştim.Filmi daha öncede izlemiştim ve çok etkilenmiştim .Yalnız ikinci ve üçüncü izleyişlerimde farklı farklı temelar buldum.İlginç nüanslar.Şimdi bunları açıklamıyayım ..... filmi izleyenler anlamıştır açıklayamama nedenimi...
    Bence film gerçekten güzel. Abartılı bir cinsel rahatsızlık, masum birimi yoksa kızının öyle olmasının sebeplerinden biri mi belli olmayan bir anne, en son olarak da başlarda aşık olduğunu düşündüğünüz sonraları ise bundan emin olamadığımız ögrenci.Birde görünmeyen kaharamanlar.. Filmin tek bir karesinde adı geçen tımarhanelik baba.İnsan bu filmi izleyince her şeyden şüphe etmeye başlıyor.İnanın bana filmi ilk izlediğinizde piyano hocası için pek de iyi şeyler söylemeyebilirsiniz , manyak dersiniz, sapık dersiniz,annesine çok kızar sinirlenirsiniz;ikinci izleyişinizde öğrencisi hakkında iyi şeyler söylemeysbilirsiniz,ama anne hakkında yorumlarınız değişir çünkü anne ne olursa olsun kızının yanında duran biri olmuştur gözünüzde, üçüncü izlediğinizde yine dengeler değişir. Annenin kızını kocasının yerine koyduğunu anlarsınız......
    Daha çok şey var ama ben kesim burda
     
  4. Ben şüphe ettim zaten :D
    o ne sokuştu bıçağı.. :D
     
  5. Ben sinemada izlemiştim ilk geldiği gün.Isabelle Hupert'in oyunculuğuna hayranım.Zaten ya Claude Chabrol'le çalışıyor ya da Michael Haneke ile.Sinemadan ilk yarısında 3 veya dört kişi koşarak çıktılar veya kaçtılar.Aslında itiraf etmeliyim bende rahatsız oldum ama filmleri sonuna kadar izleme hastalığım vardır.

    Felsefi açıdan da çok doyurucu bir film.İki defa izledim ama üçüncü defa da izleyeceğim sanıyorum.Gaspar Noe derken "Dönüş Yok"tan bahsediyorsun sanırım.Evet "Piyanist" daha rahatsız ediciydi.

    İlk ve ikinci izleyişlerimde aynen fleez'in dediği gibi dengeler değişiyor ama üçüncü defa izleyemediğim için birşey söyleyemeyeceğim.Filmde ayrıca bir klasik müzik bestecisine çok anlamlı bir gönderme var ama (bu ya Schubert ya da Brahms'tı yanılmıyorsam) eğer hatırlayabilirsem yazacağım buraya.
     
  6. Aramızda filmi zorla izlediği halde(darthseth)beğenenler var..Film gerçekten sabır ölçen bir film ama inat edin ve izleyin bence..
     
  7. Kendi yazdığıma cevap vermem gerekirse :lol: Klasik müzik bestecilerinden Brahms değil Schumann'mış.(iki tane Schumann var.Kitapta bahsedilen en ünlüsü.)Schubert gerçek hayatında yalnız bir insan,Schumann ise deliliğin sınırlarında gezinen bir besteciymiş.Erika Kohut bu iki besteci konusunda uzmanlaşmıştır filmde.Ayrıca iki bestecinin sahip olduğu yalnızlık ve delilik Erika Kohut'un yaşamını filmde çevreliyordu.Bu yönden bir gönderme vardı filmde.Oh be hatırladım en sonunda. :lol:
     
  8. :) tebrikler

    Bana ne oluyorsa bende sevindim bir an. :roll: .Böyle durumlarla çok karsilasmamdan kaynaklaniyor olabilir
     
  9. izlenmesi gereken filmlerden izleyeli baya oluyo

    ilginç bi filmdi
     
  10. Haneke'nin basyapiti.
    Muthis bir saheser..

    Kesinlikle izleyin..
     

Bu Sayfayı Paylaş