Heykel

'Forum Meydanı' forumunda beetlejuice tarafından 15 Kasım 2005 tarihinde açılan konu

  1. sanat deyince nedense herkesin aklına fotograf muzik sinema resim gibi sanat dalları geliyor..ben de heykel hakkında konusmak istiyorum.bi taş attım ortaya..hadi o zaman..bekliyorum..
     
  2. Osmanlı döneminin son yıllarında başlayan kültürel anlamda Batı ile yakınlaşma sürecinde, diğer sanat alanlarında olduğu gibi heykelcilik alanında da bir canlanma olmuştur. Cumhuriyet döneminde de heykelcilik sanatını geliştirmek için çalışmalar sürdürülmüştür. Geçmiş kültürlerin heykel mirasını gün ışığına çıkarmak amacıyla "Ulusal Kazılar" adlı toplu kazı çalışmalarına başlanmış, heykel öğreniminde yabancı ustaların deneyimlerinden faydalanılmış, başarılı genç heykeltraşlar eğitim için yurt dışına gönderilmiştir. 1937 yılında Alman heykelci Rudolf Belling, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi heykel bölümünün başına getirilmiştir. 1954 yılına kadar akademide öğretim üyeliğini sürdüren Belling; çok sayıda öğrenci yetiştirmiş, aynı zamanda heykel çalışmalarını sürdürmüştür. İstanbul Taşlık Parkı'ndaki ve Ankara Ziraat Fakültesi bahçesindeki ınönü heykelleri Belling'e aittir. Ayrıca ülkedeki heykel sergilerinin en önemlilerinden biri yine Belling tarafından ıstanbul Teknik üniversitesi Taşkışla binasında açılmıştır.

    Heykel sanatının 1950'lere kadar süren ve özellikle anıtların ve Atatürk heykellerinin ağırlık kazandığı ilk dönemine, Krippel, Canonica, Hanak, Thorak ve Belling gibi yabancı heykel ustaları damgasını vurmuştur. Bunun yanında 1937 yılından itibaren düzenlenmeye başlayan anıt yarışmalarında, Türk heykelcileri de önemli başarılar elde etmişlerdir. Nitekim yabancı sanatçıların da katıldığı "Erzurum Anıtı" yarışmasında Ali Hadi Bara birincilik ve Zühtü Müridoğlu ikincilik ödülünü almışlar, "Manisa Anıtı" yarışmasını ise Nejat Sirel kazanmıştır.

    Hakkı Atamulu, Yavuz Görey, Kamil Sonad, İlhan Koman, Hüseyin Gezer, Turgut Pura gibi meslek yaşamına 1950'lerde başlayan heykelcilerin çoğu Belling'in öğrencileridir. Daha çok figüratif bir anlayışla ürünler veren bu heykelcilerin bir bölümü figüratif-soyut denemeler yapmış; İlhan Koman, Şadi Çalık ve Turgut Pura gibi sanatçılar ise soyut heykele ağırlık vermiştir. Bunlar arasında ılhan Koman dış ülkelerde çok sayıda sergi açmış ve birçok yarışmada ödül almıştır.

    1950'lerden sonra Akademi'nin heykel bölümünde Hadi Bara ve Zühtü Müridoğlu'nun etkili olduğu görülür. Soyut çalışmalar ve çeşitli araç ve tekniklerin kullanımı bu döneme özgü bir gelişmedir. Tamer Başoğlu, Kuzgun Acar, Gürdal Duyar, Namık Denizhan gibi heykelciler bu okulun başlıca temsilcileridir. 1961 Paris Gençler Bienali Heykel Dalı'nda birincilik ödülü alan Kuzgun Acar, soyut çalışmanın en ilginç örneklerini vermiştir. İstanbul Manifaturacılar Çarşısı'ndaki "Kuşlar" demir röliefi Kuzgun Acar'a aittir. Figüratif heykele yeni boyutlar getirmeye çalışan Mehmet Aksoy, maden ve taş gereçlerle soyut ürünler veren Ferit Özşen, ahşap kullanımıyla dikkati çeken Saim Bugay, Hayri Karay ve Metin Haseki ise son dönem heykel sanatçılarından bazılarıdır.

    *Konunun devamlılığı için alıntıdır.
     
  3. tesekkur ederim heykelin bugune kadar gelişim sürecini anlatan bu mesajın için....ilk başlarda anıtsal boyutta olan heykel su anda sayılı heykel sanatçıarı tarafından heykel yani yontu durumundadır,senin de dediğin gibi..tabii türkiyede oldukça zor bi şey heykelle ugraşmak..heykel sanatını icra etmek..özgürlük ve özgünlük sanat için başlıca öğeler ama yapılan heykellerin beğenilmediği(ahlak yönünden özellikle) oluyor.ve hatta bununla ilgili çok çarpıcı bi örnek de var..mehmet aksoyun (istanbuldu galiba)..yaptığı bi heykel müstehcen bulunmustu ve cıplak oldugu idda edilip ona giysi giydirilmişti..biliyomusunuz bilmiyorum bu olayı..ama ne kadar zor durumda oldugumuzu gösteriyo bu olay bence..ve türkiyedeki güzel sanatlar fakultelerinden mezun olan insanların kaça kaça yurtdışına gitmelerinin de sebeblerinden biridir bu kısıtlamalar..
     
  4. Arkadaşım ÇÜ'de resim öğr. heykel bölümünde okuyor... Heykel yapmayı çok sever kendisi... Bana msn'den sürekli sevdiği heykel resimlerini falan yollar. Kendi yaptıklarını gösterir.

    Bu yüzden ben de ilgi göstermeye başlamıştım mecburen!...
     
  5. ben de okuyorum heykel bölümünde..bence mehmet aksoyunkilere bakın interneten felan..süper heykelleri var..özellikle öpüş adlı heykeli bomba bence..türk olarak idolüm benim o adam
     
  6. Mehmet Aksoy'un ''afrikali zenci kardesim'' ve ''ayrilik'' adli heykeller cok guzselmis! baska bildigniz site varsa onerin..
     
  7. evet güzeller..bence tüm heykelleri güzel de:)...deviantart die bi site var bildiim..ama orda amatör çalismalar da var..hatta çounlukla oyle..
     
  8. Yönetici Uyarısı: Mesaj içeriği anlaşılmayı güçleştirecek ölçüde yazım ve anlatım hatalarına sahip olduğundan yönetim tarafından silinmiştir. Yazım Kurallarına dikkat ediniz. Lütfen Forum Kurallarını okuyunuz.
     
  9. Bilgi katkısı açısından
    --------------
    Heykel ve heykelciliğin tarihçesi
    Heykel ve heykelciliğin tarihi eski zamanlara kadar uzanır. Dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda mermer, ağaç, taş, pişmiş toprak, maden vs. gibi çok çeşitli malzemeden yapılmış heykel ve heykelciklere rastlanmaktadır. Bunlar ve diğer heykeller üzerinde yapılan incelemelerden, heykellerin büyük bir kısmının çeşitli kavimlerin ilah olarak tanıdıkları varlıkları tasvir ettikleri, bazılarının kral-kraliçe gibi hükümdar ailelerini, kahramanları ve kahramanlık olaylarını, bilim, sanat ve sporda meşhur olmuş kimseleri, bir kısmının da çeşitli insan ve hayvanları tasvir ettikleri anlaşılmıştır. Tarihi araştırmalar, ilk heykelin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı hakkında herhangi bir netice vermemektedir.

    Tarihi çok eski olduğu bilinen heykel ve heykelciliği bu derece yaygınlaştıran asıl sebep, inançtır. Çeşitli devirlerde yaşamış insanların tapındıkları ve ilah tanıdıkları şeylerin ağaç, taş, maden üzerine işlemeleri ve ibadetlerini bunlara karşı yapmaları, heykel ve heykelciliğe cemiyet hayatında geniş yer verilmesine yol açmıştır.

    İlk çağ topluluklarında sanatçılar genellikle bir geleneği devam ettirir. Ortaya konan eser, toplumun ortak malı olarak kabul edilir. Dolayısıyla eserler sanatçıları değil üretildikleri kavim ve toplulukların adıyla anılırlar.

    İlk çağ heykelciliğinin özellikleri

    Tarımsal faaliyetlerin başlamasıyla birlikte, verimsizlik sorununa çare olarak, Magna Mater (Ana Tanrıça) heykelcikleri yapılmıştır. Bu heykelciklerin malzemesi ağaç ya da topraktır.

    Heykeller genel olarak aynı duruşu sergiler, kişisel özellik taşımazlar. Baş oranları vücudun geneline göre büyüktür.

    Üç boyutlu heykellerde bile uzuvlar çizilerek gösterilir. Heykel yüzeyleri çizilerek süsleme yoluna gidilir.


    --------------------------------------------------------------------------------
    [değiştir]
    Mısır heykel sanatı
    Kültür alanında otuz yüzyıl boyunca süreklilik gösteren Mısır’da heykeltıraşlar ağaç, granit, bazalt, profir gibi dayanıklı malzemeler kullandılar. Tapınakların ve mezar anıtlarının iç ve dış cephelerini heykeller ve rölyeflerle süslemişlerdir.

    Mısır’da heykelcilikte zaman içinde gelişen bir üslupçuluk söz konusudur. Bu üsluplaşma özellikle figürlerin duruşlarında ve vücudu kaplayan kumaşların yapımında kendini gösterir. Figürler genel olarak durgun ve hareketsizdir. Frontal duruş hâkimdir. Ayakta duran figürlerde, vücut ağırlığı iki bacağa eşit olarak dağıtılır. Heykelin ortasından bir çizgi çekilirse iki eşit parça elde edilir. Kollar vücuda yapışık şekilde aşağıya sarkar, eller yumruk şeklindedir.

    Mısır heykelcileri çok büyük ve sert taşlar yontuyorlardı. Bu durum onları çalışmalarında sadeleşme yapmaya yöneltti. Dolayısıyla heykellerde adale, kas gibi detaylar görülmezken, yüzlerde de ifade de yoktur. Yalnızca mezarlara, dini inançlar gereği konan heykeller, ölünün ruhuna ev sahipliği yapacağından sahibine benzemesi zorunluluğu taşır.

    Kral heykelleri sert taşlardan yapılırken, yumuşak taşlardan ve ağaçtan yapılan prens, rahip ve memur heykelleri bulunur.

    Yeni imparatorluk döneminin en güzel eser, Amerna şehrinde bulunan Kraliçe Nefertiti’ye ait olan büsttür. Sanatçısı bir yanda geleneğe bağlı kalmaya çalışırken, bir yandan da modelinin şahsi özelliklerini betimlemeye çalışır. Gize piramidinin yanında bulunan Sfenks heykeli ise eski krallığın krallarından olan Kefren’nin portresini taşır.

    Rölyefler daha çok tapınak ve mezarların duvarlarını süsler. Mısır rölyefleri daima bir olayı anlatır. Rölyeflerde baş, kollar, ayaklar, bacaklar ve gövde profilden; gözler ve omuzlar ise cepheden gösterilir.


    --------------------------------------------------------------------------------
    [değiştir]
    Yunan heykel sanatı
    Yunan heykelinde, kişisel özellikler değil, ortak ideal tip önemlidir. İdeal yüzler, ideal ölçülere uygun insan vücutları Yunan heykelinin başlıca özelliğidir. Başlangıçta kil, taş fildişi, kemik ve tunç gibi malzemelerden ilkel heykelcikler ortaya koyan Yunan heykelcileri zaman içerisinde bunu geliştirmişlerdir. Heykel sanatının gelişmesine ve anıtsal heykeltıraşlığın ortaya çıkmasının nedenleri arasında olimpiyatlarda başarı kazanan atletlerin heykellerinin dikilmesi geleneği, gelişen mimariye bağlı olarak, tapınakların taştan yapılması ve bunların iç ve dış cephelerinin, kabartmalarla süslenmesi sayılabilir.

    Yunan heykeli karşıtlıklar ve bunun yarattığı dinamizm üzerine kuruludur. Baş başka, kollar ve bacaklar başka başka yönlere bakarlar. Bu durum gösteriyor ki Yunan heykelcisi vücut nüansları üzerinde çalışmıştır.

    Yunan heykelcileri örtü altından hissedilen gövdenin formunu ortay çıkarmanın çekiciliğini fark etmişlerdir. Bundan dolayı, gizlerken göstermek yunan heykelciliğinde bir motif olmuştur.

    M.Ö. 7. ve 6. yy.da iki büyük heykeltıraşlık ekolü görülür:

    •Girit Pelepones

    •İyonya

    Yunan heykelciliği üç bölümde incelenebilir: • Antik Çağ (m.ö. 490–460) • Klasik Çağ • Helenistik Devir (m.ö. 330–30)




    Antik çağ

    Bu dönemden itibaren vücudun ağırlığının bir bacak üstüne verildiği, böylelikle frontal duruşun değiştiği görülür. Bu yeni duruşun gelişmiş örneğine Olimpiya Zeus tapınağında rastlanır.


    Klasik çağ

    Bu dönem Panteon tapınağının içinde bulunan altın, fildişi Athena heykelini yapan heykeltıraş Fidyas ile en parlak çağına ulaşmıştır. Bu heykel kaybolmuştur. Günümüze kalan ise zamanında Romalıların yaptığı kopyadır. Sanatçı en çok tanrı heykelleri yapmıştır.


    Helenistik çağ

    Bu dönemde portrecilik gelişmiştir. Özellikle devlet adamlarının portreleri yapılmıştır. Bunlar arasında Büyük İskender portreleri ve bunların sanatçısı Lisppos öne çıkar. Sanatçı o zamana kadar uygulanmakta olan oranlar sistemini değiştirmiştir. Baş küçülmüş, gövde uzamış, baş vücudun 1/6’i olmuştur.


    --------------------------------------------------------------------------------
    [değiştir]
    Roma heykel sanatı

    Romalılar bu alanda yaratıcılık gösterememişlerdir. Yunanistandan heykeller getirtmişler ve bunları kopyalayarak çoğaltmışlardır. Buna karşılık portrecilikte başarı göstemişlerdir. Bu durum dini geleneklerle bağlantılıdır. Roma geleneklerine göre ölen bir kişinin yüzünün balmumundan kalıbı alınır ve cenazeden sonra evin bir köşesinde saklanırdı. Özellikle cumhuriyet döneminde portrecilik çok gelişmiştir. Bu dönemde oldukça gerçekçi bir üslupla yapılan portrelerde; her türlü yüz ifadesi ve şahsi özellikler başarıyla işlenmiştir.

    Romalılar zaferle döndükleri seferler sonarsında, kazandıkları başarıları simgeleyen anıtlar dikmeyi adet edinmişlerdir. Belirli zaman ve yerde gerçekleşen olayları anlatan kabartmalarla üslü bu anıtların en önemlileri Augustos döneminde Roma’da yapılmış olan barış sunağında bulunur. Bir diğer önemli anıtsa İstanbul Sultanahmet meydanındaki Teodesius obeliskidir (m.ö. 4yy.). bu anıtın kaide kısmında imparator maiyetiyle beraber hipodrom locasında görülür. Kabartmanın merkezinde imparator bulunurken, diğer figürler imparatora yakınlıklarına derecelerine göre yerleştirilmiştir.


    --------------------------------------------------------------------------------




    [değiştir]
    Heykelcilikte usul ve teknikler
    Heykelci hem çizici hem de uygulayıcıdır. Heykelcilerin bazıları sadece ellerine verilen şekilleri ya oyarlar veya dökerler. Heykelcilikte; oyma, biçimleme, inşa ve birleştirme, döküm, bitirme gibi teknikler vardır.

    Yontma
    Heykelci tek parça bir kütleyi istenen düzen içinde şekillendirir. Taş ve ahşap heykelcilikte bu usul kullanılır.
    Modelleme
    Şekillendirilebilir heykel malzemelerinin elle ya da çeşitli aletlerle biçimlendirilmesi. Bunların maddesi kil, balmumu ve alçıdır.
    Birleştirme
    Önceden şekillendirilmiş malzeme ve parçaların usulüne uygun olarak biraraya getirilmesidir.Birleştirme heykelcilikte, kumaş, saç, çıta, kalas, formika, cam, ip, metal borular vb. maddeler kullanılır.
    Döküm
    Kil, balmumu gibi ara malzemeyle yapılan heykellerin çeşiltli döküm teknikleri kullanılarak; bronz gibi dayanıklı malzemeyle dökülmesidir.
    Bitirme işi
    Bitmiş heykelleri perdahlama, cilalama, boyama ve yaldızlama gibi uygulamaların yapılmasına denir.
    [değiştir]
    Günümüzde heykel ve heykelcilik
    İnsanların heykellere tapmaya başlamasından sonra, heykelcilik bir sanat ve ticaret metaı olmuştur. Yüzyıllarca insanlar, her çeşit malzeme ve maddelerden heykeller yapmışlar ve hatta bunları başkalarına satarak geçimlerini temin etmek yolunu tutmuşlardır. Arkeolojik kazılarda, çeşitli yörelerde bol miktarda bulunup müzelere konan heykeller bunu ispatlamaktadır. Bilhassa mermerden yapılan heykeller, günümüze kadar sanat özelliklerini korumuşlardır.

    Avrupa'da başlayan Rönesans hareketi ile heykelcilik ayrı bir önem kazanmış, Michelangelo bu devirde yetişen heykeltraşların en meşhuru olmuştur. Bu zamandaki heykellerin yapımı, süsleme sanatı ile birlikte gelişmiştir. Ayrıca heykeller, şimşir, ıhlamur, meşe ve ceviz gibi sert ağaçlar oyularak çok çeşitli ölçülerde yapılmıştır. Taştan yapılan heykellerin kırılması çabuk olduğundan, eski zamanlardan beri, mermer kullanılması daha yaygındır ve daha çok tercih edilmiştir. Zamanımızdaki heykeltraşlar tarafından ekseriya mermer, bronz, tunç gibi kırılma tehlikesi daha az olan ve dayanıklılığı bulunan malzemeler kullanılmaktadır. Bunların yanında fildişinden heykel yapmak, eskiden olduğu gibi günümüzde de biblo şeklinde devam etmektedir.

    Rehber Ansiklopedisi
     
  10. Heykelcilikte bana tek haz veren soyut sanat eserleri oluyor.Sebebini bilmiyorum...
     
  11. rölyef yapmayı düşünüyorum fakat hoşuma giden bir figür bulamadım kartpostallardan farklı olsun müzelerde gördüğümüz at arabalı savaşçılardan da farklı olmasını stiyorum yardım edebilecek birileri varsa sevinirim
     
  12. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü ve Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümünün ortak düzenlediği Çağdaş Türk Sanatında Anıt ve Heykel Projesi kapsamında tüm Türkiye'de yer alan heykel, anıt ve rölyeflerin envanterini çıkartıyoruz. Bu çalışmanın bana kattığı en önemli şey heykel sanatına duyduğum ilginin daha da artmasını sağlamak oldu.

    Bir heykelin yapımına iştirak etmek kadar onu anlamak ve çözmeye çalışmak da fazlasıyla keyif verici bir uğraş. Hem eserleri meydana getiren sanatçıları bir bir tanıyarak tebrik etmek, hem de heykeli kütlesi, boyutu ile anlamak inanılmaz muhteşem..

    Sanatın kalıcılığını sağlamak adına bir şeyler yapabildiğimi görmek de işin bana kalan gurur kısmı :)
     
  13. Bir heykelin yapımına tanık oldum , gerçekten ilgimi çekti . Bir de desen çizen arkadaşlar , heykel ustalarının ( tabi olanagınız varsa ) eleştirilerini alın.Çok faydalı oluyor bence.İşi 3 boyutlu değerlendirince...
     

Bu Sayfayı Paylaş