Yılmaz Odabaşı

'Forum Meydanı' forumunda _Unforgiven__ tarafından 22 Kasım 2005 tarihinde açılan konu

  1. Şair olmasının yanında roman konusunda da başarılıdır

    'hem diyarbakırlı hem de kürt olarak bu memlekette iki defa zenciyim' diye ünlü bi lafı vardır

    En önemli eserleri (bkz:aşk bize küstü, feride, her ömür kendi gençliğinden vurulur, aşk tek kişiliktir)

    Ama ben özellikle "bileklerimde bayat bir intihar"ı çok severim


    geliyormuşum
    pencerelerde yaz
    ve bileklerimde bayat bir intihar
    ***
    oysa ölünecek bir şey yokmuş
    gidince sen
    yaşanacak bir şey olmadığı kadar
    ***
    yanıyormusum
    vardığım yere bırakıp kendimi
    atlasında yeryüzünün;
    çılgın ve çirkin
    ve hüzünle oyalanan
    yüreğimde kül tadı nice yangından kalan...
    ***
    ölüyormuşum
    senin saçların uzuyormuş üstelik
    ölünce ben
    cigarayı da bırakıp sümerbank’a taksit ödüyormuşsun
    ***
    bedenin tecritmiş gençliğinden
    ikisi de yalnızmış
    geceler öpüyormuş memelerinden...
    ***
    bense gençliğimi pazarlıksız
    ve hızla geçtiğimden
    bugünler saçlarımla birlikte şiir yazmayı da kısa
    kestiğimden
    p.ç kalmış aşklarla avutup kendimi
    bileklerimde bayat bir intiharin dikiş izleri
    gelip gecmis yılların diş izleri ömrümde
    neşter ve gül’müş hayat
    ***
    gülüyor...gülüyor...gülüyormuşum...
     
  2. piç kalmış aşklarla avutup kendimi,bileklerimde bayat bi intiharın dikiş izleri..
    ne beni ifade ediyor ne de düşündüklerimi ama sadece bu 2 satırla birden evet bu benim dedim..
    etkilemek bu olsa gerek..
     
  3. yılmaz odabaşı aynı zamanda masal da yazıyor çocuklar için... ama ben illa illa feride derim...
    "Herkesin bir Feridesi vardır bilmez miyim
    herkesin bir ayakkabısı gibi bir de şarkısı
    herkesin bir kimsesi vardır ben bilmez miyim
    bir de kimsesizliği..."
     
  4. En haklı aşk,
    alkışsız sürdülebilendir
    ve en haklı kavganın öznesi
    ölmemek için dövüşürken de ölebilendir...

    o an
    işte o an
    ey bizi ayrı takvimlere düşüren zaman
    yere bir bahar dalı düşmüş gibi mi olur
    sıradağlar mı tutuşur bağrının orta yerinde?
     
  5. Avil

    Avil

    31
    0
    300
    Aşk Bize Küstü
    I
    Biz bu kentlere sığdık da,
    bu kentler bize sığmadı Asiya!
    Ve bir çığlık gibi günlerin çarmıhında;
    arttıkça yalnız, sustukça silik...

    Ay ışığı gölgeleri büyüttü,
    son kuşlar da vuruldular dağlarda.
    Yakamozları söndü sahillerin, ışıkları evlerin;
    çağın vebalı gövdesinde
    bir hayalet gibi gölgemizde yalnızlık.

    Kaldık...
    Kırık bardaklar gibi,
    içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi...

    II
    Düşler artık ölü çocuklar doğuruyorsa,
    sevgiler boğduruluyorsa kürtajlarda
    ve daha eskimemiş tüfeklerle
    ordusu bozguna uğramış askerler gibi kalıp,
    bozuk paralar gibi yuvarlanıyorsak kaldırımlarda,
    bir bedeli vardır elbet cennetini çaldırmanın;
    ömrünü yetim bir bebek gibi bırakmanın
    bulvarlara,
    bozgunlara
    ve yanlış yalan aşklara…

    Bir bedeli,
    bu kuşatmaların, ilkyazları kurşunlatmaların...

    Biz bu kentlere sığdık aslında,
    bu kentler bize sığmadı Asiya,
    ah, son kuşlar da vuruldular dağlarda!



    III

    Ay ışığı gölgeleri büyüttü.
    Mutluluk oyununa geç kalan ölü kuşlarla geldim.
    Geldim... Kırık bardaklar gibi,
    içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi…

    Ve ömürlerimizde bin kasvetle upuzun
    sefalet seferlerinin ayazı;
    belki yalnız geçireceğiz artık kim bilir,
    batan gemiler gibi yiten aşklardan geride,
    kalan her kışı, güzü ve yazı.

    Ay ışığı gölgeleri büyüttü.
    Ayrılıklar eskidi, biz eskidik,
    aşk bize küstü Asiya...

    IV
    Belki de uzun sürecek bu bozgunun saçağında,
    sen şarkılarını sesine yasla
    ve bırak beni de usulca
    apansız bir yalnızlığa!

    Ay ışığı gölgeleri büyüttü,
    büyüdü ölüm
    ve biz küçüldük Asiya…
    .
    Yılmaz Odabaşı
     
  6. BİTME

    bitme, bak içtim, yürüdüm, kederlendim
    denize girdim, üşüdüm, sana geldim

    düş bitmeden sen bitme
    bitmeden sevgi gitme

    bitme, bak koştum, savruldum, hep örselendim
    cıgara ziftlendim, ille de seni sevdim
    uzaklarda öyle çok kederlendim

    günler bitmeden bitme
    bitmeden hasret gitme

    bu yangın geceler, bu intihar
    gidersen paramparça yüreğimde ağıtlar

    bu dolunay gecenin göğsünü yarar
    benim göğsümde de sana geniş bir yer var

    düş bitmeden sen bitme
    bitmeden sevgi gitme
     
  7. şiir

    HAYAT
    GÜL KOKULU BİR SAÐANAK YİNE

    gözlerimin önünde ıslak dağların kabaran yalnızlığı
    ne varsa uçurumlar eşiğinde
    hüzünlerle yalpalayan ne varsa
    gözlerimin önünde

    ve hayat gül kokulu bir sağanak yine
    birşeyler anlatmak istiyor hayat
    ve alıp götürmek bir şeyleri kurt sofralarına
    gün batıyor
    gün batıyor bukağısı paslı bir sevinç oluyor yalnızlığım

    unutuyorum sevgilim suretini
    durgunluğun “niçin”di unutuyorum

    gün batıyor ürkek yıldızlar dolanıyor yalnızlığıma
    umurumda değil ne yağmur ne ayaz
    ne de kerpiç kokusu havada
    unutuyorum/sabaha/kadar/ gün batıyor
    sonra bir akasyayı okşuyor gözlerim
    geciken sabahlara koşuyor kuşlar
    gözlerimin önünde
    ve hayat gül kokulu bir sağanak yine




    Yılmaz ODABAŞI
     
  8. Avil

    Avil

    31
    0
    300
    adam eylül defterleri diye bir otobiyografi yazdı hapse girdi devlet niye bunları yaşadın yada hadi yaşadın niye anlatıyon diye cezalandırdı
     
  9. sensizlikle flört etmeyi sen degil
    sensizlik bilir
    sesi ses/sensizligi sensizlik bilir

    korkma, sana aşkı ögretmeyen kendinin ellerinden tut!
    çok agrimis kendinin, siyah
    ve ayaz kendinin
    hep avuttugum düsler için bana bir gül ver...

    bak, palandöken daglarinda karlar erimis
    teknelerde kol kola bahar sulara inmis
    daglar için, sular için bana bir gül ver
    bir gül ver söküldügüm günler için

    -ve önce kendinin ellerinden tut!-

    kendimin ellerinden tutunca
    içimden nehirler gibi akmak geliyor
    yollara çikmak, yolculuklara bakmak geliyor
    geberesiye içip salas meyhanelerde
    buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor

    tutunca kendimin ellerinden
    pusulasiz gemilerde yatmak
    yasli ve sefkatli bir azizenin koynunda
    sabaha dek kipirtisiz susmak geliyor

    sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden
    ömrümün içinden akmak geliyor...

    sessizlik sensizligi ezbere bilir
    sensizlik her şeyi bilir...

    korkma, sana aşkı ögretmeyen kendinin ellerinden tut!
    sonra bana aşkı ögretmeyen kendimin ellerinden;

    bak, yıllarım sırılsıklam yagmurlar giymiş
    günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş
    daglar için, sular için bana bir gül ver
    avuttugum düşler için bana bir gül ver
    bir gül
    pusulasız gemiler, sökülmüs günler için...
     
  10. sakla yamalarını kalbim kitabı var bende sadece.. pek sarmadı okuyamadım hepsini.. ama bu hoş :


    -teğet-

    herkes kırılamaz
    ipince bir dal olmak gerekir
    kırılmak için

    ama dünya kütüklerin...

    ağlayamaz herkes
    ağlayabilecek kadar büyümek gerekir

    dünya ise küçüklerin...

    sevemez herkes
    bir orman olmak gerekir sevmek için

    bak ki dünya çöllerin...

    ve vakur bir damla olmak
    dalga için

    katılmak okyanusa aşk için,isyan için...
     
  11. Kaçalım! Beni gören sen sanacak.

    Dediginde...
     
  12. "bayrakları bayrak yapan, bayrak imalatçılarıdır
    toprak eğer uğrunda ölen varsa, utanmalıdır." diyebilen ufku dünyalar ötesine değen şair.

    bu ülkede hem diyarbakırlı hem de kürt olarak doğup, iki kere zenci olduğunu söyese de, bugün herkes onu ve onun şiirlerini, düşüncelerini kucaklıyor.

    edebiyat tarihimizin en muhterem şahsiyetlerindendir.
     
Benzer Konular
  1. saykopogo
    Yanıt:
    43
    Gösterim:
    4,100
  2. nikka
    Yanıt:
    3
    Gösterim:
    891
  3. _Unforgiven__
    Yanıt:
    23
    Gösterim:
    3,843
  4. split
    Yanıt:
    0
    Gösterim:
    1,032
  5. burboz
    Yanıt:
    30
    Gösterim:
    3,101
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş