Grup dinamikleri: "Onu çalmam bunu çalmam" demek yanlış mıdır ?

'Müzik Endüstrisi' forumunda barrios tarafından 3 Nisan 2013 tarihinde açılan konu

  1. Bu forumda pek grup içi insan etkileşimlerine dair yazı yazıldığını görmedim. Bu konuda ahkam kesenlerin de genellikle çok sorunlu tavırları olduğu kanısındayım. Aşağıda gördüğüm ilan ise artık bana "pes" dedirtti:

    rock-pop-alternatif aralığında cover grubuna köle aranıyor. artık onu çalmam bunu çalmam diyen insanlardan bıktığımız için her şeye açık, türleri küçümsemeden ve egoist olmayan insanlar arıyoruz. şimdilik bir vokal ve gitarımız var. davul, bass ve ikinci bir gitar arıyoruz.
    amacımız parçaları tamamladıktan sonra sahneye çıkmak.
    ilgilenenler bana buradan ulaşabilir her gün kontrol ediyorum.

    Aslında metni yazan arkadaş en azından "köle" aradığı konusunda dürüst. Ama çelişkilerinin farkında da değil. Şu "onu çalmam bunu çalmam" diyenlerin egoist olarak yaftalanmasından bana fenalık geldi. Bu ezberin bozulması gerektiğini düşünüyorum. "Onu çalmam bunu çalmam" diyen adamların karşısında mutlaka bir başkası da "onu çal, bunu çal" diyordur. Yani başkalarını egoistlik ile suçlayan bu tavır, muhtemelen kendisinin egoist yaklaşımının farkında değildir ! Grup içerisinde beklentiler ve zevkler konusundan bir birliktelik yoksa bu sorun mutlaka ortaya çıkar, o nedenle de benzer zihniyetteki ve seviyedeki insanların grup kurması bence bu tip sorunların asıl çözümüdür. Eğer herkes severek o parçayı çalmıyorsa illa ki birisinin egosu diğerlerine üstün geliyor demektir ! "Her şeye açık" elemanlar arayan kişi, gelecek adamlar Hande Yener veya Metallica (ya da ikisini birden) çalmak isterse acaba kabul edecek midir ??

    Neyse, en azından bunu kabul edip köle aradığını itiraf etmek de iyi bir başlangıç noktası olabilir...En azından ilanınıza başvuracak olan diğer insanlar sizin zihniyetinizi anlamış olur.

    Benim başıma bu durum çok sık geliyor ne yazık ki. Anlaşılmaz bir şekilde bir çizgisizlik hali olabiliyor kimi gruplarda, "onu da çalalım, şunu da..." olabiliyor durum. Arkadaşaların çizgi sahibi olmak konusundan hiç kafa yormadığını görünce de genellikle motivasyonum sıfırlanıyor. Bazen de bir arkadaşın içinde ukte kalmış ve küçüklüğünden beri bir grupla çalmanın nasip olmadığı şeyleri çaldırmak istediğini düşünüyorum ! "Çalmayalım, o şarkı şöyle..." deyince de egoist olunuyor !

    Tabii bir de şu ihtimal var: Adam aslında çalamayacağını/söyleyemeyeceğini itiraf etmeye yanaşmıyordur, o nedenle de bahaneler uyduruyor olabilir !

    Bu başlıktan bu tip deneyimlerinizi ve durumu nasıl yönettğinizi paylaşabilirseniz çok sevinirim.
     
    odin75, Grundar ve aiyiadam bunu beğendi.
  2. Eskiden çok sık gelirdi benim de başıma, kafasındaki grubu bulamayan müzisyenin kronik rahatsızlığı. Hatta ciddi tartışmalar bile yaşandı. Ama çizgi net belirlendiği zaman bu problemler kalkıyor, ilana cevap veren de zaten bu şartları kabul edip başvuruyor.

    Ne yalan söyleyeyim zamanında ben de "köle" aramadım değil. Ama öyle olunca elinde de sürekli "şaklatmak" gereken bir kırbaç gerekiyor. Elemanın isteksizliği kadar lanet bir şey yok. :) Bu işte biraz "onu çalmam bunu çalmam"ın farklı versiyonu.

    Nasıl çözüldü? Eleman arayışını "bize gitarist lazım, gelin konuşalım" dan "bize şu şu özelliklerde, şunlardan çok hoşlanan, bunları çalabilecek düzeyde v.s." gibi detaylandırıp, 8-9 ay da olsa beklemeyi göze alınca çözüldü. :) Sonuçta bize 1 tane kalıcı eleman lazım, 8-9 tane geçici değil. Kırbaç hala var ama nizama sokmak için değil, ne olduğumuzu unutturmamak için. :D Çok dramatik oldu burası. :D
     
  3. Amatörler genelde kendilerini beste grubunda zannediyor olmadık beklentiler, nazlar...işin kötüsü bu birlikte çalışamama mevzusu deneyim/yaş kabul etmiyor, farkındalık arttıkça saçma bir rahatlık veya disiplinsizlik işi bozmaya başlıyor.

    Hemen öne çıkartmak çirkin aslında ama en iyi motivasyon maalesef para, bıkmış ve isteksiz bile olsa provalar/performanslar düzenli para getirince gördümki düzende aksaklık yok veya ciddi azalıyor (sorun çıktığında ise ağır problem oluyor ya neyse...).

    3-5 kanka tipi eğlencesine çalışmalar bir yana, bence bir amatörün yapabileceği en iyi şey kendini ondan daha deneyimli insanların arasında saygının korunduğu bir yer edinmesidir. O zaman daha ciddi bir yaklaşımla çok hızlı kendini geliştirebilir, her şey iyi giderse konserde verir para da kazanır.

    Biraz konu dışına kaçacak ama bu home stüdyo olayının finansal olarak ulaşılabilirliğinin gün geçtikçe artması çok hoşuma gidiyor, eksiler bir yana kimsenin kimseye bağımlı olmadan demo niteliğinde bile olsa müzik yapabilmesi inanılmaz güzel bir şey.
     
  4. Aslında onu çalmam bunu çalarım muhabbeti egodan ziyade bir tarz çizgisindeyse(dinlemediğimiz bir tarzda bile bu istikrar devam ediyorsa) buna saygı duymak gerekir. Bizim ülkemizde, en azından çevremde her elimde salatalık var deyip avuç tuzla koşuşturan çok kişi vardı. Adamlar herşeyden biraz çalıyordu,aynı grup içinde alakasız 5 bazen 10 farklı şeyin çalındığına şahit oldum , buna ancak ticari anlamda saygı duyulur çünkü gittiğin , çaldığın her mekânın tarzı farklı olabilir,fakat bunu amatör olarak yapıyorsan üstüne ne yaptığın belli değilse gıdım ilerleyemezsin(yanlış anlaşılmasın bu benim kendi görüşümdür,başkası farklı birşey derse bunu da tartışırım fakat saygı da duyarım dediklerine).Bazen bu modaya bağlı da olabiliyor,barlarda sağda solda görebilirsiniz metalci tayfasından bozma pop rockerları.Üniversitedeyken hasbel kader bir müzikle uğraşan tayfa vardı imkân ve müzik yapanlar az olunca da herkes birbirini tanıyordu mutlaka , öyleki grup kurduğun zaman eleman bulamıyordun tek bir kişi 4-5 grupta çalıyordu :D(bana da aynı muhabbeti çok yapmışlardır , bunlardan bir tanesi bir yarışmayı kazandı ve Türkiye turnesine çıktı,basistin ailesinden biri vefat edince tanıdık olduğundan bana geldiler fakat reddettim).Bu durumdan en çok üzüldüğüm durum şuydu üniversiteyi okuduğum şehirdeki sadece ve sadece metal müzikle uğraşan son grup bizimkiydi,o grup da dağılınca(elamanların bir kısmı farklı şehirdeydi ben dahil) bize bakıp çaldıkları pop parçalarına metal parçaları ekleyenler dahi bir daha bu müzikle uğraşmadı.Kendi şahsıma blues yapacaksam bu yönde bir grupla çaldım,metal yapacaksam bu yönde bir grupla çaldım,metal müzik yaptığım grubumda da ve diğerlerinde de çok keskin hatlarla sınırlarımız belliydi( bütün metal türleriyle değil sadece bir tanesiyle uğraştık.).Sonuç olarak amatör de olsa ilerisini düşünmeden de olsa para kaygısı olmasa da daha çok eğlendik.Böyle de olmalı , bir insan herşeyi aynı anda çorbalaştırmamalı ki müzik yozlaşmasın.
     
    barrios bunu beğendi.
  5. Evet, bu yaklaşım aşağı-yukarı benim bakış açımı da yansıtıyor. Elbette çizgi illa ki tek br tarzdan cover çalmak ile oluşmayabilir, ama pek çok farklı türden cover çalan grubun da tüm parçaları KENDİSİ GİBİ çalabilmesi gerekir ki gerçekten bir çizgi oluşsun. Ne var ki, bunu yapabilmek de zaten belli düzeyde bir müzikalite gerektiriyor.

    Ne acıdır ki, her tarzı itirazsız çalmayı (ve bu şekilde para kazanmayı) üst düzey bir profesyonellik anlayışı olarak lanse eden bir zihniyet var ki bunu ben gerçekten anlamıyorum. Bu kafa herhalde "onu çalmam bunu çalmam" diyerek belli bir çizgi de ısrar edenleri de yalnız kalmaya zorluyor. Türkiye'de inanılmaz bir omurgasızlık gözleniyor bu konuda; kendi müziğini yapabilecek insanlar gidip 3 kuruş için başkalarının arkasında çalıp sonra bunun profesyonellik olduğunu iddia ediyor, daha da kötüsü (kendileri de bu süreç içerisinde dejenere oldukları için) kendi albümlerini yaptıkları zaman da aynı omurgasızlıkla berbat şeyler yapmaya devam ediyorlar. Bunun en bariz görüldüğü yer Türkçe rock ortamı. Klasik rock-metal vs dinleyerek büyümüş insanlar, kendileri albüm yapacağı zaman gidip Ortadoğu-Akdeniz tınılarını elektro gitar ile çalıyor ve bunun Türkçe rock olduğuna kendini bir şekilde inandırıyor. Üstelik de daha olgun ve yaratıcı şeyler yaptıklarını sanıyorlar ! Bugün etrafta öyle Türk rock grupları var ki, ben bunlar yerine Münir Nurettin, Saadettin Kaynak veya Zeki Müren dinlemeyi tercih ediyorum. Çünkü en azından bu ikinci gruptaki isimler belli bir çizgide yaratıcı olmayı başarmışlar, hem bir sanatçı duruşları, hem de saygı duyulan bir icracı kimlikleri olmuş. Bizim "rock" gruplarının çoğu ise, bu isimlerin yıllar önce kullandıkları tını zenginliğinin ancak onda birini yakalayıp bunları elektro gitar ile çalıyor ve güya bunun adı ROCK oluyor !!!

    Hep merak etmişimdir, Brezilyalı Angra, Japon Loudness, Finlandiyalı Stratovarius vs... bu kafa ile rock yapmaya debelense acaba isimlerini bile işitebilir miydik diye...Bu grupların da liderleri var elbette, ama belli bir ortak çizgi ve vizyon doğruştusunda bir araya gelmiş kişiler olduğu ve ardından da bu çizgilerinden ödün vermeden iş yaptıkları ve işi "çorbalaştırmadıkları" çok açık. Ne diyeyim, belki bizim de hem kendi kimliği ve tarzını oturtmuş, hem de rock çizgisinden ödün vermemiş dünya çapında gruplarımız olur bir gün... Ama bunun "ne olursa çalarım abi" kafası ile olmayacağı kesin.
     
    odin75, BLACKHELL ve mertay bunu beğendi.
  6. Çalacak adamların hepsini 1999 da topladılar.Ondan dolayı ortalarda bu kadar ya.şak var.Paran olursa olursun lord durumları da var.Maddi kaygılar olmasa keşke bir taraftan da.Bu forumda dahi çok vardı bunlardan adamların elinde milyarlık ekipmanlar var fakat bir halt ettikleri yok. http://www.reverbnation.com/hellinmyself bu son çaldığım gruptu.Ankara'da denedim şansımı fakat züğürtlük mevzuları ağır bastığından varlık gösteremedim pek(stüdyo parası vs).Gerçi hoş varlık göstereceksin de kime neye göstereceksin.Uyduruk rock barları demiyorum sadece bir tane metal bar kaldı Ankara'da , neslimiz tükeniyor resmen :) Bu verdiğim kayıttaki adamlar asgari ücretle hayatlarına devam etmeye çalışıyorlar gerçi bende de aynı mevzular var , bu linkteki çalanlardan en küçüğü bendim sanırım ben de gelmişim 26 yaşına ister istemez maddi kaygılar da öne çıkıyor(arabadır evdir bu tarz şeyleri bile ağzıma almıyorum sadece yaşamak için gerekli miktarda bir maddi kaygıdan bahsediyorum).Bu linkteki kayıt zaten ayrı mucize forum sitelerinde bahsediyorlar ya yok şu ses kartı yok bu monitör vs diye burada kullandıklarımızı bilseniz küçük dininizi yutarsınız :D Malum bu ülkede metal müzik genelde babadan zenginlerin tekelinde yürüdü ,züğürt olanlar da silindi gitti.Pop rock yapan metalciler de genelde babadan zengin tayfası oluyor(Benim çevremdekiler bu şekilde).Kayıt muhabbetini burada yazmayacağım ama imkân bazında öğrenmek isteyen olursa özel mesaj atarım dostlar ;)
     
  7. Biraz da (tarza bağlı olarak) sevme, benimseme meselesi değil mi aslında? Hani bir grupta çalıyor olsam "Haydi Black Sabbath çalalım" deseler "Eyvallah" derim. Hatta "Yahu Metallica'nın eski albümlerinden bir parça katalım, nostalji olsun bir White Lion, Poison, Saxon, Metal Church hatta bir Pink Floyd, üstüne de Cream çalalım" deseler "Uçalım abi" derim. Ama "Hacı patlatalım bir Nirvana" dense ben patlarım o zaman. Niye? Nirvana sevmem çünkü, çalmaktan keyif almam. Ruhumu teslim edercesine acı çekerim. İşin içinde para olsa da, zorunluluk icab edip listeye katılsa da, sevemiyorum aga.
     
  8. İşte birileri diyor ki, "Nirvana da çalacaksın". Yoksa egoistlik yapmış olursun ! :)
     
  9. Bu tip sorunlar yaşayan gruplara önerim kendi bestelerini çalmaları. Mesela gitarda gitaristlerin, bas gitarda basçının, davulda davulcunun parmağı olsun ki böyle sorunlar yaşamayın.

    Ayrıca bir şeyler üretmiş olursunuz. Sıkılmıyor musunuz başkalarının yaptığı şarkıları aynı şekilde çalmaktan. :D
     
  10. Öneri çok güzel de, bu arkadaşların bir kısmı zaten şarkı yazamıyor ve yazmak gibi bir kaygıları da yok:)
     
  11. Şarkı yazabilmeleri cok da onemli değil bence. Mesela birisi beste yapıp, diğerleri kendi enstrumanlarına istedikleri şekilleri verebilirler. Ya da başkalarının şarkılarını coverlarken enstrumanlarına istedikleri şekilde değişikler yapabilirler. Hem yaratıcı birşeyler yapılmış olur. :)
     

Bu Sayfayı Paylaş