Gerçek Metal Ve Milenyum Metal

'Müzik Endüstrisi' forumunda [Doguhan] tarafından 21 Eylül 2013 tarihinde açılan konu

  1. Merhabalar, uzun zamandır düşündüğüm bir konu var. Eski rock ve metal soundlarının tadını veren grupların olmayışı. Bu tabi ki göreceli bir kavram kimisi yeni grupları sever birşey diyemem ancak ; Deep Purple Megadeth Black Sabbath Dio Manowar Cactus Iron Maiden Led Zeppelin gibi daha çok eski yıllarda çıkardıkları albümlerinden tanıdığımız parçaların verdiği tadı, yeni metal gruplarından alamıyorum. Örneğin Disturbed Trivium Avenged Sevenfold gibi 2000li yılların grupları(daha çok aktif olduğu) sanki sadece sound metal yapıyorlar ve gerçek metal ruhunu yaşatmıyorlar.
    Belki de değişim normal evet ama ben zevk alamıyorum bunlardan. Keşke şu hissettiğim sound farkını biraz daha açabilsem...Vokal ve davul tarzından tut özellikle arkadaki ritim gitarın PENALAMALARINA kadar değişen bir tarz var Ve sound çok farklı geliyor. Açıkçası bunları metalden vs. saymak beni üzüyor bile diyebilirim. Bu yazım ile belki buradaki bir çok arkadaşın tepkisini çekmiş olucağım ancak gerçekten çok araştırdım dinledim ve bu yazıyı yazdım. Kısacası bu çağdaş dönemde yapılan rock/metal ile şu anda yapılan(eski gruplar hariç) rock/metal arasında ciddi farklılıklar var.Şu anda metal dinliyorum diyen bir çok kişi gerçekten anlayamadığım biçimde avenged sevenfold dinlemekten çok zevk alıyor.. Bana bugüne kadar dinlediğim grupların hissettirdiği ruha çok aykırı. Benim hoşuma gitmiyor ya sizin?
     
  2. Dostum sen kafanı bunlarla yoracağına, zevkine uygun şarkılara çalış bence. Yok o tatmin etmiyor, yok bu beklentiyi karşılamıyo, yok gerçek metal ruhu falan filan... Bunlarla uğraşmak bence çok gereksiz. Bak senin için Hayko'dan bir video paylaşayım. O anlatmak istediklerimi anlatır sana. Fazla söze gerek yok.

    Ayrıca http://www.metalstorm.net/home/ burada bir dünya var. Al bu dünyayı keşfet. Yukardaki yazıyı yazan bir insanın günümüz Metal'ine hiç mi hiç hakim olduğunu düşünmüyorum. 3 5 gruba bakıp genelleme yapma bence.
    Saygılar.
     
    berdin123 ve Oğuzhan-K bunu beğendi.
  3.  
    gruparıyoz ve satan87 bunu beğendi.
  4. Herşeyin yeri ve zevki farklıdır. Saydıklarında birbirine çok yakın gruplar değiller.

    Black Sabbath ile Iron Maiden arasında bile ciddi bir dönem ve sound farkı vardır. Emin ol 80lerin sonunda da birçok kişi de yeni gruplardan hiç Led Zeppelin tadı alamıyorum diyorlardı. Hatta Deep Purple'ın bile ilk albümü ile 80lerdeki heavy-metal akımından sonraki soundu arasında bile devasa fark vardır.
     
    RebelYell bunu beğendi.
  5. Elbet de var ben birbirlerine benzerliğiden ötürü yazmadım sevdiğim gruplar olarak yazdım. Değişimin normal olduğunu da söyledim. Sadece bu yeni grupların hoşuma gitmeyişini açıklamaya çalıştım. satan87 arkadaşımızın da bunlarla uğraşmak gereksiz dediği şeyler benim yaşamımın parçası olan şeyler. Daha düzgün bir cevap beklerdim bunlarla uğraşmak gereksiz yok tatmin olmak yok heavy metal tuhu.. Güzel bir cevap olmamış bence. Burada şu kadar hakimim bu kadar hakimim yarışı yapmak istemiyorum ancak o son söylediğin saçma oldu. Siteyi çoktan biliyorum bu arada merak etme.
     
  6. Saydığınız grupların hepsini zevkle dinlerken bunun yanında Avenged Sevenfold ciddi anlamda en sevdiğim hatta hastası olduğum grup diyebilirim. Benim için metal ruhu Avenged Sevenfold şarkılarında net bir biçimde hissediliyor. Aynı şekilde Trivium'da da. Belkide 20 yıl sonra biz de yenileri beğenmeyip, nerde A7X tadı :/ diyebiliriz.

    Buyurun Iron Maiden soundlu bir Avenged şarkısı :)

     
  7. Değişim nasıl ki hayatın parçasıysa muzikte de etkisini elbette gösterecektir. Öyleki ben de 80ler 70lerden ziyade 90 sonrası muziğini daha çok severim.(istisnalar elbette var) Ve dedğin gibi bir zamandan sonra işler daha yüksek ticari gelirden dolayı prodüksiyon işine döndü. Soundlar ciddi anlamda değişti ve daha özenli daha derinlikli olmaya başladı.Ki bence kötü bir etki değil, hatta güzel bile diyebilirim. Yani şuan 80lerdeki gibi ispanyol paça pantolonla dışarı çıkmak nasıl gereksizse illaki güzel olsun diye 80ler tadını verdirmeye çalışmak da çok mantıklı gelmiyor bana.

    Bence senin bu düşüncenin içinde biraz tarz değişikliği meselesi de var. Örneğin ilk saydığın gruplar Rock/heavy tarzında muzik icra ediyorlar. Ama örneğin Trivium DeathCore denebilecek tarzda albümler yaptı 2000lerde. Sonradan bazı değişimler geçirdi tabiki.. Ama yani fark kesinlikle var. Kısacası muzikal açıdan bu bahsettiğin değişim olması gereken bir şeydi ve oldu denebilir..Ancak eğer kasteddiğin metal ruhu ise biraz haklı olabilirsin. 80lerde çok daha underground olan bu muzik tarzları şu an özellikle de yabancı ülkelerde ciddi anlamda ticari gelir getiriyor. Bu yüzden işler biraz değişti. Biraz daha mesleki ruh ile yapılmaya başlanmış olabilir.

    Sonuca bağlamam gerekirse hayat değiştiği içinde muzik de ruh da değişti tamamiyle.. Geçmişte insanlar konserde elleri havada ritim tutarken şimdilerde iphone'u ile görüntü alma derdinde çoğu. Ama hala daha konserde sadece sahneyi izleyenler olduğu gibi 2013te bile muhteşem albüm yapan muzisyenler var..
     
    antbalci ve [Doguhan] bunu beğendi.
  8. Hocam eline sağlık çok güzel yazmışsın. Benim sıkıntım belki de saydığım gruplara fanatikliğimdendir. Geçen gün arkadaş bir site söylemişti anket sitesi metal grupları vs. Avenged Sevenfold dan sonra Dio yu koymuşlar heavy metale. Yani bu tarz yaklaşımlar beni bu yazıyı yazmaya itti. Tekrar teşekkür ederim uzun cevabınız için.
     
  9. Genel anlamda evet farklılık var. Ama fazla takmamak lazım. Her tarzda onbinlerce grup var dünyada, illaki beğeneceğimiz gruplar vardır.

    Avenged sevenfold konusunda ise, ne yaptıklarını bir türlü anlayamadığım bir gup ve dinlemiyorum.
     
  10. Megadeth Chris Broderickten sonra batista ve Davede bunun farkinda bence, surekli Chris cok iyi bir gitarist diyerek kendini avutmaya calisiyor. Risk bile 13 ve super colliderdan daha iyi. (Riski severim fakar Megadeth dinleyenlerinde genelde Risk kotu bir album kanisi vardir)

    Avenged Sevenfoldun son albumunu deli gibi begenen arkadaslarim var, ama sarkilar inanilmaz zorlama, siradan, hic bir farki olmayan sarkilar. Led Zeppelin cok bayilmam ama severim, herifler bateristleri olunce dagilmisti bence Avenged da yapmaliydi, hani Led gibi efsane olurlardi demiyorum ama suanki hallerine dusmezlerdi.
     
  11. Bir kere kanımca değişmez bir gerçek var bunu kabul etmek lazım yoksa mutsuz olur umutsuzluğa kapılırız. Bu müzik devrinde yapıldı ve ulaşılabileceği kitleye ulaştı. Bugün klasik diyebileceğimiz heavy metal albümler tekrar yapılsa o zamanki satış rakamının 1/100 kısmına ancak ulaşır. Örnek veriyorum bugün bir black album tekrar çıksa dinleyici kitlesi belli belirsiz olacak metal headler arasında "kanka dinledin mi bu grubu çok sağlam" boyutundan öteye geçemeyecektir. Her müziğin öne çıktığı ve tadından yenmediği bir devre vardır. Metal için en lezzetli dönem 80 sonları 90lar ve 2000lerin başıdır. Bugün youtubeta sayısız müzisyen ve grup şaheser işler çıkartmakta ama kaç kişi dinliyor kim satın alıyor. Seksenlerde bugün komik denebilecek teknikteki albümleri o zaman ağzımız açık dinlerdik bir van halen tanrıdan farksızdı gözümüzde. Bugün van halen ayarında hatta daha ötesi çalan 15 yaşında gitarist dolu internette. Her şey döneminde lezzetlidir bu yüzden yeni çalışmaların tat vermesi çok da mümkün değil. Bir led zeppelin çıktığı dönemle birlikte vardır. Bugün bile yüksek izleyici sayısına konser veren gruplar geçmişin ekmeğini yemektedir. Bu durum benim gibi old school düşünen tayfaya tabi bu umutsuzluk vermekte. Ne kadar iyi müzik yaparsam yapayım atıyorum maidendan daha iyi grup kurayım geleceğim yer bellidir. Ya bu işi kuralına göre oynayacaksın ya da kendin için müzik yapacaksın.
     
  12. Tecrübe konuştu. Helal sana Harun abi. (y)
     
  13. Benim bu konuda size katkıda bulunacağım birşey var. Pantera güzeldir, Avenged Sevenfold'da güzeldir, Dragonforce'de güzeldir, Slipknot'ta güzeldir. E tamam bunlar bilindik en ünlü gruplardan bazıları. Ama son zamanlarda çok fazla tanınmayan (en azından Türkiye'de) grupları araştırmıştım biraz. Sonuç olarak ise; Iced Earth grubunu öğrendim. Soundu çok güzel bir grup 'bence'. Dimmu Borgir'de aynı şekilde. Yani iyi müzikler sadece çok ünlü gruplardan gelmiyor. Son olarakta herkes eski yılların metalini çok överler ama nedense Judas Priest gibi bir metal devini unutuyorlar. Judas Priestin yeni albümlerinde çok fazla bir değişim yok. Nostradamus yeni albümleri değil ama 2006 - 2007 albümleri en azından. Süper bir albümdür bence.
     
  14. Ruh meselesi olarak eskiden metal müzik daha bir ruh sahibiydi diyebiliriz çünkü yeniydi kitleleri birleştirme harekete geçirme gücü vardı, sound elde etmek zordu, farklı insanlar bu farklı müzik etrafında buluşuyordu buna katılıyorum ama gün geldi zaman geçti işler değişti. Olay eskidi, teknoloji değişti, biri değişti diğeri de değişime ayak uydurmak istedi. Sonuçta bu işle uğraşan insanlar yaratıcı zekaya, çalışma azmine sahip insanlar dur diyemezsin. Sound'un değişmesi ve gelişmesi yukarda bahsedildiği gibi derinleşmesi prodüksyon olaylarına önem verilmesi bence çok güzel artılar çok güzel gelişmeler. Sound yerinde saymasın, parça trafikleri, vokal tınıları yerinde saymasın. Parçaların dinamikleri değişsin. Ayrıca yeni diyebileceğimiz metal dünyasın'da da eskiden ilham alıp bayrağı öne taşımış isimler var. Mikael Akerfeldt (Opeth), Steven Wilson (Porcupine Tree), Tool, In Flames, Slipknot. Bunlardan ayrı olarak yeni sound işinde öncü olan gruplardan Deftones, Audioslave bir Rage Against The Machine gerçeği var önümüzde. Bu adamları, grupları görmezden gelip yenilerde beş para etmiyor diyemeyiz bence. Buyrun Artic Monkeys tarafına alalım sizleri eski sound'u yeni biçimde işliyor adamlar. Bunlar metal değil rock demeyelim çünkü saydığım grupların çoğunun sound'u Deep Purple'dan Led Zeppelin'den sert. Prodüksyonu sağlam işler bunlar hep. Eskilere saygım sonsuz, o bahsedilen ruhtan kastı zaman zaman algılıyorum fakat bu saydığım gruplar kenara atılacak ruhsuz denilecek gruplar kesinlikle değiller.

    Bir de yeni sound'a ruha dair bir örnek video ekleyeyim.

     
    J-P ve antbalci bunu beğendi.
  15. Her dönemde çok iyi gruplar, çok iyi müzik vardı ve mutlaka 2013'te de muhteşem müzik yapan yeni gruplar var.
    Fakat zamanın "eleği", kötüleri eliyor, iyileri bırakıyor. Zamanın bunu yapması, -bu da ironiktir-, biraz zaman alıyor. Ve iyi olan ne var ne yok diye baktığımızda hep eskiden kalanları görüyoruz. Çünkü şu an iitibarı ile iyi olan her şey, (müzik, gitar, yazar, mimari yapı, amfi lambası, kaşar peyniri, abajur ve her şey) kötüler ile bir arada durduğundan, seçemiyoruz. Bu yanılgıdan dolayı, her zaman "ne varsa eskilerde varmış canım" demeyi sonsuza kadar sürdüreceğiz, haklıyız da. Ama asıl olan eskiler değil, eskiyebilirken ayakta kalabilenlerdir.
    Ayhan Zeren'in Müzik Fiziği kitabında anlattığı gibi, eski opera binalarının akustiği, eskidikçe mükemmelleşmez. Bu bir efsanedir. Bu binalar zaten ilk yapıldığında da mükemmeldiler ve bu yüzden, yani işe yaradıkları için ayakta kalıp günümüze kadar gelebildirler.
    Bununla birlikte @rash10 'un değindiği güzel bir nokta var, o da prodüksiyonun müziğin önüne geçmesi. Bu gerçekten de son 15-20 yılın git gide yükselen trendi. Bunu biraz açmak gerekirse:
    Şimdi prodüktör denilen bir adam vardır. Bu adam kayıt ve müzik teknolojilerini iyi bilir, müzikten de anlar. Gruplar beste fikirlerini bu adama gösterir. Bu adam da genellikle, kayıtta ve satışta daha iyi sonuç almak üzere şarkılar üzerinde değişiklikler talep eder. Bu değişiklikler penalamadan tutun da şarkının nakarat sözlerine kadar her şeyi kapsar. Problem burada başlar.
    Kayıt masasının başına oturan müzisyen (grup) ve prodüktör şarkının doğasında olmayan değişiklikleri adım adım uygulamaya başlar. Davul kayıtları quantize edilir. Gitar kanalları çoğaltılır, ilave melodiler eklenir. Davul kaydındaki güçsüz sesler, tek tek "sample" sesler ile değiştirilir. İlave vokaller yapılır. Grupta olmayan bir zahiri klavyeci, tüm şarkılara eşlik eder.
    Sonuç mükemmeldir. Sound güçlü ve ezicidir. Grup bile kendi müziğini tanıyamaz. Ağızlar kulaklardadır ama bir dakika! Müzik grubun icra edebileceğinden, duyurabileceğinden, çok farklı bir yere taşınmıştır.
    Fakat İnternet öncesi eski dünyada, hatta PC öncesi dönemlerde yordam bu değildi. Ortada bir grup vardı, beraber bir araya geldiklerinde muhteşem çalıyorlardı ve kayıt yapmakl demek, beraber çalarken ne yapıyorsan, onun aynısını manyetik teybe aktarmak demekti. Bu yüzden bu grupların konser performansları stüdyo performanslarının kat kat ötesine geçebiliyordu. Bu yüzden o sevilen grubu canlı izlemek için seyirciler stadyumları dolup taşırıyordu.
    En sevdiğim gruplardan biri Opeth'tir. Opeth son albümü Heritage" de bu eski gelenği takip ederek kayıt yapmayı tercih etti. İsveç'in en eski stüyosunda, 1973 model bir kayıt masası kullanarak, tümüyle analog bir kayıt gerçekleştirdiler. Amaç canlı çalarak kaydetmekti. Bence ortaya muhteşem bir enerjisi ve harbiliği olan bir albüm çıktı. Fakat bir önceki albümlerine kıyasla, prodüksiyon kalitesi düşüktü. Zaten Akarfeldt de son dönemde verdiği röportajlarda, prodüksiyon çılgınlığından, davulların "triggerlenmesinden" (davul seslerinin sample sesler ile değiştirilmesi veya desteklenmesi), üst üste ilave edilen kayıtlardan (overdubbing) duyduğu bıkkınlığı sık sık dile getirir. @[Doguhan] 'ın hissedip de çok da açıklayamadığı farkın biraz da buradan geldiğini düşünüyorum
    Deep Pruple'ın Machine head albümündeki bası, gitarları ve davulları dinleyin. Her şey tek tek çok nazik duyulur. Ama hepsinin birleşimi tüm zamanların en iyi, en saldırgan rock albümünün soundunu oluşturur. Bunu bir Evanescence kaydı ile karşılaştırın, Deep Pruple kaydı, fırtınanın içindeki osuruk kadar pasif duyulur. Ama hayır abicim, bir akustik davuldan öyle ses çıkmaz. O gitar tonu 10 tane birden çalmadıkça o hissi vermez. Ve Amy abla, sen öyle bir vokalist değilsin. Bu yüzden Youtube'da tıklanma rekoruna koşarken konserde sınıfta kalırsın.
     
  16. Opeth-Heritage olayını hiç bilmiyordum, direkt albümü dinliyorum şu an, mixleri de Steven Wilson yapmış.
     
  17. Teknoloji iyidir guzeldir, isleri kolaylastirir vs. ama ne varsa analog kayitta var. Enstrumanistligine, muzisyenligine guvenen babalar bu isleri nasil yapiyorlarmis, buyurun seyredin.

     
  18. İlginç olan, aynı Steve Wilson'un Damnation albümünün de prodüktörlüğünü, kayıt ve miksini yapmış olması. İki albümdeki yaklaşım son derece farklı.
     
  19. Heritage'i şu an dinliyorum, kesinlikle çok doğal bir sound var, hatta büyülendim. Çok doğal bir tınısı var parçaların, özellikle düzgün ses sistemi olan arkadaşlara ışığı kapatıp dinlemelerini öneririm. Valla şurada yazmasan öğrenemeyecektim. :)
     
    antbalci bunu beğendi.

Bu Sayfayı Paylaş