Kayıt Esnasında Gitar Tonu Seçimi

'Müzik Teknolojileri & Kayıt Forumu' forumunda Dark-Saga tarafından 5 Ocak 2004 tarihinde açılan konu

  1. Arkadaşlar,

    Son yaptığım stüdyo kayıdı esnasında , engineer bana sesdeki comp. , delay , chorus gibi eklentilerin sesi dışarıdan müdahalelere kapalı hale getirdiğini ve geçecek işlemlerden sonra uğultuya neden olacağını söyledi ve onun isteği doğrultusunda hepsini kaldırıp parçanın clean gitar bölümlerini kaydettik ve sonradan üzerine chorus , delay vs. koyduk , aşağı yukarı da istediğim tona çok yakın bir ton elde ettik.

    Ancak iş parçanın distortion tonlarına geldiğinde pek öyle olmadı.Malesef yine eklediğim comp. , eq ve chorusla kayıt alamadık.Tekrar eq ve comp. bypass ettiğimde ise güzelim distortionum teneke zırıltısına dönüştü,ne yaptıysam buna çözüm bulamadım ve içime sinmeyen bir tonla şarkıyı kaydetmek zorunda kaldım ki sonradan çok pişman oldum, keşke biraz uğuldama yapsaydı da bu tonla kaydetmeseydim diye...

    Geçen günde, hangisi olduğunu hatırlamadığım bir başlık altında, Mahcem üstad yanlış anlamadıysam kayıt esnasındaki efektlerle alakalı bizim engineerın düşüncesine paralel bir yazı yazmıştı.(yanlış hatırlıyo olabilirim kusuruma bakmayın)Buda benim içime dert oldu :)

    Açıkçası bu işi yapan çok güzel yamalar olduğunu keşfetmeme rağmen (Örn. IK Multimedia-Amplitube) kafama hiç yatmadı.Özellikle palm muting ve natural harm. yada bendleri istediğim gibi,duymadan ve en önemlisi hissetmeden çalıp daha sonra oynayarak o tonları elde etmek ne kadar doğru , acaba bütün bu yazdıklarım yanılgılardan ibaret mi yada amatör bir engineer mı beni bunalıma soktu :?
     
  2. Eğer ses yanlış çıkıyorsa bir yerlerde yanlış yapıyorsundur ;)

    Özellikle gitar ve bas kayıtlarında eğer yapabiliyorsan gitarı bir kanala efektli, bir diğer kanala da aynı anda efektsiz halde kaydet. Zira çalarken kullandığın efektler ve çıkan ses gitarcının tuşesini etkiler, çalımına karakter verir. Ancak miksaj esnasında bazan bazı ses tonları sorun yaratabilir, hatta bu sorunlar bazan gitarları yeniden kaydetmeye kadar varabilir.

    Dolayısı ile gitarı hem efektli hem de gitarın jak çıkışındaki haliyle iki ayrı kanala kaydedersen miksajda bir sorunla karşılaştığında temiz sinyali yeniden ampliden ya da efekt cihazından geçirip miksaja uygun olacak şekilde biraz farklı olarak efektlersin, bu arada diğer efektli kanalı da referans olarak kullanırsın.

    Bu arada bu yeniden efektleme olayını yaparken eğer harici ünite kullanıyorsan sinyal kazancı ve empedans uyumlarına dikkat et. Software ampli efektlerinde ben henüz tatmin edici bir netice yakalayamadım o yüzden o konuda bir öneride bulunamayacağım. Tecrübem bu.

    Ancak sana şunu söyleyeyim: Distorsiyon/overdrive/fuzzbox'vari efekt uyguladığın sinyale özellikle gerekmediği sürece kompresyon uygulamaktan kaçın. Durup dururken sinyaldeki gürültü seviyesini yükseltirsin. Zira sinyali distorsiyona uğratmanın esas prensibi itibarıyle sinyalin üzerine bir tavan çekip o tavana doğru sinyali sürüyorsun. Sinyal o tavanı aşamadığı için tepede kırılıp bozulmaya başlıyor ve o kırılmalarda ilave harmonikler üretiyor. Distorsiyonlu gitar sesi de o şekilde elde ediliyor. o kırılmalardaki harmoniklerin katları ve seviyeleri de distorsiyonlu sesin karakterini tayin ediyor. Ancak prensibinden de anlaşılabileceği gibi distorsiyonlu gitar sesi zaten tepeleri kesilmiş, bir bakıma kompres edilmiş bir sinyal, ona bir daha kompresyon uygulamak tam aksine harmonikleri öldürebilir ve dip gürültü seviyesini arttırabilir. Sesin karakterine fazla bir etkisi olmaz. Dolayısı ile o bence pek akılcı bir uygulama değil.
     
  3. Ses yanlış çıkmıyo üstad engineer benim tonun kaydedilirse sonucun tatmin etmeyeceğini söylüyor.Ama ben sesi o haliyle beğeniyorum ve o haliyle duyarak kaydetmek istiyorum yani istersem kapı gıcırtısı bile çıkartabilirim ama belkide donanım eksikliğinden dolayı onun kaydı bile problem olabilir -unplugged bi kapı gıcırtısı konseri fena olmaz esasen :lol:-

    Bu iki ayrı kanala kaydetme işine gelince de, diyelim kaydettim ve sonuç olarak sesin orjinal hali olmadı, spesifik olarak yaklaşacak olursam mesela analog pedallar kullanıyorum (comp.,overdrive ve wah) ve olabilecek tonu elde etmek için tekrar gözden geçirdim tekrar nasıl uygulayacağım 2. kanala kaydettiğim saf sese bütün bunları ?
     
  4. Gayet basit, sinyali okutacaksın, ses kartının çıkışından alıp efektlerden geçirip tekrar bilgisayarın girişine verip aynı anda başka bir kanala kaydedeceksin (tabii kullandığın kartın full-duplex olması gerekiyor ki playback yaparken aynı anda kayıt da yapabilsin). Bu arada programdan input monitoring'i kapatacaksın ki kayıt ettiğin sinyal tekrar ses çıkışından kendisine karışıp geribeslemeye girmesin.
     
  5. Tamam ama mesela wah pedalını nasıl idare edicem bu arada birde gitarın frekansı ile ses kartından çıkanın ki aynı mıdır?Yani bütün efekt cihazları ses kartından aldığım sesleri proses edebilir mi?
     
  6. Ben overdrive, distortion tarzi fxlerle kayit ediyorum. Reverb, delay, chorus ve flange fxlerini mixde veriyorum, calisimi etkilemiyor, hem de istedigim ton oluyor :) Compression konusunda Mahcem'le hem fikirim, ekonomik kullanmak lazim :)
     
  7. Gitarın frekansı ile ses kartından çıkanın frekansı arasındaki ilişkide ne demek istediğini pek anlamadım. Yani bilgisayar sen ona hangi frekansta ses verirsen onu kaydeder, dolayısı ile geri okuttuğunda da sana aynı frekansları okuyacaktır. Bunun başka bir izahı yok :)

    Ama eğer sinyal seviyelerinin aynı olup olmayacağından bahsediyorsan zaten yukarıda da sana o konuda hatırlatmada bulunuyordum. Ses kartının el kitabına bak, ses çıkışları -10dBu normal ev cihazları standardı mı yoksa +4dBV profesyonel ses cihazı standardı mı onu gör, sonra efekt cihazlarının giriş sinyal seviye standardına bak, ona göre kazanç ayarlarını yap. Bu zaten seni ilgilendiren bir olay değil, bu seni kaydeden ses mühendisinin sorunu, sen müzik yapmana bak ;)

    Wah pedal kullanımı ayrı, orada bir el-ayak koordinasyonu sözkonusu, insanın gitarı çalarkenki tuşesi vurguları ile wahwah pedalı pompalarkenki ayak hareketleri hepsi birbiri ile özel bir uyum içerisinde, dolayısı ile sinyali de tabii ki wah-wah'dan geçirdikten sonra kaydedeceksin. Burada şunu unutma: Müzik yapımında kural yoktur, kuralları kombinasyonları kendin kurarsın. Herkesin yaklaşımı ve kuralları farklıdır ve en doğalı da odur.

    Esas söylemeye çalıştığım şey, ileride miksajda daha rahat eklenebilecek olan efektleri kayıt esnasında kayıda giden sinyal zincirinde kullanmaktan kaçınmaktır, ki bunlar nedir? Diyelim, reverb, delay, chorus, flanger/phaser, ilave sabit değerli modülatörler, kompresör, limitör, ducker, noise gate vs. Bunlar sinyale daha sonra da eklenebilir ve normalde kayıt esnasında insana görünmeyen ama daha sonra akla gelebilecek başka alternatif yolları tıkamamış olurlar. Zira kuru sinyali ıslatabilirsin ama ıslak sinyali kurutamazsın, öyle kalır. Öyleyse bunları kayıt esnasında sadece monitöre/kulaklığa vermek ama kayıda göndermemek daha uygun olur. En kötü ihtimal monitör ederken kullandığın ayarları bir User Preset'e kaydet, ya da kenara not et, sonra miksajda aynen geri çağır kullan.

    Ancak, diyelim ki senin çalışın ve çaldığın cümlenin karakteri, o anki yaratıcılığın sinyal zincirinde kullandığın bir efektin kullanımı ile doğrudan alakalı, mesela bu ne olabilir? Wah-wah pedalı, expression pedalı, modulation wheel, nefes modülatörü (breath controller), E-Bow'vâri modülatörler, distorsiyon pedalı, vs. Bunları kayıt zincirine sokman daha doğru olur zira soloyu ya da ritmi çaldın gitti, bir daha aynısını çalamayacaksın, dolayısı ile aynı ayak hareketlerini aynı duygu ile verebilmen mümkün olmayacak, bu illa ki bir sonraki daha iyi ya da daha kötü olacak anlamında değil, ama eğer iyi bir performans idi ise bir daha tekrarlamak mümkün olmayacak.

    O yüzden işi şansa bırakmamakta fayda var, her açıdan. Geri kalanı sana kalmış. Ama çok güzel çalındığı halde kayıt esnasında gereğinden fazla chorus efekti kullanıldığı için (diyelim) arka plandaki piyano ile ya da başka bir enstrumanla farklı akortta imiş gibi tınlayan bir gitardaki chorus'u silmesini istersen doğal olarak ses mühendisin sana uçarak bir kafa atacaktır.

    Bunları hep göze al. "İleriye Doğru Planlama" bu yüzden önemlidir ve tecrübe de orada devreye girer, kendisini gösterir. İleride kullanabileceğin birşeyi şimdi kullanma, baktın ki ya şimdi ya hiç, yerine koyamayacaksan da fırsatı kaçırma hemen kaydet.

    Yedekleme yapmayı da sakın ihmâl etme. Meşhur hikâyedir, yeni teknolojileri ilk kullananlardan olmakla meşhur Steely Dan grubu -ki dünyanın ilk dijital kayıtlı albümü onlara aittir, 1976 yılında bir Sony 3348 MASH makara dijital teypte kaydedilen Gaucho - bir defasında back-up almayı ihmal ettikleri için çöken bir sistem yüzünden bitmiş bir parçayı komple kaybetmiş, yeniden o kadar milleti bir araya getirip o parçayı sıfırdan kaydetmeleri Walter Becker - Donald Fagen ikilisine bir ekstra 60,000$'cığa malolmuştur (tabii bugünün parası değil, yirmibeş sene evvelsinin parasından bahsetmekteyiz :) ).

    Back-up almadığı için hard disk çökmesi, virüs girmesi, sistem çökmesi sonucu bütün kayıtları yok olan tanıdığım insanların hikâyelerine hiç girmeyeyim, ben sana en meşhurundan bahsettim ;)

    Ben iki aşamalı back-up sistemi kullanıyorum, hatta ona bile güvenmiyorum, şimdi bir de Firewire harici harddisk almayı düşünüyorum 160GB ya da 200GB filan, anında yedeklemeyi ona yapıp akşam giderken kendimle beraber götüreceğim, diğer kayıtlarla aynı mekânda tutmayacağım falan filan...

    Kolay gele...
     
  8. Teşekkür ederim cevaplarınız için.

    Peki öyle olsun.Ne demiş ünlü bir çin atasözü "Devir Ekonomi Devri."
     
  9. Bu konuya ekleyebileceğim bir kaç nokta var.. Gitar Multieffect'lerdeki eq'lar , comp.'lar ve chorus'lar sesin karakteristiğini değiştiren etkiler yapabiliyorlar..(Reverb/flange gibi efektlerde durum böyle değil..)..

    Şimdi ekipmana bağlı olarak hareket ederek, mümkün olan en kuru (dry) ama istediğin karakteristiklere sahip sesi elde etmeye çalışmak en doğrusu gibi görünüyor bana..

    Örneğin... Çoğu multiefekt'te kabin simulatörleri vardır ve bunlar drive'lı tonların karakteristiğini önemli ölçüde etkilerler.. Fakat amfiye girildiğinde, bazen çatlamalara ve kemikli çıkan seslere sebep olurlar.. Kapatıldığında ise tuşe inanılmaz ölçüde düşer, dayanılmaz ve monoton olur.. Burada yapılacak şey kabin simülatörünü kapatıp çıkan sese razı olmak değil bence.. Eldeki ekipmana göre daha hafif kullanılacak... Benim görüşüm böyle...

    Ama şunu unutmamak lazım.. Reverb, Flange gibi efektler miks aşamasında, insanın elini kolunu bağlayacağından mümkün olan en kuru , en az gürültülü ama en yakıcı, presence'ı yüksek tonla kaydetmek gerekli.. Miksajda geriye atması kolay, ama öne çıkarması biraz zor...

    En başta söylediğim gibi eğer elindeki multiefekt'in ses karakteristiğine etki eden (normalde etmemesi gerekir..Drive tek başına karakteri yaratabilmeli tabi ama kimi aletler öyle bir garip mantıkla çalışıyor..Bendeki chorus hafif ve feedbacksiz ayarlandığında sese hoş bir doluluk veriyor mesela, hep kullanırım) efektleri varsa, bunları seni tatmin eden minimum şekilde kullanman bence doğrudur..Ancak çok önemli olduğundan farklı bir şekilde tekrar ediyorum, tertemiz gayet warm, uzayıp giden tonları kayıtta kullanamazsın.. Uğuldar durur...EQ ile öne almak, geriye itmek istersin, bir bakarsın ki esas ses istediğin tepkiyi verir efektler olduğu yerde kalır... O aradaki ayrımı nasıl yapacağını pek bilemiyorum...Hassas bir konu...Seninle ilgilenen kayıt teknisyeni riske girmemiş.. Bu ayrımı da onun yapması uygundur, ama bunun için de önce elindeki aleti öğrenmesi, hakim olması lazım.. Zor tabi...

    Hazır yeri gelmişken şunu da söyleyeyim, benim öğrendiğim kadarıyla processor ile kayıt zaten yapılmamalı.. Doğru karakteristiği yakaladığın amfi bulunmalı ve mikrofonlanmalı, yani amfinin drive'ı kullanılmalı.. Sağlıklı ve tiztizlikle yapılırsa, %80 tatmin edici sonuç veren yöntem bu...
     
  10. Kesinlikle haklısın ben de processor kullanmaktan nefret ediyorum ama malesef köprüyü geçene kadar ayı ve dayı kuramsalı:!:
    İstediğim tonu alacağım head+kabin kombinasyonuna henüz Türkiye şartlarında rastlayabilmiş değilim, rastladığım anda da yakasını bırakmam zaten...
     

Bu Sayfayı Paylaş