Osho

'Forum Meydanı' forumunda sodom_ve_gomore tarafından 29 Kasım 2006 tarihinde açılan konu

  1. ölüm yatağına konan taşta:
    ''doğmadı
    ölmedi
    1931 ve 1990 arası dünya gezegenini ziyaret etti''
    yazan bilge kişi.


    Kalbin yolu güzeldir ama tehlikelidir. Zihnin yolu sıradandır ama güvenlidir. Erkek en güvenli ve en kestirme yaşam tarzını seçmiştir. Kadın duyguların, hislerin, ruh hallerinin en güzel ama en sarp, en tehlikeli yolunu seçmiştir


    Ve bugüne kadar dünya erkekler tarafından yönetildiği için kadınlar muazzam şekilde azap çekmiştir. O, erkeğin yaratmış olduğu topluma uyamamıştır çünkü toplum mantığa ve nedenlere uygun olarak yaratılmıştır. Kadın kalpten bir dünya ister
    ölüm yatağına konan taşta:
    ''doğmadı
    ölmedi
    1931 ve 1990 arası dünya gezegenini ziyaret etti''
    yazan bilge kişi.


    Kalbin yolu güzeldir ama tehlikelidir. Zihnin yolu sıradandır ama güvenlidir. Erkek en güvenli ve en kestirme yaşam tarzını seçmiştir. Kadın duyguların, hislerin, ruh hallerinin en güzel ama en sarp, en tehlikeli yolunu seçmiştir


    Ve bugüne kadar dünya erkekler tarafından yönetildiği için kadınlar muazzam şekilde azap çekmiştir. O, erkeğin yaratmış olduğu topluma uyamamıştır çünkü toplum mantığa ve nedenlere uygun olarak yaratılmıştır. Kadın kalpten bir dünya isterölüm yatağına konan taşta:
    ''doğmadı
    ölmedi
    1931 ve 1990 arası dünya gezegenini ziyaret etti''
    yazan bilge kişi.


    Kalbin yolu güzeldir ama tehlikelidir. Zihnin yolu sıradandır ama güvenlidir. Erkek en güvenli ve en kestirme yaşam tarzını seçmiştir. Kadın duyguların, hislerin, ruh hallerinin en güzel ama en sarp, en tehlikeli yolunu seçmiştir


    Ve bugüne kadar dünya erkekler tarafından yönetildiği için kadınlar muazzam şekilde azap çekmiştir. O, erkeğin yaratmış olduğu topluma uyamamıştır çünkü toplum mantığa ve nedenlere uygun olarak yaratılmıştır. Kadın kalpten bir dünya ister
     
  2. ölmeden önce ölünüz okunası bi eseri...
     
  3. irin

    irin

    20
    0
    300
    Gerçekten çok düşüncelere sahip Hintli bir mistik kendisi. Bazen söylediklerine pek katılmasanız da okunması gerek.
     
  4. Osho belkide Nirvanaya ulaşmış nadir bilgelerden biridir. Aslında bu başlık yanlış yerde Felsefe ve Bilim katagorisine alınmalı.
     
  5. Onun söyledikerine katılmak zaten imkansızdır =) Ama bir ağaca sorsan ağacında dili olsa belki Osho'ya katılacaktır. Neden çünkü ağac saftır üstüne bişey konulmamış. O varoluşun bir parçasıdır. Fakat bütün insanlar kendi varoluşlarını kaybetmişlerdir. Bir cocğun coşkusunun elinden alınması gibi. Ve o çocuğun içinde derinlere itilen zaten kendide olan coşkusunu, mutluluk adı altında arayıp bütün bir hayatını bir yarışın içinde kaybetmesi gibi. Egosu olan insan Osho'yu asla kabullenemz bir çok konuda. Ancak Egosunu görebilen en azından biraz da olsa o egonun onu nasıl programladığını görebilen bir insan Osho'ya hakkını verebilir. O platon gibi sana idealizmi sunmaz, marx gibi komünizmi sunmaz, Hitler gibi faşizmi sunmaz o sana kendi varoluşunu sunar. Bunu benim için değil, bunu arkadaşların ailen için değil, bunu varatanın için değil, bunu sana verdikleri isim için değil bunu kendin için kabul et der.

    Osho bolcana Buddha'nın metaryallerini kullanır. Çünkü Buddha'yı günümüzde en iyi yorumlayan bir insandır. Çünkü o azizlerede karşıdır. O programlanmış hristiyan bir rahibe karşı olduğu gibi, Buddha'yı asla anlamayan tanrılaştıran merkez haline getiren budist rahiplerede karşıdır. Ama bir çok kitabında Buddha'dan örnekler verir. Buddha ile çeşitli konularda farklı düşündüğünü söyler, ama yinede ilk aydınlanmış insanın Buddha olduğunu ve buna saygı duyup bize aktarmayı ihmal etmez. O buddha gibi 6 yıllık süreden sonra aydınlanmanın gerçek doğal çoşkunu dinginliğin paylaşılmasından yanadır.

    Sistem hep birinci olmak için yarışırtırır bizi. Ama herkes birinci olmaz. Olanda hep birinci kalamaz. Bu içinde onu biterecek yapay bir hrıstır der. İsa demişki;"Bu dünyada birinci olanlar öbür dünyada sonuncu, sonuncu olanlarsa Tanrının Krallığında birinci olacaklar". Osho bunuda yememiş. Çünkü sonunculuk savaşı başlayacaktır. Şimdide dünyevi savaştan çıkıp, uhrevi bir yarış başlamış olacak.

    Yarışmayın, birbirini kıskanmayın, nefret etmeyin. Nefret yerine affedip kendinizi özgür bırakın. Yarışmayın, paylaşın der Osho.

    Ülkemizde Osho'yu bilen çok az insan vardır. Ama Aristatle desen tanıyan bir sürü insan çıkacak. 17. yyıla kadar sistemin kullandığı ve deneysellikle yıkılmış bir idealizm kurucusunu. Yada Marx desen belki adamın göğsünde kaç tane kıl var onu bile bilen adam çıkacak. Ama Osho'yu tanyan çok azdır. Çünkü sistemin istediği son şeydir Osho. 59 yaşında (69da olabilirdi fark etmez ztn) sınırda 5 yıl saçma bir nedenle tutulup Amerikan askerleri tarafından öldürüldü. Sonra hastalandı filan dediler. Amerika Marx'tan Hitler'den ve bu insanların ideolojisinden korkmuyor. Amerika farkında hayat yaşayan insanlardan korkuyor. Ve bu yüzden Osho'dan korkuyor. Sadece Amerika'mı bütün yapay dünya mekanizması.

    Bizim ülkemizde diğer bir ön yargıda, Buddha'nın bir filozof olarak platonla beraber felsefede değilde, yozlaşmış budizm olarak okullarda işlenmesindendir. Ki Osho'da bol bol Buddha'dan bahsettiğine göre, bu ülkede bişey en başta yanlış gitmiş ki, biz Osho'yu değilde çocukken hiç şaşmaz Victor Hugo'dan Sefilleri okuruz. Elbette Osho'yu bir çocuk anlayamaz o hala toplumun bir hamurudur. Bu konua hiç bir suçu yoktur. Bu kaçınılmazdır. Ama hiçbişey için geç değildir. Ama Osho okuyup aydınlanmayı arzu etmekte, mutluğu kendi içinde değilde kapının dışında aramak kadar acizcedir. Çünkü oturup kendi kendine biraz derin düşünmeyen bir insan Osho'yu okuyarak asla anlayamaz. Bu meditasyon gibidir. Kimse tekniklerle Meditasyon yapamaz. Meditasyon seni takip eder, sen ona uygun zemini hazırladıkça o sana ddaha çok yaklaşır.

    Eğer bir miktar ön yargınızdan kurtulmuş ve kendi lutfunuzla birşeylerin derinlerde yanlış gittiğini hissediyorsanız Osho'yu kesinlikle okumanızı öneririrm. Ancak hala çok derin bir uykudaysanız bu benim kaderim diye bir otistik gibi şartlanmışsanız o zaan boşuna Osho okumayın. Zamanı değildir çünkü o an. Sadece biraz şansızsınız kıvılcım sizide bulacaktır, bir aydınlanma fırsatı küçük bir ışık o sizin ışığınız. Sadece o kıvılcım size hala gelmemiştir. Geldiğindeyse kendi iyiliğiniz için bu fırsatı tepmeyin.
     
  6. benim kişisel hayat görüşümle parallel ve bağdaşık olduğundan aonu garipsemeden okuyabilirim kanımca :D
     
  7. Tabiyiki olacaktır. Osho - Coşku kitabını kız arkadaşım bana hediye etti okudum. Osho'yu tanımadddan öncede o kitapta verdiği ana temamız aynıymış. Ve benim o kitabı okuma amacımda acaba paralel mi düşündük Osho ile yada Buddha ile. Ve ordan şu sonuca vardım kişi derin düşündükçe mekanizmayı çözdükçe düşünülen yine aynı şeydir. Sadece yapı farklıdır. Sonuç yine Buddha'nın metaryallerine çıkıyor. Sırf bu merakım yüzünden bu kitabı okudum. Tabi Buddha'nın metaryalleri derken bu onun olduğu anlamına gelmez. O varoluşun metaryalleridir. Buddha bunu ilk farkeden kişi sadece. O doğadır kimsenin değildir, ama ortak noktadır. Fakat buna sokratesin yaptığı gibi görüşmelerle mülakatlarla, münakaşalarla ulaşılamıyor. Bu aradığın ama senin içinde olan bişey. O senin doğan. Bir başkasının yardımıyla ona ulaşılamaz. 2500 yıldır kimi komünizm dedi kimi sosyalizm, faşizm, izm izm. PEki Sokratesin dediği gibi bunlar ortak bir noktada buluşabildimi? Hayır. Ama ben Buddha'dan Osho'dan habersizken derinlerde bir çok şeyin yanlış gittiğini kendi kendime oturup derin düşünerek gördüm. Bunu Buddha'da Osho'da kimseden habersiz yaptılar. Ve 3 ümüz aynı noktada birşiyruz sanki. Birbrimizden etkilenmeden. Birbirmizden habersiz. Bu ne Buddha'nın buluşudur ne benim nede Osho'nun. Yada bunu sonradan da öğrenmedim. İçerlerde bir yerlerde hep vardı o coşku. Aynı çocukken ki gibi. Ama nedir Buddha bu dinginliğe ulaşan ilk kişidir.

    Zaten orda yazdım sen kendin bazı şeylerin ters gittiğini hissediyorsan Osho'yu yada Buddha'yı orddaki isim fark etmez ordaki sessizliği varoluşu kavrayabilirsin. Garipsememen normal. Hatta bence bunu iyi kullan köşelerde bir yerde arada sırada kullanıp attığın bişey olmasın.
     
  8. ben şöyle birşey yazmıştım felsefe ile ilgili;
    felsefe öğrenilmez keşfedilir,biz sadece keşfetmeyi öğreniriz. diye sanırım bu ne demek istediğinin bir özeti gibi

    edit*
     
  9. Evet keşfetmekte bireysey bir çaba olduğu için tamamen parelel söylediğin şeyle.
     
  10. rolls-royce (böyle mi yazılıyodu?) koleksiyonu yapan bir adamın ne kadar bilge olabileceğini sorgulamak gerek.

    nirvanaya erebilmek için dünyevi zevklerden kurtulmak gerek bildiğim kadarıyla.
     
  11. Arzu ve isteklerin kurtulmak. Bu dünyevide olabilir uhrevide. Ama bu çilecilikle karşılaştırılmamalı. Yöntem derin düşünmek ve meditasyondur. O arzu istekleri egoyu anlamak lazım. Kaçmak üstünü örter. Başka yerde yine çıkar. Tek yapmak gereken takip etmek ve meditasyon. Yoga filan değil karıştırılmasın. Sabırlı olmak lazım birde. Mekanizma çözüldümü koşullandırmalar dayatmalar ki farkında olunulmayan. Birinin sana şunu yap dediği gibi bi dayatma değil. Yada partonun ortalığı temizle demesi gibi. Bu bir süre sonra sen elinde olmadan kendi kendine dayattığın ama dayatma olduğunu bilmediğin şeylerdir. Farkındalıkta burdan gelir. Takip et gör gözlemle tüm sıkıntılar çözülür. Ama sıkıl biraz üstüne git. Can sıkıntısı gerçeğe yaklaşıldığı zaman ortaya çıkar kaçma gir içine nedir bu bi bak. Biraz daha sıkılırsın ve o yok olur. Sen yok olursun.
     

Bu Sayfayı Paylaş