Müzisyen Hastalığı !

'Müzik Endüstrisi' forumunda imhotepp tarafından 8 Şubat 2007 tarihinde açılan konu

  1. selamlar...

    müzisyen hastalığı diye bilinen genelde gitarist ve bas çalanlarda görülen ve bu kişilerin müzik hayatının bitmesine sebep olan bu hastalık ve türevleri hakkında bilgisi olanlar lütfen paylaşsın arkadaşlar.

    forumda arattım ama bulamadım. neden ortaya çıkar ? tedavisi var mıdır ? önlem alınabilir mi ? vs.. gibi
    sevgilerle ...
     
  2. Sinir hastalığından mı bahsediyorsun? MS benzeri?

    Jason Becker'da olan?
     
  3. bilekte görülen.. bileklerini sararlar. program aralarında buz la masaj yaparlar bileklerine ve tendonlarına.. bahsettiğim buydu :)
     
  4. Neymiş o bilek hastalığı? İlginç tabi kireçlenme falan olurda bilek öyle virüs mürüsmü kapıyormuş ki ? Yada bilek hücreleri kafayı sıyırıp kansermiyapıyormuş?
     
  5. Kireçlenmedir büyük ihtimal.. Çünkü gayet müsait kireçlenmeye...
     
  6. Marty Friedman vb. gitaristlerde görülürdü. Çok fazla çalışmaktan kaynaklı önkol kasları zarar görmeye başlar ve hem kasta hem tendonlarda problem yaratır. teknik ismini bilsem bulmak kolay. Ben de bakayım. İyileşmesi mümkün. Tedavisi var. Ama tamamen iyileşmiyor galiba.
     
  7. Saçma bir şekilde zorlanırsa oluşur diye düşünüyorum ben çok çalışmanın bir zararı olmaz herhalde düzgün çalışılırsa..
    İnsan nerde duracağını bilir herhalde
    Günün büyük bir bölümünü çalışmaya ayırmak(düzgün şekilde) bu hastalığa neden oluyorsa ben bırakırım gitarı mitarı
     
  8. "Günün büyük bir bölümünü çalışmaya ayırmak(düzgün şekilde) bu hastalığa neden oluyorsa ben bırakırım...."

    "...ben bırakırım o bileği, kası tendomu"

    :)
     
  9. Ben yaklaşık 4 yıldır bateri çalıyorum. Hepinizin bildiği gibi biz bilekten çalıyoruz yani doğrusu bu (koldan çalmaya göre daha az yorucu). Neyse, ilk başladığım yıllarda günde 3-4 saat hızlanmak ve bileklerimi açmak için bilek egzersizleri yapıyodum. Şimdide hemen hemen 1-1.5 saat günlük egzersiz yapıyorum. Yani eğer öyle bişi olsaydı gitaristlerden önce davulcularda olurdu bu bilek hastalığı (kireçlenme gibi). Bende bu tempoyla herhangi bişey olmasada :) birçok meşhur davulcunun günde ortalama 5-6 saatten fazla çalıştıklarını biliyorum. E :wink: :wink: EEEEE onlara 20 yılda bişi olmadıysa endişelenicek bişi yok bence :)...
     
  10. selamlar,ben de profesyonel enstrumanistim ve benzer rahatsızlıkları çoğumuz devamlı yaşıyoruz ki bunlar genellikle sinir ve tendon rahatsızlıkları oluyor..belli bi aşamayı geçmediyse fizyoterapi ile bu problemler çözülebilir ama bi noktadan sonra operayson gerekebiliyor ama operasyon süreci de zaten sancılı bir süreç ve ister istemez enstrumana ara vermek zorunda kalındığı için bayya zaman kaybettiren bi durum.. :( .. her ne enstruman olursa olsun sonuçta çalışırken yapılan hareket çok tekrarlı ve günlük fiziksel hareketlerimizden çok daha küçük hareketler olduğu için illaki bi şekilde zorlayacaktır.. yapılacak en doğru şey enstruman çalmayı ciddi bir boyuta geçirecek arkadaşlar için genel ve kişiye özel egzersizler öğrenmek ve bunları hayatın bir parçası haline getirmek. bu önlemleri almak gerçekten çok önemli ,ciddi bir fiziksel aktiviteye girmeden önce fiziksel olarak buna hazıralanmak gerekiyor bu şekilde bu rahatsızlıklar engellenebilir.. ben de çok ciddi şekilde sakatlanmaktan ve mesleği bırakmaktan bu şekilde kurtuldum..
     
  11. Evet bu tarz hastalıklar mevcuttur. Overuse yaralanmalar diyoruz. Yani aşırı kullanmadan dolayı ortaya çıkabilecek kas,tendon,ligament vs. yaralanmaları olabiliyor. Tedavisi var. Fizik Tedaviyle iyileşme sağlanabilir. Tabi durumun ciddiyetine göre iyileşme süresinde de değişmeler olabiliyor.
    Ben, size bu forum aracılığıyla elimden geldiğince yardımcı olabilirim bu konuda.
    (Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon son sınıf öğrencisiyim. )
     
  12. ebay'de bir keresinde tüm çalgıcılar için ayrı ayrı egzersizleri resimli olarak gösteren bir kitap görmüştüm.
    çalmaya başlamadan önceki ısınmalar filan vardı, bizim arkadaşa davul kitabı bakarken rast gelmiştik.
     
  13. o hastalığın adı sanırsam carpal tunnel die geçio
     
  14. Karpal Tünel Sendromu bir yada her iki elin ilk üç parmağını tutan ilerleyici özellik gösteren hareket sırasında tutulan el parmaklarında, bazende kola doğru yayılan ağrı ve uyuşukluğun arttığı bir durumdur. Genellikle elin ortasında bulunan median sinirin bası altında kalması sonucu ağrı, uyuşukluk ve güçsüzlükle kendini gösterir.

    Median sinir normal olarak başparmağın iç taraf yüzeyel duyusunu, işaret parmağın, orta parmağın ve yüzük parmağında duyusunu taşır. Bu sinir bileğimizde Karpal Tünel olarak bilinen küçük bir kanaldan geçerek dağılır. Bu yüzden hastalıkta bu kanalın adı ile anılır.

    Bu rahatsızlığın ilk başlangıç şekli, özellikle hanımlarda hamur yoğurmak, elde çamaşır yıkamak, el işi yaparken veya daktilo bilgisayar tuşlarına basarken yani el bileğini kullanarak yapılan hareketli işlerde uyuşukluğun meydana gelmesi ve özellikle ilk üç parmakta elektrik çarpar gibi bir elektriklenmenin hissedilmesidir. Karpal Tünel Sendromu'nda hastalar genellikle geceleri ağrıların artmasından ve yanma tarzı bir acının kişiyi uykudan uyandıracak kadar fazla olmasından şikayet ederler. Tabiki bu durum hastalığın ilerlemesi ile doğru orantılı olarak farklılık arz eder.

    El bileğinde tekrarlayan küçük travmalar bir band şeklinde Median sinirin üzerini örten karpal ligaman üzerinde skar dokusu oluşturarak bu ligamanın kalınlaşmasına neden olurlar.Bu durumda kalınlaşan bu doku median sinir üzerine bası yapar. Bu bası sonucu sinir giderek incelir, duyu iletim özelliğini kaybeder ve sinir dokusunun ölümüne yol açar. Bu sinir dokusunun ölümü bu sinirin innerve ettiği kas dokularında atrofiye neden olur. Dolayısıyla parmaklarda ve ellerde güçsüzlük bir bulgu olarak
    ortaya çıkar. Geç kalınan durumlarda yani zamanında tanı konulamayıp aradan aylar geçmiş ise tedaviye rağmen sinirdeki bu ileri derecedeki harabiyet irreversibl yani kalıcı olabilmektedir.

    Belirtileri

    # Küçük parmak dışında kalan parmaklarda uyuşma ve keçelenme
    # Bilekten kola doğru uzanan ani ve keskin ağrı
    # Parmaklarda yanma hissi
    # Özellikle sabahları görülen kısmı şişlik ve el krampları
    # Başparmakda güç kaybı
    # Eşyaları sık sık elden düşürme
    # Uykudan el ve bilek ağrısı ile uyanma
    # Araba kullanmak gibi aktiviteler sırasında elde uyuşma

    Bu belirtilerin ortaya çıkması karpal tünel sendromunu düşündürmekle birlikte her zaman KTS tanısını koydurmaz. Eklem iltihabı, boyun fıtığı, median sinirin omurilikten ayrıldığı bölgede meydana gelen sıkışmalar gibi diğer durumlar da benzer yakınmalar yaratabilir.

    Önlemler

    # Su tutulumunu azaltmak için tuz alımını kısıtlamak (hamilelikte)
    # El bileğinin uzun süre aynı pozisyonda tutulmaması
    # Düzenli aralıklarla el bileğini dinlendirmek
    # Uzun süre tekrarlayıcı karekterde hareketler yapmamak
    # Obesite karpal tünel sendromu için bir risk faktörü olduğundan kilo verilmesi
    # KTS'yi önlemeye yönelik egzersizler

    Tedavi
    Karpal tünel sendromu varlığında değişik tedavi alternatifleri mevcuttur. Bandaj bunlar arasında en sık kullanılan yöntemdir. Parmaklar, el ve bileğin doğal pozisyonlarında hareketinin engellenerek dinlendirilmesi karpal tüneldeki basıncı azaltmada oldukça etkili bir yöntemdir.
    Ağrıyı ve enflamasyonu gidermek amacıyla çeşitli steroid olmayan antienflamatuar ve ağrı kesiciler kullanılabilir.
    Israrcı olgularda küçük bir cerrahi müdahale gerekebilmektedir. Bu işlem hastanede yatmayı gerektirmeyen, ayaktan yapılan bir müdahaledir. El ayasında bileğe yakın bir alandan yapılan küçük bir kesi ile sıkışmaya neden olan bağ dokusu rahatlatılır. İşlem sonrası hasta 4-6 hafta içinde tamamen normale döner.
    KTS'nin tedaviye verdiği yanıt mükemmel olmakla birlikte %1'den az olguda kalıcı hasar meydana gelebilir.
     
    sereftalasci bunu beğendi.
  15. paylaşım için çok teşekkürler qataloq
     
  16. ÇALGI ÇALMAYA BAÐLI FİZİKSEL RAHATSIZLIKLAR
    Prof. Gül Çimen

    Gazi Ünv.Gazi Eğt.Fak.

    GSEB-MEABD-Ankara



    Giriş

    20. yüzyılın son yıllarına doğru yapılan araştırmalar, öğrenciden profesyonel sanatçıya kadar her düzeyde müzisyende çalgı çalmayla bağlantılı fiziksel sorunla karşılaşma oranının oldukça yüksek olduğunu ortaya çıkarmıştır. 1983’te yapılan bir araştırma ellerindeki çeşitli rahatsızlıklara çare arayan 100 müzisyen üzerinde yapılmış ve % 42’sinde başlıca belirtisi ağrı olan kas ve tendon hastalıkları saptanmıştır. İngiltere’de Performans Sanatları Tıp Derneği’nce yapılan başka bir araştırma sonuçları ise orkestra sanatçılarının %50-60 kadarının bir veya birkaç kez, çalgı çalmaktan kaynaklanan şiddetli rahatsızlık geçirdiğini göstermektedir. Amerikan Ulusal Rehabilitasyon Hastanesinde 44 müzik öğrencisini kapsayan bir araştırma, öğrencilerin %76 sının daha önce çalışmalarını iki haftadan fazla önleyecek kadar ciddi sorunlarla karşılaştıklarını ortaya çıkarmıştır ( Mastroianni, Norris). 1988’de üniversiteye bağlı bir müzik okulunda 132 öğrenciden %80 inde yaklaşık beş hafta süren ağrı,tutulma, sızlama, gerginlik,sertlik gibi belirtiler gösteren el rahatsızlıkları olduğu ve çoğunluğu piyano ve yaylı çalgı öğrencilerinin oluşturduğu belirlenmiştir.1991’de Northeast Üniversitesi Müzik Okulunda, üç yıl boyunca 114 öğrenci üzerinde yürütülen bir araştırmada ise, her yıl %8.5 oranında rahatsızlık saptanmıştır.Ayrıca yaylı çalgı ve piyano öğrencilerinde ellere ilişkin sorunların daha fazla olduğu ve kız öğrencilerin rahatsızlıklara daha eğilimli oldukları da ortaya çıkmıştır. Manchester-Flieder, 1991).

    Konuyla ilgili literatürde, piyanistler fiziksel rahatsızlıklarla karşılaşma riski en fazla olan müzisyenler arasında yer almaktadırlar. Yakın tarihe göz atacak olursak bu saptamanın ne kadar yerinde olduğu anlaşılacaktır.Clara Schumann, Alexander Scriabin, Sergey Rachmaninoff, Wanda Landowska, Arthur Schnabel, Gary Graffman, Leon Fleisher, Glen Gould ve Michel Beroff gibi pek çok piyanist çeşitli düzeyde rahatsızlıklar yüzünden , mesleki kariyerine son vermiş, konserlerini iptal etmiş veya kısıtlı bir repertuar içinde çalışmak zorunda kalmıştır( Mark, 2003 ).

    Türkiye’de ise söz konusu rahatsızlıklar hakkında opera ve senfoni orkestrası gibi kurumlarda çalışan sanatçılar ile mesleki müzik eğitimi verilen okullardaki öğretim elemanları ve öğrencileri kapsayan herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır. Ayrıca alana ait başvuru kaynaklarının da çok az sayıda olduğu görülmektedir.Bu bildirinin hazırlanmasında amaç, çalgı eğitimcilerinin konuya dikkatlerini çekmek, olası fiziksel rahatsızlıklar ile onlara zemin hazırlayan nedenler ve alınabilecek önlemler hakkında kısaca bilgi sunmaktır.

    Fiziksel Rahatsızlıkların Nedenleri

    Aşırı fiziksel hareket ve aşırı kullanım başlıca nedenlerden birisidir.Çalgı çalma yoğun çaba ve konsantrasyon gerektiren, oldukça karmaşık bir fiziksel ve zihinsel eylemdir. Bu nedenle, çalıcının tekniğini geliştirebilmek amacıyla çok ağır bir görev yüklenmesi ve tıpkı yarışa hazırlanan bir atlet gibi çalışarak normal vücut fonksiyonlarını aşması, özel türde bir dayanıklılık, esneklik, kas gücü ve koordinasyon geliştirmesi gerekir. Oysa, insan vücudu ancak bir dereceye kadar artan fiziksel etkinliğe uyum yapma yeteneğine sahiptir.Herhangi bir hareket, kas ve kemik dokuları içerisinde bir çok mikroskobik hasara neden olur.Normal hareket düzeninde bu dokular kendilerini onarabilir ve yavaş yavaş artan gerilime dayanıklı hale gelebilirler. Vücudun kapasitesini zorlayan, yoğun ve aralıksız çalışma koşullarında mikroskobik hasarlar onarılamaz ve akut rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.

    Çalgı çalma, çalgının çeşidine göre vücudun doğal duruşuna aykırı bir pozisyona girmesini gerektirir ve fiziksel gerilime neden olur. Çalgı tekniğinde gerginliğin yok edilmesi esastır; ama, müziğin kendisi de disonans ve konsonanslar içeren gerilim ve gevşemeden ibarettir. “Enstrüman tekniğindeyse birbirine zıt kasların “agonist ve antagonist “ gerilimi dolayısı ile işbirliği söz konusudur. “Agonist ve antagonist gerilim, bir kasın kasılışına onun zıddı olan bir kasın kasılarak eşlik etmesidir( Şen, 1999).

    Çalgı tekniğinde bir kas kasılırken diğeri aynı anda gevşeyerek uzar ve harekete olanak sağlar. Eğer gevşemeyi sağlayan kas sürekli gergin kalırsa hareket engellenir ve rahatsızlıklar ortaya çıkar ( Mark,2003).

    Müzik yapmak için Gereksinim duyulan kas geriliminin bir kısmı çalma işinde kullanılırken bir kısmı da kas dokusunda kalır ve çalıcıdaki mevcut gerilime eklenir. Buna “artık gerilim” denir. C. Grindea’nın “Müziksel Performans’ta Gerilimler” adlı kitabında stres ve fiziksel gerilim sakatlanmalara yol açabilmesi nedeniyle çok önemli bir sorun olarak gösterilmektedir( Reubart, 141).

    Sinir sistemi vücudun yaşam kaynağıdır. Beyin, omurga ve omurgadan geçen tüm sinirler kasları, organları, dokuları, bezleri ve hormonları kontrol eder. Vücudun sürekli olarak strese maruz kalması sonucunda sinir sisteminde kısa devreler oluşur ve zamanla omurların dizilişinde bozulmalar meydana gelir. Bu da sinir sistemi üzerinde gerilime ve bazı organlarda fonksiyon bozukluğuna yol açar.

    Timoty Jameson’a göre vücut, fiziksel, kimyasal ve duygusal olmak üzere üç tür stres kaynağının etkisi altındadır. Uzun süre devam eden ve önlem alınmayan stres etmenleri çabuk iyileşebilecek rahatsızlıklardan ciddi hastalıklara, sakatlıklara hatta yaşam kaybına bile neden olabilir.

    1.Fiziksel stres etmenleri: Çalgı çalarken vücudun yanlış bir pozisyona girmesi, aralıksız olarak uzun süre çalışma, hep aynı duruş pozisyonunda çalma, aniden çalışma süresini iki katına çıkarma, çalgının yanı sıra uzun süre bilgisayar başında çalışma vb.

    2.Kimyasal stres etmenleri: Bilerek veya bilmeyerek vücuda alınan maddeleri kapsar.İlaçlar, alkol, sigara, aşılar, hormonlu gıdalar, kafeinli içecekler, fast food, çevredeki toksik maddeler vb.

    3.Duygusal stres etmenleri: Konser veya sınava yönelik performans kaygısı, okul,aile ve iş ortamındaki sorunlar , günlük yaşamdaki olumsuz koşullar vb.

    Parmakları, elleri ve kolları hareket ettirecek kuvvet tendonlar vasıtası ile bağlı oldukları kaslardan sağlanır. Tendonlarda kan dolaşımının sınırlı olması hasar gören tendonların iyileşmesini zorlaştırır. Bu nedenle, tendonlar fiziksel zorlanma ve gerilime eğilim taşıyan, en zayıf yapılardır.

    Sürekli kuvvetli çalma kas, tendon ve diğer hassas dokular üzerindeki basıncı artırarak rahatsızlıklara yol açabilir ( Mark, 2003).

    Fiziksel rahatsızlıkların genel belirtileri

    - Çalgı çalmayı sağlayan organlarda ağrı, yanma, sertleşme, gerginlik karıncalanma, uyuşma, hissizlik gibi anormal duyumlar.

    - Nesneleri tutma ve yakalamada güçlük çekme.

    - Ellerde zayıflık hissi.

    - El hareketlerinde hantallık ve sakarlık.

    - Çalışma sırasında veya sonrasında başlayan ağrı.

    - Kola yayılan boyun ağrısı.

    - Parmaklar ve ellerden yukarıya omuza doğru yayılan ağrılar.

    - Kol ve önkol kaslarında sürekli ağrı.

    - Çalgıyı tutarken, kaldırırken ve taşırken ağrı.

    - Çalma sırasında parmaklarda soğukluk.

    - Ellerin morarması veya kızarması.

    - Boyun veya kolun tutulması, hareketin kısıtlanması.

    Çalgı çalmaktan kaynaklanan fiziksel rahatsızlıklar

    Çalgı çalmaya bağlı çeşitli rahatsızlıklar için genel olarak, aşırı kullanım sendromu ( overuse syndrome ), yanlış kullanım sendromu (misuse syndrome), tekrarlayıcı zorlanma hasarları ( RSI- repetitive strain/ stres injuries ) gibi terimler kullanılmaktadır. Bunlara ek olarak son yıllarda kullanılan bir başka terim de göreve bağlı üst organ rahatsızlıklarıdır ( work related upper limb disorder ).

    Aşırı kullanım sendromu: Aşırı çalışma nedeniyle vücudun uyarlama yeteneğinin yeterli olmaması ve göreve bağlı organların normalin üzerinde zorlanması sonucunda ortaya çıkan rahatsızlıklar için yaygın olarak kullanılan bir terimdir. Ağrı, sorunlu bölgede şişme, kızarıklık ve sıcaklık gibi belirtiler gösterir.Aşırı kullanım sendromunu daha ciddi hastalıklardan ayırmak zordur. Çalışmaların önemli ölçüde azaltılması veya iyileşme sağlanıncaya kadar tamamen durdurulması ile rahatsızlık tamamen geçebilir. Bununla birlikte doktor denetiminde ağrı ve yangı giderici ilaç kullanımı, şişen bölgeye buz tatbiki gibi bir tedavi de uygulanabilir.

    Yanlış kullanım sendromu:Bu terim hatalı vücut pozisyonu ve çalgı tutuşu ile çalgı tekniğindeki yanlış hareketler nedeniyle ortaya çıkan rahatsızlıklar için kullanılır. Yanlış teknikle çalışma vücutta fiziksel gerilime neden olabilir.Rahatsızlık belirtileri aşırı kullanım sendromundaki gibidir.Çalışmaların azaltılması veya bir süre ara verilmesi sonucunda ağrılı dönemin bitiminde, tekniğin yeniden gözden geçirilerek yanlış hareketlerin düzeltilmesi zorunludur.Aksi takdirde rahatsızlık kronikleşebilir.

    Karpal Tünel Sendromu ( Carpal Tunnel Syndrome ):Koltuk altındaki bir sinir ağından çıkan üç ana sinirden ( median, ulnar ve radial ) ortada bulunan median sinirinin bilekteki sekiz küçük kemik arasında bulunan karpal tünelinden geçerken sıkışması ile ortaya çıkar.Median sinirin baskı altında kalmasının üç nedeni vardır: 1. Flexor tendonlardaki iltihaplanma.2.Karpal kemiklerinin dizilişinde bozulmaların karpal tünelini daraltması.3. karpal kemiklerinin hatalı dizilişi ile myofascial sendromun birleşmesidir. Hissizlik, karıncalanma, yanma, ağrı ve kas kuvvetinde azalma gibi belirtiler görülebilir.

    Tıbbi tedavi ile iyileşme sağlanamazsa ameliyat gerekebilir.

    Tendinitis:Tendon iltihaplanmalarının yaygın adıdır. Tendonlar kasları kemiğe bağlayan kalın lifli şeritlerdir. Başlıca belirtileri hareketle artan ağrı ve sertlik hissidir.

    Bursitis: Kemik, kas, deri ve tendonlar arsında bulunan küçük keseciklerin iltihaplanmasıdır. Keseler eklemlere yakın olduğu için çoğu kez eklem iltihabı ( artritis ) ile karoştırılır.

    Bursitis ve tendinitis belirtileri birbirine çok benzer. Her iki rahatsızlık da genellikle geçicidir; ama, müzmin ve tekrarlayıcı bir hale de dönüşebilir. Çalışmaların azaltılması veya bir süre durdurulması gerekir. Ağrı ve iltihap giderici ilaçlar ve fizik tedavi uygulanır.

    Tendinosis:İltihapsız ve yangısız bir tendon hastalığıdır. El, bilek, dirsek, omuz gibi birçok farklı organ tendonunda görülebilir. Kaslar ve kemikler hareket ederken bağ dokularında pek çok mikroskobik ölçekli hasar meydana gelir.Normal koşullarda kendilerini onarabilen bu dokular aşırı kullanım durumunda buna fırsat bulamaz ve hasarlı dokular giderek çoğalır ve sonuçta ağrılar başlar.Diş fırçalama, ayakkabı bağlama gibi en basit günlük işler bile yapılamaz hale gelebilir. Çabuk kronikleşebilen ve tedavisi kolay olmayan bir hastalıktır. Dinlenme ve fizik tedavi ile zamanla iyileşme sağlanabilir. (Erickson,2002)

    Torasik autlet Sendromu( Torasic Outlet Syndrome) : Boynun alt kısmında ve köprücük kemiğinin arkasında bulunan torasik çıkışlardaki ana sinir liflerinden veya damarlarından birinin sıkışması sonucunda üst organlarda ortaya çıkan belirtilerdir.Kol ve elde şişme, elde morarma,boyun ve omuz bölgesinde gece artan ağrı,el ve kolda ağırlık hissi gibi vaskuler belirtiler ile kas zayıflığı , yakalamada güçlük, elde ince hareketlerde zorluk, kol kası krampları, boyun, omuz,kol ve elde uyuşma ve hissizlik gibi nörolojik belirtiler görülür.

    Tetik Parmak( Trigger Finger): Genellikle ellerdeki flexor( gerici) tendonların kalınlaşarak tendon kılıfı içinde sıkışması ile ortaya çıkar. Çoğunlukla orta parmak ve yüzük parmağını etkiler. Parmaklarda ağrı, germe ve gevşetme sırasında tutulma ve kilitlenme meydana gelir, bükülen parmağı düzeltmek için diğer elin yardımı gerekir.parmak hareketlerinde tutukluk fark edilir edilmez tedaviye başlanmalıdır. Tedavi tendon kılıfına ilaç enjeksiyonu ile yapılır. İleri durumlarda lokal anestezi ile ameliyat gerekebilir.

    Focal Distonia( Focal dystonia): Ellerde agonistik ve antagonistik kasların uygunsuz kasılmasıyla, kramplar şeklinde ortaya çıkar. Çalgı çalmada koordinasyon sorunları ile birlikte özellikle hızlı ve kuvvetli parmak hareketi gerektiren parçaların çalınışında parmaklarda gerilme ve istem dışı kıvrılmalar görülebilir. Hastalığın fizyolojik veya psikolojik kökenli olup olmadığı tartışma konusudur. Psikolojik kökenli olduğunu savunanlara göre müzisyen daima başarılı olma, aynı düzeyi koruma baskısı altında kendisini hiçbir zaman rahat hissetmez ve sonuçta beynin kontrol mekanizması bozulur.Sonra çalgı çalma bakımından vücuttaki en zayıf noktalarda, örneğin piyanistlerde 4.ve 5. parmaklarda kontrol sorunları başlar..diğer bir sava göre ise hastalık yanlış teknik davranışlar veya sürekli ruhsal gerginlğin depresyona dönüşmesiyle oluşmaktadır. Psikoterapi ve yatıştırıcı ilaçlarla tedavi önerilmektedir.Feldenkrais tekniğinden de yararlanılmaktadır.

    Çalgı eğitiminde fiziksel rahatsızlıklara karşı alınabilecek önlemler

    Görüldüğü gibi rahatsızlıklar genellikle aşırı çalışma ve hatalı çalgı tekniğinden kaynaklanmaktadır.Bu nedenle, öğrenciye öncelikle doğru çalışma alışkanlıkları kazandırılmalıdır. Çalışma hiçbir zaman öğrencinin bedensel kapasitesini zorlayacak yoğunlukta olmamalıdır. Yaklaşan bir konser ve sınav yüzünden çalışma süresinin aniden iki katına çıkarılması ve hep aynı pozisyonda uzun süre çalışma rahatsızlıklara yol açabilir.

    Çalgıda duruş - tutuş pozisyonları, kol,el ve parmakların kullanımı insan vücudunun doğal yapısına uygunluk taşımalıdır.Bu amaçla her öğrencinin bireysel farklılıkları dikkate alınmalı ve onun doğal yapısından hareket edilmelidir.Özellikle müzik eğitimine geç yaşta başlayan öğrenciler için bu konu daha büyük önem taşımaktadır.Günlük çalışmaya başlamadan önce, çalgısız olarak germe ve gevşeme egzersizleri yapılarak tüm organlar ve kasların ısıtılması sağlanabilir.Olası incinmeleri önlemek için kol ve omuzların gevşek olmasına dikkat edilmelidir.Çalgıdaki ısınma alıştırmaları ise yavaş bir tempoda yapılarak parmaklar çalışmaya hazırlanmalıdır.Alıştırmalarda sürekli forte çalma gerilime neden olacağı için farklı nüanslar uygulanmalıdır.

    Öğretmenin aşırı titiz davranması ve yapılan hatalar nedeniyle öğrenciye olumsuz tavır göstermesi, sürekli öğretmeni memnun etme çabası içinde olan öğrencide fiziksel ve ruhsal gerilime neden olabilir.Öğretmen, öğrencinin derste her türlü gerilimden uzak olmasını sağlamaya gayret etmelidir.

    Çalışılan oda normal sıcaklıkta olmalıdır. Soğuk odada çalışma rahatsızlıklara zemin hazırlayabilir ve dokulara giden kanın azalmasına neden olacağı için ellerdeki ufak sorunları kötüleştirebilir.

    Çalışma sırasında duruş ve tutuş pozisyonları sürekli kontrol edilmelidir. Bu bir ayna karşısında çalışarak veya bir arkadaş yardımıyla sağlanabilir.Video çekimiyle kişi kendi kendini de denetleyebilir. Çalışırken omuzları kaldırma, kamburlaşma, öne eğilme gibi yanlış duruşlar vücudun tüm dengesini bozar ve gerilim yaratır. Bazı öğrenciler notayı iyi görebilmek için yanlış duruş pozisyonlarına girebilirler.Bu durumdaki öğrencilerden kesinlikle göz kontrolü yaptırması istenmelidir.

    Piyanoda oturulan taburenin yüksekliğine ve kalitesine dikkat edilmelidir. Alçak taburede oturma omuzları ve sırtın üst bölümünü kolları yukarda tutmaya zorlar ve sırt ağrılarına yol açar. Bileklerin çok aşağıda olması ise gerginliğe ve ağrılara neden olabilir.Çoğu öğrenci çalışırken zamanı unutma eğilimindedir. Oysa vücudun ve kasların dinlendirilmesi çalışma kadar önem taşır.Her 45-50 dakikada- yeni başlayanlarda her 20 dakikada- 10 dakika ara verilerek yorgun kasların gevşetilmesi sağlanmalı ve bu arada da birkaç germe ve gevşeme egzersizi yapılmalıdır.50 dakikalık bir çalışmada bir-iki dakikalık ara verilerek, oda içinde gezinmek, kolları sallayarak gevşetmek ve yeniden dikkatle doğru pozisyonda durmaya dikkat ederek başlamak son derece yararlı bir yöntem olabilir.

    Beyinle çalgı çalma işlevini sağlayan organlar arasındaki iletişimi sağlayan tüm sinirler boyundan geçmekte olduğu için boynun rahatlığına özel önem verilmelidir. Çalışma sırasında boyunda bir gerginlik, yorulma hissedildiğinde hemen ara verilmeli ve boynu yumuşatacak gevşeme hareketleri yapılmalıdır.

    Kasların %75’inin su olduğu dikkate alınarak çalışma aralarında bol bol su içilmelidir.Günde sekiz bardak su içmek kasların incinme riskini büyük ölçüde azaltır.Kafeinli içecekler ise vücudu susuz bıraktığı için fazla tercih edilmemelidir. Ayrıca kafeinin uyarıcı etkisi kaslarda gerginliğe neden olabilir.

    Çalgının kalitesi de rahatsızlık nedeni olabilir.Örneğin tuşları çok sert piyanolar yeni başlayan öğrencilerin el ve parmaklarında ağrılara, serleşmeye yol açabilir.Ağır bir yay, yaylı çalgılarda sorun yaratabilir.Ya da ses üretmesi zor , kalitesiz bir çalgıdan volümlü bir ton üretmeye çalışmak zorlanmaya yol açabilir.Çalgının taşınması, çalgı kutusunun hantal ve ağır olması öğrenciye ilave bir yük getirebilir.El, kol, sırt,omuz vs. organlarda bulunan ufak tefek incinmelerin şiddetini artırabilir.

    Öğrencinin genel vücut sağlığının yerinde olması fiziksel rahatsızlık riskini azaltan önemli bir etmendir..Öğretmen öğrencinin günlük yaşamı,müzik dışında yaptığı çalışmalar hakkında da bilgi edinmelidir.Çalgıya ek olarak, uzun süre bilgisayar başında oturarak vakit geçirme, hep aynı pozisyonda masada oturarak ders çalışma, yazı yazmak gibi işler genellikle çalgı çalmada olduğu gibi vücudun üst organlarının kullanımını gerektirir.Dolayısıyla, bu etkinlikler söz edilen organların aşırı kullanılmalarına ve aşınmalarına neden olur.Eğer, bunlara ek olarak, öğrenci ağırlık çalışma, tenis, voleybol benzeri sporlarla da ilgileniyorsa aşırı kullanım sendromu olasılığı hayli artacaktır.

    Öğretmen ödev verirken öğrencinin fiziksel özelliklerini, teknik düzeyini ve beğenisi dikkate almalıdır. Öğrenciye teknik düzeyinin ve fiziksel kapasitesinin üzerinde ödevler vermek fiziksel ve ruhsal gerilime yol açabilir.Örneğin, piyanoda elleri küçük ve fazla açılmayan bir öğrenciye oktav ve geniş akorlar içeren parçalar vermek riskli olabilir.

    “Müzik eğitiminin hangi dalı olursa olsun amaç güzel müzik yapmak ise bu, büyük oranda fiziksel ve teknik problemleri yenme durumuna bağlıdır. Eğer çalgıdan istenilen verim kısıtlanmadan rahatça alınmak isteniyorsa, bu noktada rasgele hareketlerin yerini bilinçli hareketlerin alması gerekir. O nedenle çalgı eğitiminin en başında – ilerde karşılaşılabilecek teknik ve fiziksel problemler göz önüne alınarak- teknik eğitim verilirken kullanılan bedensel yapının tanıtılmasına yönelik eğitime de yer verilmelidir. Bu şekilde gereksiz efordan ve sakatlanmalardan uzak bir çalışma hayatı sağlanmış olabilir” ( Yağışan, 2002 ).

    Öğrencinin yakındığı en ufak bir fiziksel rahatsızlık bile öğretmen tarafından ciddiye alınmalıdır.Rahatsızlığın belirtileri, başlama zamanı, hangi pasajlar veya pozisyonlarda ortaya çıktığı saptanmalıdır.Rahatsızlık aşırı ve aralıksız çalışma kökenli ise çalışma saatleri azaltılmalıdır.Ağrılı durumlarda ağrıya rağmen çalışılmasına izin verilmemelidir.Aksi taktirde dinlenme ile geçebilecek bir rahatsızlık daha ciddi bir hastalığa dönüşebilir.Aynı zamanda, öğrencinin tekniği de yeniden gözden geçirilmeli ve hatalar düzeltilmelidir.

    Sonuç

    Parmaklar,eller ve kollar bir müzisyenin en değerli uzuvlarıdır.Onun tüm mesleki kariyeri,geçimi, tüm yaşamı; nazik bir parmak, sinir, tendon veya kas üzerine hassas bir şekilde dengelenir.Ancak, her düzeyde müzisyenin hayatının herhangi bir döneminde çalgı çalmaktan kaynaklanabilecek fiziksel sorunlarla karşılaşma riski bulunmaktadır.Çalgı öğrenme sürecinde herhangi bir fiziksel rahatsızlıkla karşılaşan öğrenci öğretmeninin ilgi ve desteğine, sorunun çözümü için önerilerine ve yönlendirmesine muhtaçtır.Çalgı eğitimcileri çalgı çalmayı güçleştiren, kısıtlayan, kesintiye uğratan, hatta sona erdiren rahatsızlıklar hakkında öğrencilerini uyarmalı ve bilgilendirmeli ve eğitim sürecinde gerekli önlemleri almalıdırlar.
     
  17. arkadaşlar , gerçekten önemli bilgiler vermişsiniz teşekkürler..
     

Bu Sayfayı Paylaş