İrade Özgür Mü?

'Forum Meydanı' forumunda kursatotcu tarafından 18 Mart 2007 tarihinde açılan konu

  1. 1- Rızık Allah’tan mı? İçki içmek rızık mı? İçki içmek Allah’tan mı?
    2- Herşey Allah’ın dilemesiyle mi olur? Zina yapanlar var, Allah’a sövenler var. Bunlarda mı Allah’ın dilemesiyle oldu?
    3- Allah günahların işlenmesini diler mi? Günahlar işleniyor mu? O halde dünyada Allah’ın dilemesinin, iradesinin dışında bir şey mi oluyor?
    4- Kadere hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine inanıyor musunuz? Zina yapmak şer midir? Zina yapmak Allah’tan mıdır? Hani, hayır ve şer Allah’tandı ya...
    5- "Allah’ım bizi kötü yola düşürme, yolumuzu saptırma" diye dua ediyor musunuz? Demek ki bizi kötü yola düşüren ve yolumuzu saptıran kimmiş?
    6- Allah şerri irade eder mi? İster mi, diler mi? “Hayır” dersen, Allah’ın dilemesi dışında mı oluyor bu şerler?
    7- İnsan kadere mi bağlıdır, yoksa hür müdür?
    8- Şimdi, senin bu yazıları okuman kader mi?
    9- Allah dilemeseydi sen bu yazıları okuyabilecek miydin?
    10- Önünde iki meyve var, elma ve çilek; seç birini. Senin bu seçimin Allah’ın iradesiyle mi oldu yoksa iradesi dışında mı oldu?
    11- İnsan Allah’ın murad ettiği (istediği, dilediği) şeye muhalif bir şey yapabilir mi?
    12- Bir insan çalıntı yiyeceklerle yaşarsa, bunlar ona Allah’ın verdiği rızık mıdır?
    13- Allah mahlukatının (yaratıklarının) kendisine itaat etmeden önce, itaat edecek olmalarını ve O'na isyan etmeden önce isyan edecek olmalarını irade etmiş miydi? Bu soruya “hayır” derseniz, Allah’ın iradesinin ezeli olduğunu reddetttiniz demektir. Eğer "bildiği için diledi" derseniz, bunun da cevabı sitededir.
    14- Siz bu yazıları okumadan önce Allah bu yazıyı okuyacağınızı biliyor muydu, bilmiyor muydu? “Biliyordu” derseniz, soruyorum: Bildiği gibi olmasını mı diledi yoksa bildiğinin aksine olmasını mı diledi? "Bildiği gibi olmasını diledi" derseniz, sizin bu yazıyı okumanızı Allah’ın irade etmiş olduğunu kabul ettiniz demektir ve siz Allah’ın irade ettiği bir fiili, hareketi engelleyebilir misiniz? "Hayır engelleyemem" derseniz, demek ki siz bu yazıları Allah’ın zorlamasıyla, mecburen, tıpış tıpış okudunuz. Ne dersiniz bu işe?
    Bu soruları ne kadar bilgili olursa olsun “insanın hür iradesi” olduğunu savunan kişilere sorarsanız, yüzü kıpkırmızı kesileceğini tahmin etmekteyim. Gece uyuyamaz tahminime göre; sorun görün. Defalarca söylediğim gibi peygamberin kader hadislerinde, insanın özgür iradesi olmadığı anlatılır. Bu hadisleri de onlara sorarsanız yine kıpkırmızı olurlar. Hadi sorun artık! Cüzi irade vardır, bizim tercihlerimiz vardır, ama bunlar sonuçta düşüncedir ve düşüncelerimiz de Allah’ın yaratmasıyla oluşur; dolayısıyla aslında biz de Allah hangi düşünceyi yaratırsa, biz o düşünceyi düşünebiliriz.


    “Allahım beni saptırma” diye dua ediyon mu, demek ki kim saptırıyo seni? “şeytan” dersen, neden öyle dua ettin? “Allah şeytandan korusun” diye dersen, allahın şeytandan korumadıkları da mı var o halde? Bu da ayrımcılık olmuyo mu acaba


    hırsızlık allahtanmı hani şer (kötülük) allahtandı

    Zamanın her zaman var olduğundan kuşku duyulabilir mi? Kuşku duyulursa zamanın olmadığı bir zamana inanmak gerekirdi,

    İnsan kadere mi bağlıdır, yoksa hür müdür?
    çocukları depremde öldüren kim? Demek ki kötülükte ondan geliyo öyle mi?


    "Allaha sövme" düşüncesini Allah bende yarattığı için mi ben bunu düşündüm? ya da bu düşünceyi ben mi yoksa şeytan mı yarattı? yoksa kendi kendine mi meydana geldi bu düşünce?



    sen diyormusun: “insanların yaptığı kötülüklerde Allahın dilemesiyle olur.”

    *** yüzde kaç etkili Allahın iradesi senin yaptıklarında?
    *** Allah ne yapacağını sen yapmadan önce mi dilemişti? Son peygamber hür irademiz yok dedi inanmazsan kader hadislerine bak

    *** zulmü yaratan allah mı? evet dersen o halde allah zalim olmuyor mu? Son peygamber hür irademiz yok dedi inanmazsan kader hadislerine bak

    Kafirlik kader mi? A Son peygamber hür irademiz yok dedi inanmazsan kader hadislerine bak

    allah bizim hareketlerimizi ezeldemi takdir etti?

    *** Allah neyi tercih edeceğimizi de ezelde mi (ezeli olarak) irade etmişti

    Allah (yaratıklarının) kendisine itaat etmeden önce, itaat edecek olmalarını ve O'na isyan etmeden önce isyan edecek olmalarını irade etmiş miydi? Bu soruya “hayır” derseniz, Allah’ın iradesinin ezeli olduğunu reddetttiniz demektir.

    Kadere hayrın ve şerrin (kötülük) Allah’tan geldiğine inanıyor musunuz? Zina yapmak şer midir? Zina yapmak Allah’tan mıdır? Hani, hayır ve şer Allah’tandı ya. .

    - Allah günahların işlenmesini diler mi? Günahlar işleniyor mu? O halde dünyada Allah’ın dilemesinin, iradesinin dışında bir şey mi oluyor?

    81/29 Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe sizler bir şey dileyemezsiniz.( Kuranda tekvir suresi 29 uncu ayet bu)


    16 / 93 allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir, yaptığınız işlerden sorumlu tutulacaksınız. ( kuranda nahl suresi 93 üncü ayet bu, bak hem saptırıyo hem de sorumlu tutuyo ya,


    7/179 And olsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık…. ( kuranda araf suresi 179 uncu ayet bu,


    2/7 Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de perde vardır ve büyük azap onlar içindir. ( kuranda bakara suresi 7 inci ayet bu, bak onları hem mühürlüyo hem de onlara iman etmeyi emrediyo,


    17/46 (Kuran'ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. (kuranda isra suresi 46 ıncı ayet bu, kuranı anlamasınlar diye kalplerinin mühürlendiği söyleniyo ya, hem de onlara kurana inanmaları emrediliyo değil mi,

    Resulullah dedi ki: “Hayrı (iyilik) ve şerri (kötülük) ile kadere iman etmeyen kimseyi Allah ateşte yakar. (Ahmed bin hanbel)

    Peygamberimiz dedi ki: Biriniz kaderin hayrına da, şerrine de iman etmedikçe iman etmiş olmaz. Başına gelecek olanın mutlaka geleceğini, başına gelmemesi mukadder olanın da mutlaka gelmeyeceğini bilmedikçe (iman etmiş sayılmaz). (Tirmizi)

    Peygamberimiz dedi ki: “Allah gökleri ve yeri yaratmadan ellibin yıl önce, Arşı su üzerindeyken yaratıkların kaderlerini yazmıştır. (Tirmizi, Müslim)

    Peygamberimiz dedi ki: ”Kul yetmiş sene cennetliğin ameli gibi amel eder. Hatta herkes onun cennetlik olduğunu söyler. Öyle ki aralarında manen bir karış mesafe kalmaz. Sonra mukadderatı galebe çalar da cehennem ehlinin işini yapar ve cehenneme girer. (Buhari, Müslim)

    Peygamberimiz dedi ki: “Said ( cennetlik) annesinin karnında said olandır, bedbaht (cehennemlik)da annesinin karnında bedbaht ve şaki olandır” (Müslim)

    Ömer “Ya Resulullah buna göre şimdi biz olmuş bitmiş, hükmü verilmiş bir şeye göre mi amel ediyoruz (çabalıyoruz), yoksa henüz hükmü verilmemiş bir şeye göre mi amel ediyoruz? Bunun üzerine Hz. Peygamber de “(Yazılıp) bitirilmiş bir şeye göre ey Ömer. Kalemler (onu yazıp) kurumuş, kaderler onunla cereyan etmiş (ona göre meydana gelmiş). Fakat her insana yaratıldığı şey kolaylaştırılır. (Müslim)

    Peygamberimiz dedi ki: : “(Kader) kalemi, kıyamete kadar olacak şeyleri yazıp kurumuştur (bitirmiştir)“ (Buhari)

    Peygamberimiz dedi ki: : “Allah var iken hiçbir şey yoktu. Daha sonra O, Levhi yarattı ve kıyamete kadar gelecek olan bütün mahlukatın hallerini ona kaydetti” (Buhari)

    “Müzeyne veya Cüheyne kabilesinden bir adam sordu: “Ey Allah’ın Resulü, hangi işi yapıyoruz, olup bitmiş (levh-i mahfuza kaydı geçmi&#351 bir işi mi yoksa (henüz levh-i mahfuza geçmemi&#351 şu anda yeni başlanacak olan bir işi mi? Resulullah: “Olup biten işi” dedi. Adam - veya cemaatten biri - yine sordu: “Öyleyse niye çalışılsın ki?” Hz. Peygamber şu açıklamada bulundu: ”Cennet ehli olanlara cennetliklerin ameli müyesser (kolaylaştırmak) kılınır, ateş ehli olanlara da cehennemliklerin ameli müyesser kılınır” (Ebu Davud)

    İman, küfür, saptırma, mühürleme: Bakara 6,7, 21 , Araf 100, 158, 178,179, 186, En’am 107,109,110,111,148, Tevbe 55, 85, Yunus 100, Yusuf 101, İbrahim 35, Kehf 29, Taha 79, 85, Mülk 2, Zariyat 56, Nahl 93, Kasas 56, 64,68, Zümer 36,37, 41, Hacc 16, Tin 7, Muhammed 24 ; Son peygamber hür irademiz yok dedi
    *** Resulullah dedi ki: “Allah’ın dilediği oldu, dilemediği olmadı.” (Ebu Davud)

    Peygamberimiz dedi ki: "Kul, hayrıyla (iyilik), şerriyle(kötülük) kadere inanmadıkça, kendine (hayır ve şerden) isabet edecek şeyi atlatamayacağını, (hayır ve şerden) kaçacak olan şeyi de yakalayamayacağını bilmedikçe iman etmiş olmaz."
    (Tirmizi)

    Aişe anlatıyor: "Bir çocuk ölmüştü. Ben: "Ne mutlu ona! Cennet kuşlarından bir kuş oldu!" dedim. Peygamber "Sen Allah'ın cenneti de cehennemi de yarattığını, beriki için de öteki için de ahali yarattığını bilmiyor musun?" dedi. (Müslim)

    Allah bizim ne yapacağımızı önceden biliyosa hiç böyle imtihan olur mu ya? zorla günah işlettiriyo işte.

    Allah olacak olaylar için önceden bildiği gibi mi diledi yoksa bildiğinin dışında olmasını mı diledi? Bildiği gibi dilediyse senin burda benimle yazışmanı dilemiş olmadı mı? Sen allahın dilediği olayın olmasını engelleyebilir misin acaba? Hayır dersen şu an engelleyemeyeceğin bir işi miyapıyorsun acaba? Özgür iraden yok yani.
    bilgi için ara kursatotcu
     
  2. Re: irade özgür mü

    rızık allahtandır.içki içmek bir rızık değil bi davranıştır...
    içki rızıktır ve haram olarak içilmemesi istenen bi içecektir.içersen kendi iradenle içersin.
    allah isterse seni içkiden soğutur.isterse içkiye yakınlaştırır sen bunu zaman içindeki hayat kesitlerinde karşına çıkan şeylerde görürsün...
    allah istedi ben de içtim demek: düz mantık, aciz düşünce :arrow: sıfır

    bunlar da insanın kendi iradesiyle yaptığı şeylerdir genel anlamda düşünürsen de "allah ne isterse o olur" cümlesini buraya koyarsan hay allah derim ben de sana... düz mantık, aciz düşünce :arrow: sıfır

    düz mantık, aciz düşünce :arrow: sıfır

    evet dua ediyorum allahtan destek güç almak için dua ediyorum hayatta yardımcı olması için dua ediyorum.beni saptırma diyorum saptıran şeytansa :wink: şeytan da allahın yarattığı kötülüktür... burda söz konusu olan allahın seni saptırması değil allahın seni saptırmamak istememesidir...bu da dua etmediğin için olabiler...

    evet bildin... :wink:

    zaman her zaman yoktur insanlar için zaman yaratılmıştır ve insan öldüğünde zamandan dışarı çıkar...
    sonsuzluk kavramı da zamansızlıktan ileri gelir...

    insan hürdür ve allahın bildiği bir kaderi vardır...
    çocukları depremde öldüren allahtır ama çocukların depremde ölmesine "kötü" demek doğru mudur acaba...yoksa ölümün kötü olduğunu sadece yaşayanlar mı düşünür... :wink:

    şeytan seni kendine çekmek isteyen kötü düşüncenin ismidir.
    düşünceni sen yarattın, ama nasıl senin ayağın senin istemediğin bir yere gidemediyse sen de allahın istemediği bir şeyi düşünemedin...allah sana izin verdiği için düşündün, bu da özgür iradedir...

    dedim işte tekrar sormana gerek yok...her şeyi düşünebilmen için izin verilmiş ki bunları da düşünebiliyorsun...

    beyinle yürüyen ayak ilgisi kadar...

    ben yapmadan önce dilemek :wink: yok öyle değil o karıştırdın sen... ben hadisleri okumuyorum sadece kuranı okuyorum...hadislerde yazanların çoğuna insan düşünceleri karışmıştır bana göre hangisinin gerçek hangisinin yalan olduğunu bilemezsin...hepsi gerçek hepsi yalan da diyemezsin, ben tereddüte düşmemek için hadislerden çok kurana bakıyorum...
    hür irademizin olmaması da allahtan ayrılamayız gibi bi anlama gelir...tek ve gerçek irade allahın iradesidir, ama insan davranışlarıyla bunu karıştırmayın allah sana her şeyi düşünebilmen için izin verir...

    düz mantık :arrow: sıfır

    yok olmuyor, sana izin veriliyo istediğini yap diye, tekrarlayıp durduk :D

    evet o dilemedikçe biz dileyemeyiz, bu demektir ki allah dilemeseydi siz dileyemezdiniz,allahın irade gücünü insana bildirme amaçlı bir ayettir, başka bişey değil...

    16 / 93 allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir, yaptığınız işlerden sorumlu tutulacaksınız. ( kuranda nahl suresi 93 üncü ayet bu, bak hem saptırıyo hem de sorumlu tutuyo ya,

    burda allahın dilediği insan olmama fırsatı senin elinde...
    yaptığımız işlerden sorumlu tutulacağız evet, zaten aksi çok mantıksız olurdu... :idea:

    allah insanın geleceğini bilir...sen bilmezsin... (sen dediğim: insan)

    sen de bu perdeli gözlülerdensin anlaşılan...
    benim gözümü perdelememiş çünkü ben ona inanmıştım diyebilirim sana...sen istersen o perdeyi kaldırabilirsin senin istemen de allahın istemesidir...

    "kuranı anlamamaları için onların kulaklarına ağırlık koyarız" şeklinde...
    hz. muhammed kuran okurkenonu dinlemekten vazgeçen insanlar için indirilmiş bi ayet...onlar lkuranı dinlemek istemezler bu yüzden allah onların kulaklarını sağırlaştırır...

    allah senin ne yapacağını önceden bilir, zaten bunu bilmeseydi bunda bi anlam araman gerekirdi, her şeyi bilen her şeyi kapsayan bi allahtan bahsediyoruz...
    yaratmanın amacı imtihan değildir, imtihan insanın amacıdır...

    düz mantık :arrow: sıfır
     
  3. helal sıkılmadan yorulmadan hepsını yorumlamışsın :wink:
     
  4. düz mantık :arrow: sıfır :D şaka şaka...
     
  5. çok güzek cevaplar vermişin geissler
    herkezin aklında bir çok şüphe kalıcaktı
    cevaplarınla bizleri bilgilendirdin
    çok sağolllllllllllllllllllllllllll
     

  6. saka demek cok alınmıstım bende.herneyse gercekten bazen forumlara mesaj yazmak zaman kaybı gıbı gelıyo bana.kı sen uzun uzadıya yazmıssın bravo geissler :)
     
  7. ayna

    ayna

    96
    0
    300
    Çok güzel cevaplar.Beyin ayak benzetmesi çok açıklayıcı.Allah razı olsun:)Mevlana dan bir çevirinin çevirisini eklemek isterim;sanırım fransızcadan çeviriydi:
    Kalbinde yeşermeye başladı mı Tanrı sevgisi
    Bil ki sevmeye başlamıştır Tanrı seni
     
  8. Ya sorular biraz düz mantık ama bence cevaplar da biraz yetersiz kalmış.
    Yalnız soruyu soranın uslubu da ciddice cevap verme isteğini ortadan kaldırıyor. Çünkü kendisi hiç düşünmemiş cevabı, hemen soru olarak yöneltiyor. Oysa bu konularda düşünmede belirli yol katetmeyen birine ne anlatsan da mantıksız gelecektir.
    Bir de bu soruların çoğu islam hakkında bilgi eksiği olan biri tarafından sorulmuş. Çünkü islamdaki bir çok hüküm zaten cevabı veriyor...
    Mesela Allah'a beni yoldan çıkarma diye niye dua edilir?
    Bunun cevabı çok basit. Allah bizim isteklerimiz(irademiz) doğrultusunda bize yaşantımızı yazar. Sen inançlı bir insan olarak yaşamak istiyorsan sana böyle bir hayat verir.(kişnini içinde bu istek tevazu ile birlikte var ise, samimi ise) Ve bu isteği, "duayla sözlü bir biçimde belirtmek", pekiştirir ve bu şekilde dua kişiyi Allah'a karşı yakınlaştırdığı gibi samimi bir şekilde inançlı olmayı istediğini gösterir. (Duanın önemi budur. Yoksa içteki istek de tabii kaderde etkilidir) Fakat sen dünyadaki zevkleri daha cazip görür, doğru yolda olmaya dair pek bir isteklilik göstermek işine gelmezse sana da tam tersini verir. Sen günahların çoğunlukta olduğu bir yaşantı yaşarsın.
    Yani bu soruyu soran kişinin kader konusunda hiçbir kitap okumadığı, islam konusunda yeterli bilgisi olmadığı açıktır. Bu yüzden direkt olarak özgür irade var mıdır diye sorması, bir konuda bilgisiz bir şekilde fikir sahibi olduğunu gösterir...
     
  9. İrade özgürdür. Yukarıdaki bütün soruların cevaplarını tek tek yazacak vaktim olmadığı için kusuruma bakmayın, fakat evet, irade özgürdür; çünkü 'Tanrı' diye tanımladığımız varlık müdahaleci bir varlık değildir.
     
  10. kendi fikrimce bir açıklama yapacağım. irade özgürdür, fakat cüzi irade sınırlanmış bir ana kadar. yani belirli bir andan sonra cüzi irade artık külli iradeye tabi olur. be bence şu demektir, sadece herşeyin önceden bilinmesidir. bu da dini açıdan şu anlama gelir. -canınız sıkıldı farkındayım ama yazmam gerekiyor- levhi mahfuz da ezelde ve ebedde olacak herşey önceden yazılmıştır. (NE KADAR KAFA KURCALAYICI DEÐİL Mİ?)

    (şimdi "yine başladın saçma sapan din bilgilerinle bizi sıkma hadi naş naş güzelim" diyecekler ama kader konusu işte bu yüzden karmakarışıktır sevgili cemişkezekliler.)
     
  11. ne yapmaya çalışığını anlamıyorum.ama yok yok sanırım anladım.dini bilgilerinle hayatta başarılar
     
  12. belki doğru biliyorumdur -hani kitap okuyoruz ya- diye bildiklerimi insanlarla paylaşıyorum. dinsiz insanlar çok olduğu içinde tepki alıyorum ve gerikafalı damgası yiyorum.

    benim dini bilgimi -belki eksik, belki tam- sorgulayacağına yazdığım görüşlere cevaben birşeyler yazsan gam yemeyeceğim....

    artık ben de senin ve senin gibilerin ne yapmaya çalıştığını anladım:D
     
  13. levhi mahfuz kelimesinin anlamını bilmemizi nasıl bekliyorsun?bana ne hakla dinsiz diyorsun?ben bir deistim ve-tanrının dünyayı yaratıp braktığını ve,olnlara karışmadığına inanıyorum.çünkü özgür irade diye birşey var.
     
  14. özür dilerim. istersen aşağıdaki linki okuyabilirsin. hoş, saçma gelecektir ama yine de okumanı isterim.

    levhi mahfuz : kader levhası..yani; nasılki, insanda kuvve-i hafıza var bütün hayat macerası orada kayıtlıdır..öylede büyük bir insan mahiyetindeki aleminde bütün bilgilerinin kayıtlı olduğu ilahi bir levhadır... kaderin ta kendisi de diyebiliriz...

    Olmuşların ve olacakların, zamandaki bütün anların ve mekândaki bütün varlıkların, kısacası, her şeyin yazılı bulunduğu bir 'levha'dır bu âlem. İlâhî ilmin aynası, kaderin defteri, kâinatın programıdır.

    Bilgilerin korunduğu bu âlemin insandaki küçük örneği, 'hafıza'dır. Şehadet âleminde mercimek kadar küçük bir et sembolüyle temsil edilen hafıza, başımızdan geçen olayları, gördüğümüz yerleri, tanıdığımız insanları, duyduğumuz ses­leri, tattığımız tatları hayatımız boyunca edindiğimiz bütün intibaları, öğrendiğimiz bütün bilgileri içine alır, ama yine de dolmaz. Dağlar, denizler, ovalar, gökyüzü, yıldızlar, büyük küçük her şey on­dadır.

    Bütün bu işler, o mercimek küçüklüğündeki et parçasının marifeti olabilir mi hiç!

    Hafıza, zekânın hazinesi, tefekkürün serma­yesi, benliğimizin tarihidir. Ruhumuza takılan en değerli cihazlardan biri­dir. Hafızasız bir zekâ işimize yaramaz. Çünkü biz, eskiden öğrendiklerimize dayanarak düşünürüz.

    Hafızanın bir de ebedî hayatımıza bakan yönü vardır. Hafıza, bir senet, bir vesika, bir belgedir. Ahiretteki muhasebe vaktinde, dünyada işlediğimiz se­vapları ve günahları göstererek bize şahitlik eder.

    'Levhi Mahfuz'un küçük bir misalidir bize verilen. Nasıl kâinattaki bütün olaylar o büyük hafızada yazılıysa, öyle de insanın başından geçenler de bu küçük levhada yazılıdır.

    Her iki 'levha'da da Rabbimizin 'Hafîz' ismi te­celli eder. "


    http://www.dinvekitap.com/Kaza_Ve_Kader/Kaza_Ve_Kader.asp

    http://www.maddeninardindakisir.com/sonsuzluk/sonsuzlugukavramak.htm (vallahi de billahi de bu harun yahya yı sevmiyorum, ama yine de okuyacağım bu yazıyı, ilk defa)
     
  15. teşekkürler
     
  16. Yok oyle bisey. Ben dua etmeden de kendi iradesiyle DOGRU yolu bulan, IYI seyler yapan, IYI insanlar taniyorum. Gunah falan yok hayatlarinda. Tanri'niz belli ki kafasina gore istedigine gunah, istedigine sevap dolu bir yasam veriyor. O cok dua edip de saman altindan cevirmedigi pislik kalmayan insanlarin 'kusursuz' hayatlarinda oldugu gibi :!:
     
  17. oceanıdes ıyı hos soluosunda devamlı tanrı nız kelımesın sarfetmesen bu benı rahatsız edıyo.tamam ıstedığını yazarsın ama tanrı nız demen cok da doğru deıl ınamasan bıle tanrı de daha ıyı ya :?:
     
  18. Aton

    Aton

    79
    0
    300
    İlginç düşünceler silsilesi. İnsanoğlu bundan 1 ya da 2 milyon yıl önce düşünmeye başlamış. Düşünmek nedir? Aslında hayvanlar da düşünür yoksa asla avlanmayı öğrenemezler. Yaşadıkları olayları hafızalarında nesnelleştirerek belli olaylara karşın belli davranış kalıpları geliştirmişlerdir.

    Bir süreliğine tümden gelimsel mantığı bir yana bırakıp öyle düşünelim. İnsan aklı her ne kadar gerçeğin kendisini yani nasıl olup da bir takım olayların karmaşıklığının şaşmaz biçimde hangi formüle göre işlediğini bilmese de, diğer canlıların aksine bahsetmiş olduğu bu formülleri yaratma yeteneğine sahiptir. Yani hafızası çok geniştir ve sadece olayları anlık olarak değil zaman içindeki sırasını da aklında tutabilen bir türdür. Oysa güdü dediğimiz olguda bu yetenek çok kısıtlıdır yani olay olmadan olacağını öngörebilme ve o duruma göre davranış geliştirebilme hali.

    Şimdi çok daha gelişmiş olan insan denen memeli hayvanın farklılıklarına bir bakalım. Yaşadığı uygarlık dışında insanın dış görünüşünü de saymazsak (tüm canlılar birbirinden farklıdır) aslında ne kan dizgesinde ne de organlarının işlevlerinde diğer memelilerden farklı değildir. Bir at ya da eşek, maymun,kedi vb. nasıl ürüyorsa insan da aynı şekilde ürer ve gelişir.

    Fakat insan bu farklı düşüncelerine rağmen, kurgusal aklı doğanın kendi içindeki karmaşıklığını anlayabilecek düzeyde değildir. Buradan da tüm tarih boyunca var olmuş Tanrısal düşünceler doğmuştur. Çünkü anlamadığı bir durumla karşı karşıyadır ve hayatı boyu tam anlamıyla bilemeyeceği tek şey doğadaki bu karmaşıklığın mükemmelliği olacaktır.

    Ancak birdenbire bir gariplik baş gösterir. Çünkü aslında tamamıyla geleceği kendi kontrolünde değildir. Oysa insanlık tam kontrol arzulamaktadır. Bu mümkün değildir fakat insan zekası her şeye çare bulacağı konusunda oldukça kibirli olabilir ve asla hayır ı kabul etmez. O nedenle de aslında evrendeki bir noktada yalnız başına dolanan gezegenin içinde varolduğuna bile inanmamayı seçerek bu inançsızlık durumuna 'inanç' adını verir. Yani birisi ya da bir varlık onu bu noktaya yerleştirmiş olmalıdır. Aslında bu mantığıyla insan kendi yaşadığı hayata bağımlı olduğunu ve çoğunlukla nesnel düşünmeyi reddettiğini de ifade etmektedir.

    Öyle ki, aslında sadece kendi hayatının parçası olan ve evrende hiç bir şekilde örneği olmayan kendi yarattığı sisteme tapınma davranışı geliştirir. Bir yaprağın nasıl oluştuğunu anlamadığından ya da formülize edemediğinden onu yaratan bir yaratıcı icat eder. Pagan kültüründen beri kendi verdiği anlamlara ve onları sembolize eden putlara tapınmasının son şekli ise yüce tek yaratıcı dediği en büyük ve soyut Cosmic Put dur.

    Evreni tam anlamı ile çözemeyeceğinden, açıklanamayan olguları onun ispatı olarak var sayar. Bu bir bakıma yetim bir çocuğun babasını yaşıyor var sayması gibidir. Ancak insan neden yetim kalmış olabilir kaybetmiş olduğu nedir?

    Burada batı düşüncesindeki ilk günah kavramına dikkati çekebiliriz. Bunun çeşitli şekilleri vardır. Yasak elmayı yemek, bilgi ağacının meyvesini yemek, cennetten kovuluş ve ölüm kavramları burada iç içedir.

    İnsanın cennetten kovuluş hikayesinde dikkatin her zaman yılana (fallik sembol) cinselliğe utanca çekildiğini görürüz. İnsan bildiği için ya da utandığı için fark edilip cezalandırılmıştır inançlara göre. Buradaki olgunun iki yönü vardır.

    Birincisi cinsel utanç gerçekten de baskı ve onun yaratmış olduğu saldırganlık unsurlarıyla her türlü suça eğilimi ve zorunlu yasaları dolayısıyla karşılık olarak acımasız cezaları doğurmuştur. Artık doğasında var olduğu biçimiyle güdülerini doyuramamaktadır ve acı çekmektedir. Şeytanın yılan biçiminde kendini göstermesi erkek ve kadın cinselliği arasında oluşmuş kaygılı ve korkuya dayalı cinsel saldırganlığının ve mutsuzluğunu yaratan kandırılmışlığın simgesidir.

    İkincil olarak ise bilgi ağacı vasıtasıyla doğayı anlamış olduğunu var saymış, dolayısıyla hareket halindeki evreni kendi zihniyle sınırlandırmış olması nedeniyle yargıçlığı üstlenmiştir. Yani bilgisine dayalı olan bu semboller onun orada verilen örnektekinin tam tersini ifade eden doğa- ötesi düşüncesinin sembolüdür. Bilgi denilen şey insanın doğayı ve kendi doğasını dışlamasıdır.

    Bu iki toplumsal büyük değişim, insanın yerleşik hayata geçmesinden kısa süre sonra nedenini bilmediği felaketler dolayısıyla bir inanç halini alarak toplumsal birlikteliğini perçinlemiştir.

    Ancak insanın asıl sorunu doğayı algılamadaki yeteneksizlikte ısrar etmeyi sürdürmesidir. Her ne kadar bilim gün geçtikçe elde ettiği bulgular vasıtasıyla insanlığa 'sadece kurguladığımız kadarına sahibiz ve anlayamadığımız şeylerin miktarı ve boyutu her yeni keşifte bir o kadar artmaktadır' desede sıradan kaygılı insanlardan oluşan çoğunluk bir çoban aramayı sürdürmektedir.

    Öyleki aslında tamamen evrenin doğasına has olan şekillerde bütünlüğünü koruyan yasalar sadece insanlığın hayatını ilgilendiren kısımdır. Örneğin doğada bir birleşme durumu mevcuttur ancak bunun şekli insanın alet yapma tekniğinden farklı yasaların sonucudur. İnsanın alet yapma yeteneği ise onun doğayı algılayıp kabaca birleştirmeyi hafızasında canlandırabilmesinin sonucudur. Yani düşünce ve YARATICILIK denilen olgu aslında olguları ve olayları belli bir hedefe yönelik olarak kabaca yöneltebilme yeteneğidir. Örneğin ağaç dallarını ve hayvan kıllarını kullanarak bir ok ve yay yapması gibi.

    İnsanın yazılı tarihi oluşunca öğrendiği her şeyi yiyecekleri gibi saklamayı da öğrenmesini sağlamış, böylece alet yapmakta sınır tanımamıştır. Ancak halen şaşkınlığı devam etmekte olan bir tür olmayı da sürdürmektedir. Örneğin alet yapabilme yeteneği ve bunun gelişimi sadece ona özgü olmasına rağmen, sonsuz evrenin yapılmış bir alet olabileceğini düşünür. Kendisi bir şeyleri kabaca birleştirdiğinden doğayı tam anlamıyla tasvir edemememiş olmasına rağmen bu kaba mantığıyla evrenin yaratıcısı ve yapıcısı Put unu yaratıp tek gerçekliğin bu olduğunda ısrar eder. Dahası bunun kanıtı için de yine sadece kendinin yapmış olduğu aletleri örnek gösterme yoluyla geri kalan her şeyi anlamakta zorluk çektiği tesadüfün imkansızlığına bağlar.

    Doğada insanın eylemleri için ona özel olarak ortaya çıkmış doğa yasaları mevcut değildir insan sadece ilişkileri yaratıp kendi hayatını kurgulayabilir. Örneğin metaller bir araya gelip bir arabaya dönüşmezler ancak doğadaki hiç bir şey de insanın yarattığı kurallara bağlı oluşmadığından mükemmel dediğimiz şekilde işler ve ne kabadırlar ne de onun yaptıkları gibi değişmezdirler. Bu nedenle de insanoğlu aslında inançlarını yarattığını iddia ettiği peygamberlerine de karşı koyma yoluyla bu hatasını sürdürmekte inatçıdır. Öyle ki peygamberleri yaşadıkları dönem içinde zamanın dini yapısına,kurumlarına,kesin olarak zorla kabul ettirilen dogmalara, ve kendini insanüstü ilan etmiş sözde hükümdarlara karşı savaşmış olsa da yıktıkları Put lar yerini çok daha etkin olan artık sembolleştirilmenin zihinlerde gerçekleştiği soyut ve reddedilemez tek bir Put halini almıştır. Bu nedenle de bir ot bile yaratamayan insan zihni tasarımı tüm evreni 'Her Şey' kavramının içine sığdırmasının gerçek olduğunu var sayarak onu bir kutu gibi düşünerek kapatır ve tüm varoluşunu bir Put un iradesine bağlar.

    İşte bu irade insanın kendi iradesidir ve yanılsamanın gerçek olduğunu varsayma yoluyla insan her zaman her şeyi kendi zihninde mümkün kılabilir.

    Ancak özgürlüğe ulaşabilmesi için bu iradeyi kendi kıyametine değil yaktığı ve kirlettiği tek cenneti olan Dünyayı yani gerçek annesini ve dolayısıyla onun bağlı olduğu doğayı anlamaya tekrar geri dönmesi halinde mümkündür.

    Çünkü artık tüm Put ların yıkılma ve ataların hatalarının devam ettirilip yeryüzünü yok etmeye son verilmesinin vaktidir. Bunu gerçekleştirecek iradeye sahip olamazsa kendinden önceki zor şartlarda yok olmuş diğer türler gibi; üstün zekasına rağmen hastalığı doğasının dışına çıkması nedeniyle geri dönüşsüz bir yıkım halini alacaktır. Bu tüm diğer popülasyonlarda olduğu gibi doğanın dayattığı değişime uyum niteliğinin bir sonucudur ve enerjisini yitirenler kendi kendini imha edeceklerdir.

    Dünya ise belki 100 belki 500 milyon yıl sonra yedekte tuttuğu bir çok varyasyonuyla varlığını sürdürecektir. Bugünkü insanın torunları ve tanrılarıyla birlikte ya da onlar olmadan. Bunun iradesine sahip olan ise insan zekasında ve doğayı algılama biçiminin seçiminde saklıdır.

    Kendi kibiri mi, yoksa gerçekte ne olduğunun bilinci mi.

    Aton
     
  19. sana bir şey soriyim hemen insan kendi eliyle yarattığı puta neden tapar bunun cevabını verebilir misin...
     
  20. Aton

    Aton

    79
    0
    300
    Açıklamayı yukarıda yaptım. Anlamamışsın geri sarıyorsun. İnanç anlamamasının sonucu olan zihinsel tembelliğidir. İnananların hiçbiri aslında hiç bir şeye inanmazlar. Hiç kimse altın ineğin yaratıcılığına inanmaz. Sadece boyun eğer. Put a tapmakla Allah a inanmak aynı şeydir sadece Put değişir dedim zaten. Allah ı da insan kendi zihniyle yaratır o da bir Put dur.
     

Bu Sayfayı Paylaş