Fuzûlî

'Forum Meydanı' forumunda geissler tarafından 1 Nisan 2007 tarihinde açılan konu

  1. [​IMG]


    Mehmed bin Süleyman, Fuzûlî (Kerbela, 1480-90? - Kerbela-Bağdat, 1556) En tanınmış Türk divan şairidir. Asıl adı Mehmet bin Süleyman'dır. Öğrenimi hakkında kesin bir bilgi olmayıp, eserlerinden islami bilimler ve dil alanında çok iyi bir eğitim aldığı anlaşılmaktadır.Türkçe divanının önsözünde şiirin özünü sevgi, temelini bilim oluşturur demektedir. "Bilimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir" der.

    Türkçe divanındaki şiirlerini Azeri lehçesinde yazmıştır. Aynı zamanda Arapça ve Farça divanlarından bu dilleri de çok iyi bildiği anlaşılmaktadır. Eserlerinde kullandığı dil dönemindeki divan şairlerine göre daha sade, anlaşılır bir Türkçedir. Halk deyişlerinden bolca yararlanmıştır.

    Bedensel zevklerden ziyade tasavvufi bir aşk, ehlibeyte duyulan özlem, ayrılık acısı şiirlerinin konusunu teşkil etmiştir. Duygu ve düşüncelerini çok içten ve lirik bir şekilde ifade etmeyi kolayca başarmıştır. Bu açıdan bakıldığında Türk şiirinde karşılaştırılabileceği tek şair Yunus Emre'dir. Leyla ve Mecnun mesnevisi aynı konuda yazılmış (Arapça ve Farsça dahil) en iyi mesnevilerden biridir.
    İran şiirinden Hafız, Türk şiirinden ise Nesimi ve Nevai çizgisini en başarılı şekilde kemale erdirmiştir. Kendisinden sonra gelen bütün divan şairlerini etkilemiştir.

    Çokça zikredilen beyitlerinden bazıları şunlardır:


    Aşk imiş her ne var alemde / İlim bir kil ü kal imiş
    Mende Mecnundan füzun aşıklık isti'dadı var / Aşık-ı sadık menem Mecnunun ancak adı var
    Hasılım yoh ser-i küyunda beladan gayrı / Garazım yoh reh-i aşkında fenadan gayrı
    Eyle sermestem ki idrak etmezem dünya nedir / Men kimem saki olan kimdir mey ü sahba nedir
    Dest busi arzusıyle ger ölsem dustlar / Kuze eylen toprağım sunun anınla yare su
    Ya rab bela-yı aşk ile kıl müptela meni / Bir dem bela-yı aşktan etme cüda meni
     
  2. Yümn-i na'tünden güher olmış Fuzûlî sözleri
    Ebr-i nîsândan dönen tek lü'lü şeh-vâra su

    (Seni övmenin bereketinden dolayı Fuzûlî'nin alelâde
    sözleri, nisan bulutundan düşüp iri inciye dönen su
    damlası gibi birer inci olmuştur.)

    Beğenilmez mi :)
     
  3. beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
    felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı
    kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
    niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı

    bitirir insanı..
     
  4. Su Kasidesi Hz. Peygamber Fahri Kainat Efendimiz'e (s.a.v) yazılmıştır. Bence Türk şiirinde zirvedir kendisi. Çok beğendiğim bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. Yazının tamamı aşağıdaki linkte:

    http://www.ogretmenforum.net/fuzuli_prof_dr_abdulkadir_karahan-t490.0.html

    “İlm kesbiyle paye-i rıf’at arzû-yı muhalmiş ancak
    Aşk imiş her ne var alemde ilm bir kıyl u kal imiş ancak”

    beytinde şair aşktan yola çıkarak burada Hz.İsa’ya telmihte bulunuyor.İlim ile Hz.İsa’nın tecerrüdSoyutlanmışmertebesine erişilmek muhal Ütopik bir arzudur. O her mertebeye ancak aşk ile erişilir.Edebiyatımızda Hz.İsa,tecerrüd,himmet ve safay-yı aşkın sembolüdür.Ulüvv ve rıf’at ile Hz.İsa ‘yı Kast ediyor.Hz.İsa hale madde halindedir. Mana haline dönüşmemiştir. Dördüncü gökte yani güneş feleğinde yaşıyor.Kıyamete yakın Hz.Muhammed’in dini üzerine “Mehdi” olarak yer yüzüne inecektir.
    Yine, “Aşk imiş her ne var alemde ilm bir kıyl u kal imiş ancak” mısraında Hz.Cebrail’in Hz.Muhammed’le Sidretü’l-münteha’ya kadar gelip ve orada Efendi’mize “benim haddim buraya kadar, bundan sonrasını geçmeye kalkarsam helak olurum.” demesine varıyor.Yani Cebrâil akıl, Hz.Muhammed de aşktır. İşte Fuzûlî aşkın ilimden ne kadar olduğunu vurgulamaya çalışıyor.Akılla bir yere kadar, ama aşk... Aşk öyle mi?Hayır.Aklın ulaşamadığı yere götürüyor insanı aşk..
     

Bu Sayfayı Paylaş