Coşkusal Veba: Kitle Ruhunun Denetimi

'Forum Meydanı' forumunda Aton tarafından 19 Nisan 2007 tarihinde açılan konu

  1. Aton

    Aton

    79
    0
    300
    COŞKUSAL VEBA:

    1. Teşhis ve betimleme

    Coşkusal veba kitlesel bir hastalıktır. Etkileri en az diğer hastalıklar kadar tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalıktır aynı zamanda. Bu hastalığa yakalanmış kişiler acilen karantinaya alınıp iyileştirmeye çalışmak gerekir aksi taktirde toplum için çok büyük tehditler oluştururlar hatta tüm uygarlığın yok olmasına neden olabilirler.

    Bu hastalığa sahip insanlar dışardan bakıldığında normal görünürler yüzlerindeki kronikleşmiş tiksinti ifadesi dışında. Hangi din e ya da düşünceye sahip olduklarının hiç bir önemi yoktur bu sadece bir dış görünüş veya savunmadır. Çünkü aslında bu kişiler tüm duygularını yitirmiş ve sürekli bir intikam arzusu ile yanıp tutuşan aşırı derecede bastırılmış cinsel saldırganlığa sahip yıkıcı insanlardan oluşurlar. Üretken insanlardan nefret eder doğal ahlak ilkeleri yerine eziyet ve kendini kırbaçlama gibi garip yollar vasıtasıyla haz duyumunun yüzeysel biçimi olan gizli kapaklı cinsel ve sosyal ilişkiler içinde kendilerini gösterebilirler. Gerçek olan her şeyden ölesiye bir korku duyar, özgürlüğe kavuşturulduklarında zincirlerini özleyerek !!!eyvah!! diye bağırırlar. Bir kadın ile pornografilk düşler kurmadan yatamaz, yan yana duramazlar. Aynı durum kadınlarda aşırı isterik davranışlar ve ahlak memurluğu olarak dışa vurur. Duyguları serbest bırakmak denilince tek anladıkları nefretlerini serbest bırakmaktır çünkü vücutlarında herhangi bir elektriklenme hissettiklerinde tüm benliklerini akıldışı bir ölüm korkusu sarar. Röntgenci ve ensest eğilimler gösterir ancak ahlaki baskı ve kronik suçluluk duyguları yüzünden sürekli olarak ahlak tan ve onurdan bahsetmek zorunda hissederler kendilerini. Tek düşündükleri dışarıdan nasıl göründükleridir ancak genellikle sanki bunu hiç umursamıyormuş gibi davranırlar. Ancak yüzlerine yansıyan genel çelebice ifadenin ve sözde iyimserliğin altında genellikle üretkenlik öncesi eziyetçi güdüler saklıdır herhangi bir yetkiye ya da serbestlik avantajına kavuştukları an tüm sapkınlıkları ortaya çıkar ve tüm toplumu linç e ya da esrikleşmiş duygularla gerçek ötesi bir savaşa sürükleyebilirler. Çünkü tüm modern insanlarda zaman zaman az ya da çok bu hastalığın etkileri mevcut olduğundan aniden bir coşkusal yıkımı ateşleyebilirler hep birlikte.

    Aile nin kutsallığından, ahlakın gerekliliğinden ve Din in zorunluluğundan yandaş olma nedenleri işlevsel değil, kendi sapkınlıklarının ürünüdür. Çünkü coşkusal veba hastası bir insan; bir canlının nedensiz yere oluşan sevgisine, güzel duyusal arzulara ve kendi kendini denetleyebileceğine akıl sır erdiremez ona göre var olmak bir eziyettir çünkü. Bu nedenle de coşkusal veba hastaları genellikle kendilerini bir parçası hissedebilecekleri kökten inançlara sıkı sıkıya bağlıdırlar çünkü öz düşüncelerinde kendilerini bir 'HİÇ' olarak hisseder kıpırdayan şeylerden tiksinirler. Korkularının anlamsızlığını kendilerine göstermeyi başaramazsanız hastalıkları ilerledikçe her şeyi yok etmek için içlerinde büyük bir arzu duyacaklardır. Mantık çerçevesinde konuşmak hiç bir işe yaramaz çünkü bastırdıkları duyumlar yerine kurdukları katı zırh bireysel değildir kişilikleri hezeyan dolu ve tutarsızdır. Binlerce yıllık cinsel baskı onların hastalık nedenidir ve artık baskıyı kaldırmak iyileşmelerine değil tamamıyla yıkımlarına yol açacaktır. Çünkü artık hiç bir cinsel haz alamaz, çaresizce ve öfke içinde bir an evvel biriken enerjilerini boşaltabilecek küçük oyunlar ve sapkınlıklar peşinde koşmayı adet edinmişlerdir. Doğal yollardan boşalma yetenekleri ölesiye korkuları yüzünden ortadan kalkmıştır. Orgazm yetenekleri en alt düzeydedir ve bu nedenle de bunu dengeleyebilecek üretkenlik öncesi ikinci dereceden eziyetçi güdüleri gelişmiştir.
    Eğer bir coşkusal veba hastası doktor olsaydı tek yapacağı şey mikroplara kızıp küfür etmek ve hastaları yakmak olurdu ve bu olmuştur.

    Coşkusal veba hastası Devlet adamı olduğunda toplumu organize edip, sorunların nedenlerini araştırarak çözmek yerine; ulusun ve ırkının üstünlüğünden sürekli dem vurup, farklı düşünenleri ve muhaliflerini kazığa oturtup ekonomiyi sürekli bir savaş çılgınlığına çevirmek olacak ve aynı hastalığa sahip benzerlerini yetkilerle donatmak olacaktır. Ve bu da olmuştur.

    Coşkusal veba hastası bir tarihçi ise ulusların veya Halk ların gelişim ve ilerlemesi yerine kendi ırkının farklı ve insanüstü olduğuna dair kanıtların peşinde koşup kendi ezikliğini dengeleyebilecek düşler peşinde ömrünü harcayacaktır.
    Bir coşkusal veba hastası için kadın çocuk doğurma ve zevk aleti, erkek ise savaş makinasıdır. Cinsellik ise pornografi demektir ve kimse bu konuda açıktan konuşmamalıdır çünkü aile kutsaldır.
    Coşkusal vebalının vatanseverliği de diğer özellikleri gibi çürüktür. Vatanını sevdiğini sürekli yineler ve bu sevgi nefret üzerine inşa edildiğinden diğer tüm uluslardan nefret edip onları küçümsemek üzerine kurulmuştur. Çünkü bu hastalığın sonucu olarak kişi kendini aciz ve işe yaramaz hissetmektedir ruhunun derinliklerinde. Vatansever coşkusal veba hastası, yurdunu ve içinde yaşayanları değil sadece devletinin ismi ile ilgilenir ve sembollerin anlamı yerine salt biçimlerini yücelterek tapınmayı seçer. Çünkü boyun eğmesine gerek olmadığı durumlarda bile denetleme ve boyun eğdirme zorunluluğu içinde yaşar başka hiç bir şey düşünemez.
    Gençlerin mutluluğu yerine ahlakın ve törelerin üstünlüğünü savunur. Çalışmak yerine bir örnek giyinip savaş sloganları atarak yurduna faydalı olduğunu düşünür çünkü kıpırtısızdır çalışamaz ve fikir yürütemez. Bu nedenle de nefretine obje olabilecek kişiler, topluluklar, inançlar, arar durur. Çünkü ölmek istemekte ancak bundan da korkmaktadır.

    Coşkusal veba hastası din adamı olduğunda inancın olumlu tarafı yerine sürekli korkutucu yönlerinden bahsetmeyi yeğler ve bununla ilgili örnekler üstüne uzmanlaşır. Çünkü ezikliği oranında önünde diz çökülmesini beklediğinden Tanrı rolüne soyunup tüm insanlığı nasıl cezalandırabileceği üzerine düşler kurmakla meşguldür zihni. Onun mutluluk anlayışı cinsel organları iğdiş edip bu dünyanın yok olması üzerine kuruludur çünkü ve bu yazıcılar toplumda gerçek dindarlardan çok daha fazla sayıdadır.

    Vebalı hasta mutlu olmaya çalışmaz aksine kendi mutsuzluğunu türlü yollar ile tüm topluma yaymaya uğraşır. Hiç bir şey bilmez ve öğrenmeye çalışmaz bunun yerine herkezin işine üstüne vazife olmadığı halde burnunu sokup olguları saptırır. Laboratuvarınıza girip size ahlak hakkında nutuklar çekerken bir yandan da afrodizyak ilaç olduğunu sandığı kimyasal ı aşırmaya çalışır. Kolundan tutup işinizi geciktirdiği için tutup dışarı atarsanız bu kez de sizi ahlak polisine şikayet edip sürekli suçlamalarla boğuşmak zorunda kalmanıza neden olur. Çünkü her şeyin en iyisini hiç bir şey yapmadığı ve bir faydası olmadığı halde o bilir.

    Vebalı kişi insanlar yerine karar vermekten ve yetki edinmekten hoşlanır. Çünkü sadece bu sayede akıldışı fikirlerini savunabileceği ve uygulamaya çalışacağı bir yer bulur. Durup dururken sizi dinsiz,vatan haini,ahlak düşmanı,sapık olarak niteleyebilir çünkü bunlar hakkında hiç bir fikri olmadığından bu işin polisliğine soyunarak faydalı olduğunu zanneder. Yetkiye susamış olduğundan farklı düşünen herkezi bu fikirlerinden dolayı lanetleyebilecek sözde uzmanlara dönüşürler.

    Uygar insan bir betimleme yaparsak üç ayrı kişiliği içinde barındırır. Eğer yüzeydeki sahte kişilik ile derinlerde unutulmuş çekirdeği arasında sürekli bir bağ varlığını koruyabilseydi bugün İnsan denen memeli hayvan toplumsal acı nedir bilmeyecekti. Ancak yön değiştirmiş savunma mekanizmaları dolayısıyla bu durum mümkün değildir. En derindeki çekirdek, kendiliğinden toplumsaldır. Yasalara ve cezalandırmalara gereksinimi yoktur çünkü tüm ihtiyaçlarını doğrudan karşılayabileceği yetenekler geliştirebilir. Ancak belli koşullar yeterli olmadığından bazı ihtiyaçların denetlenmesi savunma mekanizmalarını yaratmıştır. Açlğın her türü (yiyecek yada cinsellik) organizmada gerilim ve saldırganlık yaratır. Açlık giderilmediğinde ölüme yol açtığından tam anlamı ile denetlenemez ancak cinsellik pekala denetlenebilir. Binlerce yıllık kötü yönetim biçimleri ve savaşların yıprattığı insan zihni ikinci katmanı yani yıkıcı ve eziyetçi güdüleri yaratmıştır. Çünkü giderilmeyen güdüler kişilik zırhını delerken yön değiştirmiş ve nefret e dönüşmüştür. Zırh, kişilik yapısında ve vücut duruşunda kendini gösteren kaygılı denetimdir. İkinci katman ise yıkıcı olduğundan yasalar, inançlar ve ahlak vasıtası ile denetim altına alınmıştır. Ancak bunun vasıtası ile oluşmuş yüzeydeki son katman sağlam değildir nedenleri bilmez. Bu nedenle de yasaların yumuşatılması ya da özgürlük; toplumu mutluluk yerine yıkıma doğru sürükler genellikle. Çünkü derinlerdeki çekirdek ile bir bağıntı kalmadığından uygarlık maskesi düştüğünde ortaya ikinci dereceden eziyetçi güdülerin çıktığı ikinci katman çıkar. Bu da coşkusal veba dır. Sıradan insan 3. katman ile dünyaya bakar. Bazılarını akıldışı bulsa da topluma uyum sağlar ve yasalara uyar. Ancak bunu isteyerek değil zorunluluk yüzünden yapar. Bu nedenle yaratıcı değildir ve her zaman duygusal sorunları vardır. Ancak vebalı kişi her şeye ikinci katmandan bakar. Onun için tüm yaşam tahrik edici ve saldırgan denetlemeyen güdülerin dünyasıdır. O nedenle de uyumsuz ve saldırgan eziyetçi tepkilerinin altında ezildiğinden yıkıcıdır. Sabrı yoktur öğrenemez. Saldırganlığının sınırı yoktur ve her şeyi feda edebilir. Ölüme tapınır ve onurdan tek anladığı yaşamı yok etmektir. Kendinden üstün gördüğü için siyasetçileri büyük adam, yalanlarınıi gerçek hayat sanır ve karşıtlarını kurşuna dizer. Gerçek onu ilgilendirmez sloganlar ve savaşlar gerçektir. Kahraman olamaz ama onlara öykünüp sözde vatanını kurtarır. Mizah duygusu yoktur çünkü gülmek için aşağılanacak birisi gereklidir sadece onun için. O yüzden sözde vatanseverlik adı altında ince esprileri de hainlik sanır. Çünkü ulusal duygu anlayışı bayrak ve marş ile sınırlıdır asla onu bu yol da dahil tüm yöntemlerle sömürenlere ve yalancı politikacılara karşı çıkma cesareti yoktur. Onun yerine ucuz cinsel içerikli fıkralara erkek ya da kadın toplantılarında güldüğü halde toplum içinde ahlak zabıtası kesilip dünyayı kurtarır. Çünkü tek bildiği ebeveynlerinin ona aşıladığı korku vasıtası ile sözde avantajlı sandığı hiyerarşik konumunu korumaktır.

    Söylenecek daha çok şey var ancak bu gerçekler coşkusal veba hastalığının iyileşmesini tek başına sağlamaz olsa olsa düşmanlarınızı artırır. Çünkü bu insanlar aramızdadır ve zihinleri özgürleştirilmedikçe nefretleri hızla tüm insanlığa bulaşacaktır. Üstelik tanı ve tedavi politikacıların bir kısmı için kabus anlamına gelmekte ve unutturulmaya çalışılmaktadır sömürü olanakları ellerinden alınacağı için.

    Aton
     
  2. Aton

    Aton

    79
    0
    300
    savunma görüngüsü:

    2.COŞKUSAL VEBA: Çalışmak ve araştırmak yerine boş konuşup slogan atmayı iş edinmiş geleneksel düşünceler bütünü.

    Sevgi,çalışma ve bilgi canımızın kaynaklarıdır dolayısıyla yaşama onların yön vermesi gerekir.
    Wilhelm Reich

    Coşkusal veba kavramı, bizi binlerce yıldır etkileyen denetlenemeyen ve üzerinde sürekli konuşulan bir alana götürür. 'İnsanın doğal yapısı' denilen geniş ve karmaşık bir alana. Odalarından çıkıp halk ın arasına karışmaktan ödü kopan yüzeysel felsefecilerin,ozanların,yazarların,ruhbilimcilerin,siyasetçilerin de bir bakıma istemeye istemeye sürekli yinelediği 'işte insan doğası bu' dediği şey tıbbi anlamda Coşkusal Veba nın aynısıdır. O halde insan doğası kendine insan diyen memeli hayvanın tüm yaşam karşıtı, akıldışı niteliklerinin toplamıdır diyebiliriz. Eğer öyle ise bu durumun ayrımı nerededir nedir şu insan doğası?

    Bir bakım evi açan hekim, bir binayı yükseltmek isteyen mimar yada mühendis, bir araştırmayı yürüten bilim adamı, bir torna ustası, kılgısal ve kuramsal bilgilerini kanıtlamak zorundadır. Milyonlarca insanın yazgısından sorumlu bir siyasetçi ise( bu açıdan etkilediği kişilerin sayısı pratikte bir kaç yüz ü aşmayan diğerlerinden ayrılmaktadır.) yaşadığımız toplumda hiç bir sınavdan geçirilmemektedir. Her ayakkabıcı,tornacı,marangoz,makine ustası,elektrikçi,duvarcı, tesviyeci yeteneklerini kanıtlamak zorundadır halk tarafından seçilmezler. Ancak siyasetçi yakayı sıyırabilir böyle sınavlardan. Azıcık dolap çevirmeyi biliyorsa, sinir hastalığının belirtileri olan ihtiraslara sahip,umursamaz,güçlü olma isteği gibi özellikler taşıyorsa toplumsal kargaşadan faydalanıp toplumun en yüce görevlerine hiç bir konu hakkında birikime sahip olmasına gerek kalmadan adaylığını koyabilir. Nitekim bu durum son 100 yıl içinde en yıkıcı hale bürünmüş ve sonradan günah keçileri ilan edilen bazıları dışında hiç bir şey olmamış gibi unutulmuştur. Kötü bir gazeteci 50 milyon İtalyan'ı peşinde sürükleyip uçuruma sürüklemiş, uğraşında hiç başarılı olamamış boyacı çırağı ortaya hiç bir şey koymadan hiç bir yapıt bırakmadan siyasette 20 yıl kalabilmiş, bu adet sürdürülmüş, eskisi üzerine ölü toprağı serpilip ağıtlar ardında unutulmuş ve bugünde hala aynı durum sanki hiç bir şey olmamış gibi sürdürülürken kimse neden diye sormamıştır. Oysa bugüne dek hiç bir parti, motor ,serum yapamamış, çocuk yetiştirememiştir. Çünkü çalışan insanların siyasal güce ihtiyacı olmadığından silahsız yaşar ve iş görürler. Bu tür üretime katılmış tüm çalışanlara ve sanatçılara bu yazıda 'Bilim adamı' diyeceğiz.

    Onların karşısında ise gizemci hatipler ile siyasal kuramcılar bulunur. Hiç bir söylediklerini kanıtlamaları beklenmez. gökyüzünü yeşil e boyayacaklarını söyleselerde, iblis ile tanrıyı yeryüzüne indirip savaş oyunu oynasalarda kimsenin kendilerinden hesap sormayacağından yada insanları aldatmakla suçlanmayacaklarından emindirler. Tüm önermeleri her türlü karşı çıkışa karşı titizlik ile korunan kişisel düşünce ve inanç özgürlüğüne bağlıdır. Ancak bu kişisel özgürlük yetkiyi ele geçirdiğinde binlerce yıllık çalışmanın yapamadığı şeyleri yapabilir. Bu durum varolduğuna göre de bu kişisel kanı özgürlüğü kavramında bir sakatlık bulunduğunu söyleyebiliriz. Demek ki bu inancın kendisinde bir eğrilik vardır ve işler bir türlü yolunda yürümemektedir. Herhangi bir terzi, belli işlemleri yerine getirmeden ayakkabıcı ya da marangoz olamazken; herhangi bir demokrat ABD de sabah Cumhuriyetçi olarak uyanabilmekte, kömünist istediği an faşist, faşist de komünist, herhangi bir özgürlükçü komünist yada ulusal komünist hatta müslüman- demokrat olabilmektedir. Çünkü bu düşüncelerin başlıbaşına pratik bir anlamı yoktur. Bugün toplumda kılgısal ve olumlu anlamda olup bitenlerin, partilerin sınır ve öğretileri ile alakası olmamasına karşılık akıldışı ollayların ve olumsuz niteliklerin direkt bağlantısı vardır. Parti ortaklıkları nesnel bir yönelişin yerini tutma,bir çözüm getirmeden o günkü engeli ortadan kaldırma ereğini güden gelip geçici çarelerdir. Somut gerçekliklerle, gömlek değiştirir gibi değiştirilen görüş ve inançlarla savaşılamaz. Coşkusal veba nın yarattığı en büyük tehdit de bu noktada yatmaktadır.

    Bir eğitimci çocukların akıl sağlığından yanadır. Bir ruh bilimci mecburi olarak cinsel özgürlükten ve dolaysız sevi ilişkilerinden, köylü tarımda makinaların kullanılmasından, bilim adamı kanıt bulunmasından yanadır. Bu durumda bu kişilerin bunlardan herhangi birisine karşı çıktığı noktada işlevsel değil akıldışı siyasal dizgelerin etkisinde konuştuğunu söyleyebiliriz. günümüzde bu bir şeylere karşı olma durumunu her mesleğe yayan görüş batı demokrosilerinde gelişmiş bir şeye 'karşı' ya da 'yana' olma zorunluluğundan doğmuştur. Gerçekte çalışma özü gereği bir şeyleri birleştirmek zorunda olduğundan hiç bir şey e karşı değildir genellikle 'yana' dır. Sorunları kılgısal olarak çözmek yerine tüm varlığını ortadan kaldırmaya uğraşan coşkusal veba ise her şey e karşıdır ve nesnel çıkarlar yerine sanal ve kap kaççı olan siyasal çıkara bağlıdır.

    Şimdi gelelim düşünce özgürlüğü adı altında yinelenen eleştiri hakkına. Kendinizi bir motor tamircisi olarak düşünün. Önünüze iyi bakılmamış baştan aşağı bakım gereken bir motor getirilmiş ve 2 gün süre verilmiştir. İşi bitirebilmek için durmadan çalışmak zorunda kalır, zihninizi ve bedeninizi yorarsınız. Derken aylak bir adam çıkagelir ve hayatında hiç bir motora el sürmediği halde önce uzaktan bir süre izleyip size fikir belirtir. Sonra da işinize karışıp elektrik tellerinden birini koparıp çekip gider büyük ihtimalle akşam isterik karısı tarafından erken boşaldığı için reddedilmiştir. Daha sonra başka bir kayıtsız gelir ve bu işten anlamadığınızı çünkü hala opnaramadığınızı söyler alay ederek ve çekip gider büyük olasılıkla kezzap kaynanası tarafından bir işe yaramadığı söylenmiştir. Sonra daha yüksek statülü boş bir işe sahip patronun dostu gelir ve ne kadar pis göründüğünüzden bahseder ahlaksız olduğunuzu ailenize önem vermediğinizi kızınızın pastanede karşı parti üyesinin oğlu ile göründüğünü söyler ve çekip gider o da 10 yıldır iktidarsızlık tedavisi görmektedir. Ertesi gün bir mektup alırsınız çalışmanız yeterli bulunmamış ve işten çıkarılmışınızdır. Bu durum bilmedikleri üstlerine vazife olmayan işlerde eleştiride bulunma ve müdahalede bulunma hakkı verilmiş kişileri örneklemektedir. Oysa müzikçi notaların bakış açısından maden işçisini eleştirememektedir. Tüm bu olgular göstermektedir ki toplum, coşkusal veba hastalığı tarafından yıpratılmakta her şey birbirine karıştırılmaktadır. Çünkü sıradan Halk tabakasının başından aşkın işleri vardır ve siyasete ayıracak vakti yoktur oysa geleceklerini siyasal yönetime devretmektedirler kendi istekleri ile. Bilincin derinliklerini inceleyen bakımevi deneylerine dayalı bağımsız ruh hekimliği, gençlerin uyruk olarak yetiştirildiği ve utanç duygusu ve cezalandırmalar sonucunda her türlü akıldışı düşünceye kayıtsız şartsız bağlı kalabildiklerini göstermiştir. Bu durum salt Marksist öğreti ile açıklanamaz kökeni siyasal değildir. Coşkusal veba tüm bu olguların ışığında bir düşünce olmanın ötesine geçmekte anlamının iyi kavranması gerekmektedir. Mücadele yöntemi karmaşıktır. Öncelikle her bireyin kendi içindeki belirtilerden ve bunların kökeninden haberdar edilmesi gerekmekte genel mutsuzluk denen olgunun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu vardır. Coşkusal veba eğitim ile ortadan kaldırılamaz çünkü ilk eğitim ailenin etkisi altında oluşup tüm diğer kişilik yapıları bunun üzerine inşa edilmektedir. Bugün bu yazıyı okuyanların bile konunun derinliğini anlamaktan uzak olma nedenidir çünkü kişisel savunma mekanizmaları ile siyasal ya da inanç konusu işin içine girmekte; olay salt karşı çıkış ile reddedilebilmektedir. Oysa coşkusal veba hem din in hem ahlak ın hem de yasaların gerçekte yasakladığı duruma denk düşmesine karşın bu ilkelerin buyurgan niteliğe bürünmesinden ötürü de sürekli yeniden üretilmektedir. Buyurgan yaşam biçimi ise buyurgan ve katı denetimle büyümüş kaygılı sinir hastalıklarının genel dışavurumudur. Ancak modern ruhbilim bu soruna eğilmekten çok uzaktır olgulara siyasal makinacı bakış açısı ile yaklaştığından sadece çıkarlara göre davranmakta dahası bireyi salt bir bağımsız olgu gibi değerlendirip toplumsal sorunlardan uzak durmaya çalışmaktadır. Bu da onu diğer yüzeysel bilimler gibi coşkusal veba için bir sübab durumuna sıkıştırmaktadır. Çözüm yerine belirtileri ayrıntılayıp, sonuç olan belirtileri sebeb gibi gösteren kar amaçlı sektörel hastalık bilimi de siyasal dizgelere coşkusal veba sayesinde yeni olanaklar tanımaktadır. Son yıllarda oldukça yaygın kullanılmaya başlanan kalıtım safsatası buna en iyi örnektir. Bunun batıl bir inanç olduğu bilimsel yollarla ispatlandığı halde halen tüm rahatsızlıkların ebeveynden çocuğa geçtiği iddia edilmektedir. Bu bir yönden doğrudur sadece. İhtiyaçları kısıldığında fizyolojisi bozulan organizma zayıf düşer. Enerji dengesi bozulur ve her türlü bozunmaya karşı savunması zayıflar bunun en bilinen belirtisi kronik kas kasılmaları ve nefes alışverişindeki zayıflık ve dengesizliktir. Enerjisini kas kasılmalarına harcayan birey için haz duyumu acı vericidir çünkü kasların serbest olmasını gerektirir ayrıca da metabolizma için haz duyumunun alt sınırını yaratan enerji eşiği vardır. Bu enerji solunum ile sağlandığından her türlü cinsel sömürü ve baskı kaygılı kas kasılmalarını ve acıdan kaçmaya yarayan sığ nefes alışverişine neden olur.

    İşlevsel ruhbilim teknikleri bu dizgeyi tersine çevirerek savunma mekanizmaları ve nefes alışverişi üzerinde odaklanırlar türlü kimyasallar sadece belirtileri ortadan kaldırır. Coşkusal veba da bu eksik enerji dizgesine sahip çalışma yeteneği düşük insanların coşkusal tutumudur. Ancak onlar bu nedenle de kendilerini yaratan toplumdan, dolaylı yoldan bozgunculukları vasıtası ile intikamlarını almış olurlar. Kalıtım bu baskıcı eğitim vasıtası ile ebeveynlerden çocuklara aktarılan ruhsal durumdur. Doğuştan hastalık ya da hastalık çok nadirdir doğa bunu doğmadan önce eler genellikle. Tabi hiç bir şekilde üzerinde düşünülmeyen gebe kadınların yaşam standartları ve ruhsal durumu toplum tarafından gözetiliyorsa. Mevcut yapı bunun yerine cinsel perhizi ve kürtaj karşıtlığını kullanarak kadını bu konuda yalnız bırakmakta, vebalı ataerkil erkeklerde sorumluluklarından kaçmakta ve köktenci ahlaka ve geleneğe sığınmaktadırlar. Kalıtım işte bu nedenle etkili biçimde savunulmaktadır. Çünkü gerçek neden bu durumda unutulur ve birey kendini hayatta kalma savaşı içinde koştururken bulur. Öyle ki bunları düşünecek vakti bile yoktur eğer ebeveynleri tarafından yüklü bir malvarlığına sahip değil sosyal açıdan onu destekleyen bir kurum yok ise. Bu durum ülkemizde son zamanlarda yeniden zenginlik kültürüne dönüşen vebalı düşüncelere varacak kitlesel bir tutuma dönüşmüştür. Öyle ki halen insan grupları kendilerini yöneten katı ahlakçı ve saygı meraklısı anlayış yerine farklı kültürleri sorumlu tutmaya başlamıştır. Bu coşkusal vebadır ve atağa geçtiğinde içinde yeşerdiği toplumu uçuruma sürükleyeceği ortadadır. Bunun aksi mümkün değildir çünkü coşkusal veba üretemez yapısı gereği kendini yiyen bir hastalıktır. Tarihsel birikiminin bir topluma kazandırdığı avantajlar coşkusal veba salgınında önce bir an öne çıkıp sonra aniden yok olurlar. Günümüz ABD sinin aşırı saldırganlığı altında da bu gerilim yatmaktadır. Bu durumdan kurtulmak için geçici ve işe yaramaz çareler aramaktadır olayın sadece iktidar ve petrol savaşı olduğunu düşünmek budalalıktır coşkusal vebna varolduğu sürece hep bu şekilde davranacaktır.

    Görüldüğü gibi coşkusal veba sanılanın aksine insanın doğal yapısından değil onun tam tersi duruma dönüşmesinden dolayı oluşmaktadır. Bireyler kulaktan dolma bilgilerle ona buna düşman olduğu sürece de siyasal dizgeler tarafından denetimli olarak kullanılacaktır bilinçsiz bir şekilde. Ancak siyasetçilerin ve yüzeysel bilim adamlarının unuttuğu nokta da bu bilinçsizlikleri ve bilgisizliklerinden kaynaklanan bir tehdittir.

    Coşkusal veba sürekli kontrol edilemez, yasalar ve inançlar onu etkilemez. O kendini yok etmek için sürekli ortaya çıkmaya devam edecektir tüm diğer hastalıklardaki belirtilerin ortaya çıkışı gibi. Belirtiyi söndürmek hastalığın daha güçlü biçimde başka yerden daha yıkıcı biçimde patlamasına neden olur. O nedenle herkesin özellikle de yetkili kişilerin buna yönlendirilmesi gerekmektedir. Bir kişiyi bile bu hastalıktan kurtarabilmek avantajdır. Mücadele yöntemi mevcuttur iş onu kullanmaya karar vermekte düğümlenmektedir.

    Aton
     
  3. Aton

    Aton

    79
    0
    300
    3.COŞKUSAL VEBA: Tinsel Alıklık

    İlk iki bölümde coşkusal vebanın karşılaşıldığı yerler ve kökenleri üzerinde kısaca durduk. Bu bölümde ise coşkusal vebalı insanları diğerlerinden ayıran noktalar üzerinde duracağım. Öncelikle de uygar insanı üç farklı zihinsel türü olan üretken kişilik,sinirceli kişilik ve vebalı kişilik olarak 3 gruba ayıracağız. Bu olgular geneldir ve kendi içlerinde ve aralarında bir çok etken tarafından beslenir ve sürdürülürler. Üretken kişiliği diğerlerinden ayıran en önemli fark ise cinsel gücünün de çalışma ve sosyal yaşamı gibi doyuma ulaşmasını sağlayıcı orgazm niteliğine sahip derinlikte olmasında yatar. Bu nedenle de daha önce şu tüm yayınlarda sürekli irdelenen ancak ne olduğunu kimsenin söylemeye cesaret edemediği ve hafif bir alayla es geçerek işin içinden sıyrıldığı Orgazm ın(Bedensel boşalma) ne olduğu üzerinde duracağım. Çünkü bu konuda söylenenler aslında gerçek dışıdır. Bilindiği üzere vebalı tepkisi bu tür gerçekliklerden nefret eder ve kara çalıp küçümsemeye uğraşır.

    Orgazm: Kısaca, cinsel sarılma sırasında bütün vücudun uyarılmadan ötürü istenç dışı bir biçimde tüm biriken enerji tamamen boşalana dek kalp gibi atarak çırpınmasıdır. Bu reflex sırasında vücuttaki tüm kaslar istenç dışı çırpınırlar ve bu durum cinsel sarılmanın bilinç dışı olan iüçüncü aşamasında ortaya çıkar(Sadece üretken-cinsel kişilerde ve zaman zaman çok nadir ve zayıf da olsa zırhta gedikler aşmayı başarabilen sinircelilerde görülebilir bu aşama). İstenç dışı oluşundan ve orgazm kaygısının baskın olmasından dolayı çocuklarla gençlerin cinsel etkinliğinin bastırıldığı uygarlıklarda yaşayan bireylerin çoğunda kilitlenmiştir. Bu her şeyden önce vücudun istenç dışı çırpınmalarına ve doruk noktasına çıkan cinsel uyarılmanın bütünüyle boşalmasına kendini bırakabilme yeteneğidir. İsterik veya özsever gösteriş olan aşırı cinsel etkinlikl ile ya da tumturaklı ve çelebi aşırı yüceltilmiş sevgi oyunları ile ilgisi yoktur. Sinircelilerde bu yetenek yoktur. Bunun için ilkin bu yeteneğe kavuşturulması gerekir, yani hastalıklı kişilik ya da kas zırhının kademeli olarak ortadan kaldırılması gereklidir. Genellikle sıradan insanlar bunun yan öğeleri olan fışkırtma ve dikilme gücü(Kadınlardaki karşılığı klitoral boşalma ve zorlanımlı boşalma. Bundan da pek bahsedilmez ruhbilim terimleri bile ataerkil ve erkek egemen yapıda oluşturulur her nedense) ile karıştırıp aynı şeymiş gibi bahsederler. Çağımızda sıradan insanın en belirgin eksikliği budur. Yaşam enerjisini(Freud un libido diyerek bulguladığı halde soyutlaştırıp yok ettiği tüm evrende varolan ve canlılar tarafından çekip çevirilebilen acunsal enerji:*Orgon) vücutta biriktirerek durgunluğa yol açan bu hastalık, aynı zamanda orgazm ın gelişmiş çok hücreli organizmaların hücre bölünmesini de kontrol eden enerjiyi sağlamasını da sayarsak bir çok dirimsel hastalık (Kanser,verem, kalp sorunları, ,AİDS,usyarılımı en önemlileridir) ve toplumsal gerçekdışılık (Coşkusal veba) belirtisine en önemli enerji kaynağını sağlar. Çünkü sadece canlı varlık mevcut enerjisini türlü kasılmalarla azaltarak ya da metabolizmasını yavaşlatarak fizik yasalarındaki enerjinin korunumu ilkesine karşı çıkabilir. Etkisi zayıflayan güdünün denetlenmesi ve ikinci dereceden doğal olarak arzulanmayan gerçekdışı güdülere dönüşebilmesinin de nedeni budur. Buradaki sorun ahlaksal ya da ereksel değildir organizmanın işlevsel yasalarınca yönlendirilir. Tek sorun hayatta kalıp kalamayacağı sorunudur. 4.5 milyar yıllık canlı gelişim tarihi ve 1.5-2 milyon yıllık insanlık tarihi son 6000-7000 yıl öncesine kadar bu yasalar tarafından yönlendirilmiş ancak durum artık tehlikeli bir noktaya varmıştır. Son un nasıl olacağının ve ölümün ötesinin de bu duruma bir faydası yoktur. Bugüne dek hayatta kalma arzusundan başka hiç bir dış etken bir tür ün varlığını korumayı başaramamıştır.

    Şimdi gelelim üretken-cinsel kişilikle, sinirceli kişilik(Toplumsal hastalığın kuluçkaya yattığı konakçılar) ve coşkusal vebaya yakalanmış kişi arasındaki farklılıklara.
    Burada özellikle üzerinde durulması gereken nokta sanıldığı gibi vebalı kişilerin zayıf nitelikli insanlar olmayışıdır. Coşkusal veba bir aşağılama değil bir vaka dır. Usyarılımı hastaları (Şizofreni) kadar olmasa da üstün nitelikli insanların kolayca yakalandığı bir hastalıktır. Sebebi yolunu kaybetmiş insan toplumu olduğundan da yaygındır. Üretken- cinsel kişilik sosyal sorunlarını veya sevi ilişkilerini akılcı biçimde çözüp sürdürmeye uğraşır. Sinirceli kişilik ise toplum ve aktöre ile duyguları arasında sıkıştığından sürekli çatışkı yaşar. Buna karşılık vebalı kişi altında ezildiği ilkelerin etkisine aldırmaz tersine eziyetçi bir şekilde bunu sürdürüp yayma uğraşı içindedir. Duyguları içinde her zaman sadist eğilimler barındırır. Buna göre vebalı kişiler sinirceli kişilere oranla daha az yazgılarına boyun eğmektedirler aslında. İyileştirilebilirlerse yaratıcı kişilere dönüşebilirler. Güncel hayattan örnekler bu ayrımı daha iyi açıklayacaktır.

    Sevgilisinin ya da eşinin bir başkasını sevdiği durumla karşılaşma olgusunu düşünelim.
    A) Akılcı tepki: Eş yada sevgilinin başkasını sevme olasılığı varsa ya da gerçekten seviyorsa karşısında üç olasılık vardır. 1) Sevdiği insandan çok üzülse de ayrılır. 2) Rakibi ile yarışa girip sevgilisinin tekrar gönlünü kazanmaya çalışır. 3) Yeni ilşki çok ciddi değilse,kısa sürecek gibi görünüyorsa anlayışlı davranır. Sevdiği varlık üzerinde tekelcilik yapmaya kalkışmaz buna ihtiyaç hissetmez. Ancak ayrılık ikiyüzlü ve kayıtsızca yapılırsa öfkelenip küplere biner.
    b) Sinirceli tepki: Eşin ya da sevgilinin başkasını sevmesine tam bir özezerlikle(Mazoşizm) katlanılır. Zaten varolan kişilik zırhı ortada bırakılan kişinin gerçeği görmesine engel olmuştur,ayrılma korkusu büyüktür. Yüzüstü bırakılan kişi kendini alkole,yazgıya boyun eğmeye, dönüşümce(Histeri) nöbetlerine bırakır.
    c) Coşkusal veba: Burada yüzüstü bırakma genellikle yeni bir ilişkiden değil bıkkınlığın doğurduğu öç alma arzusuna dayalı hesaplı bir edimdir. Bırakılan kişi ise ne yapıp edip eşini elinde tutmaya uğraşır. Sevilmeyen eş kendini alkole verip öbür eşe olabildiğince kaba davranır. Gerekçe sevgi değil,gücünü gösterme karşısındakine sahip olma isteğidir. Kıskançlık kavgaları coşkusal veba etkinliğinin en önemli bölümünü oluşturur. Çok yaygın ve yıpratıcı olduğu halde toplumlar önlem olarak bu duruma karşı hiç bir çalışma yapmaz.
    Vebalı kişi dedikoducudur. cinsel tepkisi karaçalma yani başkalarının adını lekelemek üzerine kuruludur bundan tensel bir haz duyar. Kişilik zırhını delmeyi başaran yolundan sapmış güdü her şeyi dış dünyadaki nesnelere veya kişilere yansıtılır. Düzeneği şöyledir:
    Eğitimde ve yaşamda uygulanan saplantılı ahlak ilkeleri insanı tensel haz düşkünlüğüne itmektedir. Bu durum bayağı cinsel yayınlar ve ikiyüzlü erkek organına bağlı cinsel anlayış ile kar aracı haline bile getirilmiştir. Bunun doğal sevgi gereksinmesi ile hiç bir alakası yoktur. Bu da diğerleri gibi aslının yerine konmuş ikinci dereceden bir güdüdür. Tıpkı sadizm ya da mazoşizm gibi. Haz deneyimi kişilerden uzak ve akılda saklanamayan bir durum olduğundan, tensel haz düşkünlüğü ile karaçalıcılık gelişir. Şizofren kişinin vücudundaki cinsel enerji akımlarını ve yolundan sapmış güdülerini başkalarına yansıtması, bunların o kişilerden kaynaklandığını sanması gibi, coşkusal vebalı kişi de tensel haz saplantısını ve cinsel sapkınlıklarını başkalarına yükler. Kendinde görmeye dayanamadığı şeyleri başkalarında gördüğüne inanır. Aslında bu yolla kendini ortaya vurmaktadır. Akla gelmeyecek sapkınlıkları karaçaldığı insanlara yakıştırır. Çünkü aşırı tensel haz düşkünüdür ve bunu düzmece ahlak ilkeleri altında gizlemeyi beceremediğinden kendi sapkınlıklarını başkalarına yakıştırır.
    Sürekli kültürel değerlerden söz edip duran aydınlara bakınız. Bu adamlar Goethe, Nietzsche, Aziz Nesin,Yaşar Kemal, Atatürk gibi büyük adamların işledikleri sorunlardan bir tekini bile yakından incelemedikleri ya da duyumsamadıkları halde, geçmişin büyük yazarlarını ve fikir adamlarını anmaya bayılırlar. Hiçbir şeyden haberlerinin olmaması; köpeksilik yapıp,toplumsal antlaşmalara aldırmayan, özgür görüşlü öncüler gibi çalım satmalarını engellemez. Kimseye ciddi olarak bağlanamadıklarından,cinsel sevgiyi kaba şakalara konu edilecek bir oyuna dönüştürür, yanlarında oturana sanki bir giz veriyormuş gibi, bir gece önce 'kaç atış yaptıklarını' anlatırlar. Bunu dinleyen ciddi adam öfkesinden yanlarında duramaz çünkü toplumun çektiği cinsel yoksulluğu ve bu konudaki hafifliğin yıkıcı etkisini çok iyi bilmekte, işittiği bu lafların orgazm güçsüzlüğü çeken kişilerin cinsel açlığını dile getirdiğini bilmektedir. Ancak böyle bir öfke durumunda üzerlerine gidip uzatmalı sevgililerinin de aynı şekilde davranabilme özgürlüğünden bahsederseniz ahlaksız, bayağı ve yüzeysel baktıklarını söylerseniz bu kez de tutucu ilan edilip tabanları yağlamalarına neden olursunuz. İşte bu türden 'okumuş' kişiler mucidinin katledilip (Wilhelm Reich) kitapları yakılmak suretiyle sayısız engele karşın, bilimsel ispatları ve başka türlü açıklanamayan bulguları sayesinde hala varlığını korumuş Orgonomie yi çatlak bir aklın ürünü sayabilirler. Saklanması gereken kültürel değerlere büyük değer verir ama biri çıkıp da bu değerlerin tüm halk ın hakkı olduğunu ve ulaştırılması gerektiğini söylemişse öfkeden kıpkırmızı kesilirler.

    Coşkusal veba bir hastalığın dışavurumudur. Tüm insanları sağlıklı kılmak mümkün değildir bugün ancak bu durum coşkusal vebanın doğal olduğu anlamına gelmez. Bilinmektedir ki bu hastalığın varlığı eğer böyle bir uygulayıma girişilirse vebalı kişilerin elinde İşlevsel ruhbilim ve Orgonomie bugüne dek elde edilmiş en tehlikeli silah haline gelecektir. Akılcı tepki tüm insanların sağlıklı olması gerektiğini öne süremez bu akla aykırıdır. Çünkü sağlık ısmarlanmaz. Ancak elden geliyorsa her türlü insanca yardımda bulunmaktan da kaçınmaz. Coşkusal vebayı öbür hastalıklar gibi değerlendirmezsek Eğitim ve Tıp yerine Polis i eyleme geçirmiş oluruz. Oysa bu olsa olsa hastalığı arttırır. gerçi insanların hayatını tehdit ettiği de bir gerçektir ancak polis yöntemleri bir işe yaramaz. Eğer yarasaydı ilk örgütlendiği yıllardan bugüne haydutluklarda azalma görülürdü ancak tersi olmuştur. Eğitbilim,ruhbilimi,dirimbilim coşkusal vebaya hıyarcıklı veba mikrobunu taşıyan farelere saldırıldığı gibi saldırmadıkça insan yaşamının açılıp çiçeklenmesi olanaksızdır. Tüm olumlu düşünceler ve özgürlük eylemleri yanıp kül olacaktır. Araştırmalar kişilik yapısından ileri gelen sinircelerin ve buna bağlı olarak değişik coşkusal veba türlerinin tek bir önlemle ortadan kaldırılabileceğini göstermiştir. Çocuklara, gençlere ve yetişkinlere doğal sevi yeteneğinin yeniden kazandırılması. Akıldışı olansa bunun yöntem ve uygulayımları olduğu halde imkansız, karşıtının ise insan doğası olduğunun söylenmesidir.

    Aton

    NOT: Sözkonusu yazı alıntı değildir tamamı tarafımdan yazılmıştır. Ancak bulgu ve kanıtlar için çeşitli kaynaklardan ve kişisel deney ve gözlemlerden faydalanılmıştır.
     

Bu Sayfayı Paylaş