Michelangelo Buonarroti

'Forum Meydanı' forumunda pitch-dark tarafından 17 Mayıs 2007 tarihinde açılan konu

  1. Michelangelo Buonarroti (1475-1564) Ünlü İtalyan rönesans dönemi ressam, heykeltraş, mimar ve şairidir. Tam adı Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni.

    Michelangelo, 6 Mart 1475'te Arezzo yakınlarında Caprese’de doğar. Ailesi, o daha bir aylıkken Floransa’ya taşınır. Annesi, kendisi altı yaşındayken ölen Michelangelo, 13 yaşına geldiğinde Floransa’da fresk ressamı Domenico Ghirlandaio’nun yanına öğrenci olarak verilir. Bertoldo di Giovanni’nin zamanında, Medici ailesine ait olan San Marko bahçesinde çalışan genç Michelangelo, bu arada Lorenzo de Medici ile tanışır.

    Michelangelo, heykeltıraştaki rüştünü kanıtladığı ilk ve en ünlü eseri olan çocuk kral David’in heykelini yaptığında henüz 26 yaşındadır. Beş buçuk metrelik bir mermer kütleden çıkaracağı eser için genç dâhi, mermer bloğun yanına bir baraka inşa ederek, yardımcısız bir şekilde, çoğu zaman geceli gündüzlü çalışarak Rönesans sanatının harikalarından biri olarak kabul edilen David’i yaratır.

    1505 yılında Papa 2. Julius tarafından kendisine, en önemli başarılarından biri olacak Vatikan’ın yanındaki Sistine Kilisesi’nin tavan resimlerinin yapılması işi verilir. 3 yıl sonra başlayacağı bu görevi sanatçı, 520 metrekarelik bir alanda yaklaşık dört yıllık bir çalışmanın ürünü olarak bitirir. Ortasının da, her biri Âdem, Havva ve Nuh Tufanıyla ilgili İncil’in eski Ahdi’nden alınma öykülerden esinlenerek yapılan resimlerin bulunduğu dokuz pano bulunan freskin yan unsurları da mitolojik figürlerle bezelidir. Özellikle “Âdemin Yaratılışı” ismindeki sahne batı resim sanatının en canlı tasvirlerinden biri kabul edilir.

    1519 yılında Cosimo de Medici’nin soyunun son temsilcisi Lorenzo de Medici’nin ölmesiyle Michelangelo, onla birlikte genç yaşta ölen Nemours Dükü Giuliano’nun mezarlarının konulduğu kiliseye iki ünlünün heykelini yapar. 1534’te Papa 3. Paul’un heykeltraşı ve mimarı yapılan Michelangelo’ya Sistine Kilisesi’nin sunak duvarına bir ‘Kıyamet Günü’ tasviri yapmasını ister. Meryem’in Göğe Yükselişi, İsa’nın Vaftizi ve Musa’nın Hükmü’nün anlatıldığı freskler süsler bu duvarı.

    Kıyamet Günü tablosuna başından beri muhalefet eden yeni Papa 4. Paul ise, tablodaki imgelerin fazlaca müstehcen göründüğünü belirterek Michelangelo’dan tabloyu biraz daha ‘düzgün’ hale getirmesini isteyince, ustanın cevabı şu olur: “Papa’ya söyleyin, bu küçük bir mesele ve kolaylıkla uygun hale getirilebilir. Önce kendisi yaşadığımız bu dünyayı uygun ve yaşanılır bir hale getirsin, sonra da bu tablo da aynı uygunluğa girecektir.” Michelangelo’nun yaşadığı çağ, kendisiyle boy ölçüşebilecek derecede yetkin ressam ve heykeltıraşçılara da tanıktır aynı zamanda.

    Bunların başında Rafael ve Leonardo Da Vinci gelir. Bu sanatçılar arasında keskin ancak hoşça bir rekabet vardır. Anlatılan bir öyküye göre, sanatçının rakiplerinden Rafael ve Bramante, işbirliği yaparak Michelangelo’ya Sistine Kilisesinin işini verdirmeye çalışırlar. Böylelikle, kendini ressamdan çok bir heykeltıraş olarak kabul eden Michelangelo, bu işi kabul etmeyerek Papanın gözünden düşecektir. Hayatının son dönemini Roma’daki Aziz Peter Kilisesi’nin mimarı olarak geçiren Michelangelo 18 Şubat 1564'te 89 yaşında ölür.

    Rönesans sanatına benzersiz bir etkide bulunan Michelangelo, klasik sanat tekniklerini öğrenmesinin yanı sıra asıl olarak, insan formunu her açıdan tasvir edebilmek için kadavralar üzerinde çalışıp, Yunan ve Roma sanatından devraldığı idealleştirilmiş insan tasarımlarını ulaştığı gerçekçilik boyutunu yakalamaya çalışır. Batı resminin babası olarak bilinen Giotto’nun resmindeki doğallık ve gerçekçilik ile 15. yüzyıl başında tam olarak anlaşılabilen derinlikte perspektif olgusunu geliştirip kendi tarzına temel yapan Michelangelo onlarca heykel, freske imza atıp Roma’nın yeniden inşa ve düzenlenmesinde de önemli görevler almıştır.

    Kaynak
     
  2. Hayran olunabilecek niteleikte üstün bir sanatçıdır.anotomi bilgisinin derinliği heykellerınde ve fresklerde faredelibilecek niteliktedır ve modelsiz çaliştiği heykellerıne baktıgında insan hayretler içinde kalabilir.o eşşiz bi santçıdır bence.Dönemının en başarılı sanatçılarındandır.
    Sisitne şapeliinin yapımında aksaklık çıktıgı için tam zamanında bitirilememiştir ve aradan yıllar geçmiş dha sonra bitirilmiş olasına rağmen bütünnü ele aldığmızda insanın bütün benliğini o şapele odaklaması imakansız değildir çünkü sizi alır ve bambaşka zamanlara düşüncelere götürür.Adem ve Havva nın yaratılışının sembolize edılmesi,ayın ve güneşin yaratalışı,İsa ve meryemin freskleri,Nuh tufanı ve İncilden alınmış hikayeler....



    Ayrıca benı onun hayatıyla ilgili şaşirtan noktalardan biriside gay olmasına rağmen bir kadına aşık olamsıdır ve hayatta tek istediği şey aşık oldugu kadını bi kere öpebilmektır. Ama kadını öpemeden kadın ölür.Mikelanjaeo buna cok uzunmüştür.....Gaydir ama koyu bir katoliktirde ve şapellerde kiliselerde severek çalişmasını ona iyi gelir.Belki cinsel tercihi yüzünden bi suçluluk duygusu hissediyodur diye düşünüyorum ve allaha kiliside olarak daha yakındır ve bu yüzden de duyduğu suçluluk duygusunu bu şekilde hafifletiordur


    Eserlerinde kadın figürlerini dikkatle incelerseniz şayet kadınların erkesi yapıda kaslı olarak yapıldığını farkedebilirisiniz .İşte mikelanjelo erkelere olan düşkünlüğü burdanda farkedebilirsiniz belikde erkeklerin kadınlardan daha üsütün olduğunu düşündüğü içinde bu şekilde kadınları ele almiştir...
     

Bu Sayfayı Paylaş