Neden?

'Forum Meydanı' forumunda geissler tarafından 4 Haziran 2007 tarihinde açılan konu

  1. niye insan en mükemmel sandığı şeyin bile özde sıradan olduğunu gördükten sonra,
    aradan zaman geçince yine onu mükemmel olarak görmeye başlar... neden?
     
  2. aşıkdır.. olamazmı??
    aşkdır kor eden gozlerı sonra duzelten ama tekrardan kor eden...
     
  3. :) yok ben anlatamadım herhal...
    aslında demek istediğim başkaydı ama neyse silin bu konuyu ya anlatamıcam bi sayfa yazı yazmak istemiyorum, kimse okumuyo zaten...
     
  4. Sevgili geissler, gördüğün gibi okuyanlar var ki cevap yazmaktayız.

    Birkaç cevabım var aslında.

    1-) Çünkü insanlar gelir gider akıllı ve sürekli değişen varlıklardır.
    2-) Çünkü dünyadaki her şey, materyal varlıktaki her şey, anlamsızdır, boştur, ve sadece oradadır, ve asla mükemmeliyet gibi bir kategorizasyon ile meşgul değildir. Sadece... orada duruyor işte. Var, öylesine yol kenarında duran bir taş düşün misal, orada sadece. Bir taşı alıp açılarını, dengesini, yapısını, atomların dağılışını inceleyip hepsini mükemmel derecede simetrik bulabilirsin, ama bu, onun sadece taş olduğunu ve bu sınıflandırmayı takmadığını değiştirmez.
    3-) Bir de insanın bir şeye uzaklaşması, genelde ya bir süre bir kenara bırakmayı istemesindendir, ya da onu analiz etmek içindir; iki durumda da zaten tekrar yaklaşacaktır. Yaklaşmadığı takdirde unutur, haliylen tekrar düşünmez.
     
  5. insan bir şeylere ulaşmak için çabalar durur, neden? çünkü o hedefi kendisine göre mükemmeldir, ve o hedeftekini elde etmek için uğraşır, hedefteki ne olursa olsun...sonra bir gün onu elde edince bakar ki sandığı kadar mükemmel değilmiş, hatta sıradanmış, hayattaki her şey sıradanmış, onu mükemmel gösteren sadece bir göz yanılgısıymış, bunu anladıktan sonra o hedeftekinden uzaklaşır...
    aradan bir zaman geçer ve onu tekrar mükemmel olarak görür ve buna inanır.

    konuyu biraz daha anlaşılır kılmak için en bariz örneği vermek istiyorum...

    aşk...
    insan aşık olduğu kişiyi önce mükemmel görür, sonra onu elde ettiğinde bu mükemmellik zamanla azalmaya başlar, (bunun nedeni alışkanlık diyebilirsiniz)
    daha sonra tepeden bakınca onun diğerlerinden pek de farkı olmadığını görür...
    ondan ayrıldığında aradan zaman geçince onun yine mükemmel olduğunu düşünür.(bunun nedeni de alışkanlığı özlemek diyebilirsiniz)

    ama ben çok daha farklı ve geniş düşünüyorum...
    bir şeyler eklemek istiyorum...

    aslında cevabı; godot

    evet, insanın beklentisi yoksa insan yaşayamaz, umutsuz bir insan yaşamayan biridir... ve aslında bütün beklenilenler ve hayal edilenler, gözde büyütülenlerin aynası godot'dur...
    insan kendi sonsuz yalnızlığında godot'yu bekler, bekler, bekler...
    bazen beklediğine benzer birinin geldiğini sansa da sonuç hep hayal kırıklığı olur, beklenen hiç gelmez...
    godot insanın hayatı boyunca hiç gelmez, insan sadece onun geldiğini sanıp bir an uykusundan uyanır ve sevinir, gelene bakar, onu godot sanır, uzun bir müddet sanmaya devam eder ama bir gün gelir bir de bakar...o godot değil, sadece benzer bir gölge...
    tabi o gölge godot'yu temsilen geldiği için onun yerini bir müddet tutabilir ve insan gölgeyle yetinemeyeceğini anladığında gelenin de beklediği olmadığını bilir...

    peki insan neden gelenden daha fazlasını bekler?
    çünkü dünyadaki her şeyin yarım ve eksik olduğunu bilinçsizce de olsa hisseder...
    dünyadaki bütün hisler yarımdır ve hepsi birer gölgedir bunun için asla tam doygunluk vermez hiçbir şey...

    insan sınırsızlığı arıyorsa insanı suçlayamazsın, onda var olan bir dürtü sonucu bu davranışta bulunur çünkü insan sınırsızlıktan geldiğini bilinçsiz de olsa hisseder...
    o sınırsızlığı arar, ama yanlış yerde aradığını bilmez...

    insan, tamlıktan kopup eksiklikle sınırlandırıldığını bilinçsiz de olsa hisseder...
    neden "sonsuzluk" ister; işte bu yüzden; çünkü kaynağı sonsuzluktur, sonlu olan bir dünyadaki yarımlıkları görünce kabullenemez...

    ama bir de bunun anlamsızlığından bahsediyorlar, "boşversene" diyorlar...
    hayır efendim, ben varlığıma anlam yükleyip yaşamak istiyorum, zira bu bilinç fazlasıyla "anlamsız" deyip yaşayamayız, öyle yaptığımız anda kafamızda karmaşa doğar...
    bir hayvanın kafasında karmaşa doğmaz çünkü onun bilinci insanınki kadar değil...
    ben anlam yüklemek istiyorum çünkü sistem benim anlam yüklememi istiyor dolayısıyla bilincimi arttırıyor...
    bundan daha da fazlası ben hayatıma ve varlığıma anlam koyarak ölmek istiyorum zira bunu hayatımdaki en gerçekçi temellik olarak algılıyorum...
    herkesin algılaması farklı, bu farklılıkları doğuran milyonlarca etken var ve insanın seçebileceği milyonlarca yol var...

    bir cambaz gibi yaşamak zorundayız, doğruca bu sistemin bize yaptırmak istediğini algılamamız lazım...
    kafamızı karıştırıp bizi yorgun düşürecek, bize tuzaklar kuracak bir sisteme karşı cambaz olmamız lazım, yoksa yeniliriz...
    sislerin ardındaki avalon adasını bulmamız gerekir, ister o adyı biz hayalimizde yaratmış olalım, ister hayalimizde yaratmamızın nedeni sezdiğimiz gerçeklik olsun bunu yapmaya mecburuz...
    ama aslında hayata anlam yükleyen bile tam olarak biz değiliz, sistem...
    biz anlam yüklediğimizde bunu içgüdüsel olarak yapıyoruz ve bu güdünün de kaynağı evren, sistem...
    beni ben mi yarattım, ben mi var olmak istedim, hayır, sistem istedi...
    şimdi bir anlam yüklüyorsam bunu da tamamen kendi yaratımım olarak görmemem lazım, bir çekici güç var ve ben o gücü görüp gitmek istiyorum anlama doğru, sadece bu...

    (biraz konudan saptıysam özür dilerim, tek noktada odaklanamama sorunum var benim) ;)
     
  6. bence bu biraz da zamana bağlı bir şey.çünkü bazen içinde bulunduğun durumu kavrayamama halinin duyguya yansıdığı da oluyor.belki de şöyle düşünebiliriz insan yaşadığı farklı bir tecrübeden yola çıkarak içinde bulunduğu durumun aslında ne mükkemmel bir şey olduğunu daha iyi anlayabilir.öznellik gösterir bu durum bence.çünkü herkes böyle düşünemez kolay kolay.
     
  7. ben farklı bir şeyden bahsedeyim dipnot gibisinden :) insanlar neden mükemmel görür gibi bir sorudan yola çıkarak söylemek istiyorum , toplumların hep kendilerini üstün görme eğilimi 'etnosantrizm' ile açıklanabilir. örnek olarak türklerin hep kendilerini 'dünyanın en misafirperver ülkesiyiz' zannetmeleri verebilirim.
     
  8. bunun nedeni milletlere göre değişen insan mizaçları olabilir...
    mesela ben bi izlandalının "bir izlandalı tüm dünyaya bedeldir" diyeceğini sanmam, buna gerek duymaz...
    ama türk toplumunda göktürk devrinden beri dünyaya hakim olma ülküsü vardı bu kanımızda kalmış olabiler, kendi ırkımızı üstün görüyoruz,
    da
    diğer milletler neden kendilerini üstün görüyolar ki, türklüğün yanında nedir ki diğerleri... 8)

    (her mesajda üstü kapalı olarak birbirimize soru soruyoruz, bir nevi "alttaki cevaplasın" oyunu gibi... ama sakın moderatörler farketmesin bunu çaktırmadan oynayın...) :wink:
     
  9. yani hayatına bir anlam yüklemeye çalışırken sıradan şeyleri mükemmelleştirmek bunun bir yolu mu diyorsun?..
     
  10. mükemmeleştirmeye mecbur oluyoruz, kısacası "bana hakkımı ver" diyoruz, hakettiğimizi hayal ettiğimizde "bu olamaz" diyoruz...

    ama en başta dediğim insancıl bir davranış ve sistem o kadar keskin sınırlarla çevrilmiş ki, bu düşünceyi değiştirmek için insanlıktan çıkmak gerekiyo, anlamın yanında değştiremezsin bu düşünceyi...
    sınırı aşman gerekir, ve snırı aştığın zaman da hayatındaki değerler alt üst olur hiç bir şeyde anlam kalmaz, tatsızlaşır her şey...
    çıtayı nereye koyduğuna bağlı biraz da...
     
  11. Çünkü kişinin herhangi bir nesneyi sıradan yada mükemmel diye adlandırması,o kişinin kendi duygusal değişkenliğinin nesne üzerinde yansımasının bir sonucudur.İnsanın duygusal yapısı değişken olduğunundan,nesne aynı kalsa da ona yansıttığı anlam herzaman aynı olmayacaktır.
     
  12. evet, cevap tamamlandı gibi...
    nedenin biri de duygusal değişimdir, insan sürekli değişir, kainattaki her şey hareket halindedir ve değerler bile insanla beraber değişebilirler...
    bu da "anlam" kavramına çıkar...
    biz anlamı yüklediğimiz şey için hissettiğimiz duyguyu ve verdiğimiz değeri salt olarak anlam kavramını ortadan kaldırdığımızda her şeye eşit olarak verme yoluna gideriz...

    insanın hislerinin etkilenmesi ve değişmesinin nedeni anlamdır bence...
    anlam farklı zamanlarda farklı yerlerden çeker, ve insan hislerini değiştirmeye başlar, duygusal değişimin nedeni de anlam arayışıdır bence...
     

Bu Sayfayı Paylaş