Değeri Nedir?

'Forum Meydanı' forumunda geissler tarafından 5 Haziran 2007 tarihinde açılan konu

  1. İnsan, doğduğunda kendini hayatta buluyor ve ilk nefesinden itibaren bu kanunlar mekanına alışmaya başlıyor...
    "alışmak" belki de insanın salt düşüncesinin önünü kapatan en büyük duvar haline geliyor. neyi sorguladığını bilmeden şaşırmaya başlıyor ama duvarın ardındakini hiç bilemediği için kendi etrafında dönüp duruyor...

    Dünyada yüzyıllardır bu oyun oynanıyor ve insan ayrılığa düşüyor...
    biri bir yerden ilham aldığını söylüyor, diğeri "o ilhamı bana göster" diyor ve fikir çatışması başlıyor...

    Başka bir yerde de söylediğim gibi biri sofrasını her türlü yiyecek ve içecekle zengin bir şekilde donatıyor biri ekmek ve suyla yetiniyor, ama az sonra sel basacak ve bunlardan hiç bir şey kalmayacak...

    Yaşarken bazı şeylere değer veriyoruz, bazılarına aşağılık diyoruz, bazılarını yüceltiyoruz, kavramlar kişiliklere göre anlam değiştiriyorlar, benimsenenler ve yadırgananlar değişiyor ama biz öldükten sonra bunların bizim için bir değeri kalmayacağını kabullenemeden bağlanıyoruz...
    duvarın önünde doğan insanlar duvarın arkası hakkında tahminler yürütüp birbirleriyle çatışıyor...

    Duvar üstlerine yıkıldığında bu tartışmanın bir anlamı kalmayacaksa ben sıfırlık bir değer için konuşuyorsam gerçekten de bu sıfırın gerçek değeri ne oluyor?

    lanet olsun egoya...
    ki insanları birbirlerinden uzaklaştırıp yabancılaştırıyor, "tanımak ve anlamak" imkansızlaşıyor, uçurumun kenarında yaşamaya çalışıyoruz devamlı ve kendi doğrularımızı yaratmaya mecbur kalıyoruz, herkes kendi duvarını örüyor ve daha ilk adımda diğerinin üstüne çullanmayı amaç ediniyor...

    Ama neden düşünmüyor bunun hiçbir anlamı yok, burada oyalanırken araya atılan söz gerçek neyse, gerçeği değiştirmez, iyileştirmez veya kutsallaştırmaz...

    İşte insan yeteri kadar bilinç kazanıp "ben" demeyi öğrendiğinde bir labirentin içine düşüyor ve çıkmak için çabaları da daha çok, diğerlerini kaybetme amaçlı olduğu için kendi yolunu bulmada herhengi bir fayda elde edemiyor...

    Peki bu hevesin ve bu çabanın değeri ne oluyor yaşadığımız kısa hayatlık müddetten sonra?

    Yani elimize ne geçiyor, inançsız olan, öldükten sonra tamamen yok olacağını söylüyorsa bu, sıfırdan önceki kazanıldığı varsayılan bir'in değeri nedir?
    sonsuz karanlıktan önce bir heveslik aydınlığın bir değeri mi vardır?

    Ve inançlı olan, öldükten sonra dirileceğine inanan biri için sonsuz mutluluktan önceki sınırlı bir kazanımın değeri nedir?

    her iki taraf açısından da bu tatminin değerini soruyorum, gerçekten bildiğimiz bir şey yok, sadece inandığımız, akıl yürüttüğümüz, düşündüğümüz bir şey varsa iki tarafın da "ben gerçeği biliyorum" tavrı takınmasının anlamı nedir, daha da ötesi, ölümden sonra bu savunmaların ne anlamı kalacak, bu kalacak olan anlamın değeri nedir, soruyorum...
     
  2. öncelikle çok güzel bir başlık.tebrikler geissler.

    ölümden sonra yaşam olmadığını farzederek hareket edeceğim.benim için bu dünyada olanlar sonsuz mutluluktan önceki sınırlı kazanım değil çünkü.herşeyi bir şey için yapmıyorsak eğer en azından şu hayatımızı nasıl yaşadığımız önemli.ölümden sonra yaşama inansak bile.ömrümüzde kısa filan değil.bu öbür dünya dye bir şeye hiç kuşkusu olmadan inanan,insanı bitakım güçler karşısında aciz gören insanların söylemi.70 yıl istediğin herşeyi yapmaya yeter.
    her insan ölüyor ama kimisi dünyada iz bırakıyor.madde olarak dünyada kalmak şart değil,örneğin shakespeareye dünyada kalmamış diyemezsin.

    sonsuz karanlıktan önce bir heveslik aydınlığın değeri nedir bilemem,bunu bilmem için sonsuz karanlığın varlığından emin olmam gerekiyor.

    kısacası bu düşünce benide zaman zaman yormuştur,ama genelde butür sonuçlara vardım hep.eğer bir süreçin bitecek olması değerini azaltıyorsa,o zaman hiçbirşey yapmamamız gerekirdi bence,öğrenmemek dahil.

    yaptığımız herşey madem sınırlı bir kazanım,değeri sıfır,öyleyse değerlerinin ne olduğunu tartışmayada gerek yok.
     
  3. Boşversenize Hayat kısa kuşlar uçuyor değmez köşeli kelimelere ve osuruğa dörtnala sevişmek lazım :) (Hemen şımarmayın, sinsice gülmeyin,utanmayın,kızarmayın, altında bişi de aramayın hayatı sevmek sevişmek anlamında da algılayın abazalık yapmayın) Sevişebiliyor, zevk alabiliyor, mutlu olabiliyor ve sevebilip paylaşabiliyorsanız bu sorulara da gerek duymaz sonsuz evrende bir nokta olmak dolayısıyla o sonsuzluğun kendi varlığınıza kıyasla sonsuz genişlikteki alanında varolmanın hazzı ile yaşamınızı kaygı ve korkulardan uzak sürdürebilirsiniz rahatlıkla. (Her şeyini, her noktasını bildiğim ve asla değişmeyeceğim tamamını bildiğim benim için bir oda olan sınırlı evrende yaşayan tanrı olsaydım ne sıkıcı olurdu.) Bunların hiç biri yoksa başlar Dev ego yansıması Tanrılar,kişisel ego ve varlık ispatı çalışmaları, savunmalar,direnmeler,savaşlar,açlık,sefalet,anlaşmazlık,kavga,sınırlar, duvarlar,hakimiyet,hissizlik,ve gönüllü ölüm.
    starship
     
  4. Hayat bir neticedir,kendini meydana getirmek suretiyle üretim olur.Üretim ise canlı şeyin kendisidir,o kendi süreciyle ortaya çıkar.Bu yeni birşey değildir.Ortaya çıkarılmış olan şey başlangıçtan beri var olandır. Bu nedenle son ilk'tir,İlk de son'dur.
     
  5. "Cahilliğini bilmek,bilgi sahibi olmanın ilk şartıdır" der Disraeli.. Hayata bu felsefe ile başlayan ve hiçliğini cümle aleme sunan insanlar gerçek huzura erişmiştir. Aşık Veysel'in filozoflara nal toplatan sözü "Nefsini öldür ölmeden, Böyle emretmiş Yaradan" kuşak kuşak insanlara yol göstermektedir.

    İnsanoğlu hayatı boyunca yaptıklarından sorumludur. Zaten hayat bir sınav alanıdır...

    Benim inancıma göre insanın hayatı boyunca yaptığı işler kendisiyle beraber sonsuza dek yanında kalacaktır. Bu insanoğluna zamanın olmadığı bir yerde verilen ödüldür. Tıpkı hayatta da olduğu gibi: Ödülü kazananlar ve kaybedenler...
     

Bu Sayfayı Paylaş