Bilim Tarihi

'Forum Meydanı' forumunda Guest tarafından 17 Haziran 2007 tarihinde açılan konu

  1. Merhaba arkadaşlar bilim ve felsefe forumuna göz attımda böyle bir başlığın olmadığını gördüm.bildiğim kadarını sizlerle paylaşmak istiyor ve bilimin tarihi gelişimi hakkında bildiklerini bizlerle paylaşmak isteyenleri buraya davet ediyorum.Burada yazacaklarımın çoğu aldığım "Bilim Tarihi" dersinden olacaktır.Fikirlerini paylaşan herkese şimdiden teşekkürler...


    Bilim Tarihi nedir?
    Bilim tarihi kısaca bilimin doğuş ve gelişme öyküsüdür.Amacı; nesnel bilginin ortaya çıkması,yayılması ve kullanılma koşullarını incelemek bir bakımada nitelikleri belli bir bakış açısının oluşumunu saptamaktır.

    Bilimin tarihi gelişim aşamalarını dört başlık altında toplayabiliriz;
    (1) Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarına rastlayan empirik (görgüsel) bilgi toplama aşaması;
    (2) Eski Yunanlıların evreni açıklamaya yönelik akılcı sistemlerinin kurulduğu aşama
    (3) Ortaçağların Yunan felsefesi ile dinsel dogmaları bağdaştırma çabası karşısında İslam dünyasındaki bilimsel çalışmaların parlak başarılarını kapsayan aşama
    (4) Rönesans sonrası gelişmelerin yer aldığı modern bilim aşaması

    Gördüğümüz üzere bilim ilk olarak doğuda doğuyor daha sonra batıya kayıyor ve tekrar doğuya geri dönüyor ve son olarakta batıda gelişmeye devam ediyor...

    Kaynak: Bilim Tarihi,Cemal Yıldırım
     
  2. "Mısır ve Mezopotamya'da Bilim"
    İlk olarak M.Ö. 3000 yıllarında hemen Sümerler göze çarpmaktadır. Sümerler hayvancılık, tarım alanında büyük gelişmler göstermiş bunun yanında teknolojidede önemli ilerlemeler kaydetmişlerdir.Matematik alanına baktığımızda;60 tabanlı sayı sistemini geliştirmişler, M.Ö. 2500 yıllarında çarpım tablosunu kullanmışlar,hacim ve alan hesaplarında pi değeri olarak "3.125" i kullanmışlarki bugun bilinen değerine çok yakındır.

    Sümerlerden sonra Babilliler onların yerini almışlardır. Babilliler matematik ve astronomi alanlarında büyük gelişmnler kaydetmişlerdir. Karekök, küpkök alma; ikinci ve üçüncü dereceden denklemler içeren problemleri çözme amacıyla çeşitli tablolar geliştirmişlerdir. Pythagoras teoremini çok çok önceleden saptamışlardı.Babillilerden bize kalan en önemli buluşları; dairenin 360 dereceye, bir saatin 60 dakikaya, bir dakikanın 60 saniyeye bölünmesi olmuştur. Son olarakta yıl uzunluğunu sadece 4,5 dakika gibi küçük bir sapmayla hesaplamış, 18 yılda bir meydana gelen ay tutulmalarını önceden kestirebilmişlerdir.

    Mısıra genel olarak göz atarsak hekimlik dışında Mezopotamya uygarlıkları kadar gelişme gözterememişlerdir. Herkesinde bildiği gibi mumyalama tekniğide mısırlılarda baş göstermiştir. Hekimlik alanında büyük gelişmeler sağladıklarını söylesekte ufak tefek hatalarıda yok değildi mısırlıların. Bunların en başındada hekimliği bir yanı ile büyüye dayandırmalarıdır. Hastalığı kötü bir ruhun vücüda yerleşmesi olarak tanımlarlar ve iyileşmek içinde bu ruhun kovulması gerektiğine inanırlardı. Matematik alanında; günün 24 saate ayrılması dışında bize pek bir şeyin kaldığı söylenemez.

    Her iki uygarlığın beklenen gelişimi gösterememelerinin en büyük sorunu; el becerileriyle din adamlarının uğraşıları arasında bir ilişki veya etkileşimin kurulmamış olmasıdır ve belli bir sınıf ayrımına gidilmiş olmasıdır. İkinci nedeni kanıtlar nitelikteki M.Ö. 1100 sıralarında bir babanın oğluna verdiği öğüt ile dikkat çekmek istiyorum; "Yazı yazmayı iyi öğren, öyleki, kendini ağır bedensel işlerden kurtarmış olasın ve ünlü yöneticiler katına yükselesin. Yazmasını bilen kaba ve sıradan işler görmez; emir verir, yönetir. Kızgın fırınların ağzında metal işçilerini gördüm, parmakları timsahları andırıyordu. Bunlar balık döküntüsü gibi kokarlar. Hiçbir demirciyi yetkili bir mevkide, hiçbir dökümcüyü elçilik işinde gördüğümü hatıtlamıyorum"
     
  3. ayrıtten

    bkz. İnsan Nasıl İnsan Oldu(M.İlin-E.Segal)
     
  4. bence bilim tarihi ateşin keşfinden başlamalıdır. ben biraz ilk insanlardan bahsedeyim.

    ateşin keşfi ilk defa insanoğlunu işbirliğine itmiştir. çünkü bir yerde yangın çıktı, oradan yanan bir dal alındı. lakin dal bitince ateş söneceğinden, ateşin başında nöbet tutulması gerekti.

    daha önceden genelde yalnız avlanan insanoğlu, ateşle beraber ilk kez bir ilkel toplum örnekleri sergiledi.
    ayrıca ateş sayesinde yanlarına hiçbir vahşi hayvan yaklaşamadığ için rahatlıkla mağaralarının dışında, açık havada yaşamaya başladılar. bu da göğü seyretmelerini, yıldızları, gezegenleri seyrettiler. yani totemizmden, göksel dinlerin doğuşunda da ateşin rolu büyüktür.
     

Bu Sayfayı Paylaş