AynıŞeyleri Mi Görüyoruz?

'Forum Meydanı' forumunda duu_rock tarafından 3 Eylül 2007 tarihinde açılan konu

  1. aynı şeylerimi görüyoruz? senin gördüğün maviyle benimki aynı mı?aslında ağaçlar yeşil,gökyüzü mavi değilde biz mi öyle algılıyoruz?aslında hiçbirşey göründüğü gibi değil mi?
    bu sene felsefe dersinde bolca işledik bu konuyu .acaba bu konu hakkında bilgisi olan var mı?varsa beni aydınlatsın benim kafam çok karıştı.filozoflar veya bilim adamları nekadar haklı?sizcede böyle birşey olabilir mi?
     
  2. Renk diye bisey yoktur.Isigin dalga boyu vardir.Her insan ayni GÖRÜR fakat farkli Algilayabilir/yorumlayabilir.(renk korlerinde durum biraz farkli.)
    Sekil ise sabittir, somuttur.Bir kisinin kare gordugunu baska biri yuvarlak gormez ama bundada karsilastirma yapmak farkli yorumlara neden olur.Yane ayni goruruz ama farkli yorumlayabiliriz.
     
  3. Agaclarin yesil gorunen yapraklarin aslinda mor gibi bir renk oldugunu biliyorum bende. Sadece biz yesil goruyormusuz. (bunu biyoloji dersinde gormustuk galiba :roll: )
     
  4. sırf renk olarak görmeyin,bu konuyu hep düşünmüşümdür ve hepde kafamı karıştırmıştır acaba benim karem senin yuvarlağın olabilir mi ? yada ne biliyim benim için gümüş olan senin için bakırmıdır. Benim gördüğüm şeker senin gördüğün çikolata olabilir mi ?
     
  5. anlatmak istedigini biraz acarmisin.Ayni seyleri gormuyorsak cisimlerin nasil ortak bir adi olabilir ki?Ben masayi cikolata olarak gorsem ve buna armut desem bana hayir bu masa diyemezdin ki.
     
  6. tabikide aynı şekilleri görüyoruz ama farklı şekillerde algılayabilriz bence .buda kişinin bakış açısıdır.ama felsefe hocamız bize aslında ben senin yanındayım ama sen beni uzakta görüyorsun demişti .biraz garip tabi....
     
  7. Felsefede konunun tartışılan yönü biraz daha karmaşık aslında, yani mesele senin gördüğün ile benim gördüğüm arasındaki farktan çok görülenin içsel durumuyla ilgili. Yani basite indirgersek; gördüğün ağacın öznel varoluşu senin varoluş ve algılayışınla ne derece alakalıdır? Ağacın gerçekliği senin algından mı kaynaklanır, yoksa senin algını onun gerçekliği mi oluşturur? Platon'un nesneler ve idealar dünyası ayrımı bu sorgulamanın en bilinen örneklerinden biridir. Platon algılarımızın oluştuğu nesneler dünyasının sahte, nesnelerin gerçek varlıklarının mümkün olduğu idealar dünyasının ise reel olduğunu savunur. Buna göre, duyularımızla algılayabildiğimiz her şey aslında bir illüzyondur, popüler tabirle "kaşık aslında yok"tur.
    Tabii ki tartışmanın oldukça dallanan budaklanan geniş bir arenası var ancak şimdilik benden bu kadar:)
     
  8. küçükken çok kafamı kurcalardı bu.şimdi malesef "kuşkucular" ile aynı cevabı vericem bilemeyiz,bilsek de aktaramayız :mrgreen:
     
  9. Ben masayı denen şeyi armut olarak görüyorum ve masa diyorum,
    Sen ise onu masa olarak görüyorsun ve masa diyorsun. Sanıyorum kastedilen bu. Fakat ben senin benim armut olarak gördüğümü bilmiyorsun, benim gördüğüm şeyi de göremeyeceğine göre benim neye masa dediğimi bilemezsin. Ya o armutsa?
    Ortak ad vermek için gördüğünün aynı olması gerekmez ki. Sen ad vermeye takılmışsın.
    Meseleyi karmaşık ve saçma bir şekle sokmak için de ben şöyle bir soru sorabilirim:
    Ben masaya çikolata diyor ve armut görüyor olsaydım aslında o karpuz olsaydı, bir ikinci kişi de ona armut diyor fakat çikolata görüyor olsaydı ve bizim aramızda bir tartışma çıksaydı bundan ne sonuç çıkarmak gerekirdi?
    Şüphesiz aptalca olurdu.
     
  10. herkes herşeyi aynı görmese herşeyi herkesle aynı tanımlayamaz !!!
     
  11. herkez aynı şeyi görse - algılasa herkesin belli düşünceleri olur ve kimse bunu ne tartışabilir ne de farklı beyinler olur. kısacası herkes bir şeyi farklı algılar , psikolojideki gibi ilgi odakları bunu sağlar. bu da kişisel gelişim için iyi bir şeydir.
     
  12. Kra

    Kra

    248
    0
    300
    varolanı ,görüş olarak iki normal insan arasında yapılan ıncelemede ıkı kısıde aynı seyı gorebılır fakat algılama acısında aynı şeyi söyleyemem ...
    ben karsımdakının agac oldugunu goruyorum karsıdakıde agac oldugunu goruyor fakat onun düşüncelerindeki algılamayı asla bilemeyiz.
     
  13. Fizik dersinde işlemen gereken şeyleri felsefe dersinde işlersen ister istemez kafa karışır, annene babana bile şüpheyle bakarsın... "anne bu sen misin, felsefecinin dediğine göre........." diye uzar gider... ;)
     
  14. İşin bilimsel boyutuna çok hakim değilim; ama renklerin bizim gördüğümüzden farklı olduğunu ben de düşünüyorum bazen. Eğer gözümüz bunları algılamak için yeteri kadar gelişmemişse büyük ihtimalle de böyle görüyoruzdur...
     
  15. bence cisim olarak aynı şeyleri görüyoruz.Misal bir çemberi elimizle kavrarız o ovaldirya onu kim eliyle kavrarsa kavrasın aynıdır aynı olmazsa zaten hiçbir insanın eli birbirine benszemez bu durumda hiçbirimiz insan diye görmeye alıştığımız şey değiliz.Her neyse farklı görmeye konusunda en mümkünü renklerdir.Misal ben doğuştan sarı dediğimiz rengi aslında yeşil olarakgörüyor olabilirim ama onun ismi sarıdır ve sarı derim,aynı şekilde farklı renklerde de bu geçerli olabilir diye düşünüyorum
    saygılar...
     
  16. Algıda seçicilik desem yeterli olur sanırım,çok uzatmıcam :wink:
     
  17. Görüntü beyinde ışığın yansımasıyla oluştuğuna göre ve her insanda da aynı göz mekanizması olduğu için şeyleri aynı görüyoruz diyebiliriz sanırım.
     
  18. Şüpheci olmanın, fazla şüphe etmenin iyi birşey olmadığını düşünüyorum arkadaşlar... Doğuştan ama olan bir insana dilimiz döndüğünce gökyüzünü tarif etsek, o insan gökyüzünü hayal ettiği gibi düşünür... Gözleri görmeyen bir insanın gönül dünyası, gözleri gören ama gönlü körleşmiş insanı (veya insanları) katmerli bir şekilde katlıyor. Yani asıl önemli olan dış değil, içtir. Herşey iç dünyamızda başlar ve bu hal dışa yansır. Dış dünyamızı içimize, iç dünyamızı da dışımızı uydurabilmek hayattaki en önemli erdemlerden bir tanesidir. Mevlana'nın dediği gibi "Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol" Bu da bence insanın kendini tanıması yoluyla gerçekleşir.

    Hayyam şöyle diyor: "...Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok", "Yaşiamın sırlarını bilseydin, ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, birşey bilmezsin. Yarın akılsız neiy bileceksin?"
     
  19. Bu yorum biraz işin ahlaki yönü..
    Yani iç güzellik ve dış güzellik meselesi..
    Ancak olaya bilimsel pencereden bakmakta yarar var..
    Yani görüntünün insan beynine yansıması açısından değerlendirme yapmalıyız..
    Örneğin yarasalar ses yansımasıyla beyinlerinde şeyleri algılıyorlar..Sonuçta bir yarasanında beyninde o şeyin simgesi oluşuyor..Bunu kullandığı radar sistemiyle yapıyor.
    Bizler ise ışık yansımasını kullanıyoruz.Metod hemen hemen aynı ama kullandığımız malzeme(ışık) farklı..
    Bir baykuşun bizim beynimizdeki görüntüsüyle yarasanın beynindeki algısı elbette farklıdır.Bu farklılığı yaratan şey kullanılan şeyin(ışık ve ses) farklı olmasından kaynaklanıyor.
    Bir yarasaya göre onun beynindeki baykuş simgesi gerçektir.İnsana göre de gerçektir..İki canlıda baykuş simgesinin gerçek olduğunu düşünecektir.Ancak doğru olan hangisi?
    Ya da gerçekte maddenin yapısı nasıl?Sanırım bu soruya pek cevap veremeyeceğiz..

    Şu bir gerçek ki ışık yansımalarıyla beynimizde oluşturduğumuz simgeler maddenin tam anlamıyla gerçekliğini anlamamıza yetmiyor.

    Peki gerçek anlamda madde nasıl?Bunu öğrenebilecekmiyiz?Yoksa ışığın yansımalarını maddenin gerçek görüntüsü olarak kabul etmeye devam mı edeceğiz?
     
  20. Elimden geldiğince herkesi anlamaya çalışıyorum. Herkese teşekkürler. Anladığım kadarıyla her varlık -farklı tür varlıklardan bahsediyorum- farklı işitiyor, farklı dokunuyor, farklı hissediyor ve farklı tadıyor. Mesela, insanlar köpeklerin duyum aralığındaki sesleri duymazmış, ya da duyamazmış. Zaten duysaydık herhalde kafayı yerdik, değil mi? Köpeklerin arabaların peşinden havlamasının sebebi şuymuş arkadaşlar: Arabanın motorundan çıktığı söylenen esrarengiz bir ses (tabii ki bu sesi biz insanlar duyamıyoruz, hatırlatmakta faide var) köpekleri (belki başka türden canlılar da duyuyordur bu sesi, kim bilir?) oldukça rahatsız ediyormuş! Bu bilgi kesin mi, gerçekten bilmiyorum ama "herhalde doğrudur" diyorum. Zira her canlının farklı bir yaradılışı var. Bu örneğin, insanoğlunun diğer varlıklardan üstün olduğuna dair iyi bir örnek teşkil edeceğini düşünüyorum. Gaibten sesler, görüntüler..vs duysakdık bu sınav aleminin hiçbir önemi kalmazdı değil mi? Konu konuyu açıyor, kusuruma bakmayın. Şöyle düşünmeye çalışıyorum; canlı yaratıklar, cansız gibi görünen yaratıklar, daha kapsamlı olaraksa alemdeki tüm varlıklar farklı duyarlar, farklı görürler, farklı hissederler, farklı tadarlar, (farklı aşık olurlar). Yalnız, aşık olma kısmında kararsızım, çünkü bu ulvi duygunun hangi varlıklar tarafından hissedildiğini anlamak imkansız gibi. Kelimelere dökmekte imkansız. Kaldı ki, insanoğlu dışında diğer varlıkların nasıl aşık olduklarını bilmek bizim harcımız olmasa gerek.
     

Bu Sayfayı Paylaş