Firar

'Forum Meydanı' forumunda elvistuna tarafından 12 Eylül 2007 tarihinde açılan konu

  1. FİRAR





    Gün henüz yeni ağarıyordu. Balkon kapısı açık, içeride temiz hava vardı. Sabahın getirdiği bol oksijen Tarık’ı uyandırdı.

    Etrafına baktı. Dışarısı karanlıktı. Biraz ağarma vardı. Banyoya doğru baktı. Işık yanıyordu. Su sesi geldi. Babasının oda kapısı açıktı. Tarık yerinden kalktı. Boş odaya göz attı. Duştakinin babası olduğunu anladı.

    Aklına şeytanca şey o an geldi. Odadan içeri girdi. Yatağa yanaştı. Yastığı kaldırdı. Cüzdanı gördü. Hemen aldı. Ardından üzerini değiştirip evden sessizce çıktı. Tarık İstanbul’a gidecek, oradan yurt dışına çıkacaktı.

    Yolda hızlı adımlar atıyordu. Arkasına bakmayı da ihmal etmiyordu. Ana yola geldi. Şehrin çıkışına doğru ilerledi.

    Gün ağarmış, zaman öğleyi gösteriyordu. Tarık yakalanma korkusu ile tren yolundan gidiyordu. Rayların üzerinde ilerlemek zorda olsa bu yakalanmaktan iyi idi.

    Sıcak hat safhadaydı. Terlediği için yola çıkıp bir araba durdurmayı düşündü. Demir yolundan ayrıldı. Yolun kenarına durdu. Az sonra bir minibüs geldi. Tarık durması için el işareti yaptı. Minibüs durdu. Tarık bindi. Hareket ettiler.

    Bir ilçeye gelmişlerdi. Yolun sonuydu. Seyahat için yeni bir araç bulması zor olmadı. Ama biletini aldığı otobüs geç kalkıyordu. Tarık babasından yürüttüğü cüzdanı düşündü. İçinde bir hayli para vardı. Otobüsün kalkış saatine kadar ilçeyi gezecek ve alış veriş yapacaktı. Garajdan çıktı. İlçenin geniş caddesinde yürümeye başladı. Giysi mağazasına geldi. İçeriye girdi. Kendine mavi bir kot aldı. Pazarlık yapmadan ücreti ödedi. Mağazadan çıktı. Garaja gitmek için yönünü değiştirdi.

    Otobüs hareket ettiğinde Tarık karışık duygular içindeydi. Sonu belli olmayan bir maceraya çıkmıştı. Otobüs İstanbul’a kadar gidecekti. Geri dönmek onun için zordu. Babasından korkuyordu. Her şekilde sopa yemesi kaçınılmazdı.

    İskenderun’dan sabah çıkmış, öğlen Osmaniye’ye varmıştı. Şimdi de Adana’ya geliyordu. Tarık için macera dozu artıyordu. Aylardır böyle seyahat etmemişti. Yeni insanlar, farklı yerler görecek olması onu heyecanlandırıyordu. Her şeyden vazgeçip babasından özür dilemeyi çoktan unutmuştu.

    Otobüs Adana garında fazla beklemedi. Yeniden hareket etti. Tarık garajın büfesinden aldığı birkaç muzu atıştırıp ardından uykuya daldı.

    Gözünü açtığında Niğde’deydi . Otobüs garajda beklemiş, şimdi hareket ediyordu. Tarık dağların azaldığını yerini ovalara bırakmış olduğunu gördü. Evlerin bahçelerindeki kavak ağaçlarına baktı. Kiremit tavanlı konutlar ıssızlığı daha da belirginleştiriyordu.

    Şehri çıtılar. Çölü andıran ovada ufak tefek dağların arasında ilerlediler. Otobüs hiç kavis olmayan yolda uzun süre ilerledi. Nihayet Eskişehir’e geldiler. Garajda mola yine kısaydı. Tarık otobüsten aşağı inip acele ile tuvalet ihtiyacını giderdi. Tekrar otobüse bindi. Ve hareket ettiler.

    Marmara sınırındaydılar.Şimdi manzarada daha çok dağ vardı. Tarık zevkle seyrediyordu. İçindeki macera tutkusu biraz sönmüştü. Ama manzaralara bakmak için İstanbul’a kadar uyumamaya karar verdi. Koltuğunda heyecanla bekledi durdu.

    Günün geç vakitleriydi. Tarık otobüsten inince ne yapacağını şaşırdı. Bilet alacağı yeri aradı durdu. Yazı haneyi ancak sorarak buldu. Bilet kesen kişiye “bana bir adet İspanya bileti verin.” Dedi.

    Adam “pasaportunuz var mı?” diye sordu.

    Tarık “yok.” Dedi.

    Hemen yanda oturan biletçinin arkadaşı “olsun ver. Pasaportsuzda olur.” Dedi.

    Tarık bileti aldı. Bir hayli para verdi. Yazı haneden çıktı. Dışarıda büfeye geçti. Kendine boş sandalye buldu. Oturdu. Garson geldi. Tarık bir poğaça ve çay siparişi verdi. Diğer taraftan pasaportsuz İspanya’ya gidilemeyeceğini düşündü. Bileti iade etmeyi uygun bulmadı. Geriye gidip Hatay’dan pasaport çıkartacaktı. Nüfus cüzdanı yoktu. Yenisi için İskenderun’a gitmesi gerekecekti. Macera burada bitiyordu. Yerinden kalktı. Konya yazı hanesine geldi. Bir bilet aldı. Konya’ya gidecek oradan memleketi Çumra’ya geçecek, orada akrabalarının yanında kalacaktı. Belki aracılıkları ile kendini babasına affettirebilirdi.

    Otobüs İstanbul’dan yola çıktığında Tarık koltuğunda şimdi daha rahattı. Çünkü suç yerini illegal olana bırakıyordu.


    Telif Sahibi: Tuna Mustafa YAŞAR
     
  2. Bu kesit neyin nesidir anlayamadım ben pek. Açıklarsanız iyi olur.
     
  3. bu tarık ney tır söförümü kardeşim alla alla madem firar yapacaksın neden pilan yapmıyorsun sacma buldum .
     

Bu Sayfayı Paylaş