Türkiye Sinema Alanında Neden Yetersiz?

'Forum Meydanı' forumunda Gloomy_Dark tarafından 8 Ocak 2008 tarihinde açılan konu

  1. Günümüz sineması giderek gelişmektedir.Kuşkusuz ülkemizde de gelişen filim sektörü daha iyi yerlere gelmenin peşindedir.

    Fakat beni düşündüren,günümüz Türk sinemasının eskisi gibi vizyon veya canlılığını korumadığı kanaatindeyim.Yeşilçam filimlerinin o sade,saf,güzel kendine has filimleri nerde?Çok uzaklarda kaldı artık....

    Ülkemizin son üç senesine baktığımız zaman vizyona giren filim sayısı artmaktadır.Aynı zamanda arttığı gibi ,kalitesinin yeşilçam filimleri kadar olmadığı gibi;arada bir kaç iyi filim çıkmış olsa bile kötüye gittiği düşüncesindeyim.Örnek olarak yapılan korku filimleri olsun,aksiyon filimleri olsun,malesef son derece kalitesizdir.Filim prodüktörleri iki fragman yapıp kendi filmini yüceltip filmine iyi sayıda izleyici çektikten sora ,sinema severlere büyük bir hayal kırıklığı yaratmaktadır.

    Örnek olarak; ülkemizde yapılan korku filimleri olsun,aksiyon filimleri olsun,malesef son derece kalitesizdir ve vasatı geçememektedir.

    Türk sinemasında senaryo kıtlığı yaşanmaktadır.Biraz Amerikan teknolojisinden faydalanıp ;bu seferde senaryo iyi işlenmemektedir.Madem öyle; günümüz sinemasına ayak uyduramıyan prodüktörlerin bu işi bırakıp; yeşilçam filimlerine dönmelerinde faydası olucağı kanaatindeyim.


    Türk sinemasında yaşanan senaryo kıtlığı ,filimlerimize gölge düşürüyor.

    Yeteneksizler ordusuyla dolu sinemamız...
     
  2. Senaryo kıtlığı kesinlikle var! Genç senarist Doğu Yücel gibi Türkiye'de 5-6 kişi daha olsa, tüm dediklerin ortadan kalkıcak bence.. Korku filmleri bazında zaten fazla bir korku-gerilim filmi çekildiğini sanmıyorum, Okulu sayma, bunun içine girmiyor, ama Dabbe son derece güzel yapılmış bir filmdir, gerilim dolu. YeşilÇamın ise bizlere kattığı öyle sihirli bir hissi var ki, vazgeçemiyorsun, hiçbirşey onlardan daha doğal ve kaliteli gelmiyor sanki..
    Ama bence biraz olsun Türk sinemasın daki gelişmeyi görmemek elde değil. Bi kere komedi kategorisinde benim fikrimce Türkiye hiçbir ülke ile kıyaslanamaz :) Türklerin sinemada en iyi becerdiği iştir diyebilirim. Hiçbir yabancı komedi bir Türk komedisi gibi olmaz, sonuçta Türk şiveleri, gelenekleri, görenekleri ve argosunu kullanıyorsun, bunu yabancı komedilerde görmek zor..
     
  3. korku edebiyatı olmayan bir ülkenin korku sineması da olamaz, gelişemez. aynı mantık kısmen diğer tarzlarda da geçerlidir. dabbe'nin çok kötü bir film olduğunu düşünüyorum. bu bağlamda da türkiye'de korku filmi yoktur derim ben.
    atıf yılmaz, ömer kavur, süreyya duru, yavuz turgul, yeşim ustaoğlu, semih kaplanoğlu, zeki demirkubuz, nuri bilge ceylan, semir aslanyürek, reha erdem ülkemizin ustalarındandır, gurur kaynaklarıdır. bu yönetmenlerin filmlerinde senaryo kıtlığı olduğunu zannetmiyorum, aksine yaratıcı düşünce had safhadadır.
     
  4. Komedilerde aynı oyunculara bağlılık var.Mesela Mehmet Ali Erbil'in oyunculuğu aşırı abartılı ama çoğu komedi filminde başrol oynuyor.Ayrıca bir-iki film ile adını geniş kitlelere duyuran komedi oyuncuları bir anda çok fazla filmde oynamaya başlıyorlar.Son dönemde de komediyi bel altına atmaya başlamaları ayrı bir mesele...Hababam Sınıfı gibi klasikler bel altına vurgu yapmadan ama otuz yıl sonrasında bile güldüren sahnelerle adlarından bahsettiriyorlar.Şu an çıkan film silsilesinde böyle ayrıksı yönleri gösteren filmler olduğunu düşünmüyorum.

    Korku sineması ise aynı macera filmleri gibi bu ülkede asla gelişmeyecek bir tarz...Macera soslu filmlere bakarsanız Deli Yürek'ten beri aynı hikayeleri görüyoruz.Korku alanında ise hiçbir şekilde başarılı iş çıkarmadık,bu gidişle de çıkarmamız zor...Bir kere korku filmleri efektlere çok bağlıdır.Türkiye'de efekt işleri gelişmedi.Korku filmleri konusunda özgün senaryolar ve ya yeterli yönetmenlik,bütçe falan yok.Türk halkıda korku sinemasına çok yakın değil,daha çok dram filmlerini seviyoruz.Bizim halkımız The Omen,Rosemary's Baby,The Exorcist gibi yapımları kaldırabilecek bir halk değil...İslam'daki şeytan olgusunu kullanarak bir film yapsan ertesi gün yolda dalarlar. :D Bu kadar da film ve dizilere kendini kaptıran,gerçekliği ayırt edemeyen insanlar var.

    Şu an birçok dizide efekt kullanılıyor.Ama çoğu komedi ötesi...Direk yabancı filmlerden arak falan var.
     
  5. Herkesin bakış açısı farklıdır dostum ;) Ben Hasan Karacadağ'ı çok yetenekli buldum bu konuda, kendisi Japonya'da da Japon yönetmenlerin yanında çalışmış ve ders almıştır, onun gibilere şans tanınsa bence korku bazında Türkiye'den çok iyi işler çıkar 8)
     
  6. herkesin bakış açısı farklıdır ama ortada da bir gerçek var. eğer o filmin yönetmeni başarılıysa neden film başarısız oldu? japonya'da japon yönetmenlerle çalışmış olması, ders alması en azından filmlerine de katkı sağlardı, bu yok. ee nerede başarı diye sormazlar mı? bu boşa kürek sallamadır. filmlerinde efekt yok en başta. korku edebiyatı olmayan bir ülkenin korku sineması da olmaz, bu ülkemiz için bir gerçek. al sana gerçek yorumlar...

    http://www.turkrock.com/ftopic34867-0-asc-40.html
     
  7. Yahu "enchant" moderatör olmuşsun ama hala kavrıyamamışsın. Sana herkesin bakış açısı farklıdır diyorum. Sen hala bana gerçek yorumlar diye link veriyorsun. Orada beğenenlerde var..

    Ayrıca neye dayanarak bana o filmin başarısız olduğunu beyan ediyorsun yahu :D çok komik yaa, elinde bilimsel kanıt mı var? Forumda bir kaç kişi beğenmedi diye başarısız mı oluyor. Bu söylediğin sadece senin fikrin, anladın mı? sadece "FİKİR/DÜŞÜNCE"

    Bana göre harika bir yönetmen ve film.. ve gayet başarılı oldu! japonya'da japon yönetmenlerle çalışmış olması, ders alması bu filmin başarısını gösteriyor.. Hee ben bunu kanıtlıyabiliyor muyum? Hayır. Çünkü bu sadece benim, (tırnak içerisinde yazıyorum) "FİKRİM"!

    Korku,eğlence,mutluluk,hüzün, hepsi görecelidir.
    Bana göre farklı sana göre farklı gelir.. Bunu hala kavrayamamışsan yazık sana ;)
     
  8. sana fikirlerinde hayatta ve komik yaklaşımlarında başarılar. Bir kere yine tekrar ediyorum anlayıp anlamamak sana kalmış. Türkiye'de korku edebiyatı yok, bunun için bu film başarılı olamaz. Bundan iyi bilimsel kanıt mı olur? Ertem Eğilmez, Atıf Yılmaz neden başarılıdır. Çünkü o işledikleri filmlerde komedi unsuru ve dram unsuru vardı. Ve edebiyatımızdan beslenmişlerdi. Bir ülkenin beslendiği hayat damarlarından birisi edebiyattır, edebiyattır. Ve bu bütün sanat dallarına etki eder. ben sana neden bahsediyorum sen ne diyorsun. hey Allahım ya! :D her neyse...
     
  9. Evet arkadaşlar cevaplarınız için öncelikle teşekkürler.


    Güzel cevaplar yazmışsısınız hepinizin görüşüne saygı duymakla birlikte, benim kendi görüşüm Türkiyede sadece korku sineması değilde ,dram alanında da çok iyi filimler yapılmamaktadır.Günümüzde komedi filimleri de çok kalitesiz bence.Üzülerek söylemem gerekirse Türk sinemasının eski dram filimleri de yeni dram filimlerinden çok uzak.Güzel filimler olabilir çoğunluğun beğendiği Babam ve Oğlum gibi.



    Yalnız şunu belirtmekte yarar görüyorum korku filmi demek sadece efekt demek değil tabiki.Senaryoda çok önemli ben size bir örnek vereceğim:

    Sadece senaryo gerektiren ahım şahım efektleri hemen hemen hiç olmayan bir filim ''In the Mouth of Madness'' korku filimlerinin usta yönetmeni John Carpenter'ın olan bu baş yapıt.


    Sonra hani Amerikan filimleri sadece efektle diyen varsa onlara şu örneği vermek istiyorum;


    Yeşil Yol,Christine,The Shining,John Carpenter's Escape from L.A,Escape from New York,Fight Club,American History, yani benim demek istediğim Amerikan filimlerinde efekt yok mu? Var olmaz mı....Dolu var.


    Ama şunu belirteyim efek filimlerinin geri planda kaldığı harika dram filimleri,harika oyunculukların olduğu filimlerde çok fazla.Ben sadece şu an aklıma gelenleri söyledim.Daha çok çoğaltılır bunlar.Siz de yazarsınız aklınıza geldikçe yazılarınızda.

    Sonuç itibariyle,Türkiye efektif gücü sinema alanında elinde bulundurmasa bile, dram veya çok efekt kullanmadan yapabiliceği korku filimleri de çıkarır.Mesela Fransızlar çok bütçeli filim yapmıyor.Çoğu dramdır Fransız sinemasının.Taxi filim serisi de komedi-aksiyondur diyeceksiniz ama kaç tane Fransız yüksek bütçeli aksiyon filmi var?
    Taxi bile bence o kadarda Amerikan sinemasıyla karşılaştırıldığında yüksek bütçeli filim değil.

    Sonuçta hem Avrupada,Hem Uzak doğuda hem de Amerikada bir tane meşhur filmimiz var mı? Yok. Koreliler bile Old Boy diye harika bir filim yapabiliyrosa o zaman sorgularım Türkiyenin sinema yapısını ben.


    Boşu boşuna kendimizi kandırmıyalım dostlarım Türkiyenin senaryo kıtlığı olduğu apaçık ortadadır.Kıt sayıda iyi senaristlerimiz olsada bunlara yeterli fırsat verilmiyor ve bunun paraylada ilgisi yok bence.


    Türk sinemasında yeşilçamda çok güzel filimlerimiz var elbet.İnanın benim düşüncem;Şener Şen ve Kemal Sunal bana göre dünyada komedi-dram olarak dünya çapında süper oyuncular.Peki niye dünyaya açılamadılar?Birazda onu sinema perdesinin arkasındaki bu işi pazarlayanlara sormak lazım.Eskiler için konuşuyorum tabi.Şimdi zaten bu iki oyuncu o zamanlarki filimlerini şimdi yapsaydı daha farklı olabilirdi belkide.

    Komedi alanında başarılı belki oluruz ama o da şu anki nesilde Kemal Sunal gibi oyuncular olursa olabilir.O da şu an içinimkansız gibi görünüyor.


    Ben Kemal Sunalı Türkiyenin Jim Carreysi olarak görüyorum.Nedeni şu:Oyunculukta ağlatmak kolaydır ama güldürmek çok zordur.Tiyatrocu arkadaşlar ne demek istediğimi çok daha iyi bilirler ya da sinemayla alakalı arkadaşlar.Kemal Sunal hem ağlatan hem güldüren duygusal rolleri de çok iyi olan dram filimlerini de muazzam başarılı oynamış hem de komediyi.Jim Carrey de öyledir.O yüzden bu benzetmeyi uygun gördüm kendimce.



    Bu arada konuya olan ilginize,yazdığınız fikirlerinize, cevaplarınıza teşekkür ederim.Fikirlerinizi sunmanızın devamını dilerim.



    Teşekkürler.
     
  10. @enchant normalde yazmıyacaktım o tek cümle cevabına, ama tekrar gelip baktımda mesajı düzenlemişsin birşeyler daha karalamışsın, dayanamadın dimi? :)

    Bir korku edebiyatıdır tutturup gitmişsin, ilk önce seyircinin sinema kültürüne bakmalısın. Dünyanın en iyi korku filmini bile getirsen, ortamı ve kendini ayarlayıp seyretmeyi bilmedikten sonra o film beş para etmez. Sadece film seyretmek için seyredilmez. En azından bu korku filmlerinde yapılmaz. Bizim milletimiz hala bu tarz filmlerde, çayını biskivisini alıyo, geçiyo odaya, tabi ışıklarda açık, takıyo dvdsine filmi, bir yandan da yanındakilerle sohbet ediyo, "bugün aldığın kazak çok güzeldi cnm" :) Böyle film seyredilmez. Hee bir pazar komedisi olur, seyredilir, ama korku filmlerinin filmden öte, birde izleyici kültürü vardır.
    Ne demek istediğimi anladın umarım..

    Senin korku edebiyatından kastın, canavarlar, zombiler, drakulalar . Evet Türkiye'de bunları yaparsan insanlar belki gülebilirler..

    Ancak bir şeyi atlıyorsun, Türklerin korku bazında gerçek anlamda inandıkları birşey varsa o da CİNlerdir. Türkiyenin korku edebiyatı da budur. Türkler gerçeğe inanır. Kur'an a ve cinlere inanır..


    Allahın mı? :) Eğer Allah'a ve onun yarattıklarına inanıyorsan bu yazımdan biraz olsun bana hak verirsin, eğer inancın yoksa ben bu mesajdan sonra sana daha yazmıyorum çünkü "bu konu çerçevesinde" böylelikle hiçbiryere gelemeyiz seninle, emin ol ;) (herkesin inancına saygım var, yanlış anlaşılmasın bu konu gereği bunu söylüyorum..)
     
  11. Sinemamızda çok başarılı isimlerin olduğunu söylemek istiyorum öncelikle.Bunun yanında çok da iyi yetişen insanlar var,elbet katkıda bulunulacaktır bu sektöre.

    Ancak şu var;Dabbe "çok kötü" bir film gerçekten de..Her yönden basitlik ve kalitesiz akıyor.Verilen emeğe saygısızlık etmek istemesem de gerçek bu.
    Son olarak da iddialı bir söz gibi gelecek ama Dabbe'ye güzel film diyen bence sinemadan anlamıyor ya da güzel bir film izlememiş.
     
  12. Bence sen anlamıyorsun sinemadan, senin aldığın ve verdiğin nefes kadar film seyrettim ve hangi film iyi kötü bilirim.

    Yahu arkadaşım o kafalarınız basmıyormu, sanane yahu benim sinema anlayışımdan, sen ne hakla bana "sinemadan anlamıyor" diyebilirsin, beni tanımıyor, adımı bile bilmiyorsun, bu kurduğun cümleyi 7 yaşındaki çocuklar ilk okul arkadaşları arasında kuruyor.

    Dabbeye güzel diyen sinemadan anlamıyor :D güldürme beni "çocuk" :)

    Sen kaç yaşındasın yahu? Çocukmusun sen böyle cümleler kuruyosun.

    Bak arkdaşım, sana şöyle açıklıyayım. Psikoloji kişiden kişiye değişir. Atıyorum ben cinlerden karabasanlardan çok korkuyorumdur. Ama sen onlara inanmazsın sana komik gelir. O yüzden bu film beni etkiler benim için çok güzeldir, kurgu senaryo vs..vs..

    Ama sana çok komik, kötü bir film gelir..

    Ve sen kalkıpta bana "dabbeye güzel diye sinemadan anlamıyor dersen"
    bu sadece senin acizliği olur.

    Çocukluğuna veriyorum ;)
     
  13. Buna itiraz etmeliyim.Yeteneksizlikten ziyade izleyiciye istediğini verememek,yaratıcılık sınırlarını genişletemek,ticari film yapma arzusu gütmek başlıca sorunlar bence.

    Ve diğer bir konuda sinemamızda hep aynı yüzleri görmekten sıkılmamız.

    Sanırım bütünüyle, "kendini yenileyememe" sorunu var.
     
  14. japonya'da japon yönetmenlerden hiç birşey öğrenememiş o halde çünkü dabbe inanılmaz kötü bir film.bu kadar cekim tekniğinin kötü olduğu bir başka film daha görmedim diyebilir.
     
  15. Bu arada kısa birşey belirteyim, bu konu başlığında artık şahsıma ait başka bir itham yapılmamasını rica ediyorum, (yapılacaksa lütfen pm ile ulaşın) onun dışında ne konuşursanız konuşun.
     
  16. en önemli etkenlerden biri, senaryo yazarlarının sayıca az ve yetersiz olmaları. Ne kadar iyi senaryo yazılabiliyor ki o derecede iyi yapımlar iyi çekimler ortaya çıkabilsin?
    arkadaşlari ortada doğru dürüst derli toplu hikayeler o kadar az ki (oyuncuların söylediğine göre) haliyle çoğu iyi oyuncu senaryoların yetersizliğinden yakınıyor ve işe girmiyorlar.
    bizler oyunculuğu beceriyoruz ama iş harekete yazıma senaryoya geldiği zaman takılıyoruz bence.
     
  17. geçmiş kültürü ve hikayeleri bu kadar zengin bir coğrafyada yaşayıp,kullanmamız gereken zenginliklerimizi kullanmamız işin ilginç bir boyutudur...
     
    sereftalasci bunu beğendi.
  18. bence türkiyedeki senarist,yönetmen ve oyuncularda yetenek var ancak imkan yok.düşünsenize,türk sinemasının gelmiş geçmiş en pahalı filmi ''kurtlar vadisi ırak'' sadece 10 milyon dolara maloldu.ama bu rakamın onlarca katı hollywood'da sadece birkaç saniyelik bir sahne için harcanıyor.
     
  19. Kısmi olarak katılıyorum; ama güzel ve başarılı film yapmak demek pahalı film yapmak demek değildir.
    Olaya aslında bir de aşağıda belirtildiği gibi rağbet açısından bakılmalı.

    En basitinden komedi filmi olarak adlandırdıkları ne idüğü belirsiz filmleri ele alalım, Maskeli Beşler serisi gibi.. Ben bu tür filmleri izlediğim zaman hayatını sinema gibi bir sanata adamış hiç kimsenin mizah anlayışı bu kadar sığ olamaz,olmamalı diyorum. Sonra düşünüyorum da aslında sığ değil zaten. Ama sanat icra etmekten ziyade halka,halkın anlayışına ve zevkine hitap eden filmler çekerek para kırmak amaçlandığı için, bir nevi nabza göre şerbet verme söz konusu. Hal böyleyken Türk sinemasının bu başlıkta tartıştığımız problemi aşması mümkün mü? Hiç sanmıyorum.
     
  20. ülkemizde minimalist sinemacı olarak tabir gören yönetmenlerin elinden o kadar iyi işler çıkıyor ki inanılmaz. işte bu sinemacılar hikaye anlatmasını çok iyi biliyor. bir yeşim ustaoğlu türkiye kültürünü iyi bilen bir sinemacı. zeki demirkubuz kendine özgü çalışmaları olan benzersiz bir isim, keza nuri bilge ceylan'ın fransız sinemasını çağrıştıran ince filmleri, son dönemdeki reha erdem'in yükselişi ve semih kaplanoğlu'nun karanlık filmleri bu düşünceyi destekler nitelikte işler çıkartıyorlar. bu isimlerin arasına derviş zaim'i de katmalıyız. bu sinemacılar bilmem hangi filmden araklayarak, taklit konular sergileyerek film yapmıyorlar, önlerinde bir proje ve kısıtlı bir bütçe, buna göre en iyisini ortaya çıkartıyorlar. son dönemdeki türk filmleri çok vasat. son haftalarda gösterime giren filmlere bir bakın ne demek istediğimi anlayacaksınız. sinema, film yapmak oradan buradan çalmak değil, kendinize ait bir senaryo, özgünlük ve iyi bir çekimle kotarılmış bir organize iştir.

    kimisi beklentiyi karşılamak için film çekiyor, kimisi de sanata katkı yapmak için birşeyler yapıyor. ama sonuçta ikisi de bir yaratımdır. iyi olan yaşıyor, kötü ve taklit olansa unutuluyor.
    türk sinemasında sorunlar bellidir. konu sıkıntısı, senaryo sıkıntısı çekiliyor deniliyor fakat bu ülkenin edebiyatının çok iyi olduğu unutuluyor. edebiyatımızı kullanmayı bundan yarar sağlamayı bilen çok az sinemacı var. bir bu. birde yukarıda da bahsettiğim taklit, oradan buradan planlarla oluşturulmuş filmler mevcut.

    yukarıda 10 milyon dolar lafı geçmiş. siz verin onu zeki demirkubuz baba'ya ya da bilge ceylan'a bu ülkeyi sinema alanında daha da çok kalkındırsın. hoş o paranın bilmem kaçta kaçıyla başyapıt yaratıyorlar ama o filme gidenlerin sayısı da belli. birde ülkemizde gerçekten sinemaya farklı düşüncelerle bakılıyor. popüler olanla olmayanlar keskin çizgiyle ayrılmakta ve en çok iş yapan türk filmiyle iş yapmayan arasında uçurum çok fazla. buradan da bu ülkede popüler olana çok büyük bir ilgi olduğunu anlıyoruz.

    bir tarafta bir filme milyonlarca dolar harcanıyor, filme basit efektler konuluyor, oradan buradan alıntı yapılıyor ve daha sonra bir bilge ceylan filmi izledikten sonra anlıyorsun ki bazı filmler için harcanan para boşa gitmiş/gidiyor. bunun için üzülüyorum. ülkem sineması adına üzülüyorum.

    ey tarkovski sen nelere kadirsin.
     

Bu Sayfayı Paylaş