Ece Ayhan

'Forum Meydanı' forumunda carolgerber tarafından 8 Nisan 2004 tarihinde açılan konu

  1. Aşk İki Kişiliktir

    Evet aşk iki kişiliktir.bu işi,hele bir kavgadan sonra oluyorsa,batıda ki zenciler gayet iyi bilirler.

    Bir öyküde bir cinayetten ötürü az sonra idam edilecek zenci bir gence ana-babasını sorarlar,'iki kişiydiler' der (Faulkner'in İn Musa İn ilahisi).

    Kavgadan sonra ki güzelliği kavramak için ise 'Çukur' mahallesinde ve Ayakonstantinos Kilisesi'nin arka taraflarında yazılmış bir romana bakılacak!

    Keskin aşkın yine batıda,şimdilik iki çeşidi vardır.Birincisi birbirine çırılçıplak kenetlenmiş 'çift kıçlı' tek bir varlık görünüşlü.Bir tür olarak şair Shakespeare Beyaz Zambak Desdemano ve zenci kökenli Othello için böyle der ya da İago ya böyle dedirtir.

    İkincisi ise 'iki gümüş kaşık gibi içiçe'.Mim Kaf Agayef'in ilginç bir şiir kitabı.Ölmeden kısa bir zaman önce yazmıştı.Dikkat edilirse arkada ki zencidir.




    eserleri ilk okunduğunda pek anlaşılamayan şair.sözlük bile yapılmış şiirleri için.
     
  2. yukarıda ki aşk iki kişiliktir yazısı bana ilginç gelmişti.cinsel ilişkinin - ki ona göre aşk bu- kaşıklarla anlatımı çok enteresan olmuş.
     
  3. Severim Ece abiyi;acaba şimdi nerede?
    Cennet'te Tuba ağacının altında şiir mi yazıyor ki?
     
  4. bana göre aşk tek kişilik bi mevzudur..çünkü herkes farklı aşk yaşar kendince..
     
  5. Burada neyi tartışacağız?Aşkı mı?Ayhan'ı mı?
    İkisini de biraradadır umarım...
     
  6. Ece AYHAN benim sevgili okulumun yetiştirdiği büyük şairlerden birisi...
    aşkı tartışacaksanız aşk tabiki tek kişiliktir arkadaşlar,iki kişilik diyene anti tez olarak Yılmaz Odabaşı,aşk tek kişiliktir ve Nazım Hikmet,Tahir ile Zühre meselesi derim ben... :wink:
     
  7. Asıl adı Ece Ayhan Çağlar’dır. 1931 yılında Datça (Muğla)'da doğdu. Ailesinin asıl memleketi ise Çanakkale'nin Eceabat ilçesine bağlı Yalova Köyü’dür. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da gördü. 1959 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. 1962-1966 yılları arasında Gürün, Alaca ve Çardak ilçelerinde kaymakamlık yaptı. Sonra İstanbul’da çeşitli yayınevlerinde redaktörlük ve editörlükle uğraştı, bir süre Türk Sinematek Derneği’nde çalıştı. Üç yıl süre ile İsviçre’de tedavi gördü. Dönünce bir süre İstanbul’da ve Bodrum-Gümüşlük’te yaşamını sürdürdü. Çanakkale’ye yerleşti. 12 Temmuz 2002'de İzmir'de hayata veda etti.

    Kapalı ama gizli olmayan, kuraldışı ama gelenekseli soğurmuş, toplumsal tarihi ve insanı inanılmaz bir eleştiri cenderesine sokan, dilin uçlarında dolaşan, ortalamaya ve sıradanlığa teslim olmamayı ilke edinen ve aykırı biçim taşıyan şiirleri, Ece Ayhan’ı İkinci Yeni akımı içinde en çok sözü edilen şairlerinden biri yapmıştır.


    yazayım dedim
     
  8. [​IMG]


    birde şiiri

    KILIÇ

    Ey serseriliğin denizleri! Ey ahtapotları atılmışlar kıyıya mutsuzluğun! Bir kraliçedir oğlum kanatlarını açmış. Örtünür canfes. Unutur gitgide yıkılmış babası büyücü. Selanik'te geçirir kışı.

    Gelmiş bir kadınla konuşur. Mısrâyım'den. Yorgunluğu kusursuz bir at mor.Uyuya kalmış kayalıklarda. Yükselir niçin bilinmez deniz. Ey batık gemiler! Ey sürgün karaltıları! Ağlıyan bir melez ben.

    Anlatılmaz bir kılıçtır kuşanmış taşırım belimde karaduygululuk.

    Ece AYHAN
     
  9. ece baba yı unutmuşuz bakıyorum...
     
  10. burada bu kara mermerin altında....

    beni en çok etkileyen iki şairden biridir, diğeri için bkz. Asaf Halet Çelebi


    vedhalar şiiri nedir öyle yahu türk dilinde yazılmış en yaratıcı ve en sıkı şiirdir diye ilan ediyorum bunu...


    Vedhaların Birinde


    -Kumarcı Musa

    Vedha´lardan birinde Musa kumar oynuyor
    Peygamberlik bir meslek oldu
    Bozuk radyo ne demişti ağustosta
    (Ben karımın fotoğrafını isterim sizden)
    Dördüncü duvarda ben bulunuyorum

    Vedha´lardan birinde bir küçük tanrı
    Küçük işler için
    (Ben görmemiş olayım)
    Nasılsa tanımadığım bir toprakta öleceğim
    Burada sakal uzatıp
    Taranmış saçlarıyla
    (Siz kendinizin kaçıncı peygamber olduğunu sanıyorsunuz)
    Hangi rejim için
    (O kadar çabuk değişiyorlar ki)
    Birinci katları dinamitlenmiş evlere benzer yıkılıveririz
    Sokak başlarında görür ve fotoğraflarını çekeriz
    (Vedha sana ne dedi)
    (Dedi ki)

    II- Amatörler ve Profesyoneller

    (Kaçıncı Vedha´da vardı bu)
    Bir ay vardı
    Ay çıkınca gitmeliydim oysa
    Gidin unutun diyorlardı
    Vrangel´in orduları bile unutuldu masaların başında

    Viski bize bir profesyonel orospu kadar pahalı geliyor
    Sokakta şapkalarımı çıkarıp selam veriyordum
    (Numarasını bilmediğim Vedha´lardan birinde)
    Artık kendilerini bir eşya ile karıştırmaya başlayan orospular
    Çok iğreti duruyorlardı düşecek gibi oluyordum
    Bunlar da bizim Vedha´larımız
    Vedha belki hiç doğmamıştı
    Ne denebilir belki hiç doğmamıştı

    III- Got´lar ve Genç Vedha

    Bir Got sürüsü için
    Genç Vedha anlamsız bir Vedha´ydı
    Vizigot Kralı Alerik - takma adıyla - Ayıların ayısı tütün sarar
    (Çağının en kötü tütün saran kralı)

    IV- Duba´dan Laternacı

    Hiç bakmasa bu kadar dikkatli
    Laternacı geçiyor azınlıklardan arta kalanı
    Çaldığı havayı ne tanır ne sever benim gibi

    Adamlar geldi denizden ölmüş
    Kimin şansı yoksa bırakmış ellerini dubadan
    İşe yaramayanların felsefesi bunlar
    Bir uşak üçüncü katın balkonundan aşağı attı kendini
    (Çocukluğumu saklasaydım benim de ellerim olurdu dubada)

    V- Ayşe Dolley´in Bulunmadığı Bölge

    Kim bu adamlar ayakları üzerinde duruyorlar
    Başlangıçta dinleniyorlardı
    Sonraları hiç yorulmadılar
    (Vedha çok gençti)

    Deniz tuzu kokan saçlarını yıka sararıyorlar
    Bir takım unutulmuş yüzler gibi
    Sigara içiyorlar çok ve ölümü kullanıyorlar

    Artık onları ben bile tanımıyorum
    Romanyalı pembe gözlü şeytan
    - Yahudi soyundandır biraz -
    Harita bilmeyen bir Vedha´yı
    Bir ağacı yakıp içer gibi öpüyordu
    Eski takvimleri seve seve kullanır

    Ben ikinci gözümü bir kurşunla değiştim
    Ne denebilir benim gözüm maviydi

    VI- Vedha Vedha Vedha

    Denizden uzaklaşmaksızın birbuçuk ama değişen birbuçuk
    İnançlarını nerede bırakmıştın sen
    Aradığın şehirleri taşıdı trenler
    Pabucumun bir teki ırmağa düşmüştü
    Göğün ta kendisi o zaman geldi
    Gel biz gidelim buralardan yalınayak (Vedha´m gitmiş)
    Vedha Vedha Vedha ne diyordu (diyordu ki) .
     
Benzer Konular
  1. Gothic
    Yanıt:
    11
    Gösterim:
    1,271
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş