80'li yılların unutulmaz Hard'N'Heavy gruplarından White Lion 1991 yılının sonlarında büyüyen grunge furyasından nasibini alan onlarca gruptan sadece bir tanesiydi. Grubun dağılmasıyla beraber vokalist Mike Tramp, hiç zaman kaybetmeden önce ikinci grubu Freak of Nature, sonra da solo albümleriyle müzik yaşamına devam etti.
More to Life Than This Mike Tramp'in -eğer 1999 yılında çıkardığı Remembering White Lion'u saymazsak- üçüncü solo albümü. RWL sonuçta Tramp'in eseri değildi; o albümde Mike Tramp sadece eski grubu White Lion'un şarkılarını farklı müzisyenlerle yeniden yorumlamıştı. More to Life Than This albümüne gelince, açıkça söyleyebiliriz ki bu albüm Tramp'in daha önceki solo çalışmaları Capricorn (1997) ve Recovering the Wasted Years (2001) albümlerine göre daha oturmuş bir çalışma. Her ne kadar Capricorn ve RTWY albümlerinden biçem ve sound olarak büyük bir farkı olmasa da, özellikle besteler gerek sözler açısından gerekse de albümdeki gitar tonları ve soloları açısından daha sağlam bir zemine oturtulmuş. Tramp'in ilk iki solo çalışmasını sevenler eminim bu albümü de çok seveceklerdir; çünkü yapı olarak More to Life Than This o albümlerin (gelişmiş) bir devamı niteliğinde.
Özellikle Mike Tramp bağımsız bir şirket olan Ulftone ile anlaştıktan sonra arka arkaya iki tane solo albüm çıkardı. Bundan önceki albümü Recovering the Wasted Years içinde bir çok güzel şarkı bulundurmasına rağmen bütünlük olarak Capricorn ve hatta Remembering White Lion'a göre biraz geride kalmıştı. İşte More to Life Than This albümü bu sorunun ortadan kalktığını ispatlıyor. Albümü açan enfes "More to Life Than This" karanlık sözleri ve uzun zamandır Tramp'ten beklediğimiz harika gitar solosuyla eski günlere dönüşün sinyalini verir gibi. Belki de albümün liriksel olarak en iyi şarkılarından biri bu olduğu için Tramp şarkının adını albüme de vermiştir. Bu şarkıyı takip eden "Lay Down My Life For You" ve "Don't Want To Say Goodnight" Tramp'in önceki solo çalışmalarını andırıyor. Şarkılarındaki hafif melankolik hava Tramp'in inanılmaz vokalleriyle birleşince ortaya cidden güzel şeyler çıkmış. "Nothing At All" şimdiye kadar Tramp'in hiç duymadığımız bir tarafını ön plana çıkarıyor. Yıllar önce Mike Tramp White Lion'dayken konserlerde acapella versiyonuyla "Cry For Freedom"u Tramp'in nasıl yorumladığını hatırlanacak olursa, "Nothing At All"un da biçem olarak nasıl bir şarkı olduğunu anlaşılacaktır. Sadece katmerli klavye soundu ve üzerine Tramp'in etkileyici vokallerini alan değişik bir çalışma bu. Albümün merkezinde ardarda birbirini tamamlayan melodik Hard Rock şarkıları sıralanmış. Todd Wolfe ve bilhassa Steve Lukather çaldıkları gitar sololarıyla Tramp'ten yıllardır beklediğimiz o eskiye dönüş değişimini çağrıştırıyor. Steve Lukather olağanüstü tekniğine öyle güzel melodiler yedirmiş ki sololar hiç bitmesin istiyorsunuz.
Albümün kapanış parçası "The Good The Sad And The Ugly" ise belki de Tramp'in solo kariyerinde imza attığı en duygusal şarkılardan biri. Özellikle Tramp'i White Lion döneminden beri takip edenler bu şarkının sözlerini okudukları zaman farklı yorumlar getireceklerdir. Bazı bölümleriyle eski grubundaki gitarist partneri Vito Bratta'ya sitem ettiğini düşünüyorum ve şarkının o bölmleri özellikle daha da vurucu geliyor bana. Burda konuk olarak yer alan virtüöz gitarist Eric Johnson öyle bir soloyla şarkıyı noktalıyor ki mutlaka dinlenmesi lazım. Bugüne kadar gitar tonu denildiği zaman Eric Johnson ve Vito Bratta isimlerinin üstüne tanımam dediğim bu iki inanılmaz müzikal dehanın yollarının Mike Tramp'te keşişmesi nerden bakılırsa bakılsın ilginç bir raslantı olmuş.
Melodik Hard Rock müziği anlamlı sözler, hafif karanlık bir atmosfer ve güzel gitar sololarıyla seviyorsanız bu albüm sizin aradığınız albüm.