Müzikle alakası olan herkesin dinlemesi gereken bir gruptur Pain of Salvation(PoS) diyerek söze giriyorum. SOn zamanlarda adı Dream Theatre ile birlikte anılan grup, progressif metal'in en iyilerinden sayılıyor. Hiç olmazsa, Rock The Nations ile Türkiye'ye gelmiş olan grubu bu olaydan duymuşsunuzdur diye düşünüyorum. Lafı uzatmadan kadroya geçelim; Daniel Gildenlöw (vokal ve gitar... Ayrıca şarkı sözlerini, bası, bateriyi, gitarı, kemanı, piyanoyu, keyboard'u yazıyor ve albümlerin konsept çizimlerinden sorumlu!)/Johan Hallgren(gitar, vokal)/Johan Langell(bateri, vokal)/Kristoffer Gildenlöw(bas, vokal)/Frederik Hermansson(keyboard, sample olayı). Tabii ki yukarıda yazıldığı gibi kilit eleman Daniel Gildenlöw. Şimdi kalkıp da adamın kişisel tarihçesini yazmaktansa tek bir gerçeğe değineceğim; Daniel Gildenlöw, müsik kariyerine 11 yaşında başlamış bir şahsiyet. Geyiğin beli iyice kırıldı, ama hala albüme geçemedik, farkındayım. Her neyse, PoS'un son derece
duygusal bir sound'u var. Gayet melodik ama bir o kadar da sert ve yırtıcı, ama yumuşacık da olabilen bir müzikleri var.
Zaten bismillah demeden diskografisini konsept albümle açan bir grup, tabii ki ufaktan olayı yiyip bitirmeye başlamış.
"The Perfect Element I", adından anlaşılacağı üzere ikiparçalık bir konseptin ilk parçası. PoS'un özü olan duygusallığı, ve vokal-müzik uyumunu, "Used" isimli açılış parçasıyla ergileyerek sizi bir duygu denizinin ortasına çekiyor albüm.
Acıya alışmanızdan sonra, bir genç kızın (bir diğer karakter) trajedisi, "In The Flesh" ile verilerek, birden, içinizi hüzün ve acımayla dolduruyor. "Ashes" ile devam eden konu, adamımızın kızımızı "bulmasını" anlatıyor ve geçirdikleri
gecenin sabahı "Morning on Earth" ile getiriliyor size. İkinci bölüme geçildiğinde, "Idioglossia" gibi, 8 küsür dakikalık
duygusal, değişken ötesi ve duygusal bir şarkıyla devam ediyor konu... Kararsızlığın özü. Daha sonra, işlediği "günahın" farkına varan birisinin kendine gelişi, "Her Voices" ile, yumuşak, duygusal bir şekilde verilse de şarkı biraz fazla uzun gibi. Ancak ne hikmetse, ölen bir büyükbabanın ardından yazılmış olan "Dedication" araya girip sizi soru işaretleriyle baş başa bırakıyor. Yumuşak girip, koro gibi söylenen kısımları olan (e grupta 4 kişi vokal yaparsa olacağı budur!) "King Of Loss", 'nakaratsal' kısımlarda birden sertleşip deliriyor. Üçüncü bölümse, "Reconcilation" gibi sert ve isyan dolu bir şarkıyla açılıp, pişmanlığın şarkısı "Song for the Innocent" ile devam ediyor. Ve albümü adını veren şarkıya geliyoruz; önce onun açılışı konumundaki, sırf Daniel'in solosundan oluşan "Falling" ve ondan sonra da müthiş bir şekilde, duygusal, karanlık, sert, isyankar, acı dolu, hüzünlü şarkı "The Perfect Element" gelip sizi iliklerinize kadar titretiyor... Hem de 10 dakika boyunca! Eveet, sabrınız yettiyse ve bu incelemeyi okuduysanız, size tavsiyem şu: Müzikle alakanız var mı? Alın bu albümü (ama orijinal alın, kopya ile göremeyeceğiniz pek çok şey var!). Metal ile alakanız mı var? Alın bu albümü. Bunalımda mısınız? Alın bu albümü. İlhama mı ihtiyacınız var, ergenliği çözmek mi istiyorsunuz, şairane sözlerden ve/veya duygusal müzikten mi hoşlanıyorsunuz? Alın bu albümü. Ama alırken, "progresif müzik"in ana kuralı olan "değişkenlik"in bu albümde bir istisna olmadığının bilincinde olun; yani iki kıta söz, nakarat ve son iki nakarat arasında köprü şeklinde klasik bir yapı beklemeyin... Pain of Salvation son derece değişken bir grup. Her ne kadar başka bir progresif grubu olan Spiral Architect kadar "kapasite" istemese ve isminin yan yana anıldığı Dream Theatre'dan çok daha duygusal da olsa, bir miktar "kapasite" gerektiriyor yine. Bu entellektüel kapasiteye sahipseniz, zaten PoS'u duymuşsunuzdur. Tabii
bu cümleden sonra da, bana söyleyecek pek fazla şey kalmıyor.