
Bu ölümlü dünyada çok da yalnız değiliz, bağlanmışız biz bize. Dört bir yan
karanlık olsa da; bu yalnızlık bölünmüş herkese. Düğün olur; bayram gelir, arada
Pentagram albüm çıkartır ve milim milim döner dünya yine. Arkada bırakılanlar
her ne kadar uzun bir dikilişin izlerini taşısa da, bu dünya sahte! Doğru yanlış!
Gerçek yalan! Kalbin, ruhun yada aklın alabileceği bir şey olsaydı hayatın anlamı,
fark edebilirdik bu süslü yalanlarla bezeli iki kapılı hanın geçiciliğini...
İşte, bu alemde misafir olduğumuzu anlatan bir albüm bu, şu an betimlemeye çalıştığım
ve inanarak söylüyorum; adını dilimize dolayacağımız yıllarca...
Derin bir felsefenin ürünü tasavvufi sözlerin, terörize gitarlarla süslenmiş
sert bir soundla buluşmasına öncülük eden Anadolu mistizmi, Pentagram’ın “Bir”
adını verdiği bu eserin reçetesi olarak sunulabilir. Bu albümün yayınlanmasından
dolayı rahatlıkla söyleyebilirim ki, Pentagram artık kendi müziğini yapan ilk
Türk grubu olmaktan çıktı, onlar artık yeni bir “akım” ın öncüleri. Buna belki
de birkaç yıl içinde, kendini müzik eleştirmeni zannedenler tarafından değişik
isimler konulacak; “Anadolu Metal”, “Türk Metal”, kıl tüy...:) Her ne derlerse
desinler onlar artık birer halk ozanı gibi, müzik dünyasında Kristof Kolomb’
busçuluk oynayarak yeni bir kıta bulmaya çıktılar. Rotalarını bu şekilde değiştirmeden
devam ettirirlerse yakın bir zamanda, şu anda gemilerinin menziline giren büyük
kara parçasına ayak basacaklar ve bir çok insanın “yeni dünyasını” oluşturmasına
yardımcı olacaklar; bir çoklarını etkileyerek, gerek dinleyici gerekse de müzisyen
bazında...
Tigris’le dümen alan gemi, [pardon albüm:p] kendini saklamayı beceremiyor bir
türlü. Orta doğu yaşantısının fon müziğini anımsatan sound daha baştan bas bas
bağırıyor: “Bu gemi bir ömürlük maceramızın kırıntılarıyla oluşturulmuş bir
omurgaya sahip, bu yüzden bizi anlatıyor, Pentagram bu toprakların, bu denizlerin
felsefesidir” diye...
Tigris’in son bölümünde ki ney partisyonları, Unspoken albümünde ki “We Came
From Nowhere” adlı parçayı anımsatıyor ve o parça gibi bir köprü görevi görüyor
albümün bombası “Bir” e.
Herkesin görüşü farklıdır, doğal; hepimizin ruhu, organizması yada ne bileyim
DNA sı farklı en azından. Ama bana göre “Bir”, bir Türk grubunun yaptığı gelmiş
geçmiş en iyi parça. Kendine özgü, buram buram Anadolu kokan melodisi, cesaretle
yazılmış sözleri ve mükemmel soundu (prodüktöre tebrikler!) diğerlerinden önde
olmasını sağlıyor. Fakat bana öyle geliyor ki, parçanın sözleri oldukça tartışmaya
yol açacak. Çünkü bir tarafta 80’lerin ortasında kurulan ve 80’lerin sonlarına
doğru verdiği konserlerde “In Satan We Trust” çığlıkları atan gençliğin göz
bebeği Pentagram, diğer tarafta ise; son yıllar da, grubun “Popçular Dışarı!..”
albümünde de ifade ettiği gibi “4. güç” olarak tanımlanan boyalı medyanın, saldırmasıyla
bir anda potansiyel satanist konumuna düşen gençliğin, ilahı Pentagram... Birbirine
benzer yönleri de olsa, iki farklı kuşağa hitap eden bir grup olarak, neyin
doğru neyin yanlış olduğunu kendi vicdanlarıyla ifade ettikleri için yorum yapmakta
zorlanıyorum. Aslında bir bakıma “Bir” in sözlerinde din tüccarlığı yapanlara
çok güzel göndermeler de var:
“Atalarına malum olmuş, kitap yazmış, anlatmışlar sana.
İmam, rahip rehber olmuş, YALAN YANLIŞ aktarmışlar sana.
GÜNÜMÜZÜN DÜNYASINDA HEPSİ AYNI, HEPSİ ALÂ;
İSA, MUSA, MUHAMMED, BUDA,
NEYİN VARSA BİLMİŞ SENİN.”
Dizeleri boyalı medyanın hiç hoşuna gitmeyecek kadar sert ve eleştiri dolu.
Bu benim de katıldığım bir durum, her koyun kendi bacağından asılır hesaabı;
din olayında kimsenin kişiye bir baskısı, dayatması olmamalı. Yani bir aracı
kurum gibi, Tanrı’yla kul arasına girilmemeli. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu
hangimiz biliyoruz ki, aynı Hacı Bektaş’ın dediği gibi; “ Hakkı arar isen gönlünde
ara; Kudüs’te, Mekke’de, Hac’da değildir!”... “Bir” e dediklerine göre süper
bir klip çekilmiş [Ek bilgi; bu klipteki görüntülerde Pentagram’ın şehit olan
eski gitaristi, Ümit Yılbar’ın bile görüntüleri varmış. Ben Cenk’in yalancısıyım
valla:p, daha izlemedim klibi.] umarım bu klibi Türkçe klip yayınlayan tv kanallarda
izleme şansımız olur. Reklam özürlü “Unspoken” albümünden sonra, Universal ne
yapar bilemiyorum ama bu albüm bence üstüne para yatırılabilecek bir eser. Yani
ticari açıdan da oldukça başarı yakalayabilir. Bakalım, bekleyip göreceğiz...
Pentagram’dan Cenk’le, 2000 yılının ilk aylarından “satanizm” olayları ertesi
bir röportaj yapmıştım. O esnada gündemdeydi bu albüm, hatta single’ mı yoksa
albüm formatında mı çıksın diye tartışmalar yapılıyordu. Cenk’e “Neden satanizm
olaylarında en fazla sizin adınız geçmenize rağmen, sessiz kaldınız” diye sorduğumda;
“Biz o tür saçma haberleri yapanlara cevabımızı müzisyen olarak vereceğiz” cevabını
almıştım. Açıkçası o an çok da iyi kavrayamamıştım bu cevabı, “git konuş bir
tv’ye anlat böyle böyle” diye düşünmüştüm. Ama bu albümün yaratacağı etkiyi
düşününce şimdi hak veriyorum Cenk’e.
“Bir” her ne kadar komplike bir sound ve sözlere sahip olsa da genel olarak
sadeliği seçmiş grup. Bunun kapak çalışmasına yansıması, oldukça değişik yorumlara
yol açacağı belirgin. Bana soracak olursanız biraz daha caf caflı bir kapak
tercih ederdim:) İçerdeki resimler bana Moonspell’in “Wolfheart” albümünü çağrıştırıyor,
ne alaka bende bilmiyorum valla:p
“Bir” in ardından gelen çalışma, Aşık Derdli’nin “Şeytan Bunun Neresinde” parçasının
Pentagram’ın yorumuyla düzenlenmiş şekli. “Şeytan Bunun Neresinde” nin ardından
da gene bir coverla karşımıza çıkıyor grup; “Bu Alemi Gören Sensin”...
Her iki yorumda çok güzel, Pentagram bunu çok güzel beceriyor gerçekten [Bknz;
Gündüz Gece]. Ama benim favorim “Bu Alemi Gören Sensin”. Hakan’ın dehşetengiz
vokali dinleyenin tüylerini diken diken edecek cinsten soğuk ve karizmatik.
Özellikle bu parça da, Pentagram’ın kendine özgü solo sistemi cuk oturmuş diyebilirim.
Bu iki cover parçadan sonra albüme konuk olan parça, Unspoken albümünden de
hatırlayabileceğimiz “Mezarkabul” adlı enstrümantal olmuş. Ardından da albümün
tek sıkıcı ve kötü parçası olarak nitelendirdiğim “Sır” dinleyenle buluşuyor.
Açıkçası hala anlayabilmiş değilim bu kadar tek düze bir parçanın bu albümde
ne işi var? Tamam sözleri gerçekten vurucu ama sadece sözler olsaydı o zaman:)
Dümdüz; inişsiz çıkışsız bir vokal, devamlı aynı yolda ilerleyen ritm beni oldukça
baydı. Bu yüzden sıra bu parçaya geldiğinde direk “Kam” a atlıyorum:)
Pentagram’ın debut albümüyle birlikte grubun “klasikleri” diye nitelendirebileceğimiz
şeylerden biri de her albümde gerçekten birbirinden güzel enstrümantal parçalara
yer vermeleri. “Bir”de de bu geleneği bozmamış grup; “Kam” adını verdikleri
başarılı enstrümantal bana Anadolu motifleriyle örülmüş bir kilimi andırıyor.
Eskiden Atv’de “Haberci” diye bir program vardı, hala yayınlanıyor mu bilmiyorum.
İşte o programın jenerik müziğine oldukça benzeyen melodi yapısına sahip bu
parça. Ayrıca bu enstrümantal parçaya söz oldukça yakışırdı bence.
Ve... Albümde ki ikinci favorim; Ölümlü...
İlk olarak gözüme çarpan şey sözlerde ki akıcılık ve bir grubun “Türkçe sözlü
metal yapılabilir mi?” sorusuna bu kadar güzel şekilde “elbette” cevabını vermesi!
[Bknz; ilk paragrafta ki cümlelerin %50 si bu parçada sözü edilen ve kullanılan
düşüncelerin bir yansıması...]. “Sır” a nispeten hem zengin melodili hem de
Murat vokal partisyonlarında “döktürmüş” denilecek kadar başarılı! Grubun karamsar
(ama gerçekçi) sözleri gerçekten dinleyeni “damardan” yakalıyor, hemen arkasından
da ritmin ne kadar özenle yaratılmış olduğunu fark ettiriyor!
Albümün finalindeyse, bana göre Pentagram’ın yapmış olduğu gelmiş geçmiş en
iyi enstrümantal parçası “For Those Who Died Alone” yer alıyor. Ve Pentagram’ın
bu ilk “Türkçe sözlü albüm” macerası güzel ama karamsar bir havada son buluyor.
Benim “Bir” de olumsuz olarak eleştirdiğim bir diğer faktörse grubun kendilerinin
yaptığı sözlü parçalara az yer vermesi. “Bir, Sır ve Ölümlü” nün yanında en
azından iki tane daha olsaydı Türkçe sözlü metal adına daha da önemli bir yol
kat edilebilirdi. Fakat, içerisinde enstrümantallerde dahil olmak üzere 9 adet
parça bulundurmasına rağmen sadece 6,500,000 TL’ye satılan cdsi, olayı pozitif
yöne çeken güzel bir etken.
Evet daha fazla uzatmanın gereği yok, sonuç olarak benim oldukça beğendiğim
bir albüm oldu “Bir”. Düzenlemesi, prodüksiyonu ve sözleriyle Pentagram’ın diğer
Türk gruplarından “neden daha ileride olduğu” sorusunun yanıtını alabiliyorsunuz.