sokakrock

SOKAK - Katil Tanrı

KATİL TANRI Hesap günündesin dökül tüm ecelleri Dengesini yitirmiş tanrının katil elleri Güzellikler yaratsanda sevmedim seni Dünde öldürüyordun bugünde bebekleri Kahverengi rengi tenindeki Ölümün dengi misin ki çocuk Toprak mı o senin elindeki Azrailin dengi misin çocuk Döndüm sırtımı kıblene bıktım yüklene yüklene Yak beni cehennemine at Eh yaratırsan yarat Doğduğumdan beri kesik kafam Kalbime dayalı silah al istifam Damarından içeri ızdırap verdim Saçların döküldü annenin gözyaşlarına Ölümün kıyısında sana iyi olacak derdim Kaburgalarını kırdım kalbini deldim Söz ve Müzik: SOKAK Bu acıklı bir hikaye değil, sadece gerçek... Gerçeklerin sadece biri... Sanatsal cümleler kurmayacağım, kelimelere dans ettirmeyeceğim. Kendi gözlerimle ne gördüysem onu yazacağım... Fadiş 15 yaşında güzel bir genç kız. Çok daha küçükken kanser olduğunu söylediler annesine, annesi de Fadişe. Anlamış elbet, zor bir tedavi süreci var önümüzde ama atlatabilir demişler. Geçmişi tanıştığımızda öğrendim... Zor günler başladı, kemoterapisinin yan etkilerini yine yeni ve ağır tedavilerle yenmeye çalışıyordu. Saçları dökülüldüğü için usturaya vuruluyordu. Onkoloji kliniğinde büyüdü Fadiş. İlaçları verebilmek için defalarca damar yolu açılıyor çoğu defa kalbine katater takılıyor sürekli tıkanıyor, yeniden...yeniden...yeniden deneniyordu. Benim hastamdı Fadiş, her gün onu görüyor, sohbet ediyor, destek olmaya çalışıyordum diğer arkadaşlarım gibi. Bir gün göz muayenesi için geldiklerinde "kör" dediler. İnanamadım, nasıl kör olabilir 15 gündür her gün onlayım, gözlerimin içine bakıyor, hemşireler odaya girdiğinde onlara ismiyle sesleniyor. Beynine kanser yayılmış bir hastanın yürüyebileceğinin en iyisini yürüyordu dedim... Meğer gördüğü zamanki hemşireleri sesinden tanıyor. "o geldi" diyormuş, oraya buraya tutuna tutuna ancak yürümeye çalışıyormuş, karanlığa cesurca adımlarmıış. "Nasıl anlamayız" diye sordum, "çünkü görmek istiyor" dediler, tamamen kör olana dek özel muayeneler dışında fark edilmemesi normalmiş. Yavaş yavaş kör olduğu için sonunu biliyor her şeyi hafızasına kaydediyormuş. Neyse dedik her şeye rağmen yaşıyor. Sonra Fadişe damar yolu açılamamaya başlandı, kateterde takılamıyordu, cerrahlar "aldığı tedavilerden dolayı tüm vücudu sertleşmiş" kateter ilerlemiyor dedi. Her ilaç uygulaması öncesi 20-30 defa iğne sokuyor, ilaçlarla büzüşen, derinlere giren damarları bulamıyordu. İğneler kalından inceye yine sokuluyor... çıkartılıyor... olmuyor... Parmaklarına, elinin sırtına, ayağına, boynuna, kafasına... Steroid tedavisi alan Fadiş irice bir çocuk olmuş vurduğunu yıkıyordu. Ondan güçlü bizler tepesine çıkıyor zabdetmeye çalışıyorduk. Çığlık çığlığa geçen damar yolu açma seanslarına katılmak istemiyordu artık hemşireler, dayanamıyordu artık ağlamasına, çığlık atmasına yürekleri ve güçleri de yetmiyordu. Fadişin kemoterapi tedavisi kanını pıhtılaştıran hücrelerini çok düşürdü, damar yolu açılamadığı için sakinleşmesi için ağız yoluyla ilaç vermek ise imkansızlaşıyordu, yan etkilerden dolayı uyutulamıyordu. Beni severdi, damar yolu açılması için uğraşmalarına benim yanında olmam şartıyla izin veriyordu bazen. Artık ben onu ikna etmek için ne söyleyeceğimi bilemiyordum ki... Babası, annesi artık kavga ediyorlardı onunla... "Öleceksin tedavi almazsan" diyorlardı... "ölmek istiyorum" diyordu kendinden emin, mağrur ifadelerle. Babası hırçınlıklarına küfrediyor, dışarı çıkıyor ağlıyor odaya dönüp yine kavga ediyordu onunla. Bir gün ben başka bir klinikte taburcu edeceğim bir bebekle oynarken hemşire hanım yanıma yanaştı "Fadiş öldü" dedi. "Ne olur artık damar yolu açılmasın" diyerek bağırmış, kafasını duvarlara , pencerelere vurmuş, kanı pıhtılaşmadığı için beyin kanaması durdurulamamış. Resüstasyon denenmiş, başaramamış. BAŞARMIŞ !

sokakrock, 23 Aralık 2011