Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.
Tarih: Cum 12.01.2007 10:26 Mesaj konusu: Savaş Ve Müzik
SAVAŞ VE MÜZİK
Dünya üzerinde barış içinde yaşamak için çok büyük, yıkıp yok etmek için son derece küçüktür. Ne yazık ki insanlar yıllarca bu gerçeği göz ardı etmişlerdir.
İnsanlık tarihinin en acımasız gerçeklerinden birisi olan savaşlar, yüzyıllar boyunca dünya üzerinde kol gezmiş ve yüz milyonlarca insanın hayatına mal olmuştur. Devletler insani değerleri hiçe sayarak bazen politik bazen ekonomik nedenlerle savaşlar yapmış fakat bu savaşların alanlarda galipleri olsa da sosyal boyuta hiçbir zaman bir galibi olmamıştır. Dünya üzerinde meydana gelen bu savaşlara insanlık seyirci kalmamıştır. Toplumsal boyutta bir çok eylemlerle zamanın her döneminde bu olguya karşı çıkmışlar ve barış dolu bir dünya özlemlerini çeşitli yollarla dünyaya duyurmuşlardır. Bu mücadele içinde kitle iletişim araçlarının en güçlülerinden olan rock müzik bir adım öne çıkmıştır.
Bu ayki yazımızda işin detayına çok girmeden, rock müziğin savaşlara karşı duruşunu inceleyeceğiz. Burada okuyucunun aklına “sadece rock müzik mi savaşlara karşı” sorusu gelebilir fakat kanımca bugüne kadar savaş karşıtı şarkıların büyük bir çoğunluğu rock müzikten çıkmıştır.
1960’lı yıllara kadar rock müzik savaşlara sanıldığı kadar protest bir tavır göstermemiş aksine devlet politikaları bazı müzisyenler tarafından destek bile görmüştür. Elvis Presley 1958 yılında askerlik görevi için çağırıldığında bunu büyük bir memnuniyetle yerine getireceğini ifade ederek askere katılmıştır. Vietnam savaşı sırasında müzik camiasının bu svaşa karşı gösterdiği yoğun protesto karşısında ise rock’n roll kralı Elvis dönemin Amerikan başkanı Nixon ile hayli samimi bir tutum sergilemiştir. Tabi Evlis’in bu tavrı rock camisında büyük tepkileride yanında getirmiştir. Bunlardan en ilginç ve çarpıcı olanı ise efsanevi Beatles grubunun vokalisti John Lenon’ dan gelmiştir.Lenon bir konuşmasında:
“Elvis askere gittiği gün ölmüştü” demiş ve rock müziğin savaşlara ve savaşlara destek verenlere karşı tutumunu açık bir şekilde özetlemişti. Aynı dönemde yine babalardan kabul edilen James Brown’un Vietnam Savaşında hükümete destek vermesi hatta savaşa katılan askerlere konser vermesi, yine rock müziğin o dönemde savaşa o kadar da protes bir tavır göstermediği tezimizi biraz da olsa doğruluyor. Tabi bu tezi bütün bir rock dünyasına mal etmek niyetinde değiliz. buradan çıkartılacak sonuç şudur ki: bu dönem rock müziğin savaşlara karşı tutumununun belirginleşmesinde yandaşlar ve karşıtlar arasında ki mücadelenin kızıştığı bir dönemdir. Bunun yanında yukarıda da belirttiğimiz gibi bugüne kadar en çok savaş karştı şarkı rock müzikten çıkmıştır. Hatta Bob Dylon’ın 1963 yılında yayınladığı “The Freewheelin” albümümde yer alan Master of War şarkısı bugun bile bir çok savaş karşıtı eylemde kulaklarımıza fon müziği olarak gelmektedir. Şarkıda Dylon:
Umarım ölürsünüz
Yakındır ölümünüz
Soğuk bir öğleden sonra
Tabutunuzun ardından gideceğim
Ve ölüm yatağına indirilirken
Seyredeceğim sizi
Ve bekleyeceğim mezarınızın başında
Gerçekten öldüğünüzden emin olana dek.
demiş ve rock müziğin savaşlara karşı bir protestodan daha çok bir nefret beslediğini gözler önüne koymuştur. Bu yıllar rock müziğin savaş karşıtı duruşunun iyiden iyiye ete kemiğe büründüğü yıllardır.
1960’lı yıllar, rock müziğin politik tavrı açısından bir devrim niteliği taşımaktadır. Bu yıllarda başlayan tavır, günümüzde de kendisi göstermekle beraber hiçbir zaman o yılların havasını yakalayamamıştır. Bunun nedeni ise biraz karışıktır. Bugün dünya üzerindeki sosyal yapı evrim niteliğinde değişmelere maruz kalmış veya kaldırılmış ve başka bir devrim yaşayan enformasyon teknolojileri sayesinde devletler, politikalarını topluma çok daha kolay bir şekilde empoze etme fırsatı yakalamışlardır. Kim bilir beklide enformasyon teknolojisi sadece bu yüzden bu kadar gelişmiştir derken komplo teorisyenliğini bir kenara atıp yazımıza kaldığımız yerden devam etmemiz daha iyi olacak sanırım.
Yazının buraya kadar olan bölümünde bir konu dikkat çekmiş olabilir ve “Hollywood tarzı bir senaryo gibi bunu da mı Amerika’ya boçluyuz” denebilir. Bu sorunun cevabı ise Amerika’yı “Amerikalı müzisyenler” olarak değiştirdikten sonra kısa ve öz olarak evet. Rock müziğin, savaş karşıtı bu tavrını ve toplum nazarında müzikle oluşan savaş karşıtlığını Amerikalı müzisyenlere borçluyuz. Belki de Amerikalı müzisyenler bu filmdeki rolüyle oskarı bile alır ne dersiniz? Tabi bu arada toplumunda bu müzisyenlere verdiği olağan üstü desteği de göz ardı etmemek gerekir.
Vietnam savaşı yıllarında Amerikan devleti İngiliz hükümetinden yoğun bir destek görmüştür. Savaş politikaları İngiliz hükümeti tarafından kabul görmüştür. Bunun nedeni ise İngiltere’nin 1956 yılında Mısır ile Süveyş Kanal için yaptığı savaş sırasında Amerika’dan aldığı destektir. Bir nevi al gülüm ver gülüm durumu yani. İngiltere’de ki müziğin savaş karşıtlığı ise bu döneme rastlar. Bu savaşta İngiltere nükleer silahlara başvurmuştur. İngiliz toplumu bu savaşa katı bir şekilde karşı çıkmış ve ülke çapında eylemlerini müzikleriyle destekleyerek gerçekleştirmişlerdir. Ülke çapında The Campaign For Nuclear Disarmanent (CND) adı altında yapılan eylemler yürütmüşlerdir. Bu isim altında yapılan eylemlerin en etkileyicisi her yıl paskalya zamanı önemli sayıda insanın Aldermaston'dan Londra'ya yaptığı yürüyüştür. İngiliz toplumunun 1950’lerde sergilediği bu tavır, kısa süre sonra (1960) Amerika’da belirginleşen savaş karşıtı tavrın da alt yapısını oluşturmaktadır.İngiltere’de The Beatles, Amerika’da ise Bob Dylon donemlerinin başı çeken isimleri olmuştur.Vietnam savaşası sırasında, bu savaşa canla başla karşı çıkan Amerikalı müzisyenler İngiliz toplumundan bekledikleri desteği maalesef görememişlerdir. Bunun birinci nedeni ise savaş Amerikanın savaşıdır ve İngilizlerin oraya asker oalrak gitme durumu yoktur. İkinci neden ise tüm dünya gibi İngilizler de Vietnam’da olanlaradan tam anlamıyla haberdar değildir. Amerikan hükümeti bu savaşı belkide gelecek yoğun tepkilerden çekindiği için kapalı bir kutu olarak gerçekleştirmiştir. Dış dünya sade Amerikanın verdiği kadar bilgiyle yetinmek zorundaydı.
Peki sonuç ne oldu? Kim kazandı Vietnam’da? Rockcılar mı? Bu sorunun cevabının evet olmasını çok istemekle beraber sizlerinde bildiğiniz üzere cevap kesin olarak hayır. Amerikan hükümeti ülke çapında ki protestolara kulaklarını tıkadı ve kanlı savaşına devam etti. Tabi kazanılanlarda olmadı değil… 1969'da Vietnam Moratorium Günü için Lennon'un ünlü Give Peace A Chance'ini (Barışa Bir Şans Verin) 500.000 kişi aynı anda söyledi. 500.000 yürek savaşı lanetledi o gün. Orda bir bit tusunami başladı ve o kadar büyüktü ki bu dalga kimse önünde durmaya cesaret bile edemedi. İstenilen şans verilmedi belki ama en azından istenildi. Bir yerlerde birileri bir fitili ateşledi başka bir kesimde bu ateşi söndürmek için fitilin peşinden koştu. Sonuç? O ateş söndü…Bunun nedenleri olarak çok çeşitli olaylar öne sürülebilir fakat belli başlı bazı olaylar bu ateşin sönmesinde birinci dereceden etkili oldu. Bunlardan ilki Jim Morrison Jimmy Hendrix gibi savaşa karşı insanları müzikleriyle kışkırtan müzisyenlerin sıra ile kaybı oldu. Yeni gelen müzisyenler ise sadece onların müziklerini taklit ettiler. Yeni neslin müziği onlara benziyordu fakat orta koydukları hayat felsefelerinde onlarınkinden kırıntı bile yoktu. Zaten bu yüzdendir ki bir daha hiç onlara gibisi gelmedi. Aynı şekilde The Beatles grubunun dağılması da benzer sonuçları doğurdur. Bu arada Amerika’da Vietnam Savaşı karşıtı gösteri düzenleyen bir grup öğrenci vurularak öldürüldü. Dünya çapında düzenlenen Rock Festivalleri başarısızlıklarla sonuçlandı. Bunların yanında savaş karşıtlığının doruk noktasına vardığı yıllarda zirvede olan “barış çocuğu” olma kendini dünya insanlarına adama yada bilinen söylemiyle Hippilik felsefesi artık ayağa düştü. Bu felsefenin yaşadığı dejenerasyon öylesine büyüktü ki, artık dünyanın barış isteyen, sevgi dolu çocuklarını değil, hiçbir şeye yaramayan uyuşturucu batağına batmış çocuklarını meydana getiriyordu. Dönemin kahramanları yani müzisyenlerde de durum pek değişik sayılmazdı. İngiltere hükümetine zamanında en büyük eleştiriyi getiren ünlü Beatles grubunun üyesi Paul McCartney’ni tam anlamıyla sistemin bir parçası haline gelmişti. Artık İngiliz hükümetini eleştirmek bir yana tam destek veriyordu. Jerry Rubin hippilik hareketinin liderlerinden di, daha sonraları ise hippiliğe göre daha sert bir tavır takınan Yippie hareketinin de lideri oldu fakat değişen dünya düzeni ile kendisini tam anlamıyla popüler külütürün bir kuklası haline getirdi. Bu ve bunun gibi bir çok nedenle fitilin ateşi o kadar yavaşladı ki birileri geldi ve ve ayaklarıyla o ateşi kolayca söndürdü.
Günümüzde, dünya üzerinde savaşlar olanca hızlıyla devam etmektedir.Yakın zamanda Amerika ve İsrail’in kanlı savaşlarını kuzuların sessizliği tadında izledik. Peki müzik bu savaşlara karşı nerde duruyor? Belki bu soruya karşı çoğu kişi halen müziğin savaşlara karşı protest bir tavır sergilediğini savunabilir. Üzülerek de olsa bu fikirdeki okuyucuya katılamıyorum. Ne yazık ki artık rock müzik eski tadında değil. Rock müziğin müzikalitesinde yaşanan dejenerasyon felsefik boyutunda kendisini daha yoğun olarak gösteriyor. Yeni nesil rock grupları içine sıkıştıkları sistem ve “savunduklarını savundukları” felsefeleriyle çıkmaz bir ironiler sokağına hapis olmuş durumdalar. Bugün tadımlık boyutta savaş karşıtlığı yapan bazı müzik grupları, Grammy ödüllerinde hallerinden pek memnun bir tavırla sağ ellerinde tuttukları ve aslında sistemin onlara taktığı kelepçelerini havaya kaldırırken yüzlerinde gururlu bir tebessüm takınıyorlar. Yine dünya çapında düzenlenen sözde savaş karşıtı rock festivalleri polisin uyuşturucu baskınları yüzünden doğru dürüst yapılamıyor bile. Buna ek olarak doğru dürüst yapılabilen birkaç festivalde ise insanların aynı ağızdan söyledikleri şarkılar içinde nedense yeni nesil savaş karşıtı olan gruplardan bir tek satır bile yok. Halen insanlar John Lennon, Bob Dylon Jim Morrison’dan satırları okuyorlar. Bahsettiğimiz savaşlar bundan 50 yıl önce olsaydı, bugün rock müziğin savaşlara karşı protest bir tavır sergilediğini düşünen arkadaşlar tavır nasıl sergilenir işte o zaman görürlerdi.
Yazının büyük bölümünü Amerikanın yürüttüğü Vietnam savaşına vermemin sebebi rock müziğin savaş karşıtı durşunun ilk olarak o dönemde belirginleşmiş olmasıdır. Bunu izleyen yıllarda dünya üzerinde meydana gelen savaşlar yine rock müzik tarafından sert bir dille sonuna kadar eleştiri oklarına maruz kalmışlardır. Ben yazımda işin nerde ne zaman başladığını ve günümüze gelindiğine nerde olduğunu vurgulamakla yetineceğim. Zira tarih boyunca rock müzik hiçbir zaman savaşlar karşısında ilk dönemki kadar sert son dönemki kadar ilgisiz olmamıştır. Arada kalan yıllara dair geniş bir değerleme yapabilmek dergimizin sayfa paylaşımında bana ayrılan bölümün bu kadar olmasından dolayı imkansız. Konuyu uzatmayalım ki diğer yazar arkadaşlar içinde iki kelam edecek yer kalsın…Artık yavaştan bitirelim…
Böyle bir konuda yazmak ; yani çok dolu olduğunuz, üzerine söyleyecek çok sözünüz olan bir konuda yazmak hayli zor. Elimden geldiğince kendi fikirlerimi bilgilerimle harmanlıyarak size sunmaya çalıştım. Tabi böyle yazılardan çıkma yazmak kadar zor. Bilirsiniz bizim Türklerde meşhur bir söz vardır “Girdiğin Yerden Çıkacaksın Diye”, en iyisi bende öyle yapayım..
Dünya üzerinde barış içinde yaşamak için çok büyük, yıkıp yok etmek için ise son derece küçük bir yerdir. Bizler üzerinde yaşadığımız dünyayı her geçen gün daha da yaşanılmaz bir hale getirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Duyarlılık kavramı artık sözlüklerden silinmek üzere. Kişisel çıkarlarımız için yıkıyor,dağıtıyor ve parçalıyoruz. Bir gün gelecek şekillendirdiğimiz dünya o kadar çirkin bir yer olacak ki; işte o gün siz, biz hepimiz yüzümüzü ellerimizin arasına alıp, yaptıklarımızdan utanacağız. Böyle bir durumu yaşamamak için gerekli olan sadece bir tutam özveri ve bir tutam duyarlılık. Aslında o kadar da zor değil bunlar harmanlamak.Önümüzdeki sayıda buluşmak dilekleriyle yazımı burada bitirirken, son olarak hem saffımı belli etmek, hem bir dönemi saygıyla anmak hem de bazılarının kulağına küpe olması açısından son bir şey söylüyorum
Give Peace A Chance (Barışa Bir Şans Verin) John Lennon
(1969'da Vietnam Moratorium Gününde 500.000 kişi tarafından aynı anda söylenmiştir. )
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız