Ana sayfa Özel mesajlar Arama
 
turkrock.com ana sayfası Her konuda bilgi paylaşabileceğiniz forum sayfalarımız irc.turkrock.com sohbet sunucumuza girerek diger site üyeleriyle sohbet edebilirsiniz. Festival, konser, parti gibi çesitli etkinlikleri takip edebilir, etkinlik bildirebilirsiniz. Amatör grupların çalışmalarının mp3 formatında indirilebildiği bölüm
TurkRock.Com :: Başlığı Görüntüle - İngiltere Premiere Ligi
Resim albümüResim albümü  SSSSSS   AramaArama   GruplarGruplar   ProfilProfil   Giriş yapınGiriş yapın   LoginLogin 

 Dikkat 
Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.

İngiltere Premiere Ligi
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 5, 6, 7 ... 9, 10, 11  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    TurkRock.Com Forum Ana Sayfası -> Spor
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
deerrudolf
"Kültür&Sanat" mod



Kayıt: Sep 12, 2003
Mesajlar: 3782
Nerden: Ankara

MesajTarih: Çrş 07.02.2007 4:32    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Özellikle son birkaç sezondur ligimizde takım yöneticilerinin, menajerlerin, teknik adamların, oyuncuların üç günde bir maç yapmaktan yana şikayetleri söz konusu. Ağustos ayının hava koşullarını, bedene yüklenen güçlükleri hesaba katarsak haklı olabileceklerini söyleyebiliriz tabi. Hele hele bu sezonun başında Vestel Manisalı M....'nın (Çok düşündüm, çok kurcaladım, çok soruşturdum ama bulamadım o M'den sonrasını) sahada rahatsızlık geçirmesi de aleni önlem alınmasını gerektiriyordu. Zaten federasyon da bunu mümkün olduğunca geniş tutmak maksatlı kararlar veriyor. Örneğin salı günü maç yapan takımın karşılaşmasını cumartesiye, perşembe maç yapan takımın maçını pazara almak gibi...

İngiltere'de ise tüm bu futbol çevresinde toplanmış insanlar o derece alışmışlar ki üç günde bir maç yapmaya otoriteler tarafından bile rahatlıkla doğrulanabiliyor bu üç günde bir maç yapmanın oyunucuyu ve takımı olumlu etkilediği. Hatta bu temponun sakatlıkları bile olumlu etkilediğine inanılıyormuş bir yazıda okuduğum kadarıyla. Mantığı oyuncunun bünyesinin tüm iyileşme hareketlerini yaşadığı tempoya bağlı yönlendirmesi. "O nasıl oluyor lan, get işine hele hırt herif" diye dırdır etmeyin. Bilmiyor musunuz sanki; elin bilim adamı işte, uyduruyor bir yerlerden, bağlıyor konuyu. Bizler de haberlerden izleyip "Hee lan ne acayipmiş" diyoruz en fazla. Hadi az daha ileriye giderse Discovery'de değil de Mesaj TV'deki efsane futbol belgelesellerine konu olur bu araştırma.

Bizim Efes Cup'ımız, Cola Cup'ımız ve hatta yakında çıkacağına yürekten inandığım Ülker Cup'ımız ne derece Carling Cup kıvamına gelir; orası muamma. Ama ben Premier League gibi bir örnek varken herkesin orasını burasını sıkmasından ve böylesine bir sıkı tempo içerisinde kupadan kupaya, maçtan maça akmasından yanayım. Haa.. Turkcell Ligi'nin, Premier League gibi olacağına yürekten inandığım için mi bundan yanayım? Tabi ki hayır. Yegane gayem bir nebze daha futbolla iç içe olmak, bir nebze daha mücadele yaşamak ve sadece devre/sezon aralarında düzenlenen bu kupaların hazırlık kampı çalışmalarından ve 50 kişiyle reklam panolarının arkasından izlenecek mücadeleler olmaktan çıkıp Kadıköy'de 50.000 kişiyi çekecek finallere ev sahipliği yapması istemek (Bak Fener'i de finale çıkardım anında).

Yapalım be Jack Rackham. Ülkemiz adına sosyal çıkarım yapalım, ne zararı var sanki...
_________________
www.sendika.org
www.sol.org.tr
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
JackRackham



Kayıt: Dec 27, 2006
Mesajlar: 646
Nerden: Ankara

MesajTarih: Çrş 07.02.2007 7:05    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir sıkıntı var öyleyse (Ahmet Çakar-vari bir giriş yapayım da, teknik konuşacağım farzedilsin ve her cümlem intiba görsün).

Bugün İngiltere Ligi'nin 4 büyüğünden biri olan Arsenal'in kadrosunda toplam 26 oyuncu var (veyahut 27, her sayışımda ya bir eksik ya da bir fazla çıkıyor) iken 28 kişilik kadrosu olan Türkiye'nin tek büyüğü Fenerbahçe'den daha fazla maç oynuyor olması bir çelişki yaratıyor. Bunun sebebi de, kadro derinliği daha fazla olmasına rağmen ligimiz teknik direktörlerinin hep boyu geçmeyen yerlerde takılıyor olmalarıdır. Yani UEFA'ya verilen kadro 28 kişiden oluşuyor ise eğer, bunların 13 - bilemedin - 15 tanesi taktiksel varyasyonların içinde yer alıyordur. Halbuki Arsene Wenger öyle mi yapıyor; veriyor genç yeteneklere forma şansını, onlar da hocalarını utandırmıyorlar. Son dönemde bu yönde cesur adımlar atan bir Zico, bir de Bülent Korkmaz var - ciddiye almayın tabi.

Olayı sadece bu yönü ile kavramak çok yüzeysel kalır, halbuki İngilizlerin futbol anlayışlarına doğru masalsı bir yolculuk yaptığımızda kendi ligimizde çok daha radikal değişiklikler yapılması gerektiğini farkediyoruz. Mesela bizler - İngilizlerin aksine - futbol oynamayı hala daha "doğuştan gelen bir yetenek / Allah vergisi" şeklinde algılarken; İngilizler bunun "öğretilebilecek" birşey olduğunu farkedip futbol akademileri kuruyorlar. Tabi onlardaki akademiler, bizdeki 4 büyüklerin sahip olduğu ve uyduruk halı sahalarda yapılan futbol kursları gibi değil, nasıl olduğunu ben de bilmiyorum ama öyle değil işte. Ayrıca İngilizlerin bir de Premier Ligleri dışında bir adet de Rezerve Ligleri var - ki futbolcuları yedek klubesinde kariyerleri harcamasınlar, 23 yaşlarına geldiklerinde bile hala daha "Genç x" şeklinde anılmasınlar. Her ne kadar Manchester United Reserveleri son 5 yıldır kupaya uzanarak ligi sürklase etseler dahi, Rezerv Ligi, ilk 18 dahilinde kendisine forma şansı tanınmayan her futbolcunun kondisyonunu koruması açısından büyük bir önem teşkil etmektedir - ayriyeten bizdeki Paf Ligi gibi futbol tesislerinde oynanmamakla birlikte, futbolcuların yaş ortalamasının 18 olması gibi bir zorunluluk da yoktur.

Vaziyet böyle iken hala daha 6 yabancı kısıtlamasının kaldırılmasının bütün sorunları çözüceğine inanmak pek de inandırıcı değil şüphesiz ki. Maalesef günü kurtarmak sadece futbolumuzun değil, toplumumuzun içine işlemiş durumunda. Halbuki eğer futbolda kalıcı başarılar elde ederek hatırı sayılı ülkeler arasına girmek istiyorsak daha "kökten-çözümcü" olmalıyız(dır).

Bir de Premier League'e ilişkin bir meramım olacaktı: Çok değil, birkaç sene öncesine kadar takımlar "back-to-back" şeklinde (Murat Murathanoğlu-vari bir şekilde bağlayayım da konuya ilgi uyandırayayım) maç yapıyorlardı; yani sezonun ilk devresinin son maçı ile ikinci devresinin ilk maçı aynı takımlar arasında oynanmaktaydı. Bu sistemden neden vazgeçildi, gayet eğlenceliydi esasında. Aslında bu hususu açmışken aklıma geldi, futbolda kuralar sezon başında değil de her hafta başı çekilse daha iyi olmaz mı acaba? Hatta futbolculara ve yönetime rakibin kim olduğu maçtan 24 saat önce söylensin, onlara da sürpriz olsun. Böylece şike veyahut teşvik primi gibi olguların önüne geçilebileceği gibi, Türkiye Kupası'ndaki kura çekimlerinden sonra böyle bir ilginçliğe daha imza atarak yine ilklerin ülkesi olmuş oluruz falan.

Bu arada Vestel Manisasporlu oyuncunun ismi Meduna olacaktı. Bir an ben de Morientes ve Michel Salgado arasında gidip gelmiştim.
_________________
Me fail English? That's unpossible.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Purgatory
Kullanıcı siteden atılmış


Kayıt: Jun 13, 2005
Mesajlar: 3503
Nerden: İstanbul

MesajTarih: Çrş 07.02.2007 17:09    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

O kura işini pek yapabileceğimizi sanmıyorum, zira bizim her kongremiz - İster kulüp bazında, ister curling federasyonu bazında - ilk seferinde gerekli çoğunluk sağlanamadığından 2. postaya sarktığı için; bu varyasyonda her hafta yapacağımız kura çekimlerine, senede bir yapılanın 1. turuna gelen sayısı kadar bile katılım olmaz. Kalkamaz yataklarından onlar, ah bizim çocuklar..

Rezerv Lig ise geçenlerde gündeme getirilmişti, hatta Rıdvan Dilmen bunun ateşli savunucularındandı, %100 Futbol programına katılan bir federasyon yetkilisinin pişkin pişkin "Gerek yok efenim, gerek yok.." diyişi halen daha aklımda. Sanırım o sırada aklı önündeki bifteği ile birlikte ve kırmızı şarabını bir an önce mideye indirmekteydi. O ikisi çok da güzel gider hani..

Biz, A takımlarımız hakkında, yani kondisyon açısından en yüksek durumda olması icap eden takımlarımız hakkında, "Ah çok yoruldu yavrucaklar.." diye ağıtlar yakarken; İngilizler, bizim "Genç X" (Dr. X diyeceğim ama o artık Dio) diyerek daha da üzerine titrediğimiz yavrucakları Prömiyer Lig temposuna yakın tempodaki bir ligde pişiriyorlar, yoğuruyorlar.

Şimdi; burada insafsız bir karşılaştırma var..

18'e giremeyip, haftada bir kaç idman yaparak soluğu ailesinin veya sevgilisinin yanında alan bizim gençlerimiz ile; yüksek bir mücadelenin olduğu Rezerv Lig'de oynayan, medya mensupları tarafından ne kadar parlak bir gelecek vaad ettiği söylenirse söylensin, bunu kafasına takıp "Ben burada oynayacak adam mıyım ulan?" narası atmadan oynayan ve vücudunu her daim yüksek tempoya hazır tutan oyuncular var. Bu iki "gelecek" profilinin birbiri ile çarpıştırılması sonucu; biz daha çooook sezona "Avrupa'da başarı!" sloganı ile başlayıp, ya son dakika golleri ile devam edeceğiz, ya da hiç bir zaman o hedefe ulaşamayacağız.

Yani; bence de Rezerv Lig asıl önemli olan şeydir, yabancı sınırlamasından ziyade onun daha önemli olduğuna ben de katılmaktayım, çok güzel bir yere barnak bastınız sevgili gönül dostları. Biz şu an şevkatli bir anne kıvamındayız. "Ah yoruldu yavrucaklar.." diyoruz. Oysa ki; ailenin hayta dayısı gibi olmamız lazım.. "Yahu abla bırak çocuğu, biz bokun içinde büyüdük bize bir şey oldu mu zamanında? Düşe kalka büyüyecek ve öğrenecek elbet.." dememiz lazım.
_________________
Kramerica Industries gonna get all of you!..

http://www.deliriyum.com/
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
deerrudolf
"Kültür&Sanat" mod



Kayıt: Sep 12, 2003
Mesajlar: 3782
Nerden: Ankara

MesajTarih: Çrş 07.02.2007 22:06    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Rezerv Lig; gerek altyapının gelişiminde bir basamak olarak görülebilir, gerek forma şansı bulamayan oyuncuların formunu koruyacakları bir alternatif. Ama Türkiye'de gerçekleşmesi için çok fazla yatırım yapılması lazım. Her şeyden önce nerede yapılacak rezerv lig maçları? Antranman sahalarında mı? Rezerv lig antrenman sahalarına alınırsa Paf liginin maçlarını da halı sahalara alırız oldu olacak. Federasyonun altına gireceği yük nedir ya? 3-5 kuruşa halledemezler ya bu işi. Yani iş çok boyutlu bir hale bürünüyor bir noktadan sonra. Eh; federasyon yetkilisinin "Gerek yok efenim, gerek yok" deyişini milletvekillerinin maaş konusundaki pişkinliklerine bir tutarsak çok da ters bir benzetme yapmış olmayız. Değil mi?..
_________________
www.sendika.org
www.sol.org.tr
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
Purgatory
Kullanıcı siteden atılmış


Kayıt: Jun 13, 2005
Mesajlar: 3503
Nerden: İstanbul

MesajTarih: Çrş 07.02.2007 23:42    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Hakkın var. Ama yapılacak büyük harcamanın uzun vadedeki getirilerine baktıklarında, karşılarında pişman olacakları bir hadise bulunmayacak. Aslında devlet ve millet olarak o kadar gereksiz şeylere harcıyoruz ki paramızı. Geçen cumartesi gördüm, boğaz köprüsünü ışıklandırıp taverna girişine çevirmişler. Güzel de olmamış, gereksizliği zaten ayrı şey. Trafiği bok ettik, bari göze hitap edip oyları kurtaralım mıdır amaç, nedir?

Sadece küçük bir örnekti para yönetimi adına. Levent Kırca çok daha güzellerini vermişti zamanında. Valla Rezerv Lig gerekli.. Kaynak bulunmalı bir şekilde.
_________________
Kramerica Industries gonna get all of you!..

http://www.deliriyum.com/
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
deerrudolf
"Kültür&Sanat" mod



Kayıt: Sep 12, 2003
Mesajlar: 3782
Nerden: Ankara

MesajTarih: Çrş 07.02.2007 23:49    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ohoo gereksiz para harcama konusuna girersek çıkamayız zaten. Hatta buna "parayı doğru yerlere harcamak" da denebilir. Türkiye'de çözüme kavuşmayacak meselelerden birisi.
Rezerv Lig mi? Rıdvan Dilmen kurar onu. Laughing
_________________
www.sendika.org
www.sol.org.tr
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
deerrudolf
"Kültür&Sanat" mod



Kayıt: Sep 12, 2003
Mesajlar: 3782
Nerden: Ankara

MesajTarih: Pzr 11.02.2007 18:56    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dün Portsmouth-Manchaester City maçı vardı. İlk birkaç dakikayı kaçırdım ve ilk golü izleyemedim. Maç sonunda verdi gerçi, harika bir gol. Oyun genelde ortadaydı, bölüm bölüm takımların kontrolündeydi. Manchaester City birkaç dakika üstünlük kurdu ve Torradi çok güzel bir kafa golü attı. Yahu bu Manchaester City'nin hücum hattı aslında çok kuvvetli ama orta sahası yetersiz. Kaybettiği tüm maçları orta sahanın ortasındaki ve defansın önündeki boşluktan yiyorlar. Portsmouth menajeri ise Kanu gibi bir adamı neden yedek bırakıyor anlamak mümkün değil. Formsuz desek değil, etkisiz desek değil, gol atamıyor desek atıyor. 10. golünü attı dün oyuna girdikten sonra.

Öğlen Bolton-Fulham maçı vardı, 2-1 yenmiş Bolton. Tam gaz gidiyor adamlar. Smile Arsenal-Wigan var akşama da, izlenir...
_________________
www.sendika.org
www.sol.org.tr
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
JosephPetrozza
Kullanıcı siteden atılmış


Kayıt: Aug 29, 2006
Mesajlar: 972
Nerden: İstanbul

MesajTarih: Pzr 11.02.2007 19:21    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

şu ingiltere ligini çok sevdiğim halde takip edemiyorum çünkü adamların maçları çok bölük pörçük oynanıyo, haftaiçinde de oynadıkları için bize biraz ters geliyo...
adamların stad düzenine hayranım yanlız, özellikle çim düzenleri insanın gözünü alıyo, bi de kameraların optimum yerlere konulması bakımından dünyanın en iisi olan lig ....
_________________
Pazar malı ucuz beyaz pamuklusunun üzerine siyah şeritler diktirerek mahalle maçına çıkan veletlerin ruhuyuz, o ucuz formayı o velede etiketini koymadan diken komşu teyzenin ruhuyuz, sözün özü 'halkın takımı'yız.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder MSN Messenger
deerrudolf
"Kültür&Sanat" mod



Kayıt: Sep 12, 2003
Mesajlar: 3782
Nerden: Ankara

MesajTarih: Pts 12.02.2007 2:32    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Arsenal maçının tamamını izleyen varsa daha sağlıklı yorum yapar ama 77. dakikasında açtığım maçı harika bir halde buldum ben. Belli ki Wigan çetin ceviz çıkmış, çok da sağlam savunma yapmış maç boyunca. Henry'nin birkaç pozisyonunu gösterdi hatta o ara, yazık dedim koskoca Henry'e bak hele. Laughing Tam açtığım dakikalarda Henry ile Wigan kalecisi Kirkland (Böyle mi yazılıyordu lan bu adamın adı?!) arasında atışmalar da vardı. Spikerin dediğini de çok anlamak mümkün olmuyor maçın tamamını izlemeyince ama belli ki Kirkland biraz puştluk yapmış. 80. dakikada Hall kendi kalesine golü atınca Henry el kol yaptı biraz, gerildi ortam. Üstüne Rosicky'nin golü de gelince Wigan'lılar "Ulan bizim sahamız olsa ebenizi..." demişlerdir büyük olasılık. Son 15 dakika harikaydı kısacası.

Maçı 77. dakikada açan birisi olarak Arsenal'in çirkefliğini ve üstün futbolunu gördüm kısacası. Son 1-1,5 aydır son dakikalarda almadık puan, elemedik takım bırakmıyor Arsenal ama nereye kadar böyle gidecekler bakalım. Liverpool'un Newcastle'a yenilmesiyle iyi yer edindiler.
Chelsea ve Manchaester United'ın pek umrunda değil bu ikili. Laughing Zevkli oluyor; hem de çok zevkli...
_________________
www.sendika.org
www.sol.org.tr
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
deerrudolf
"Kültür&Sanat" mod



Kayıt: Sep 12, 2003
Mesajlar: 3782
Nerden: Ankara

MesajTarih: Pts 26.02.2007 1:52    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Aslında çok da önemli olduğu düşünülmeyen ama geçtiğimiz haftalarda Jose Mourinho ile Arsene Wenger arasındaki açıklamalar sonrasında ciddileşen bir maçtı Carling Cup finali. Öğlenki Gençlerbirliği maçında sava ile de konuşmuştuk; daha fazla yedeklere önem verirler diye düşündük ama her iki takım da as kadrolarından çok fazla değişikliğe gitmeden maça çıkmışlardı. Hatta sava'nın özellikle üzerinde durduğu adam Theo Walcott hem forma bulmuş hem de golünü atmış. İlk 20 dakikasını ve doğal olarak ilk golleri kaçırdım ama Drogba'nın golünün tekrarını gösterdikçe küfrettim epey adama. Atıyor yani adam, atıyor sürekli...

Bir ara mutfağa bir şeyler atıştırmaya gittim ama televizyondan "eyvaahh eyvaahh" seslerini duyunca koşar adımlarla geldim ki Terry yerde. Hele Arsenalli oyuncuların çabuk çabuk dercesine yaptığı hareketlerden sonra adam ölüyor dedim kendime. Diaby'nin ayağı Terry'nin boğazına gelmiş, nefesini falan kesmiş olabilir. Aslında Ömer Üründül'den sağlıklı bir tıbbi açıklama beklemedim değil ama o da şokta olduğundan olsa gerek bir şey söylemedi. Zaten o andan sonra oyunun temposu düştü, oyuncular tedirginleşti, değişik bir hale büründü maç.

Terry'nin çıkmasından sonra defansın göbeğinde, takım hücumdayken de orta alanda çok iyi top kullandı Essien ve ikinci golde de pozisyonu hazırladı. Essien'in mutlaka oynaması gerektiğini düşünüyorum artık. Yoktan pozisyon yaratıyor adam çoğu zaman. Diarra da Porto maçından sonra bugün de top geçirmedi. Diarra'nın en beğendiğim sağ bek olduğunu bile rahatlıkla söyleyebilirim.

Gelelim son dakikadaki kavgaya. Yerimden doğrulmama sebep olacak kadar heyecanlı ve güzel bir kavgaydı. Yanlış hatırlamıyorsam Fabregas ile Obi Mikel arasında çıktı kavga. Adebayor, Toure, Lampard derken cümbür cemaat girdiler birbirlerine. Sahaya teknik adamlar da girince "Çak lan şu Wenger'in ağzına ağzına Morinyo, çak ulan!" dediğimi biliyorum. 3 kırmızı, 2 sarı kart ile sonuçlandı kavga ama Lampard'ın da kart görmesi gerekirdi. Ona buna vurdu küfretti aslan parçası. Sanırım Terry'nin yokluğunda kupayı Lampard kaldırsın diye atmadı hakem onu oyundan. Laughing
Ha bir de Wenger ile Mourinho maç sonunda tokalaşırken Mourinho'nun küfrettiğinden şüphem yok. Seviyorum ben bu adamı...

Kavga demişken...
Kanalı Tv8'den Ntv'ye çevirmek suretiyle güzel bir maçın büyük bölümünü kaçırdığımı anladım. Schalke (sanırım) 85 dakika tek kale top oynadı ama Leverkusen'in yedek kalecisi olan zat-ı muhteremlerini geçemedi. Kuranyi ve diğerleri zaten gol atamadıkları için çıldırmak üzereyken bir de kontradan yediler golü. Laughing Nitekim onların sinirleri de maçtan sonra çıktı, ortalık karıştı, Lincoln direk kırmızı kartı yedi.
Zevkliydi ya bugün... Laughing
_________________
www.sendika.org
www.sol.org.tr
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
Purgatory
Kullanıcı siteden atılmış


Kayıt: Jun 13, 2005
Mesajlar: 3503
Nerden: İstanbul

MesajTarih: Pts 26.02.2007 2:20    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ulan Fenerbahçe, berbat bir futbol oynamakla kalmadı; aynı zamanda aksiyonların alayını da kaçırtmış oldu bize.. Smile
_________________
Kramerica Industries gonna get all of you!..

http://www.deliriyum.com/
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
sava



Kayıt: Aug 14, 2003
Mesajlar: 1370
Nerden: San Jose, CA

MesajTarih: Pts 26.02.2007 19:50    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Arsenal Chelsea maçı gerçekten çok zevkliydi. Gençler maçından çıktım ve maça yetişmek için taksiye atlayıp geldim eve Smile Chelsea as kadrosuyla çıkmıştı ama Arsenal'de as kadrodan sadece Fabregas ve Toure vardı. İlerleyen dakikalarda Eboue, Hleb ve Adebayor girdi. Buna rağmen müthiş top oynadılar. Yedek kadroları bile nefis. Hoyte iyi bir bek. Baptista'yı anlatmaya zaten gerek yok. Aliadiere 24 yaşında, tipik bir Arsenal genci değil Smile Fakat müthiş zeki bir oyuncu. Adebayor ve Baptista'yla çok iyi anlaşıyor. Gol pozisyonlarında mutlaka bir etkisi oluyor. Walcott zaten inanılmaz bit oyuncu. İngiltere liginde ve milli takımda forma giyen en genç oyuncu ünvanı sanırım onda. Aslında forvet olmasına rağmen Wenger ona sağ kanatta şans veriyor. Çünkü çok hızlı ve çabuk bir oyuncu. Çok iyi bir kanat oyuncusu olabilir. Şu anda dünyadaki en hızlı oyunculardan biri bana göre Walcott.

Hızlı futbolcu demişken aklıma gelen diğer bir isim ise Lövenkrands. Schalke'de sol açık, forvet arası bir pozisyonda oynuyor. Son haftalarda Kuranyi ile müthiş bir uyum sağladılar. Tam Kuranyi'nin yanında oynaması gereken tarzda bir oyuncu. Ayrıca müthiş bir sol ayağı var. Uzaktan çok sert ve isabetli şutlar atabiliyor. Çok güzel orta da kesebiliyor ve zaten Kuranyi hava toplarında çok etkili olduğu için rakip savunmalar için büyük bir tehdit oluşturuyorlar. Kontraatak futbolu için de çok uygun bu ikili. Nitekim son haftalarda Schlake'nin attığı gollerin çok büyük bir kısmı bu ikiliden gelmiş. Gerek asist, gerek gol olarak. Dünkü maçta Lövenkrands olmayacağı için takımın gol atmakta güçlük çekeceğini tahmin etmiştim, nitekim atamadılar. Yanlış hatırlamıyorsam Bundesliga'da bu sezon şimdiye kadar Kuranyi 11 gol attı 8 asist yaptı ve bu müthiş bir istatistik. Lövenkrands'ın da 6 golü var. Asist gol toplamında Diego ve Kuranyi açık ara en başarılı oyuncular bu sene Bundesliga'da.

Ayrıca yeni bir haber, Liverpool Voronin'i transfer etmiş. Yazın Liverpool forması giyecek.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder
deerrudolf
"Kültür&Sanat" mod



Kayıt: Sep 12, 2003
Mesajlar: 3782
Nerden: Ankara

MesajTarih: Sal 27.02.2007 1:03    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Schalke'nin gol yollarında çok da etkisiz kaldığı söylenemez aslında. Biraz şanssızlık, biraz beceriksizlik. 4-5 golü çok rahatlıkla bulabileceği bir maçtı Schalke'nin.
_________________
www.sendika.org
www.sol.org.tr
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
ricoo
Kullanıcı siteden atılmış


Kayıt: Mar 01, 2007
Mesajlar: 17

MesajTarih: Prş 01.03.2007 16:55    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

bence en iyi lig ingiltere ligi
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
deerrudolf
"Kültür&Sanat" mod



Kayıt: Sep 12, 2003
Mesajlar: 3782
Nerden: Ankara

MesajTarih: Sal 06.03.2007 0:37    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Haftasonu Premier Lig'e doydum resmen. Aynı saatte Galatasaray-Beşiktaş olduğundan dolayı Chelsea-Portsmouth haricinde tüm karşılaşmaları izledim.

Liverpool-Manchester United maçı trajik bir maçtı denebilir. Hakemin berbat yönetimi, Carrigher'a verilmeyen kırmızı kart, Manchester'a verilmeyen penaltı.. Her ne kadar haklı olsa da bir de Scholes kırmızı kart görünce dellendi takım ve attı golü. Kendi sahasında 10 maçtır gol yemeyen, 30 maçtır yenilmeyen Liverpool da yalan oldu bu sayede.
Maç esnasında Msn'den Liverpool taraftarlığı yapan ama skor sonrasında uzun süre nette görünmeyen şahıs, sana sesleniyorum; nassıl koduk ama.. Laughing

Kendi sahasında iyi futbol oynayan ve uzun zamandan bu yana da üst üste kötü sonuçlar almayan Bolton, Blackburn'a saçmasapan savunma hatalarından yenildi. Blackburn, ceza sahası önünde o kadar rahattı ki ikinci yarının başında penaltılar olmasa da golleri bulurdu zaten. 2-0'dan sonra Bolton 20 dakika nefis bir futbol oynadı ama Anelka'nın kötü gününde olması ve kanatların iyi dolduramaması sonucunda tek golle yetindiler. Savunmasını güçlendirecek bir Bolton, UEFA Kupası'nda çok iyi işler yapar seneye.

Son zamanlarda izlediğim en muhteşem ve spiker Onur Yıldız'ın deyimiyle bir o kadar da trajik bir maç West Ham-Tottenham maçıydı. Fenerbahçeli arkadaşlar aynı saatlerde yine zevk ve kalite anlamında üst seviyedeki Sivas maçını izlediklerinden kaçırdılar bu harika maçı ama pazartesi-salı geceleri tekrarına denk gelirlerse sakın ama sakın kaçırmasınlar. Lig sonuncusu bir takımın nasıl top oynadığı, nasıl tribünleri doldurduğu ve nasıl alkış aldığı cümle aleme ibret olsun. 85. dakikada 3-2 öne geçen West Ham, 4-3 verdi maçı. Bu cümlenin devamını "ligde kalma umutlarını mucizelere bıraktı" kalıbını kullanmak istedim ama "bu takımın bu futbolla yenemeyeceği rakip yok" kalıbı da uyabilir. Öylesine bir West Ham var bu ligde.
Keşke Tevez gerçek oyununu biraz daha oynasaydı bunca zamandır ve takım da buralarda olmasaydı. Yazık...

Tv8'den iki kafta sonra cumartesi günü Chelsea-Sheff United ile Manchester United-Bolton, pazar günü ise Aston Villa-Liverpool ile Everton-Arsenal karşılaşmalarını vermesini diliyorum. Manchester'a bir çelme takabilir Bolton, hiç belli olmaz.
_________________
www.sendika.org
www.sol.org.tr
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
sava



Kayıt: Aug 14, 2003
Mesajlar: 1370
Nerden: San Jose, CA

MesajTarih: Sal 06.03.2007 9:33    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Chelsea Portsmouth maçında da Drogba gene yoktan bir gol var etti. Uzun bir pasa gelişine vurdu ve attı. İkinci yarıda bir ara Portsmouth Chelsea kalesini ablukaya aldı ve üst üste iki pozisyonda Cech'e takıldı. Cech düynanın en iyi kalecisi olduğunu bir kez daha gösterdi, birbirinden kritik iki inanılmaz kurtarış yaptı. Sonra da hızlı hücumda Kalou ile ikinci golü buldu Chelsea. Terry olmadığı zaman Chelsea defansı toparlanamıyor. Essien hamleli bir oyuncu, o yüzden çok sık hata yapabiliyor. Çok fazla ileri çıkıyor. Kritik bölgelerde saçma sapan hareketler yapabiliyor. Ayrıca Terry takımı inanılmaz yönetiyordu. Terry ve Lampard olmadan Chelsea oynayamaz. Lampard da maçta sürekli kimin ne yapması gerektiğini söylüyordu. Hazırlık pası yapılacağı zaman oraya gidiyor, pası şuna ver diye eliyle işaret ediyor veya yavaş oyna, tempoyu düşür diye haraket yapıyor.
Bu iki isim olmazsa Chelsea gerçekten çok büyük sıkıtıya girer.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder
deerrudolf
"Kültür&Sanat" mod



Kayıt: Sep 12, 2003
Mesajlar: 3782
Nerden: Ankara

MesajTarih: Çrş 21.03.2007 1:01    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

FA Cup maçında Chelsea ile Tottenham oynadı dün. İlk maçta Tottenham epey zorlamış, hatta tabiri caizse ağzına sıçmıştı Chelsea'nin. Ama bu sefer 15 dakikada bitti maç. Shevchenko'nun golü ise süperdi.
Maça asıl damgasını vuran olay Tottenham taraftarının sahaya girip Lampard'a saldırmasıydı. Hani "biz böyleyiz, Avrupalı şöyle medeni" deniyor sürekli ama İtalya'daki örneklerden sonra buyrun buradan yakın.

http://www.milliyet.com.tr/2007/03/20/son/sonspo09.asp

FA Cup yarı finalinde Chelsea ile Blackburn Rovers, Manchester United ile Watford eşleşti. Ligin tepesindeki ikili FA Cup finalinde de eşleşecekler belli ki.
_________________
www.sendika.org
www.sol.org.tr
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
deerrudolf
"Kültür&Sanat" mod



Kayıt: Sep 12, 2003
Mesajlar: 3782
Nerden: Ankara

MesajTarih: Pzr 12.08.2007 15:12    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kendi açımdan henüz Türkiye Ligi'nin başlangıcını yapamasam da Tuncay'ı izlemek için ekranın başına geçtim dün. 85 dakika oynayan Tuncay bence oldukça iyiydi; maçın başından sonuna koştu, tehlikeli pozisyonlar yarattı ve golle sonuçlanmasa da yüzde 100'lük bir gol pası verdi. Olumlu paslarının tek kötü yanı, ayağına aldığı pasların yarısından fazlasını yeniden geriye dönmesiydi. Yine de takım olarak iyi oynayamayan M'boro, ilk yarıdaki üstünlükleriyle arttırabilecekleri farkı yakalayamadılar ve ikinci yarıda da oyundan kopup 7 senedir süren ilk maçı kazanamama sendromunu sürdürmüş oldu RiverSide'da.

"Futbolda Unutulmaz Anlar" konusunda Ricken'in golünü hatırladıktan sonra Derbyshire'ın, Blackburn'u öne geçiren golünü izlemeniz gerekli. Bir an için "Ulan bu adam TurkRock mı okuyor" diye düşünmedim değil. Smile

Liverpool-Aston Villa'nın ise maç boyu süren keyfi, son dakikalarda büyük heyecana dönüştü. Gerard'ın Youtube'da aranması ve izlenmesi gereken golüne kadar geçen iki dakikada Liverpool oyuncularının şaşkınlığı görülmeye değerdi kesinlikle. Laughing İyi maçtı o da...

Ha bir de; bu sezon Premier League'in Fox TV'ye transfer olmasına epey sevindiğimi söyleyebilirim. Dün ve bugün toplam 6 maçı verdi Fox bir tanesi banttan olsa da.
_________________
www.sendika.org
www.sol.org.tr
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
CedriX



Kayıt: Jun 11, 2004
Mesajlar: 2770
Nerden: Stockholm

MesajTarih: Pzr 12.08.2007 17:36    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

M`boro macini izledim ve Tuncay iyiydi. Hafiften heyecanlilik var gibi gözukuyordu ama o kadar da olacak artik. Paslarin cogunu geriye dönmesini ben de pek anlayamadim. Yani cogu zaman topu cikar diye veriyorlar ama o geri dönuyordu. Kostu yine de ve ilk yarida bir pozisyon var ona ofsayt calinan. Bence ofsayt degildi ve zaten pas verdi gol oldu.

Bu arada Fox`da olan spiker iyi de o yorumcu kim yahu? Cok sinirlendim, lafi geveliyor ve bir seyi 10 defa tekrarliyor. Tekrarladigi seyler de gerekli olsa...
_________________
I contend that we are both atheists. I just believe in one fewer god than you do. When you understand why you dismiss all the other possible gods, you will understand why I dismiss yours...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder
deerrudolf
"Kültür&Sanat" mod



Kayıt: Sep 12, 2003
Mesajlar: 3782
Nerden: Ankara

MesajTarih: Pts 13.08.2007 0:44    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sen hangi maçtan bahsediyorsun? Dün M'boro maçının yorumcusu Fatih Terim, spiker "Eee Fatih Hocam, ne diyorsun?" demedikçe ağzını bile açmadı. Laughing Ne kebap iş lan.. Bugün sadece Manchester United maçını izledim ama bir kafede olduğumuzdan sesini duymuyorduk, ondan bilemeyeceğim yorumcuyu.

Chelsea ve Arsenal birer farkla galip gelmişler. Okuduğum yorumlara göre Chelsea maçı oldukça zevkliymiş. İyi oldu Premier League'in başlaması...
_________________
www.sendika.org
www.sol.org.tr
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    TurkRock.Com Forum Ana Sayfası -> Spor Tüm saatler GMT + 3 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 5, 6, 7 ... 9, 10, 11  Sonraki
6. sayfa (Toplam 11 sayfa)

 
Forum Seçin:
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Klavye.Net webhosting, domain, reseller, dedicated server, php, mysql çözümleri
TurkRock.Com yönetimi ile iletişime geçmek için tıklayınız..

TurkRock.Com web barındırma hizmeti Klavye.Net Internet Hizmetleri tarafından sağlanmaktadır.

TurkRock.Com üyeleri ve yöneticileri ile sohbet etmek için chat sunucumuz irc.turkrock.com'a girebilirsiniz.

Sayfa Üretimi: 1.35 Saniye