Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.
Tekrar selamlar.
Elimde Korg Trinity var. Kurmayı planladığım sistemi Triton Rack (module)
üzerine kuracaktım. Sonra Pitch-bend i bozdum (Elektro gitar örneği hazırlarken "Tamir ederiz" dediler. Fakat midem bulandı. Ben de Triton Studio'ya çevirdim rotayı.
Yanılmıyorsam Atalay arkadaşımız pek bir yakın Triton'a Benim expansion board larla ilgili bir sorum var.
Aletin zaten sampling özelliği var. Expansion board'ların demo mp3lerini dinledim. Bana çok akılalmaz sesler gelmedi. Bu durumda tercih unsuru olmaları için (+) bir özellikleri var mı? Örneğin; açtıkları yeni bankayıda kullanılabilir hale getirmeleri gibi? (program save)
Hala kafama takılan bir soru daha var. Line-Mic'den girilen mikrofona verilen insert effectler realtime işliyor mu?Öyle dediler fakat diyenin pratiği yoktu bu konuda.
Triton çok muhteşem bir alet aslında. Kylie Minogue'un o milyonlar satan en son albümündeki birçok hit şarkı ("Can't Get You Out Of My Head" filan) neredeyse %95 Triton'da yapılmış, sonra kanallar profesyonel bir stüdyoya götürülüp Protools'a aktarılıp mikslenmiş ve çıkmış milyonlar satıp ortalığı kavurmuş bir albüm. Prodüktörü Rob Davis ile yapılan bir röportaj vardı Sound On Sound dergisinde, bak amca ne diyor:
Kylie Minogue'un 'Can't Get You Out Of My Head'i
Eğer Korg firması Triton Workstation'ları için bir reklam isteselerdi, Kylie Minogue'un 'Can't Get You Out Of My Head' inin kanal kayıt listesini basmaktan daha iyisini yapamazlardı. Vokaller ve Rob'un gitarları dışında herşey MIDI üzerinden tetiklenmiş ve seslerin çoğu bahsedilen Korg'lardan çıkmış: "Bütün Kylie kayıtları Triton'da yapıldı. Hi-hat'ler, bas davul, trampet... hepsi Triton'dan. Yine Triton'dan başka bir hi-hat daha var, Akai'den çıkan bir loop, ve sanırım shaker da Triton'dandı. Önce looplar ve davulla başladım, sonra bazı akorlar yerleştirdim. Orada iki tane bas var: Bir tanesi Triton'dan gelen org bas, diğeri de o günden beri bozuk olan Roland Juno 1'den. Yaylılar ve Wurli(tzer)'leri Triton'dan kullandım. "La la la" ları Akai'ye örnekledim, sonra MIDI üzerinden tetikleyip geri çağırdım. Yine Triton'dan gelen filtrelenmiş gate edilmiş bir synth sesi var, bir de Johnson J-Station'dan geçen wa-wa gitar.
Sonra hepsini (stüdyoya) Pro Tools odasına götürdüm, Pro Tools'a yükledik ve orada karıştırdık. Eğer MIDI partisyonlarını bilgisayara geçmiş olsaydım bütün o efektleri ve o cânım kompresörleri kullanabilirdim, dolayısı ile sonuç daha güzel tınlayabilirdi. Aslında bilgisayarım hepsini alacak kadar güçlü ama o işlem o kadar zaman alıyor ki! [Amcam software sequencer kullanmayı sevmeyen bir tip, eskiden alışmış, hardware sequencer ona daha kolay geliyor] Eğer kendi stüdyomda miksaj yapmayı düşünseydim o işe girerdim ama sanırım bana el vermesi için bir ses mühendisi tutardım o iş için."
Rob Davis röportajının tam linki burada. İngilizcesi olanlara tavsiye ederim.
Doğrudur, o Triton'u alalı bayağı oluyor. Ben klavyeci olmadığım için pek anlamıyorum işin açıkçası. Her sesin doğasına uygun bir çalım mantığı ve şekli var ve o sesi o mantıkla çalmadığın zaman çıkan netice hoşa giden birşey olmuyor. Halbuki aynı sesi bir başkası kullanıyor, cuk diye oturuyor. Synthesizer'cılık bambaşka bir dünya, bana yabancı.
Ama yine de UnderWorld, eğer Korg Triton hoşuna gitmediyse onunla aynı paralelde bir ürün olan Yamaha Motif ES serisine de bir göz at derim. Özellikle piyano tonları ve varyasyonlarına âşık olmuştum Motif'in. Ama o alette piyano seslerinden çok çok daha fazla güzellik var, cihaz resmen bir umman. İncelemeden geçme derim.
Triton dan emin olmama karşın hali hazırda 2.bir synth den destek almak hiç fena olmaz.Cihazın 2-3 tane demosunu dinledim.Cidden müthiş sesler var.Fiyatı ile ilgili bir bilgi bulamadım.Çok pahalı değilse alınabilir.
Demolar gelmeye devam ediyor.ohaa artık... (yazarken bir yandan dinliyorum)Gerçekten çok iyi...
Adamlar iyi mixler yapmışlar.İştah kabartıcı Drum kitleri de baya-baya groovy ... Çok gaddar bir aletmiş bu... wide screen tv den vazgeçeceğim gibi gözüküyor ...
Saygılar...
Under, expansion board'lar aletin ses paletini genisletiyor, onlardaki sesleri de istedigin gibi yogurup user bank'lerden birine park edebiliyorsun. Ama Triton'in icinde gelen sesler oyle zengin ki en azindan kisa vadede pek expansion board ihtiyaci duyacagini sanmiyorum. Oradan tasarruf edecegin parayi wide screen'in bir taksidine yamarsin belki
Mic/line girisine uyguladigin sinyale her turlu dahili efekti verebiliyorsun, real time, tekmili birden. Yalniz bu Triton Studio icin boyle, ornegin LE icin durum nedir bilemiyorum. Gerci onda hic sampling yetenegi yok galiba.
Motif de muhterem bir alet, dedigin gibi Triton'i desteklemek icin harika olur. Motif'in real time manipulasyon yetenegi daha ustun, adamlar ozellikle sahne icin tasarlamislar aleti gibi geliyor bana. Triton serisi biraz daha derinlemesine ince ayar yapmak isteyenler icin uygun gibi. Tercih sana ve senin calisma tarzina kalmis.
(caktirmam ama benim aslinda Roland'a karsi garip bir sadakatim vardir. O da ayri mesele).
Kayıt: Aug 12, 2003 Mesajlar: 4146 Nerden: http://www.marsyapim.com/ myspace.com/atalayant
Tarih: Sal 07.10.2003 15:48 Mesaj konusu:
Expansion boardlarda Triton icin bana gore en gerekli olani Loop Construction denen drum setlerinin ve patternlerinin oldugu boarddir. Diger boardlarin icindeki enstrumanlarin hepsi cok kucuk EQ ve reverb ayarlari farkiyla Tritonun kendi icinde var ve bence kayip degil.
Loop Construction setinde: tritonda bulunmayan yeni vurmali calgilar ve birhayli degisik renkteler. Buna ek olarak, her song icinde bir tarz var -hiphop, rock, standart drum, latin, RandB vb.- ve onlara has davul setleri ile ekrandaki RPPR tusuna basildiginda hazir kaliplar ortaya cikiyor. Orjinaller ve aksak ritmler, fill ler gayet iyi. Her kanal uzerinde bir oktavlik -12 adet- davul ritmi var. eger o davul ritmi icinde bir enstrumanin tonunu sevmezseniz sadce onu da degistirebiliyorsunuz. Gayet faydali bir eser.
Triton, bircok buyuk sinema produksiyonlarinda kullaniliyor. Benim en cok hosuma giden Lop Construction board halen isteklerime cevap veriyor ve halen bestelerimde kullaniyorum. _________________ <div><a>http://www.marsyapim.com/ www.myspace.com/atalayant</a></div>
Fiyatı ile ilgili bir bilgi bulamadım.Çok pahalı değilse alınabilir.
Yamaha Motif serisindeki tüm modellerin fiyatlarını senin için Thomann.de sitesinden çıkarttım, linki burada. Fiyatlar Euro olarak orada mevcut. Tabii bu fiyatlara Almanya'nın %16 KDV'si dahil. Sen yurt dışına çıkardığın için bu KDV'yi düşecekler. Gümrükten geçerken sen TC'nin KDV oranı ne ise onu gümrüğe ödeyeceksin.
Yamaha'nın Türkiye Distribütörü kim bilmiyorum ama onu da www.yamaha-europe.com adresinden bulmak mümkün. Eğer onların fiyatları daha uygunsa o yöne doğru gidebilirsin. Hatta imkân varsa gidip bir dene derim, çok muhteşem bir ürün.
Bu arada, ikinci synth'i destek icin aliyorsan ikinci kez klavyeye para vermene gerek yok. Motif'in rack versiyonu var, gerci yukarida bahsettigim real time manipulasyon yeteneklerini kaybediyorsun ama fiyat 500 dolar kadar azaliyor.
Bak simdi Sweetwater.com'a baktim, Motif ES serisinin rack versiyonu henuz gelmemis ama orijinal Motif rack'in fiyati 1,000 dolar (Motif 6 1,500 dolar).
Ama eger rack alacaksan benim tavsiyem Roland XV 5050 olur, hem sesleri mukemmel, hem daha fazla muzik turunu kapsiyor, hem fiyati daha ucuz.
Mahcem'den Not: Bu başlığın ikinci sayfasında Yamaha Motif Rack ile ilgili çok önemli bir gelişme var, sakın onu okumadan bu cihazla ilgili planlar kurmayın. (01.11.2003)
(Underworld'ün sorusunun sayfasına bir soru da ben koyacağım izniyle; konuyu dağıtmış olmayacağım düşüncesiyle):
Mahcem Alıntılamış ki:
"Amcam software sequencer kullanmayı sevmeyen bir tip, eskiden alışmış, hardware sequencer ona daha kolay geliyor"
Aynı tip bir adamcağızım ve sevmeye çabalamış olmakla beraber ne Cubase ne Cakewalk bana hardware bir homestudio düzeneğinin tutarlılığı ve kolaylığında görünmedi;oraya girersem kaybolurmuşum, stabil ortamın güvenli rutinini yitirirmişim gibi geliyor. Ne var ki tabii bu ortamda updateler ve farklı kombinasyonlar denemeler gibi yeteneklerimiz de pek olmuyor.
Epeydir gözü yeniliklere kapalı bir besteci olarak bir Yamaha QY300 merkezli modüllü mixerli bir düzenekte aynı seslerle aynı rutinde devinip duruyorum. Yenilenmek lazım yavaş yavaş:
'Öncelikle QY300'den QY700'e terfi etmeliyim' diyorum. 'Madem sampling yeteneği de var ve madem sesleri bu kadar konuşuluyor, Triton Studio öncelikle irdelemem gereken mecra.'
Mesela, bir workstation mıdır o? Öyle ise QY700'e gerek bırakmayacak kadar yetkin midir?
Step-time yazmacada iyi midir, kolaylıklar bahşeder mi, uzun ve rutin işlerde pratik midir?
Efektleri yetkin mi, her track'e ayrı efekt atanabilir mi?
Bir kullanıcısı Triton'a genel bir bakış atarak biraz anlatırsa müthiş mutlu olacağım. Teknik künyesine bakarak pek anlaşılmıyor şahsiyeti. Dist.gtr, bass ve davuldan oluştuğunu varsaydığımız bir soundu 'gerçek gibi' kılmak mümkün mü mesela?
Şunu da sorayım: 'Gerçek gibi' bir sound düşleyen profesyonel ama sampling'e hiç bulaşmamış bir besteciye sampling olayı ne gibi kapılar açar? Triton'la samplingde neyi ne kadar yapmak mümkün?
Rack versiyonu var mı?
Artık sorularımı dizginlemeliyim sanırım. Underworld'ü kızdırdıysam özür, kızdırmadıysam teşekkür.
Bu yaşlı müzisyenin elinden tutacak, karşı kaldırıma geçmesinde yardımcı olacak olanlara şimdiden teşekkür..
Sorularina sirayla cevap vermeye calisayim. Evet Triton Studio bir workstation. Yani bir projeye sifirdan baslayip, duzenlemeni falan filan onun uzerinde yapip, miksajiydi, efektiydi her ne gerekiyorsa verip icindeki CD kaydediciden muzik CD'si olarak alabiliyorsun. Bu acidan yetenekleri QY700'un de otesinde. Step time yazabilirsin, oldukca ayrintili duzeyde editing yapabilirsin.
Efektler son derece kaliteli, dedigin dogru her kanala ayri efekt verebiliyorsun, bir de ayrica mastering efektler mevcut.
Distorted guitar, bass ve davuldan olusan bir ucluyu gercekmis gibi yapabilir misin? Bu biraz senin hakimiyetine bagli. Bende Roland XP serisi synth'lerin icindeki gitar sesleriyle yapilmis birkac kayit var, insana kafayi yedirir, o kadar gercek gitar sesine yaklasmislar. Triton ile daha da yaklasilir. Ama birincisi gitarin nasil calindigini bilmen lazim (ki taklit edebilesin) ikincisi MIDI kontrol mesajlarini bilmen lazim (ki ince ayar cekebilesin) ucuncusu o gitar sesinde hangi filtre neyi kontrol eder, yok efendim ribbon controller neyi etkiler onu bilmen lazim. Dervis gibi de sabir gerektigini eklemeliyim.
Amacim karamsarlik vermek degil, yalnizca deneyimlerimi aktarmak.
Sampling yapmak insana istedigi sesi kullanma ozgurlugunu veriyor dogru, ama aslinda bu is gorundugu kadar da kolay degil. Yaptigin sample'larin bircok teknik kosulu saglamasi lazim. o yuzden ilk baslarda belki Triton'in icinde gelen sesleri kullanir sampling isine yavas yavs girersin. Zaten aletin icinde o kadar cok ve guzel ses var ki...
Eger "ben bu isi bilgisayarla yapmak istemiyorum, hardware benim icin daha uygun" diyorsan Triton'i siddetle tavsiye ederim.
Distorted guitar, bass ve davuldan olusan bir ucluyu gercekmis gibi yapabilir misin? Bu biraz senin hakimiyetine bagli. Bende Roland XP serisi synth'lerin icindeki gitar sesleriyle yapilmis birkac kayit var, insana kafayi yedirir, o kadar gercek gitar sesine yaklasmislar.
XP serisi gerçekten muhteşem aletler, ben de o distorted piano/organ seslerine hasta oluyorum, bizde Roland XP-10'den bir adet var, diğer seslerini bırak, davul sesleri o kadar gerçeğe yakın ki en son bir parça yaptık, Istanbul'da ve burada Glasgow'da kime dinlettiysem anlayamadı davulun programlama olduğunu. Ama burada bahsetmeden geçemeyeceğim: Davul programlamalarını davulcum Michael Harrison yapıyor, özellikle takip ettim, çocuk davulu nasıl çalıyorsa öyle programlıyor o yüzden dinlediğinde ritimde bir sentetiklik hissetmiyorsun. Bazı vuruşların velocity'sini indiriyor, bazılarını çıkartıyor, bazı yerlerde bazı vuruşları hafif öne çekiyor ya da sarkıtıyor, netice olarak çıkan da gerçek davula çok yakın oluyor. Davulun programlama olduğunu ele verecek birkaç noktayı da düzenlemede bazı perküsyonların ya da gitarın arkasına saklıyoruz, dolayısı ile duyan programlama olduğunu anlayamıyor. (Bazı arkadaşlar bu sözlerim üzerine kayıtlardan örnekler duymak isteyebilirler, bu şu anda mümkün değil, ancak üzerinde çalışıyoruz, yakında TurkRock.com kendi server'ına geçtiğinde bandwidth ve web alanı sorunumuz olmayacak, o zaman bu örnekleri sizlere mp3 olarak da dinletebileceğiz.)
Davulun gerçek ya da program olduğunu ele veren noktalar özellikle tomlar, ride zili ve hi-hat'dir. Bunlardan hi-hat doğru programlanmadığı için kendini ele verir (mesela bir davulcunun trampete vururken asla çalamayacağı hi-hatler -sonuçta garibanın iki eli var, ya da ancak bir davulcunun çalabileceği programlanması mümkün olmayan hi-hat numaraları gibi), Ride tekdüzeliğinden anlaşılır ve tomlar da genelde çok sentetik tınladığından kendini ele verir. Sonuçta hiçbir baterist her vuruşunda bir yüzeye aynı açıdan aynı şiddetle ve mükemmel bir zamanlamayla vuramaz. Oysa sample'larde veya synthesizer'ların davul kitlerinde her bir davul parçası için bir tek ses vardır. Dolayısı ile hep aynı sesi hep aynı şiddette ve mükemmel bir zamanlamayla vurdurursanız işte o nefret edilen sentetik "rhythm-box" tarzı bir davul ritmi elde edersiniz.
O yüzden davul programlarken sanki bir davulcuymuşsunuz gibi ritmi hissetmek ve ondan sonra programlamaya girişmek daha inandırıcı neticeler verir. Programlama esnasında elinize bir çift baget alıp "acaba davulcu olsaydım bunu nasıl çalardım?" diye kendinize sorarsanız önünüzde bir anda yeni ufuklar açılır, davul programlama bir anda eğlenceli hale gelir.
Bir de şarkı boyunca hep aynı sesleri kullanmak yerine aynı davul kiti ya da benzer bir başka davul kitinden farklı zil seslerini de ana davul kitinize katmak bu sentetikliği bozacaktır. Ayrıca az önce dediğim gibi programlama davullarda tomlarda "dabadop dobodop dobodum dumpah!" neviinden ataklar filan da yapmayın, ne yaparsanız yapın asla iyi tonlanmış gerçek bir davulun neticesini vermiyor.
Kim bilir belki verebilen biri vardır da biz bilmiyoruz
Ayrıca yine Domokun'a paralel bir Triton yorumunda bulunayım: Bende birkaç tane Korg demo CD'si var, içlerinde Triton demoları da var, insan sıyırır dinlediğinde. Aynen Domo'nun dediği gibi, eğer klavyeye hakimiyetin iyiyse ve taklit etmeye çalıştığın enstrumanı iyi etüd etmişsen gerçeğine çok yakın sesler almak mümkün.
Selam Arkadaşlar;
Öncelikle, bazıları eski dostum, site yapımcı arkadaşlara sevgi ve tebriklerimi yolluyorum. Benim gibi, forum anketlerinden birinde "Dino" ünvanı almış birine güncel müzik yapım dünyasının geldiği nokta hakkında fikirler verdiğiniz için teşekkür ederim.
Biraz kendimi tanıtayım. Ortaokul - Lise dönemlerinde Alman Lisesi'nin okul orkestrasında gitar çalarak düştüm yollara. Milliyet Müzik Yarışmaları v.s. derken (Sene 1980!!!) Boğaziçi Üniversitesi'negirdim ve Müzik Kulübüdönemi başladı (1982). O dönem Norm adlı gurubu kurduk ve bass gitara geçtim. 1989 senesine kadar beraber çaldık, sonra arkadaşların bir kısmının Avusturya'ya göçmesi sebebiyle o dönem sona erdi. (Bu arada ben hala B.Ü. de öğrenciyim! ) Sonra evlilik, çoluk çocuk derken 1996 da arkadaşım Hakan Kurşun'un çağrısı ile gitarı dolabın üzerinden indirip tekrar çalmaya başladım. (6 yıllık eşim ilk defa beni çalarken gördü.) Roxy, Kemancı v.s. konserlerinden sonra Hakan'ın yeni albümü Kütle'nin yapımına başlaması sebebi ile tekrar bir ara dönemi geldi. Fakat artık gazı almış bulundum ve evde bir takım çalışmalar yapmaya başladım.
Sıkıldınız biliyorum ama forum konusuna geliyorum yavaş yavaş .
Bilgisayar, sequencer programları falan derken baktım ki ben artık alet çelmıyorum, zaten kısıtlı olan tüm zamanım bilgisayar başında geçiyor. Ayrıca ses kartını değiştirmek, mixer almak, hadi bilgisayarı yükseltmek şu bu derken işin sonu da yok. Benim amacım ise sadece amatörce yaptıklarımı kaydedip bir miktar dinlenebilir hale getirmek.
Bu noktada kararımı değiştirip bilgisayar yerine HD Recorderlarile ilgilenmeye başladım ve Zoom 1266CD modelde karar kıldım.
Aleti bağlayıp kanalı seçip basıyorum record'a, anında 0 latency kayıt! Benim durumumda olan - amatörce bu işle uğraşıp zamanı kısıtlı arkadaşlara- tavsiye ederim. Bu tür aletleri de incelemekte fayda var.
Oha! abi Sen beni de geçtin Ben de 1987'de B.Ü.'ye MYO Elektronik Bölümüne girmiştim, 90'da ardışık iki dönem toplamı 1.85 ortalamayı tutturamadığım için atılıp üniversite imtihanı ile aynı sene atıldığım bölüme tekrar girmeyi belki de bir Türkiye ilki olarak başarmış, o dönemde üstün piyanist aşmış müzisyen Tuluğ Tırpan'ın bölüm başkanı olan babası -kulakları çınlasın- Nuri Tırpan'dan "oğlum sende de ne sebat var, bu kadar gayreti derslere girmek için gösterseydin çoktan okulu bitirmiştin" yorumunu almakla kalmamış, aynı bölümde 94'e kadar ayak sürümeyi becerince de "benden sonra bu bölümde en eski sen kaldın, biraz daha dayanırsan ETB'nin önüne büstünü dikeceğiz" iltifatlarına mazhar olmuştum. Ama seninkinin yanında benim rekorum devede kulak kaldı. 87'de ben seni ilk tanıdığımda sen zaten Master'da mıydın neydin, ne yapıyorsun rektörlük tezi filan mı veriyorsun nedir?
En son Mahcem tarafından Pzr 02.11.2003 0:44 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Valla baska bir okul sozkonusu olsa anlamazdim ama, B.U. denince akan sular durur. Firsatim olsa ben de bugun orada ogrenci olurum.
Bu arada Goliath, hardware recorder konusunda dediklerin dogru, eger MIDI ve sampling ile isin yoksa, ki anladigim kadariyla senin yok, hardware en mantikli secim. Biz burada optimizasyondu, latency'ydi, suydu buydu diye yazisirken sen muzik yapiyorsun var mi bundan guzeli?
Mahcem'cim yanlış anladın. Hala öğrenciyim derken gurubun dağıldığı dönemi kasdettim. Yoksa 1991 de okul bitti. Tabii 1982 - 1991 dönemi okulda olmam ki hazırlık da okumamıştım ve master falan değil, lisans öğrencisi olarak mezun olmam da rekorları zorluyor olabilir! Fakat bu konuda Deniz Şener'in üzerine yoktur herhelde!
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız