İlk başlarda kimse sevmez sevemez kara filmleri, bugünün moda olan akımları gibi bir dönem de Film Noir akımı dolaşır, izleyenler genelde arızalı, sorunlu tipler kabul edilir, her an her yerde bir delilik yapabilirmişcesine bir insan sıfatına sokulur. Gerçekte yapımcıların ya da yönetmenlerin amacı bir grup Kara Film sever yaratmak değildir, herkese yayıp sanatsal yeniliklerden haberdar etmek isterler.
Ve en sonunda olan olur Kara Film izlenmeye tutulmaya başlar, insanlar "canım güzelmiş aslında ya" derler, ülke dışına yayılır ancak eleştirilerden de kaçamaz. Çünkü muhalefetler Kara Filmin ailelerin dağılmasına sebep olduğunu ve aslında kültürün güvenli bir şey olmadığını iddia ederler. Yani böyle meşakatli bir iştir Kara Film. Eğer renkli görüntüleme teknikleri gelişir ve kullanılmaya başlanırsa kara film de geri çekilmeye başlar fikri oluştu bazı kötü adamlarca :)
Kara filmin son aşaması psikotik eylem ve yok etmeye tahrik dönemidir. Zira o yıllarda toplum bazında genel onur, gelenekler, kişisel bütünlük ve fiziksel istikrar yitirilmişti. Herkes başta anlayamadığı bu filmlerden gün geçtik Ancak Kara Film kendinin bilincinde olduğundan sosyolojik sorunlara sanatsal çözümler getirdi (çok ağır bir cümle ben de farkındayım, sosyolojik sorunlara sanatsal bir çözüm...) Kendi bilincinde olmaktan kastım yönetmenler toplumun ruh halini olumsuz etkilediklerini farkedince biraz daha toparladılar vaziyeti. Aslında toparlıyormuş gibi yaptılar sadece yani gangster kullanacağımıza dedektif tiplemesi yapalım dediler, daha çok polisiye filmlere yöneliyormuş gibi yaptılar. Bu, izleyenlere biraz daha huzur vericiydi.

Kara Filmin biçimi aslında çok ekonomiktir. Şöyleki, o yıllarda yönetmenlere filmleri kısa tutmaları için çok baskı yapılıyordu. "Az olsun öz olsun kardeşim, çok bayıyorsunuz,yok katharsis matharsis" denince yönetmenler şaşırıp kaldılar tabi. Bir de o yıllarda ekonomik yetersizlikler özellikle aydınlatma sorununa ciddi şekilde yansımıştı. Yönetmenler de ışık olmamasından dolayı mekanın bir kısmını ucuz olsun diye karanlık bırakmışlar... Bu cümle çok ciddidir sayın okuyan, çünkü kara filmin asıl varoluş sebebi budur; imkansızlık...
Kara Filmin teknik olarak temel özelliği yoğun gölgeli ve derin odaklı uzamdır. Bu yoğun gölgeler izlerken sürekli dumanaltı bir odadaymış gibi boğucu bir his verir. Bu teknik sayesinde de sinema yapımına yeni özel bir ışık stili eklenmiş oldu.
Ve tema... Kent ortamında yaşayan şirret ve sinsi kadın (famme fatale),gangsterler ve özel dedektifler, zayıf- sıradan insanların yalnızlıkları, klostrofobi, duygusal açlık, fiziksel ve ruhsal vahşettir. Hatta bunlarla kalmaz abartılır; savaş depresyonu, her an kötü bir şey olacakmış gibi nevrotik durumlar... Karakterleri tükettiği gibi izleyiciyi de "madem izliyorsun sen de kan kusacaksın" der gibi zor durumda bırakır. (irreversible- dönüş yok filmini hatırlayın ya da hiç hatırlamayın)
Şimdi bu filmlerde şirret kadın erkeği hep güç durumda bırakır, şöyleki, kadın erkeği etkiler akabinde onu bir güzel kullanır detayında da öldürür! Seyirci ilginç şekilde erkeği izler ve onu baş karakter beller ancak filmin izleyicisi kadındır :)
İllaki örnek derseniz, John Huston (ki duayenlerindendir Film Noir'in) Malta Şahini filminde kara gözlükler, sigara ağızlığı, arzulu bakışlar,boğuk ses, uzun tırnaklardan geçilmez. Kara Filmin bu öğelerine dikkat etmekten bazen filmi bile izleyemez olabiliyor kişi...
Kara Film karakterler kesinlikle anti-kahramandır! Anti- kahraman ne demek? Yani işleri hep ters giden yorgun, isteksiz, insana "yettin be artık mıy mıy mıy, çekil başımdan" dedirtecek kişilikler. Hatta hırıltılı ses, yorgun gözler artık Bogart'la özdeşleşmiştir. Bu iç karartıcı ışık kökeninin Alman dışavurumculuğundan geldiği bilinir. Fransız çıkışlı olan Film Noir sonradan Hollywood'a maledilmeye çalışılsa da ilk oluşumlar Fransız sinemasındaki sesli filmlerde görülmüştür.(Robert Wiene- Doktor Calligari ve Fritz Lang yönetmenliğinde Metropolis gibi filmler örnek verilebilir)
Görsel sunuş ve olmazsa olmaz ikonları, karanlık atmosfer, gotik gölge oyunları, neon ışıklar, yağmur ve ıslak sokaklar, sis, sigara dumanı, küçük mekanlar, çok abartılı alt ve üst yakın çekimlerdir. Aslında olaylar tam bir polisiye roman tadında geçer, filmde mutlaka sapık bir cani ve/veya tutkulu saplantılı insanlar vardır. Anormallik, delilik, cinayete eğilim, sapıklık güzel ve/veya yaşlı alkolik kadın başlıca kişiliklerdir.
Bir de bir başka öge vardırki kara filmlerde o da kendi başına bir konudur aslında: Otomobil.
Otomobilin sembolleştirilmesi filmin gidişatı hakkında önemli ipuçları verir. Kullanan kişinin huyunu suyunu anlayabilirsiniz ya da kendinizi az sonra olacak olan olaylara hazırlayabilirsiniz.
Eğer kara filmde otomobil kullanılmışsa sebepsiz yere değildir, ayakları yerden kesmek için kullanılmaz. Tahmin edebileceğiniz gibi otomobil siyahtır ve upuzundur. Otomobil filmdeki kahramanı taşıyorsa bu bir başarı göstergesidir. Genelde arka koltukta oturur esas adam ve onun ne kadar kariyer sahibi, başarılı ve egemen karakterli olduğu anlamını çıkarmak yerinde olur. O arka koltukta siyah uzun paltosu ve fötr şapkasıyla oturan adamın karizmasını dağıtacak herhangi bir şeye izin verilmez film boyunca. Yok eğer kahramanın ne kadar başarılı olduğunu gösterme gibi bir kaygı yoksa o zaman otomobil öldürücü bir enstrüman olarak boy gösterir. Yani birazdan o otomobil adamın yaşamını yitirme sebebi olacaktır ki bu örnek anti-kahraman, sürekli sorunlu ve bahtsız rollerdeki adamlarda hep görülen sahnedir.
Film Noir'in en belirgin unsurlarından biri kadın... Film Noir filmlerinde kullanılan kadın, kadının aksesuarları ve nasıl sembolize edildiği üzerine uzun uzun yazılası ayrı bir bölüm olacak.
Devam edecek...
Bölüm 1 için tıklayın.. |