Marxizm Üzerine...

Petrosyan benim bir jargonum fln yok. Ben bir bireyim. Bir çok ideolojinin çevremi ve kimliğimi esir almaya çalışmasına rağmen. Bu ideolojiler burjuva aklının güncel yada fikirsel dayatmalırıdır. Yoksa marxizmi ideolojileştirmiyorum.
Bu bağlamda eleştirlerim ve üslubumdan sadece ben sorumluyum. Sürüleşme psikolojisi dediğim "lideri yüceltme" yada kişiliğini örgütle özdeşleştirme rahatsızlığı içerisinde değilim. Bunlrın aynıları faşist örgütlenmelerde de mevcuttur.
...
Troçki hakkında söylediklerinde hiç bir şey yok içi boş. "Çok bilen çok yanılır"mış. Böyle birşey denebilirmi ya. Troçki'nin tüm söyledikleri tıkır tıkır çıktı. İç karışıklığı yaratanda Troçki olmamıştır. Hangi iç karışıklık bu?
...
Sen dünya devrimci hareketleri hakkında hiç birşey bilmiyorsun galiba. Troçkist Devrimci İşçi Partisi İspanya İç Savaşında dağlarda faşistlerle çatışırken, stalinist komünist parti şehirde düzenli ordu kurmakla meşguldu. Kurulduktan sonra silah zoruyla DİP gerillalarına silah bıraktırttılar. Anarşistlerle çatıştılar faşizm duruken. Savaş kaybedildi.
...
Bu sadece tk bir örnek. Eğer sende canını vermey meraklıysa hiç burda yazma, rahat kıçının üzerinden konuşmak o kadar kolayki. Dağa çıksan ilk altına sıçanlardan olursun.
...
Neyse. Söylediklerime karşı tek bir doğru düzgün argüman sunmamışsın. Ewt biraz öyle olmuştur ama dedikten sonra hala stalin diyorsun. Abicim daha ne yapacaktı?
 
ne kadar politika ahlakı üzerine konuşsak ta olmadı.fikir tartışması yapacaksanız tamam ama küfürle hakaretle konuşmak devrimcilikle bağdaşır tarafı yok.Kendinize devrimciyim diyeceğinizi sanmıyorum ama ne deniz gezmiş ne mahir çayan ne de sizin beğenmiyeceğiniz ibo,yılmaz güney,nazım hikmet devrimci idi ve stalinistti.ama görüyorum ki devrimcilere olan kinini kusarken dağa çıksan altına ilk s.... sen olursun diyerek dağda şehit düşen devrimcileri korkaklıkla itham ediyorsun.mahir çayan teslim ol çağrısına biz buraya dönmeye geldik ölmeye değil diye karşılık vermiş.ibo işkence de ölüp ser verip sır vermeme geleneğini yaşatmış.benim mücadeleyi nerde vereceğim seni ilgilendirmez.türkiyede ve dünya da ihanetin adı hep troçkizm olmuştur.stalinist örgütler onbinlerle mayısa çıkarken troçkistler hala stalinle uğraşıyor.ispanya içsavaşında uluslararası gönüllüler stalinin kızılordusunda faşizme karşı savaştı.SSCB .dünya savaşında faşizmi yenmedi mi tüm dünya biliyor siz mi hala anlamadınız.piyanist filmini de mi izlemedin,jacobun yalanları da var izle tavsiye ederim.başlığı açan kişi seninle tanışırken bir faşistle tartışıyormuşum hissini duydum.üni.de sokakta mücadele ettiğimiz faşistler de böyle küfrediyordu değerlerimize.onların anlayacağı dilden konuşuyoruz.istanbul.indymedia.org da polist aynı bu küfürlü jargonla devrimci değerlere saldırıyor.onlara da cevap vermiyoruz.sana ne yapacağız :?:
 
petrosyan demiş ki:
ne kadar politika ahlakı üzerine konuşsak ta olmadı.fikir tartışması yapacaksanız tamam ama küfürle hakaretle konuşmak devrimcilikle bağdaşır tarafı yok.Kendinize devrimciyim diyeceğinizi sanmıyorum ama ne deniz gezmiş ne mahir çayan ne de sizin beğenmiyeceğiniz ibo,yılmaz güney,nazım hikmet devrimci idi ve stalinistti.
Stalin iyiydi yada kötüydü tartışmasının dışında ısrarla şuna değinmek istiyorum.
o saydığın, beğenmeyeceğimiz sandığın şahısların hepsine saygı duyarım (ki yılmaz güney başlığını açan da benim) ancak, ...
devrimci olabilmek yada olamamak. evet kendimi devrimci olarak tanımlamam ve devrimci olabilmek gibi bir kasıntım da yok. ve görüyorum ki "devrimci olabilmenin" kurallarını çiziyorsun. işte sadece bu "devrimci olabilme" çizgisinin dışına çıkabildiğinde olayları çok çok daha farklı bir açıdan görebiliyorsun. aksi halde, kendi yarattığın kuralların kölesi oluyorsun ve bu kurallar içerisinde didinip duruyorsun. nasıl anlatsam ki.... sen diye hitap ediyorum ancak bu bizzat sana değil, genelleme. işte bu noktada, ben, senin bakış açınla marksizmde bir dinamizm göremiyorum. bu bakış açısı bırak marksizmi, muhafazakar bir yapı sergiliyor ortaya.
küfürlü, hakaretli konuşmanın devrimci ahlakı, politika ahlakı falan olamaz. bu insan ahlakıdır, birey ahlakıdır. siyaset konuşurken küfür edilmez ancak başka birşeyden bahsediyorsanız küfür edebilirsinize gelir bunun sonu ve saçma olur. işte yine aynı muhabbet... bir devrimci şunu yapmaz, bir devrimci bunu yapmaz.... offff! bunun bir alman ibne olamaz diyen Hitler'den yada bir ülkücü başkasının karısına kızına bakmaz diyen ülkücüden veya delikanlı adam şunu yapmaz bunu yapmaz zihniyetinden ne farkı olabilir ki? yıkın şu putlarınızı artık yıkın yaaaa! bunlar yıkılmadığı sürece ötesini göremiyorsunuz. yıkımın ardından öteye bir bakın, ardını gördükten sonra inanmak istediklerinize yine inanın isterseniz ama önce ötesini görebilmek gerek. fazlaca soyutlaştırdım. sanırım anlamayacaksın demek istediklerimi....
kırıcı olduysam affola....
 
Appasionata şu "dağa çıksan şöyle korkarsın,polis görsen şöyle korkarsın" lafları hiç hoşuma gitmiyor.Karşındaki insan belki dağa çıktı ve korkmadı nereden biliyorsun?Tartışma internetten yapılıyor diye karşınızdakini küçümsemeyin,internet kullananların hepsi korkak,dejenere burjuvalar mıdır?O zaman sen de mi öylesin.Bence bu kişisel önyargıları bir tarafa bırakalım.

Ben Lenin ve Stalin aynıydı demeyeceğim.Fakat şunu söyleyebilirim Stalin'in yerinde Lenin de olsaydı aynı şeyleri yapardı.Marksizmi sınıf temelinden çıkarıp parti ve "profesyonel devrimciler" temeline oturtan sevgili Lenin Yoldaş değil miydi?Bütün muhalif partileri yasaklayan Lenin değil miydi?(bu yüzden bir anarşist tarafından öldürülmek istemişti, o suikastten sonra da kendini toparlayamadı)Stalin ne yaptı,koşullar sertleşince savaş çıkınca Lenin'in mübahtır dediği parti diktatörlüğünü bir güzel kullanıverdi.Stalin gayet güzel bir Leninisttir.
Lenin'in iktidar için Troçki'yi istediği doğrudur fakat onun böyle bir yetkisi olabilir mi?Padişahlık mı bu sosyalizm mi?
Hitler meselesine gelince "Almanya'daki devlet kapitalizmini kendimize örnek almalıyız" sözünü kim söylemişti acaba..Şimdi adını hatırlayamadım,Stalin olmadığını biliyorum,ondan önceki biriydi galiba.
 
İnsanlık tarihinin en büyük direnişine, can kaybına ve eşi görülmedik kahramanlıklara sahne olan Stalingrad direnişi, Hitler faşizminin ordularının Stalingrad'a saldırmasıyla başladı. 6 milyon Sovyet vatandaşının öldüğü direnişte, Sovyet halkı Stalin'in radyo konuşmasıyla; “Yurttaşlar, kardeşler ve kızkardeşler, ordumuzun ve donanmamızın erleri, dostlarım, yoldaşlarım size hitap ediyorum. Ölümün adamlarına ölüm. Ölümün adamlarına ölüm...” yüzbinler olup, emekçi halkların azılı düşmanı faşizme karşı, zifiri karanlığın ortasında, emekçi halkların parlayan ışığı Sovyetlerin savunusunu gerçekleştirdiler.

Stalingrad: Granitten kale
13/09/2004 - Tarih 13 Eylül 1942...

İnsanlık tarihinin en büyük direnişine, can kaybına ve eşi görülmedik kahramanlıklara sahne olan Stalingrad direnişi, Hitler faşizminin ordularının Stalingrad'a saldırmasıyla başladı. 6 milyon Sovyet vatandaşının öldüğü direnişte, Sovyet halkı Stalin'in radyo konuşmasıyla; “Yurttaşlar, kardeşler ve kızkardeşler, ordumuzun ve donanmamızın erleri, dostlarım, yoldaşlarım size hitap ediyorum. Ölümün adamlarına ölüm. Ölümün adamlarına ölüm...” yüzbinler olup, emekçi halkların azılı düşmanı faşizme karşı, zifiri karanlığın ortasında, emekçi halkların parlayan ışığı Sovyetlerin savunusunu gerçekleştirdiler.

Daha fazla kar, azami kar için ve dünya emekçi halklarına örnek olan Sosyalist Sovyetleri yok etmek için, Alman burjuvazisinin ölüm kusan Nazi ordularının Sovyetler Birliği'ne saldırıya geçişi, 2. Dünya Savaşının dönüm noktasıydı.

Sovyet vatandaşlarının önlerinde iki seçenek vardı; ya, Hitler faşizmine boyun eğecek ve tüm Avrupa Hitler faşizmine boyun eğecekti ya da Sovyet halkı binlerce can verip kazandığı iktidarı, can bedeli, kanının son damlasına kadar savunacaktı; ikinci yolu seçti, diz çökerek yaşamaktansa savaşarak ölmeyi yeğ tuttu.

13 Eylül tarihi, büyük savaşın en önemli günüydü. Hitler orduları tüm barbarlığıyla Stalingrad'ın karşısındaydı ve Stalingrad'ı can bedeli savunacak olan bir halk da Nazi ordularının karşısındaydı. O gün Stalingrad'a saldıran faşist Hitler ordusu, Stalin önderliğinde onbinlerce insanın canıyla örülen bir direniş kalesine çarparak tuzla buz oldu ve bu onların sonu oldu.

Stalingrad'ın alınması Hitler için çok önemliydi. Moskova'ya giden yolu düzlemesi bir yana, petrol yataklarına ulaşması ve Japonya ile Doğuda güçlerini birleştirmesi için bu kent stratejik bir önem taşıyordu.

Faşist Hitler, Stalingrad'a saldırmadan önce en fazla bir gün içinde Stalingrad'ı teslim alacağını düşünüyordu. Stalingrad halkı müthiş bir dirençle, dünya proletaryasının anayurdunu savunuyordu. Sopa, taş, tüfek, el bombası, bıçak, testere, kaynar su vb. Halk, eline ne geçerse onunla savaşıyordu. Stalingrad'a Moskova'dan yedek güçler geliyordu. Kazakistan, Ukrayna, Türkmenistan, Rusya ve daha birçok yerden gelen askerler, “Almanlar ne cesaretle topraklarımıza girmeye kalkar” deyip orduya yazılmışlardı.

Stalingrad'ı sadece Sovyet vatandaşları değil, dünyanın tüm emekçi halkları savunuyordu. Bulgaristan'daki, Arnavutluk'taki, Yunanistan'daki tüm partizanlar da savunuyordu Stalingrad'ı. Stalingrad'ı Paris sokaklarında, bir molotofla Alman tanklarının karşısına dikilip, binlerce kurşunla delik deşik olan bir genç kız da savunuyordu. Stalingrad'ı, Bulgaristan'da asılmadan önce “Darağacını doğuya çevirin, çünkü bize özgürlük oradan doğacak” diyen partizan da savunuyordu.

Stalingrad, tüm emekçi dünya halkların gözleri önünde savunuluyordu, tüm dünyanın emekçi halklarının gözü, kulağı Stalingrad'daydı, şimdi. Çünkü Stalingrad proletaryanın anayurduydu, geleceğiydi.

Almanlar kaç kez “Stalingrad'ı ele geçirdik” diye dünyaya duyurmuşlardı. Şehre defalarca kez girmişlerdi ama her defasında , Stalingrad savunucuları, savaşçıları tek yumruk olarak Alman ordularını geri, şehrin dışına püskürtmüşlerdi. Geçen her saat, her dakika büyük önem taşıyordu. Stalingrad Alman orduları tarafından yerle bir edilmişti ama hala kentin yıkıntıları içinde kenti savunan Stalingrad savunucuları vardı. Evet Stalingrad'da yaşamak güçtü, Stalingrad'da yaşamak Almanlar'ı öldürerek, ölerek yaşamak. İşte Stalingrad'da böyle yaşanıyordu. Ateş, duman, kan içinde, Stalingrad savunuluyordu.

Almanlar şaşkınlık içindeydi, tüm dünya şaşkınlık içindeydi. Almanlar binlerce tank, top, uçak ve bir yığın ölüm kusan makinalarını, Stalingrad'ı almak için salıyorlardı şehrin üstüne. Ama Stalingrad direniyordu işte. Tüm Stalingrad savunucuları kazanacaklarına inanıyorlardı. Ve işte büyük önder Stalin'in müjdeleyici gürleyen sesi 7 Kasım günü tüm radyolardan duyuluyordu: “Bizim sokaklarımızda da bayram olacak”! Bu cümleyle birlikte, beklenen o an gelmişti artık ve 19 Kasım 1942'de Stalingrad yakınlarındaki Sovyet orduları saldırıya geçerek Alman ordusunu dört bir yandan kuşattı. Saldırının sonuçlarının açıklandığı bildiride, “95 bin ölü, 72 bin yaralı, 300 bin Alman ordusu kuşatıldı” deniliyordu. Ve Stalingrad can bedeli kazandı, zafer direnen Sovyet ve dünya emekçi halklarının, zafer dünya proletaryasının oldu.

1942'de Sovyetlerde kazanılan zafer tüm dünya emekçi halklarının kazandığı bir zaferdi. Ve bu zafer tüm emekçi halklara o gün olduğu gibi bugün de ilham kaynağı olmaya devam ediyor
 
Bu arada okuyanlarmarksizmstalin-troçkikapışmasımıdiye düşüneceklerdir.haklılar tabi ki amabugü emperyalizmdirekt marksizmesaldırmıyor ama bunu dolaylı yoldan staline saldırarak yapıyor.bugünStalinisavunmakmarksizmi savunmaktır.konuya dönersek
marksizm:
1)alman felsefesininileri diyalektik yöntemini
2)fransız ütopiksosyalistlerinin düşüncelerini
3)ingiliz ekonomi politikbilgilerini
derleyip senteze ulaşarakbilimsel bir dünya görüşüneulaşmıştır.
burada
1)alman felsefesinden diyalektiği alıp idealizmi atmış ve bunu ayakları üstüneoturtmuştur.
2)fransız ütopik sosyalizmininyerinebilimselsosyalizmikoymuş
3)ingiliz ekonomi politikte ki kar tanımını yenileyerek kar kaynağının proleteyanın emeğinin sömürüsü( artı değer) olduğunu göstermiştir.toplumlar tarihini incelemiştarihin çelişkilerin(ezen ezilen çelişkisi) devrimlerle çözüldüğünü görmüştür.kapitalizmdekiana çelişkinindeproletarya ile burjuvaziarasında olduğunu söyleyip kendisiyle birlikte tüm insanlığı kurtaracak sınıfın proletarya olduğunu ilan etmiştir.
 
copadam demiş ki:
bir kere kominist,marksist ve sosyalist felsefeyi ayrı tanımlamak lazım
Bir kere kominist diye yazılmaz,onun doğrusu komünist'tir.
Marksizm,Marx'ın öğretisi komünizmide kapsar ne diye ayıracağız,biz onun içerisinde tartışıyoruz.
Sosyalizm de komünizm içerisinde yer alır,birbirinden bağımsız açıklanması dar olur.vs.
 
Gerçekten başka bir ülkenin sempatizanlığını yapmayan, gerçekten insanlığı savunan, marxizmi perde olarak kullanmayan insanlara bu işin zamanı olmadığını söylerim hep.

Fakat bazı aciz insanlar, yok onlar yalandı uydurmaydı diyip, faşizme hayır sloganları atıp insanlara faşiştlerden daha çok acı çektirmiş kişileri överse(stalin) benimde monütör karşısında tansiyonum yükselir.

Nedir bu kardeşim??..

Senin olmasa bile bu topraklarda yaşayan milyonlarca insanın ataları(ki senin türkiye cumhuriyeti vatandaşı olduğuna ihtimal bile vermiyorum!!) bu topraklar için canını verdi, uyan. Ve o insanlara hainlik etme!!!

Bi arkadaşım var, dedesi ve ailesinden birkaç kişi Stalingrad'ta ölmüş, evine 7 tane madalya gönderilmiş ve bu adam hiç bir koşulda stalini savunmuyor.. Ve türkiyeden alakasız bi adam çıkıyor, Kahrolsun faşizm nidalarıyla faşizmden daha berbat birşeyi savunuyor.. Kendisiyle alakası olmayan birşeyi övüyor. O adam 1946'da alsaydı kars'ı ardahanı görürdük, seni gidi adi hain şoven stalinist..
 
İnsanlığı gerçekten savunan kişilerede çok uzağa gitmemelerini, mevlana okumalarını da tavsiye ediyorum.

Ve Türkiye'de, kimsenin Nutuk'u okumadan siyaset hakkında konuşma, eleştirme yapma hakkının olmadığına inanıyorum(eğer bu faşizmse yaşasın faşizm).
 
kardeş sen ne diyon yaaaa!?
yok sen şunu okumadan siyaset konuşmaya hakkın yok, yok sen şöyle hainsin, yok sen TC vatandaşı değilsin.
insanlara vatandaşlık hakkını, yada siyaset konuşma hakkını sen mi vereceksin? bu ne yaaa???
NocturnalPulse demiş ki:
Bi arkadaşım var, dedesi ve ailesinden birkaç kişi Stalingrad'ta ölmüş, evine 7 tane madalya gönderilmiş ve bu adam hiç bir koşulda stalini savunmuyor.. Ve türkiyeden alakasız bi adam çıkıyor, Kahrolsun faşizm nidalarıyla faşizmden daha berbat birşeyi savunuyor.. Kendisiyle alakası olmayan birşeyi övüyor. O adam 1946'da alsaydı kars'ı ardahanı görürdük, seni gidi adi hain şoven stalinist..
bundan da birşey anlamadım. kim ölmüş, niye ölmüş.
kendisiyle alakası olmayan birşeyi övüyor ne demek? benim bir fikri, bir ideolojiyi yada bir şahsi övebilmek için o şahsın Türk mü olması gerekiyor?
ayrıca, Kurtuluş Savaşında sovyetler destek olmadı mı Türkiye'ye? ben mi yanlış hatırlıyorum??? yoksa bana tarihi yanlış mı aktardılar??? tabi, aç bak İnkılap Tarihi kitaplarında böyle birşey geçmiyor????
bahsettiğin Nutuk, yada onun yazarı olan şahıs çok değerli bir insan, ve yapıtları da çok değerli eserler olabilir ancak bunu okumadan siyaset konuşmayın dediğin zaman tüm bu değerleri bizzat kendin yıkmış oluyorsun.
bu arada, stalinist arkadaş beni pek iplemiyor galiba. :D ... tabi, normaldir. stalinist devrimciler anarşist küçük burjuvaları iplemezler, bunlarla konuşmaya bile gerek yok dimi? gerçek devrimci anarşistlerle konuşmaz.
 
O ülke çıkarları dolayısıla Türkiye'ye destek vermiştir. Sonraki tek amacı bolşevik zehirini Türkiyeye akıtmak olmuştur. Hiç bir şekilde x ülkesi Türkiye'ye destek verdi diye o x ülkesini savumam. Bu benim için savunma sebebi olamaz. Belki sen ecnebilere hayransındır, o senin sorunun.

Ve Nutuk olayına gelirsek, Sen zaten bunu okumadığı belli edicek şekilde konuşmussun.. Eğer bazı düşünçeler benim yaşamıma zarar vericek boyuttaysa onlara karşı çıkmak benim en doğal hakkım, ve görevim.

hangi istiklâl vardır ki
ecnebîlerin nasîhatleriyle,
ecnebîlerin planlarıyla yükselebilsin ?
târih, böyle bir hâdiseyi kaydetmemiştir!"

Mustafa Kemal Atatürk


Ve o arkadaşımın dedesi, ikinci dünya savaşında Sovyetler için savaşmış, Stalingradta ölmüş Türkmenistanlı bir Türk'tür.
 
1- benim staline yada bir başa şahsa saygı duymam yada duymamam için, bırak dedemi, yedi sülalem savaşmış olsa, benim referansım olamaz. ben adamın ne ırkına nede başka birşeyine bakarım, sadece fikirlerine bakarım.
2-madem öyle, Türk olmayanlar da Atatürk'ü okumasın. başka dillere çevrilmesin. sadece Türkler okusun. başka hiçbir toplum Atatürk'e saygı duymasın....
3- evet nutuğu okumadım. bunu gizlemiyorum ki zaten. bu coğrafyada yaşıyor olduğuma göre okumuş olmam gerekirdi. doğru aslında, bu konuda sana hak verebilirim. ama bu Türk olduğum için değil, yaşadığım coğrafyanın tarihini bilmem gerektiği için.
4- ben ecnebilere hayranım diye birşey yok çünkü benim literatürümde "ecnebi" diye bir kavram yok.
5- o zaman bilimi de yerelleştirelim. şimdi batıllar diyor ki gelişmek istiyorsanız bilgisayar çağına geçmelisiniz. e bunu batıl söylediğine göre hiç hayrıalamet birşey olmasagerek. hem önündeki klavyeyi batılı yaptı, niye kullanyorsun ecnebinin malını???? batılının bilimini de kullanma... yoo bilim başka dersen orda dur derim ben. siyaset bilimi de bilim değil mi?
 
bak şimdi aklıma birşey daha geldi.
Atatürk "cumhuriyet" adı verilen toplumsal yapıyı, kendi zihninde mi üretti yoksa batılı ilim/siyaset/felsefe adamlarının fikirlerinden mi aldı?
ve bu durumu o kalın harflerle yazdığın cümlelerle karşılaştırdığın zaman şunu sorarım sana.
bu ne yaman çelişkidir böyle?
 
saykopogo demiş ki:
1- benim staline yada bir başa şahsa saygı duymam yada duymamam için, bırak dedemi, yedi sülalem savaşmış olsa, benim referansım olamaz. ben adamın ne ırkına nede başka birşeyine bakarım, sadece fikirlerine bakarım.
2-madem öyle, Türk olmayanlar da Atatürk'ü okumasın. başka dillere çevrilmesin. sadece Türkler okusun. başka hiçbir toplum Atatürk'e saygı duymasın....
3- evet nutuğu okumadım. bunu gizlemiyorum ki zaten. bu coğrafyada yaşıyor olduğuma göre okumuş olmam gerekirdi. doğru aslında, bu konuda sana hak verebilirim. ama bu Türk olduğum için değil, yaşadığım coğrafyanın tarihini bilmem gerektiği için.
4- ben ecnebilere hayranım diye birşey yok çünkü benim literatürümde "ecnebi" diye bir kavram yok.
5- o zaman bilimi de yerelleştirelim. şimdi batıllar diyor ki gelişmek istiyorsanız bilgisayar çağına geçmelisiniz. e bunu batıl söylediğine göre hiç hayrıalamet birşey olmasagerek. hem önündeki klavyeyi batılı yaptı, niye kullanyorsun ecnebinin malını???? batılının bilimini de kullanma... yoo bilim başka dersen orda dur derim ben. siyaset bilimi de bilim değil mi?
-Bende zaten illede türk olanları savunmalısın diye bir zırva söylemedim. Ama Bazı Türklerin Tüm ecnebilerden üstün tutulması gerektiğini savunuyorum.
-Saygı duymak ve savunmak ayrı kavramlardır. Eğer kişi bilinçsiz biçimde Türklere veya Dünya'ya zarar vericek kişileri ön plana alıyorsa hatalıdır ama bunu bilinçli olarak yapıyorsa haindir. Ve ben O kişiye sen türk değilsin demedim, Sen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değilsin dedim bidaha oku istersen.
Ve aynı şekilde Bilimin evrensel olduğuna inanırım. Konuyu buraya saptırıp beni Atatürk'ü savunduğum için faşist bu diye lekelemeye çalışmanı anlayabiliyorum.

Böyle sayıları yazarak iyi yapıyorsun. Sayı saymak dahil öğreneceğin o kadar çok şey varki...

Ne mutlu Türküm diyene.
 
saykopogo demiş ki:
bak şimdi aklıma birşey daha geldi.
Atatürk "cumhuriyet" adı verilen toplumsal yapıyı, kendi zihninde mi üretti yoksa batılı ilim/siyaset/felsefe adamlarının fikirlerinden mi aldı?
ve bu durumu o kalın harflerle yazdığın cümlelerle karşılaştırdığın zaman şunu sorarım sana.
bu ne yaman çelişkidir böyle?
Yaaa an-la-mı-yor-sun.. Tamam sen bu mantıkla git herşey yabancı zaten salla Atatürk'ü bi kenara. O batıyı hedef almamıştır Medeniyeti hedef almıştır. Oeeyy ben kime anlatıyorumki...
 
Bu arada Marx'ı derinlemesine okumuş insanlara bir sorum var. Kendisi sosyalizmin doğu ülkelerine çalışmayacağını sebepleriyle belirtmiştir. Eğer bu konuda forum sakinlerini bilgilendirirseniz güzel olur, yani sizin ağzınızdan duymak :)
 
evet ya bak iyi hatırlattın. ben 8e kadar sayabiliyorum. bu gece devamını çalışacaktım, iyi hatırlattın.
biiir, ikiii üçççç dööörtt beeşşş altıııı yyeeddiii seekiiizzz ddookkkuuzzzz!!!
tamam bu gecelik yeter. yarın devamını çalışırım.
 
NocturnalPulse demiş ki:
Bu arada Marx'ı derinlemesine okumuş insanlara bir sorum var. Kendisi sosyalizmin doğu ülkelerine çalışmayacağını sebepleriyle belirtmiştir.
Sosyalizm ülkelerde olacak bir şey değildir o dünyaya uygulanır doğası gereği enternasyonalisttir! O dediğini Marx değil Stalin belirtmiştir "tek ülkede sosyalizm" kuramı altında, ki Troçki de ona cevabını yapıştırmıştır, bir saçmalık olduğuna dair! Dolayısıyla ülkelerde çalışmaması gibi bir yanılsama olamaz. Proletarya diktatörlükleri ülkelerde kurularak dünya ölçeğine ulaşınca sosyalizme geçilir ve sonra komünizme! Bu diktatörlüklerde kendi ülkesinin şartlarına uygun bir şekilde işler!
 
Üst