Aşkı En İyi Tanımlayanlar

#21
Bence en iyi tanımı şu dizeleriyle Özdemir Asaf yapmıştır:

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
 
#22
En iyi tanım henüz yapılmamış olandır.. ya da herkese göre kendi yaptığı tanımdır.. Hala yapamadım tanımını kendim.. İyi mi kötü mü ona bile tam karar veremedim..

...

Tanrı herşeyin arkasındadır, ama her şey Tanrı'yı gizler.. Nesneler siyahtır, yaratıklar saydamlıktan yoksundur. Bir varlığı sevmek O'nu saydam kılmaktır.. (Sefiller-Victor Hugo)

Ahmet Altan 'Aşk çaresizdir, çaresi bulununca da aşk olmaz' der..
 
#23
belkıde en ıyı tanımı ferıdun duzagac yapmıstır.o busekılde anlatıyo aşkı;sen yaralarsın yaralarımıda sararsın,hem öldürürsün hem hayata bağlarsın...
 
#24
AngelizeR demiş ki:
Bence en iyi tanımı şu dizeleriyle Özdemir Asaf yapmıştır:
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
moryel demiş ki:
belkıde en ıyı tanımı ferıdun duzagac yapmıstır.o busekılde anlatıyo aşkı;sen yaralarsın yaralarımıda sararsın,hem öldürürsün hem hayata bağlarsın....
Biraz da aşk, paradoks demek ki...Aşkı bir yönüyle tanımlamak işimize gelmediği için belki de...
 
#25
Aşk adamı vezirde eder rezilde..böyle bir zıtlık işte o insanı cok sevdiginiz icin sizi en cok uzebilecek ve en cok mutlu edebilecek kişi olur..çok seversizi agzından cıkıcak en ufak güzel söz bile sizi mutlu eder..ama en ufak bir kötü sözde aynı derecede üzer sizi..ama aşıksanız hertürlü cefasına katlanıyorsunuz..böyle gördüm böyle yasıyorum..''Aşk birbirine katlanmaktır'' HornydeviL
 
#28
Tanımı olmayan birşey yoktur. Öncelikle bunu belirtelim. Şair, romancı, vsler ve onların belagatlı sözleri üzerinden tanımlamaya kalkarsak bilimsellikten uzaklaşırız. Bilimselleştikçe de "duygusuzlukla" itham ediliriz; varsın öyle olsun!
Bu konuda öne süreceğim tezler E.Fromm'un sevgi kuramından alıntılardan oluşacak büyük ölçüde...
İnsan yalnızlıktan kaçmaya çabalar. Bunun için bütünleşme ihtiyacı hisseder. Modern kapitalist toplumun insanları yalnız insanlardır. Kalabalıkların içinde yalnızlaşmışlardır. Bunu bir sevgi objesi ile bütünleşerek aşmaya çalışırlar(tanrı, aile, arkadaş, sevgili, obje,vs...). Fromm şöyle der: "iki sevgili birbirlerine aşık olur ve aralarındaki tüm duvarları yıkar. Ama aradan zaman geçtikten sonra ilişki ilk baştaki gizemini yitirir. Ve kavgalar başlar. Bu iki kişi baştaki birbirlerine deli olma halini sevginin yoğunluğuna delil sayar. Halbuki bu onların o zamana kadar yaşadıkları yalnızlık duygusunun yoğunluğunun bir kanıtıdır." Ona göre sevme sorunu bir "nesne" sorunu değil yaşama karşı genel bir tutum olmalıdır(buna olgun sevgi der.).
Peki aşk nedir? Aşk simbiyotik birleşmedir(bütünleşme değil). Bu birleşmenin bir edilgen tarafı(mazoşizm) bir de etken tarafı(sadizm) vardır. Rollerin paylaşımı malum: bir adet edilgen, çekingen, sahip olunmak isteyen, ait olarak yalnızlıktan kurtulan kız! ve bir adet sahip olan, sahip olduğu ölçüde yalnızlığı aşan erkek! Bu rolleri TVlerde dizilerden, çizgi filmlerden, hiçbiri olmasa ailesinden öğrenen insancıklar başlarlar bu oyunu oynamaya! Peki ilk olarak bu rollerin dağılımı nasıl gelişmiştir. (fikir yürütürsem) fiziksel anlamda zayıf olan kadının korunmaya ihtiyacı oluşudur belki bunun özü ve tözü!!! Ama bugün bu koşullar geçerli değildir diyeceksiniz. Evet onu bizde biliriz; ama öğrenilen bir sürecin yokolması o kadar da kolay değil!
Sonuç: pek çok insanın değer atfettiği ve "aşk" adını verdiği, hikayelere şarkılara şiirlere konu olan bu olay bir başka açıyla bakıldığında ise bir "sado-mazoşist" ilişki gibi de okunabiliyormuş öyle değil mi?
Düşünün.
 
#29
Herkesin kendine göre yaptığı tanımın genelde hiçbir değeri yoktur.

2 kere 2 nin 4 olduğu değişmez bir gerçekliktir,aynı şeyi aşk için söyleyemeyiz.Eğer böyle bir şey olsaydı herkes aşkta aynı şeyleri hissederdi zira her insan aşkta farklı farklı duygular hissediyor..
 
G

Guest

#30
Başka bir bedende ve zihinde olma isteği tıpkı doğmadan önceki gibi ama bu sefer başka birinin içinde bolca kurgu,söz ve hayalle destekli bu istek. Sonuçta iki madde bir olabilir mi şekil değişir ve bileşik olur oysa kimse vazgeçmez kendinden.

İnsan yayılmak ister çoğalmak ister bu şekilde ölümden tam anlamıyla yok olmaktan kurtulacağını sanır bu yüzden dertlerini anlatır, sevinçlerini zevklerini bu yüzden sanat yapar başka bedenlere zihinlere gidip yaşamak devam etmek aşk bunun mikro hali konsantre edlmiş olarak tek bir kişiye verilmek istenmesi. İnsan öleceğini bilir ve bu hayatta kalma çırpınışıdır.

İlişkiler aslında uzlaşmadır. Bir bedel ödemişsindir kendin olmuşsundur veya ödersin zamanla tavizler vererek uzlaşma için ödediğin bedel karşındakinin ne kadar uzlaşmacı olduğuna bağlı olarak azalır veya çoğalır.

Sonuçta senarist başarılı olur ve senaryosunun devam edişinden haz duyar yada batık senaryonun sayfalarını yakar içi cızlayarak.
 
#31
Nazım Hikmet'ten bir örnek vermek istiyorum:

BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM
Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.
NAZIM HİKMET RAN

artık yorumu size kalmış
 
#32
onu her nekadar goremıyor olsamda,cok uzagımda olsada onu sevıyorum.belkıde ask budur.herseye ragmen onunla bırlıkte olmaktır.tanımı olmuyor askın.sadece fıkır yurutebılıyoruz o veya bu sekılde.ama sundan emınımkı ben kesınlıkle asıgım. :wink: her ne kadar tanımını yapamasamda.
 
#33
cenk taner aşk besindir demiş.bence doğru da demiş.

ama yinede aşkın daha ilahi bi boyutu da olmalı bence.o ise ütopik bişey.
çünkü bence aşk:bir insanı severken,o insanı yalnız kendin için sevmemektir.
yani tüm bencilliklerden arınarak yaşanır.en görünmezlerinden bile.bu ise imkansız.
 
#34
Öyle tutkuluydun ki hayata başlarken...
Şimdiyse küçücük bir çiçek teselli ediyor seni...
Aradaki o büyük boşluğun adı,
aşk olsa gerek...
cezmi ersöz...
 
#37
skjultlys demiş ki:
cenk taner aşk besindir demiş.bence doğru da demiş.

ama yinede aşkın daha ilahi bi boyutu da olmalı bence.o ise ütopik bişey.
çünkü bence aşk:bir insanı severken,o insanı yalnız kendin için sevmemektir.
yani tüm bencilliklerden arınarak yaşanır.en görünmezlerinden bile.bu ise imkansız.
Aşk zaten başlı başına bencilliktir..
 
#38
HornyDevil demiş ki:
skjultlys demiş ki:
cenk taner aşk besindir demiş.bence doğru da demiş.

ama yinede aşkın daha ilahi bi boyutu da olmalı bence.o ise ütopik bişey.
çünkü bence aşk:bir insanı severken,o insanı yalnız kendin için sevmemektir.
yani tüm bencilliklerden arınarak yaşanır.en görünmezlerinden bile.bu ise imkansız.
Aşk zaten başlı başına bencilliktir..
haklısın aşk besindir derken onu demeye çalışmıştım zaten.diğer tanımda ise "olmalı" dedim "öyle" demedim.napalım işte umut dünyası!
 
#39
skjultlys demiş ki:
HornyDevil demiş ki:
skjultlys demiş ki:
cenk taner aşk besindir demiş.bence doğru da demiş.

ama yinede aşkın daha ilahi bi boyutu da olmalı bence.o ise ütopik bişey.
çünkü bence aşk:bir insanı severken,o insanı yalnız kendin için sevmemektir.
yani tüm bencilliklerden arınarak yaşanır.en görünmezlerinden bile.bu ise imkansız.
Aşk zaten başlı başına bencilliktir..
haklısın aşk besindir derken onu demeye çalışmıştım zaten.diğer tanımda ise "olmalı" dedim "öyle" demedim.napalım işte umut dünyası!

Doğru çok haklısın olmalı..(ütopya tanımı çok acımasız ama..gerçekleşmesi mümkün olmayan teori demek ya..) :(
 
#40
çok kişi var bence...

ilk olarak sheakspeare,romeo ve juliet,ayrıca tüm soneleri...
tolstoy-anna karenina
özdemir asaf- aşkla ilgili tüm şiirleri...
cemal süreya-yine tüm şiirleri...
elbetteki nazım hikmet,karısı için yazdığı tüm şiirler...ve özellikle de mavi gözlü dev ve rubaileri...
aziz nesin
ve tabiki can yücel...

'kendi kazdığın kuyuya
aşk ufacık bir taş atmaktır
gürültüsü büyüyünce sessizliğin
marifet yosunlar gibi susmaktır...'
can yücel...
 

Üst