Mitoloji, Efsaneler, Tanrılar, Yaratıklar...

ben islamı din kültürü derslerinden öğrenmedim kendim araştırdım. Kadın için hiç mal sözcüğünün kullanıldığını da görmedim. Ayrıca arapça sözcükler bizim dilimizi daha sert ve uc manalarda cevrilir. İslam dini hiçbir insanı ezmez ve hor görmez. Eğer öyle görüp öyle yorumlamak istiyorsan bir çok ayet hadisi alıp alıp buraya yazar istediğin manaya çekebilirsin tabii ki.
Ayrıca kimse hiçbir şeyi kayıtsız şartsız kabul etmemiştir ki... Eğer kuralları bana mantıksız gelecek türde olsaydı islamı seçmeme özgürlüğüm de vardı. Kim zorlayacak ki? Kaldı ki islamın emir ve yasakları uyulması kısmen çaba gerektirir. Mantıksız olduğu gibi bir yargı sözkonusu olsa zaten neden islamı kabul edelim ki...
İslam bir bütündür tek ayette reddemeyeceğin gibi anlayamazsın da. Çünkü o Allah ın tüm insanlara hayatları boyunca bir rehberdir. Kapsamlıdır. Tek hükmüyle değerlendirmeye çalışmak fazlaca baştan savma olacaktır ki, çoğu insan kolaya kaçmak için bu yola başvurur.
 
kadın erkek eşitliğiyle ilgili bir alıntı

Kaynak : http://www.diyanet.gov.tr/turkish/karar.asp?id=37&sorgu=1

A. Kadın - Erkek Eşitliği

İslâm'a göre, kadın ve erkek eşit ve birbirini tamamlayan varlıklardır. Gerek ontolojik olarak, gerekse dinî sorumluluk, hukukî ehliyet, temel hak ve hürriyetler bakımından ilkesel bazda kadın erkek ayrımı söz konusu değildir. Ancak kadının konumunun belirlenmesinde, bu ilkesel esasların yanı sıra, İslâm'ın doğup geliştiği toplumlardaki sosyal ve kültürel çevre, özellikle ataerkil aile yapısı etkili olmuştur. Bu durum, İslâm toplumlarında farklı kadın anlayışlarının ortaya çıkmasının da sebebidir.


Kadın ile ilgili Kur'an ayetlerini anlamada ve yorumlamada, ayetlerin sosyo-kültürel nüzul süreci ve lafzî anlamının yanı sıra hangi gayelerin esas alındığı da göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, kadının sosyal ve hukuki statüsü konusunda daha ileri adımlar atılması Kur'an'ın ruhuna aykırı değildir. Bunun yanı sıra Kur'an-ı Kerim'in ana ilkeleri ve Hz. Peygamber'in kadın ile ilgili genel tavır ve prensipleri ışığında, cinsiyet ayırımını çağrıştıran, kadını kadın olduğu için aşağılayan ve temel hak ve hürriyetlerden mahrum bırakan bütün haber ve rivayetlerin ya özünden saptırılmış ya da uydurma olduğu dikkate alınmalıdır. Söz konusu uydurma haber ve rivayetlerden dolayı, İslâm dinini ve Peygamberini suçlama ilmî ve ahlakî değildir.


Kadına hiçbir değerin verilmediği, kız çocuğuna sahip olmanın utanç verici bir durum kabul edildiği, bu nedenle bazen kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir dönemde İslâm, davetin başladığı ilk yıllarında kadını muhatap olarak kabul etmiş, bu konuda kadın erkek arasında herhangi bir ayrım yapmamıştır (bk. Leyl 92/3-10).


Âl-i İmrân suresinin 195. âyetinde geçen, “sizler birbirinizdensiniz”; Tevbe suresinin 71. âyetinde geçen "mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin dostlarıdırlar"; Bakara suresinin 187. ayetinde geçen "onlar size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz" ifadeleri, kadınla erkeğin birbirine denk ve birbirini tamamlayan iki unsur olduğunu vurgulamaktadır.


Nahl sûresinin 97. âyetinde, kadın-erkek ayırımı yapmadan inanıp iyi iş işleyenlerin, en güzel şekilde mükafatlandırılacakları bildirilmektedir. Bu husus, Ahzab sûresinde ise,


Şüphesiz Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkeklerle Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah, bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.(Ahzab 33/35)


şeklinde detaylı olarak açıklanmaktadır.




-2-




Hz. Peygamber Medine'ye hicret ettiğinde, erkeklerde olduğu gibi, kadınlardan da bîat almıştır (Mümtahine 60/12). Bu, sosyal ve dinî hayatta hak ve sorumluluk açısından İslâm dininde kadın ile erkek arasında bir ayrım olmadığını göstermektedir.


Mücadele sûresi, örnek Müslüman kadının siyasi otorite nezdinde hakkını elde edebilmek için gösterdiği çabaları anlatan bir sûredir. Siyasi otoritenin itirazlarına rağmen kadın haklı davasında ısrar etmiş, uğradığı zulmü Allah’a şikayet etmiştir. Bu kadının, haklarını elde edebilmek için gösterdiği örnek gayret ve çaba Allah’ın takdirine mazhar olmuştur:


Allah kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikayette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. (Mücadele 58/1)


Görüleceği üzere sûre, adını Hz. Peygamber ile tartışan kadın Havle b. Sa’lebe’den almıştır. Kaynaklarda geçtiğine göre bu kadın uğradığı zulmü gidermek için Hz. Peygamber’in huzuruna varıp, "Ey Allah’ın Elçisi! Kocam benimle evlendiğinde ben gençtim. O zaman beni arzuluyordu. Ona birçok çocuk verdim. Yaşımın ilerlediği bir sırada beni anasına benzeterek, yalnız bırakıverdi. (Eğer bir yolunu bulur da aramızı düzeltebilirsen çok iyi olur.)" diyerek eşini şikayet etmiştir. Bunun üzerine kadın henüz oradan ayrılmadan Mücâdele sûresinin ilk âyetleri inmiştir. (İbn Mâce, Talak, 25, Mukaddime, 13; Nesâî, Talak, 33; Ahmed b. Hanbel, VI/46)


Sonuç olarak İslâm dininde yaratılıştan gelen fizyolojik ve psikolojik farklılıkların ötesinde, kadın – erkek arasında bir ayrım yapılmamıştır; Allah katında bir insan ve kul olarak her ikisi de eşittir. Kur'an-ı Kerim kadın ve erkeğe eşit olarak hitap etmektedir. Dinî yükümlülüklerde, ibadetlerde, ahlakî değer ve faziletlerde kadın – erkek arasında bir fark bulunmamaktadır. İslam'da insanlar arasında tek değer ölçüsü takvadır.
 
işte diyanet ve sizler nasılda herşeyi istediğiniz gibi yorumluyorsuzuz.

""mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin dostlarıdırlar""

işte bu lafı almış diyanet eşitlik diye koymuş. demekki sizde böyle görüyorsunuz benim söyleyecek hiçbir sözüm yok bu saatten sonra.

yazdıklarım ve gösterdiğim kaynaklar son derece açıkken bu inkar çabaları neden?

yani siz şunu diyorsunuz:
kuran kadına, tıpkı erkek gibi eşini seçebilme hakkı veriri, hatta eşinden boşanma hallı verir. eşit hatta erkekle mal paylaşımında eşit hak verir.

eğer bunları diyorsanız kusura bakmayınm ama kuranı bir kez daha anlayarak okumaya ihtiyacınız.
(kaldı ki ben daha sert hadisleri yazmıyorum çünkü bunların yeri burası değil)

diyanetin yaptığı tek şey islamı sevimli göstermektir.
 
Slaytanic demiş ki:
işte diyanet ve sizler nasılda herşeyi istediğiniz gibi yorumluyorsuzuz.

""mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin dostlarıdırlar""

işte bu lafı almış diyanet eşitlik diye koymuş. demekki sizde böyle görüyorsunuz benim söyleyecek hiçbir sözüm yok bu saatten sonra.

yazdıklarım ve gösterdiğim kaynaklar son derece açıkken bu inkar çabaları neden?

yani siz şunu diyorsunuz:
kuran kadına, tıpkı erkek gibi eşini seçebilme hakkı veriri, hatta eşinden boşanma hallı verir. eşit hatta erkekle mal paylaşımında eşit hak verir.

eğer bunları diyorsanız kusura bakmayınm ama kuranı bir kez daha anlayarak okumaya ihtiyacınız.
(kaldı ki ben daha sert hadisleri yazmıyorum çünkü bunların yeri burası değil)

diyanetin yaptığı tek şey islamı sevimli göstermektir.
Kur an,kadını mü min erkeklerin himayesine vermiştir.. Mü min ne demek sen bilirmisin.. Mü min erkek zulmetmez.. Kur an ahlakını almış ve 1 kuruşun bile hakkını düşünen kişidir.. (Ben mü minim diye gezen zalimleri ayırıyorum)..Kur an ahlakını almış bir insan zalim olamaz ve kadınının haklarınıda düşünür.. Erkek yaradılış olarak daha dayanıklı ve koruyucu sıfatlarına sahiptir.. Kadını erkeğin himayesine vererek onu koruduğunu görmüyormusun slaytanic..Hemde alalade bir erkeğe değil..Kur an ahlakını almış bir erkeğe kadını bağlayarak onu korumaya alıyor..
Bu eşitsizlik anlamına gelmiyor..Bu aile içerisinde erkeğe verilen sorumluluk anlamına geliyor..
Hatta şöyle birşeyde var; Erkekler kazandıkları parayı ailesiyle paylaşmakla yükümlüyken,kadın kazandıklarını paylaşmak zorunda değil..

İslam, kadını öğretileri ışığında yüceltti. Öyle ki kadını ilahi risaletin bekçisi ve islami hüküm ve adabın beyan edicisi kılmış ve erkeklere bir emanet olarak vermiştir. Veda hutbesinde Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Ey insanlar sizin kadınlar üzerinde hakkınız olduğu gibi, onların da sizler üzerinde hakları vardır. Ben size onlara iyi davranmanızı vasiyet ediyorum. Onlar size Allah’ın emanetleridirler.” Emanete yapılan hıyanetin sorgusu elbette olacaktır"
 
Oceanides demiş ki:
Evet onerdigi hayat gercekten sahane! Erkeklere isterlerse 4-5 kadin alabileceklerini oneriyor. Cok mantikli ve gayet de guzel ozellikle de HZ. Muhammed'in zamaninda kadinlarin bol oldugu bir donemde boyle birseyi bir Tanri'nin onermesi mucize gercekten!

Ama kadinlar 4 tane erkek alamiyor o ayri mesele :D Iste yarattigi insanlar arasinda ayirim yapan ve bir erkek gibi dusunen bir Tanri'dan daha fazlasini beklemem zaten!

Birde kuru kuru okumak nedir? Yani ben bu masallari yemedigim icin kuru kuru okumak mi oldu? Siz okuyorsunuz bir tek cunku dogru durust degil mi?!
"İki zevcesi olup da birine tamamen meyledip diğerini ihmal eden kimse, kıyamet gününde, bir yanı felçli olarak gelir."
(Hadis-i Şerif)

Bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesinin ne kadar zor olduğu ortada..

Hatta tavsiye edilmiyor..
 
Fyz19 demiş ki:
Oceanides demiş ki:
Evet onerdigi hayat gercekten sahane! Erkeklere isterlerse 4-5 kadin alabileceklerini oneriyor. Cok mantikli ve gayet de guzel ozellikle de HZ. Muhammed'in zamaninda kadinlarin bol oldugu bir donemde boyle birseyi bir Tanri'nin onermesi mucize gercekten!

Ama kadinlar 4 tane erkek alamiyor o ayri mesele :D Iste yarattigi insanlar arasinda ayirim yapan ve bir erkek gibi dusunen bir Tanri'dan daha fazlasini beklemem zaten!

Birde kuru kuru okumak nedir? Yani ben bu masallari yemedigim icin kuru kuru okumak mi oldu? Siz okuyorsunuz bir tek cunku dogru durust degil mi?!
"İki zevcesi olup da birine tamamen meyledip diğerini ihmal eden kimse, kıyamet gününde, bir yanı felçli olarak gelir."
(Hadis-i Şerif)

Bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesinin ne kadar zor olduğu ortada..

Hatta tavsiye edilmiyor..
4 zevcesi olup 3'ünü ihmal eden kişinin yukarıdaki hadisi şerif-e göre (ki doğruluğuna pek inanmadım.)

diyecek kelime bulamadım şu durumda.
 
Setheist demiş ki:
Fyz19 demiş ki:
Oceanides demiş ki:
Evet onerdigi hayat gercekten sahane! Erkeklere isterlerse 4-5 kadin alabileceklerini oneriyor. Cok mantikli ve gayet de guzel ozellikle de HZ. Muhammed'in zamaninda kadinlarin bol oldugu bir donemde boyle birseyi bir Tanri'nin onermesi mucize gercekten!

Ama kadinlar 4 tane erkek alamiyor o ayri mesele :D Iste yarattigi insanlar arasinda ayirim yapan ve bir erkek gibi dusunen bir Tanri'dan daha fazlasini beklemem zaten!

Birde kuru kuru okumak nedir? Yani ben bu masallari yemedigim icin kuru kuru okumak mi oldu? Siz okuyorsunuz bir tek cunku dogru durust degil mi?!
"İki zevcesi olup da birine tamamen meyledip diğerini ihmal eden kimse, kıyamet gününde, bir yanı felçli olarak gelir."
(Hadis-i Şerif)

Bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesinin ne kadar zor olduğu ortada..

Hatta tavsiye edilmiyor..
4 zevcesi olup 3'ünü ihmal eden kişinin yukarıdaki hadisi şerif-e göre (ki doğruluğuna pek inanmadım.)

diyecek kelime bulamadım şu durumda.
Savaşlarda boşta kalan kadınların sahiplenilmesi ve iffetin korunması maksadıyla olsa gerek,erkeğe 4 e kadar kadını nikahlama izni verilmiştir..Bence buradaki nikahlama tamamen kadınların korunması maksatlı olup günümüzde bazı zatı muhteremlerin yaptığı gibi şehvet duygularını tatmin etmek amacı güdülmemiştir.. Mü min olan erkeğin kadına bakışı çok farklıdır..Kadını daha çok analık özellikleri ve insani değerleri açısından değerlendirir..Bu nedenle birden fazla kadını nikahlayan bir mü minin,kadınlar arasında adaleti sağlayabileceğine kesinlikle inanması gerekir..ki mü min olanın içindeki takva,bu adaleti sağlamayı göze alamayacaktır..
ve Kur an da tavsiye edilen ve en adaletli olanının yine de tek eşlilik olduğu belirtilmiştir..

Bu konuda Nisa süresi 3. ayet bize yol gösteriyor..

"Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın.2 Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur."

Kadınlara aynı yetkilerin verilmemesi aile kurumun belirleyicisinin erkek olmasıdır.. Kadının 4 erkekle evlenmesinden doğacak sıkıntıları herkezin açıkça görebileceğine inanıyorum..Bir tane örnek verebilirim..Doğacak çocuğun babasının kim olduğu sürüncemede kalacaktır..ve bizim daha bilmediğimiz bir çok hikmetler vardır..
 
kusura bakmayın ama hep aynı çırpınışlar, islamı sevimli gösterme çabaları, şunları iyice anlayın:

1)sizin neye inandığınız beni ilgilendirmiyor
2)sizin inancınızı değiştirmek gibi bir gayret içerisinde değilim
3)yazdıklarım sadece kendi gördüğüm şeyler

ve bu gördüklerim nedense izinkilerle hiç uyuşmuyor!

kuranda tabiiki yumuşak ayetler var. ama bu ayetlerin hiçbirisi eşitlikten bahsetmiyor. yazdığın ayetlerle kuranda kadın-erkek eşitliği olduğunu iddia etmek çok zorlama bir yorumdur.

ben bildiklerimi ve islam aleminde hala tartışılan konuları paylaşıyorum, bugüne kadarki bakış açınızdan farkı bir bakış açısıyla olaylara bakmanızı istiyorum.

kuranda 6 ayette neden kocaya BA'L denmiştir. efendi anlamına gelen bu kelimenin kökenini önceki mesajımda yazdım. bu kelime ayrıca arapça da değildir.
bu sorunun cevabı yoktur. bu soruyu tüm islam alimleri tartışmaktadır.
kendinizi o islam alimlerinden islamı daha iyi bildiğinizi düşünüyorsunuz resmen ki yalanlamaya başvurabiliyorsunuz.
hani kanıtlar?

hep aynı söz, erkek güçlü olduğu için kadını himayesine alır.

bu nasıl bir himayedir ki, kadını kendi eşini seçebilme hakkından mahrum bırakır, kadını özgür iradesiyle boşanma hakkından mahrum bırakır, mal paylaşımında erkeği kayırır.

şimdi anlaşıldı bunlara verecek evabınız yok (koca islam aleminin cevabı yok zaten sizden bir cevap falan beklemiyorum)

sorduklarıma hiçbir ipesapa gelir cevap alamadığım halde ben sizinkilere cevap vereyim:

size yol gösteren nisa suresinin 3. ayetini zaten herşeyi açıkca ortaya koyuyor:

" Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin"

diyorki bakacak durumuzu yoksa ya 1 tane kadın alın yada CARİYELERLE YETİNİN.

herşey ortada, kaynak ortada (kuran) ama yalanlama devam etmekte.

cariyenin anlamını önceki mesajlarımda yazdım demekki okunmamış, birkez daha yazayım
cariye, dişi köle demektir
bu ayetten açık seçik erkeğe harem kurma hakkı verilmiştir.
yahu daha ne yazayım el insaf yaa.
 
Fyz19, ESITLIK nedir biliyormusun? O ayetlerden yapistirdigin surelerde kadin erkek esitliginden bahsedilmiyor. Tanri'niz ibadet edenler icinde kadin olsun, erkek olsun orucunu tutarsa, namusunu korursa vs vs onlari ona gore degerlendirecektir onu soyluyor. Bu kadinlarla erkekler esittir ya da esit haklara sahiptir demek degil!

Kadinlar 4 tane erkekle evlenebiliyorlar mi? Istedikleri an bosanabiliyorlar mi? 1 erkekle evlenip ERKEK CARIYELER le yasayabiliyorlar mi onu soyle! Kuran'a gore kadin bunlarin hicbirini yapamaz, o zaman ESIT DEGILDIRLER. Bunun anlasilmayacak ya da yanlis yorumlanacak tarafi yok.

Bu yy da sen (erkek misin bilmiyorum ama oyle farzediyorum) esinle evlendikten sonra ondan ayrilmaya HAKKIN olmayacagini bilsen, ama o istedigi zaman seni bosayabilecekse ve ustelik baska erkeklerle de birlikte olabilecekse ama sen baska kadinlarla olamayacaksan sen yine bu sacmaligi ESITLIK olarak mi algilardin?

Bir de "savasta bosta kalan kadinlarin korunmasi maksatli" gibi biseyler demissin, yani o zaman aldiklari 4 esle birlikte olmuyormuydu o erkekler? Sadece ilk evlendikleri kadinla mi cinsel iliskiye girip cocuk yapiyorlardi? Bu kadar atmayin yahu :D 4 kadinla evlenip 20 cocuga sahip olan adamlar gokden zembille inmedi heralde! Dininiz emrediyor ki yapiyorlar!
 
Oceanides demiş ki:
Fyz19, ESITLIK nedir biliyormusun? O ayetlerden yapistirdigin surelerde kadin erkek esitliginden bahsedilmiyor. Tanri'niz ibadet edenler icinde kadin olsun, erkek olsun orucunu tutarsa, namusunu korursa vs vs onlari ona gore degerlendirecektir onu soyluyor. Bu kadinlarla erkekler esittir ya da esit haklara sahiptir demek degil!

Kadinlar 4 tane erkekle evlenebiliyorlar mi? Istedikleri an bosanabiliyorlar mi? 1 erkekle evlenip ERKEK CARIYELER le yasayabiliyorlar mi onu soyle! Kuran'a gore kadin bunlarin hicbirini yapamaz, o zaman ESIT DEGILDIRLER. Bunun anlasilmayacak ya da yanlis yorumlanacak tarafi yok.

Bu yy da sen (erkek misin bilmiyorum ama oyle farzediyorum) esinle evlendikten sonra ondan ayrilmaya HAKKIN olmayacagini bilsen, ama o istedigi zaman seni bosayabilecekse ve ustelik baska erkeklerle de birlikte olabilecekse ama sen baska kadinlarla olamayacaksan sen yine bu sacmaligi ESITLIK olarak mi algilardin?

Bir de "savasta bosta kalan kadinlarin korunmasi maksatli" gibi biseyler demissin, yani o zaman aldiklari 4 esle birlikte olmuyormuydu o erkekler? Sadece ilk evlendikleri kadinla mi cinsel iliskiye girip cocuk yapiyorlardi? Bu kadar atmayin yahu :D 4 kadinla evlenip 20 cocuga sahip olan adamlar gokden zembille inmedi heralde! Dininiz emrediyor ki yapiyorlar!
Arkadaşım sen yazımı tam anlamamışsın..

Miras konusundaki farklılığı şöyle özetleyebilirim..
Erkek evlendiği eşine bakmakla yükümlüyken kadın erkeğe bakmakla yükümlü değildir..Çünkü erkek sosyal ve doğal etkilere daha dayanıklıdır..Koruyucu düşünce mekanizması,sahiplenme ve yönetme vasıfları kadınlara göre daha gelişmiş olmakla birlikte kadınlarda da analık duyguları erkeğe göre daha ön plandadır..Bunun böyle olduğunu insanın bebeklikteki davranışlarından bile farkedebilirsiniz..
Dolayısıyla erkeğe ailesine bakma yükümlülüğü verilmiştir..Kadın ailesine analık duygularıyla bağlıdır ve en önemli görevi olan analık görevini ona doğuştan verilen bu özelliğiyle almıştır..Tek görevi budur demiyorum..
Erkek kazandığını eşiyle paylaşmakla yükümlüyken kadın kazandığını eşiyle paylaşmakla yükümlü değildir..Bu nedenle erkeğe düşen miras aynı zamanda eşine de düşmüş demektir..Yani babadan oğluna düşen miras aslında ikidir..Oğlun kendi ve eşi..Babadan kızına düşen miras ise kızının eşine maddi açıdan bakmakla yükümlü olmaması nedeniyle sadece kendisinedir..ve birdir..Burda eşitsizlik yoktur..

Erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi tavsiye edilmemiştir..Onlara adaletle davranabilirseniz evlenin denilmiştir..Buda çok özel şartlar olmadan mümkün değildir..
Kadın birden fazla erkekle evlenemez..çünkü çocuğun kimden olduğu konusu çıkmaza girer..çocuk hangi babadan??

Kölelik davasına gelince,
O zamanlarda kölelik ..köle efendi ilişkisi değil..işçi işveren ilişkisidir..Köle denilen şahıslara ikinci sınıf insan muamelesi yapılmamış onlar doyurulmuş ve giydirilmiştir..Cariyelerde evlerde hizmetçilik yapan kadın işçilerdir..
Günümüzde bir işyerinde çalışanlar bile o zamanın köleleri kadar değerli değildir..Önemli olan insana verilen değerdir..Adı köle yada işçi yada başka birşey..Amerika daki kölelik sisteminde insanlar mal gibidirler ve insani değerleri yoktur.. Karıştırılmamasını öneririm..
 
Ben konu islamken bir soru sormak istiyorum. Kendimi bildim bileli hep merak ettiğim ama kuran'da bile (bildiğim kadarıyla) açıklanmamış bir soru;

Tanrı(Allah) nerden geldi? Kim onu tanrı seçti? Neden o?


Eğer cevabınız;
"tanrı doğmamış, doğurmamıştır" olacaksa boşuan yazmayın bence. Kusura bakmayın ama bu saçmalığı liseyi bitirene kadar her sene durmadan duydum din derslerinde..

Nyse soruma yanıt verebilen olur belki..
 
Önce tanrının varlığının kitaplardaki gibi olmadığını anlamak lazım. Tanrı var ama o kitaplarda yazıldığı gibi ona buna hükmeden, emir veren bir varlık değil. O yüzden böyle sorulara bu kadarcık bilgimizle cevap veremeyiz. Cevap verebilsek ve doğru bir cevap olsa dünya kaosa sürüklenir, insanlık birbirine girer ve sonumuz gelirdi.
 
pempe_sarrap demiş ki:
Ben konu islamken bir soru sormak istiyorum. Kendimi bildim bileli hep merak ettiğim ama kuran'da bile (bildiğim kadarıyla) açıklanmamış bir soru;

Tanrı(Allah) nerden geldi? Kim onu tanrı seçti? Neden o?


Eğer cevabınız;
"tanrı doğmamış, doğurmamıştır" olacaksa boşuan yazmayın bence. Kusura bakmayın ama bu saçmalığı liseyi bitirene kadar her sene durmadan duydum din derslerinde..

Nyse soruma yanıt verebilen olur belki..
O heryerdedir..O yüzden bir yerden gelmiştir demek biraz anlamsız olur..
Bu heryerdelik sadece kavrayabildiğimiz 3 boyutta sınırlı değildir..Yeni yeni öğrenmeye başladığımız zaman boyutunda da heryerdedir..Zaman boyutununda her anında vardır..Ve bilmediğimiz diğer tüm boyutlarda..

O herşeyi yaratandır.
Herşeyi yaratan hiçbirşey tarafında yaratılmamıştır..aksi taktirde O'nu yaratan olsaydı,herşeyi yaratan olma özelliğinden;kendisini yaratanında yarattıkları içinde olması gerekecekti..Bu da çelişkidir..Bu durumda her şeyi Allah yarattığına göre O' nu yaratanda olamaz..Yaratılmadan varolmak,başlangıcının olmadığı anlamına gelir..

Onu tanrı seçen bir varlık yoktur..
İnsan kendini yaratan varlığı hep aramış ve O'nu bulmuştur..Bunu da Allah peygamberleri aracılığıyla gönderdiği kitaplarla insana iletmiştir..

Tanrı inancı insana doğuştan gelmiş,inkar sonradan kazanılmıştır
 
M

Merciless-Bathory

ilgilenen varsa bulabilirsenız gökkuşağı ansiklopedisi 7.cildini bulabılırsenız mutlaka okuyun!ben çok uğreştım buldum bulduğuma da değdi!
 
hayret fyz19 benim yazım hariç herkezinkinden alıntı yapmış. acaba okumak mı zor geldi yoksa verilecek cevap yokmu, alalım koyalım tekrar,
bunu okuyup da hala islamda kadın-erkek eşitliği vardır demek islamla ters düşmektir.
sonuna kadar okursanız ne demek istediğimi anlarsınız:


"kusura bakmayın ama hep aynı çırpınışlar, islamı sevimli gösterme çabaları, şunları iyice anlayın:

1)sizin neye inandığınız beni ilgilendirmiyor
2)sizin inancınızı değiştirmek gibi bir gayret içerisinde değilim
3)yazdıklarım sadece kendi gördüğüm şeyler

ve bu gördüklerim nedense izinkilerle hiç uyuşmuyor!

kuranda tabiiki yumuşak ayetler var. ama bu ayetlerin hiçbirisi eşitlikten bahsetmiyor. yazdığın ayetlerle kuranda kadın-erkek eşitliği olduğunu iddia etmek çok zorlama bir yorumdur.

ben bildiklerimi ve islam aleminde hala tartışılan konuları paylaşıyorum, bugüne kadarki bakış açınızdan farkı bir bakış açısıyla olaylara bakmanızı istiyorum.

kuranda 6 ayette neden kocaya BA'L denmiştir. efendi anlamına gelen bu kelimenin kökenini önceki mesajımda yazdım. bu kelime ayrıca arapça da değildir.
bu sorunun cevabı yoktur. bu soruyu tüm islam alimleri tartışmaktadır.
kendinizi o islam alimlerinden islamı daha iyi bildiğinizi düşünüyorsunuz resmen ki yalanlamaya başvurabiliyorsunuz.
hani kanıtlar?

hep aynı söz, erkek güçlü olduğu için kadını himayesine alır.

bu nasıl bir himayedir ki, kadını kendi eşini seçebilme hakkından mahrum bırakır, kadını özgür iradesiyle boşanma hakkından mahrum bırakır, mal paylaşımında erkeği kayırır.

şimdi anlaşıldı bunlara verecek evabınız yok (koca islam aleminin cevabı yok zaten sizden bir cevap falan beklemiyorum)

sorduklarıma hiçbir ipesapa gelir cevap alamadığım halde ben sizinkilere cevap vereyim:

size yol gösteren nisa suresinin 3. ayetini zaten herşeyi açıkca ortaya koyuyor:

" Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin"

diyorki bakacak durumuzu yoksa ya 1 tane kadın alın yada CARİYELERLE YETİNİN.

herşey ortada, kaynak ortada (kuran) ama yalanlama devam etmekte.

cariyenin anlamını önceki mesajlarımda yazdım demekki okunmamış, birkez daha yazayım
cariye, dişi köle demektir
bu ayetten açık seçik erkeğe harem kurma hakkı verilmiştir.
yahu daha ne yazayım el insaf yaa."
 
Fyz19 demiş ki:
pempe_sarrap demiş ki:
Ben konu islamken bir soru sormak istiyorum. Kendimi bildim bileli hep merak ettiğim ama kuran'da bile (bildiğim kadarıyla) açıklanmamış bir soru;

Tanrı(Allah) nerden geldi? Kim onu tanrı seçti? Neden o?


Eğer cevabınız;
"tanrı doğmamış, doğurmamıştır" olacaksa boşuan yazmayın bence. Kusura bakmayın ama bu saçmalığı liseyi bitirene kadar her sene durmadan duydum din derslerinde..

Nyse soruma yanıt verebilen olur belki..
O heryerdedir..O yüzden bir yerden gelmiştir demek biraz anlamsız olur..
Bu heryerdelik sadece kavrayabildiğimiz 3 boyutta sınırlı değildir..Yeni yeni öğrenmeye başladığımız zaman boyutunda da heryerdedir..Zaman boyutununda her anında vardır..Ve bilmediğimiz diğer tüm boyutlarda..

O herşeyi yaratandır.
Herşeyi yaratan hiçbirşey tarafında yaratılmamıştır..aksi taktirde O'nu yaratan olsaydı,herşeyi yaratan olma özelliğinden;kendisini yaratanında yarattıkları içinde olması gerekecekti..Bu da çelişkidir..Bu durumda her şeyi Allah yarattığına göre O' nu yaratanda olamaz..Yaratılmadan varolmak,başlangıcının olmadığı anlamına gelir..

Onu tanrı seçen bir varlık yoktur..
İnsan kendini yaratan varlığı hep aramış ve O'nu bulmuştur..Bunu da Allah peygamberleri aracılığıyla gönderdiği kitaplarla insana iletmiştir..

Tanrı inancı insana doğuştan gelmiş,inkar sonradan kazanılmıştır



"Eğer cevabınız;
"tanrı doğmamış, doğurmamıştır" olacaksa boşuan yazmayın bence. Kusura bakmayın ama bu saçmalığı liseyi bitirene kadar her sene durmadan duydum din derslerinde.." demiştim ama okumadan körebe oynar gibi cevap gelmiş.. herzaman söylenen şeyler tekrar edilmiş:

"O herşeyi yaratandır.
Herşeyi yaratan hiçbirşey tarafında yaratılmamıştır...Onu tanrı seçen bir varlık yoktur.. "

offf offf..
 
Fyz19 demiş ki:
pempe_sarrap demiş ki:
Ben konu islamken bir soru sormak istiyorum. Kendimi bildim bileli hep merak ettiğim ama kuran'da bile (bildiğim kadarıyla) açıklanmamış bir soru;

Tanrı(Allah) nerden geldi? Kim onu tanrı seçti? Neden o?


Eğer cevabınız;
"tanrı doğmamış, doğurmamıştır" olacaksa boşuan yazmayın bence.Kusura bakmayın ama bu saçmalığı liseyi bitirene kadar her sene durmadan duydum din derslerinde..

Nyse soruma yanıt verebilen olur belki..
O heryerdedir..O yüzden bir yerden gelmiştir demek biraz anlamsız olur..
Bu heryerdelik sadece kavrayabildiğimiz 3 boyutta sınırlı değildir..Yeni yeni öğrenmeye başladığımız zaman boyutunda da heryerdedir..Zaman boyutununda her anında vardır..Ve bilmediğimiz diğer tüm boyutlarda..

O herşeyi yaratandır.
Herşeyi yaratan hiçbirşey tarafında yaratılmamıştır..aksi taktirde O'nu yaratan olsaydı,herşeyi yaratan olma özelliğinden;kendisini yaratanında yarattıkları içinde olması gerekecekti..Bu da çelişkidir..Bu durumda her şeyi Allah yarattığına göre O' nu yaratanda olamaz..Yaratılmadan varolmak,başlangıcının olmadığı anlamına gelir..

Onu tanrı seçen bir varlık yoktur..
İnsan kendini yaratan varlığı hep aramış ve O'nu bulmuştur..Bunu da Allah peygamberleri aracılığıyla gönderdiği kitaplarla insana iletmiştir..

Tanrı inancı insana doğuştan gelmiş,inkar sonradan kazanılmıştır
Acaba neden kazanılmıştır? Dinin, kutsal kitapların açıklamalarının yetersiz kaldığı, insanı tatmin edemediği bir nokta gelmiş olmasın sakın? Yukarıda sorulan "Tanrı(Allah) nerden geldi? Kim onu tanrı seçti? Neden o?" soruları gibi... 'Tartışma kabul etmeyen lise din hocası söylemi' tadındaki yazdıkların üstüne dinin doğuştan gelmesi ve inkarın sonradan kazanılmasıyla övünürmüş gibi yazdığın son cümlen bir çelişki yaratmış.Çünkü inkarın kazanılması demek dinin insanlığa bir noktada yetememesi ve sorgulanacak açıkları olması demek.İnsanların inançlarını sorgulamanın da akıl karı bir şey olmadığının farkındayım,inanç sonuçta; ama üzerine hiç kafa yormadan nasıl kabullenilebiliyor bütün bunlar,dinin dogmatizmi bu kadar mı egemen anlamıyorum. :roll:l
 
Fyz19 kirik bir plak gibisin :D "O heryerdedir" cevabi, o arkadasin ya da bizim sordugumuz sorunun cevabi degil, senin inancindir. Ne demek o heryerdedir? Heryere nerden geldi, nasil geldi onu acikla.

"O herseyi yaratandir, hic birsey tarafindan yaratilmamistir" diyorsun. Inanciniza gore o herseyi yaratmis olsa bile onun da bir yaratilisi olmasi lazim. Onu "Tanri" olarak secen varliklar ise INSANLARdir ve bunu korkularindan ve dinlerin yaydigi cennet cehennem hikayelerinden yaparlar.

Tanri inanci insana dogustan gelmez, EMPOZE edilir, annesinin karnindan cikan cocugun 'Tanri' olgusundan haberi yoktur, buyudukce aile ve cevre bu olguyu cocuga empoze eder.

Sonradan mantigini kullanmayi basaran, okuyup arastiran ve SORGULAYAN insan 'Tanri' olgusunun en azindan dinlerin anlattigi sekliyle (ademi havvayi seytani yaratan, seytanin kandirdigi havvanin, ademi kandirmasi yuzunden tum insanligi cezalnadirip onlari TEST eden sonra da kendi kriterlerine gore cennete ya da cehenneme atan Tanri) olmadigini cozer.

Bir enerji birikimi ile yaratilis baslamis olabilir ama bu enerji boyle bilincli ve iradeli ve insanlari test edip odullendiren ya da cezalandiran bir enerji, yani sizin inandiginiz sekliyle 'Allah' degildir, sadece enerjidir.
 
Oceanides'e aynen katılıyorum. ayrıca bu dogmaların mitolojik kökenleri vardır. hepsi ortak bir yerlerden alınmışlardır.
bu konuyu en çok araştıranların başında atatürk gelir. kuranın kökenini bulmak için meksikaya yolladığı mayatepek'in raporları insanı hayretlere düşürecek cinstedir. oruç namaz, ezan, kabenin etrafında tavaf etme, aynen meksikadaki yerli kabilerlerde de mevcuttur ve mayatapek bunları atatürke 1937 yılında sınduğu raporunda açıkca belirtmiştir ve atatürkün büyük teşekkürlerini almıştır.

bu gizli saklı rapor cumhurbaşkanlığı arşivlerinde mevcuttur.
kayıt numarası: A:IV-17-d,d:71,f:31-40

raporun ön sayfasındaki özet:

"orta asyadaki ecdadımız gibi güneş kültüne salik olan meksika yerlilerinin güneşe tazim ayinleri, ne suretle yapmakta oldukları ve ezan, abdest ve secde gibi; müslümanlığa ait oldukları zannolunan hususların, müslümanlığa güneş dininden girdiği ve islam dininde vazıh bir manası olmayan secdenin, güneş kültünde çok derin bir manası olduğunave saireye dair mühim malumat ve izahatı havi rapor."

meksiko-12 birinci kanun 1937
meksiko maslahatgüzarı
tahsin MAYATEPEK
(imza)
 
Üst
AdBlock Tespit Edildi

Lütfen devam etmeden önce adblock/reklam engelleyici uygulamanızı devre dışı bırakın.

Sitemizin yazılım/donanım/servis sağlayıcı giderleri reklam gösterimleri ile karşılanmaktadır.

AdBlock'u devre dışı bıraktım    Hayır teşekkürler