Novacorda Guitars - Istanbul

#62
Selam arkadaşlar,

Artık durum resmîleşti. Novacorda Guitars 2018 yılı Haziran ayında yurtdışına taşınıyor.

09/2018’den itibaren Berlin, Almanya’da gitar yapımına devam edeceğiz.

Su anda elimizde bulunan fuar teshiri, demo video çekimi ve benzeri amaçlarla kullanılmış neredeyse sıfır gitarlarımızı elden cikartmaya karar verdik.

Facebook Shop’da veya web sayfamızda mevcut bulunan gitarları gelin deneyin, pazarlık edin, alin.

Hem siz mutlu olun hem biz daha az yük ile taşınalım!

Lütfen bu mesajı paylaşın , ne kadar çok kişiye ulaşırsa o kadar da iyi olur!

Sevgilerle!

Mete






 
#64
Önce Erdem abi, sonra siz... Bir yanım diyor bu müthiş bir fırsat. Diğer yanım memlekette kalsalardı da adam gibi ustalar yetiştirselerdi.

Yolunuz açık olsun...

@Novacorda Guitars
Sagolasin, tesekkür ederim.

Memlekette iyi usta var ama ilgili müsteri az. Bu kadar da acik söyledim bakin.

Kizgin, dargin da degilim, ilgilenip de siparis vermeyen adamlar da hakli. 2500 Euro gibi bir miktari ben tekrar satis degeri olan bir markaya veririm diyor, ne yapsin. Zaten yüksek degerli gitarlar Istanbul'da belli bir camia icerisinde el degistiriyor sürekli, onu ögrendim ben buraya geldikten sonra.

Avukat, doktor, CEO var parasi olan müsteri grubunda, onlarin derdi baska. O calmak icin almiyor, göstermek icin aliyor, dolayisi ile benim veya Erdem'in yaptigi gitarlar onlar icin enteresan degil. Müzik ile ekmek kazanmaya calisan kac adam 4.500 ile 8.000 euro arasinda Custom Shop alabilir ki? Adam var Akbili zor dolduruyor yahu!

Konu uzun, bosverelim.

Umarim herkes diledigi gitara kavusur ;)
 
#68
Yukarıdaki yazınızı ( Ceo vs ile ilgili olan.. ) okuduktan sonra yazma gereği duydum. Ben bu konularda biraz önyargılıyım yada iş hayatı başlayınca çok acımasız düşünüyorum ama bence siz ve sizin gibi luthierlerin Türkiyeyi terketmesi çok olumlu oluyor.

Sadece görsel tasarım yapıp görsellik için ülke şartlarında çok fazla rakamlar talep ediliyor. Yukarıdaki gitarlara bakıyorum, tasarım görsel, boyalar düz, motifli ağaç yok, olanlarda yurtdışından alsan 100 $ ı geçmeyecek ağaçlar, inlay işçiliği yok, tonal olarak bilmiyorum hiç kullanmadım.

Ama sorsak en az bir gitara 6.000 TL den az istenmez. Oda indirimli rakamınız olur. Bu rakam gitmekte olduğunuz ülkenin şartlarında yaklaşık bir asgari ücret değerinde.

Oraya gittiğinizde bir asgari ücrete satabileceğiniz gitarlar için burada 5 asgari ücret talep ediyorsunuz. Ama Türkiye şartlarında yaşıyorsunuz. Türkiye şartlarında ekmek alıyorsunuz, su alıyorsunuz, et alıyorsunuz. Sonuçta gitar bu kendi kendine çalmıyor. Yanlış anlaşılmasın sadece size değil bu serzenişim, Tr deki luthiyelerin hemen hepsine. İstiyorsunuz ki bir gitarda bir aylık gelirim çıksın. İyi de o parayı kazanmak için 5 ay boyunca her gün sabah 6 da kalkıp akşam 8 de eve giriyoruz biz ve inanın sizin kadar emek harcıyoruz çalıştığımız işlerde.

Ve evet yüksek değerli gitarlar var bunları sürekli alanlar var. Yalnız bu gitarlar dünyanın her yerinde böyle, satan markalarda zaten gitarı satmıyor adını satıyor, signaturesini satıyor, ağacını satıyor, tonunu satıyor.

Örneğin adam içi full dolu gövde lp satıyor ama 3,5 kg. Sapı ince ama rezonant. Tonları cayır cayır ve sıfır olarak 6.000 $ istiyor bu gitara Tr ye gelene kadar 15.000 $ oluyor yada en mantıklısı uçağa binip gidip almak oluyor ve evet alanlarda profosyonel müzisyen değil içlerinde ukte kalmış parası olan insanlar, sıkıldık mı satarız mantığındalar.

Burada asıl problem sizin ve sizin gibi düşünen diğer luthierler açısında hangi kitleye ürününüzü satmaya karar verememeniz. Siz bu cebinde parası olan kitleyi hedef alıyorsanız o zaman gitarlarınızda ağacından tutun desenine figürüne inlayine bindigine kadar özel olacak ve müşterinin istediği gibi olacak. Yani stratsa strat, lp ise lp. Ama siz kendi tasarımızı satmaya çalışıyorsunuz. Bunu yaparkende hiç yatırım yapmıyorsunuz. Ne endorselik nede başka bir şey. Gibson yada diğer markalar salak mı senelik binlerce doları signature gitarlar yaptıkları adamlar için harcıyor ? Siz hiç müzik yapan bir guruba bir ücret talep etmeden kendi yaptığınız bir gitarı hediye edip kullanmasını istediniz mi ? Enstrümanlarınızla hiç albüm kaydedil di mi ? Konserlerde hiç kullanıldı mı ? Kliplerde ? Kitleler o çok sevdikleri sanatçıları sizin gitarınızla gördüler mi ? Paul Red Smith Santananın kapısında yattı bir hafta sadece gitarını kullansın diye hemde para almadan verdi en son konserinde yakaladı ve ondan sonra PRS oldu. Tom Anderson var mesela butik, Nash var strat yapan. Bunlar butik markalar ve yaptıkları gitarların özel oldukları ele alındığında anlaşılıyor. Dünya çapında da isim yapmışlar. Sizde gitarlarınızı e bay veyahut başka global ortamlar üzerinden satabilirsiniz. Satamıyorsanız bu o değerde olmadığı içindir. Yani yılda 10 tane gitar yapıp 50.000 TL para kazanmak bütün luthiyelerin hayali ama gerçekleşmediğinde de Türkiyedeki insanlara saldırmak çok gereksiz.

Öncelikle herkes bir dönsün kendisine baksın.

Bahsettiğiniz o alan, gösteren, bir gitara 30.000 TL ödeyen güruh yurtdışında da aynı. Lütfen Almanya ya gittiğinizde yukarıdaki gitarları TL olarak ne rakam istiyorsanız yanındaki TL yi silip euro ya çevirin bakalım satabilecekmisiniz ? Yani 2500 euro istediğiniz gitarı 11.250 euro olarak fiyat koyun bakalım size ne tepki verecekler.

Bu ülkede herkes bedavadan yaşamanın derdinde, yatırım yapmadan, çalışmadan, çaba göstermeden yaşamak, olmayıncada sağa sola çamur atıyor oysaki dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok. O çok ünlü markaların hepsi ürünlerini müzisyenler kullanana kadar hep kepenk kapattı, üretimlerini durdurdu vs..

Emeksiz ekmek olmaz hocam dünyanın neresine giderseniz gidin.
 
#69
Simdi galiba CEO'ya denk geldik diye saka yapsam alinacaksiniz.

O bahsettigimiz efsaneler elbette dogru bir yere kadar. Mekan farkli, vakit farkli. Cok da tartismaya gerek yok. Adamlar o zamanlar icin dogru olani yaptilar.

Kendi tasarimimi satmak istememden daha dogal birsey yok. Ne yapayim? Stratocaster mi yapayim? Onu yapan bir firma var zaten.

Yatirim yapmamak ne demek? Belli ki isten anliyorsunuz, o zaman sadece alinan kenara konulan, ancak 2 yil sonra kullanabilecegimiz kerestenin miktarini da biliyorsunuzdur.

Türkiye sartlarinda adam gibi bir freze ucu alsaniza bir… O zaman konusalim. Önce bulmaniz gerekecek.

Türkiye’e degil sadece, dünyada endorserlik hikayesi enteresan. Amerika’da cok büyük düsünüldügü icin siradan cikan 200 gitardan 20 adedini dagitmak kolay. Bakin örnek Kiesel. Sadece kadin gitaristler icin ayirdiklari senelik 45 gitar var adamlarin.

Gibson bilmem ne gibi firmalarla neden karsilastiriyorsunuz ki bizi? Bizi dösemeciyle karsilastiracaksin. Elbette Istikbal daha ucuz ama marangoz ve dösemeci 20 yil dayanacak mal yapiyor sana.

Kaldi ki benim kime hangi enstrümani bilabedel verdigi mi nereden biliyorsunuz? Bir kisi disinda Türkiye’de bilabedel veya cok arkadas isi benden enstrüman alan kimse bir demo bile cekmedi. Tek demo ceken beni tavsiye eden adam da Burcak’tir (Deden grubunun gitaristi, ona da selam olsun buradan)

Hani isi bilmiyormusuz gibi konusuyorsunuz ama benim en son yaptigim Sultan gövdesi 1,5 kg bile degil. Resonans? Sustain? Denediniz mi?

Yurtdisindaki asgari ücret falan filan… Nasil bir mantik? Burada elimi sallasam iPhone7, Samsung bimem ne. O nasil oluyor? Kizilay mi dagitiyor? Ayda 300 lira sigaraya veiyor adam yahu.

Fark su: Avrupa’da adam önce etrafimda böyle birsey yapan yer var mi diye bakiyor, gidiyor, soruyor. Burada %80 marka ve tavsiye bagimliligi ile yürüyor is. Bak tavsiye bagimliligi diyorum. „Büyüklerinin“ lafini dinliyor ufaklar. Yoksa neden bu forumda günde iki tane „hangi gitari almaliyim ki cok pek bir hardcore calayim?“ diye konu aciliyor.

Gitarlari demek satamadigimiza göre o degerde degildir. Eyvallah.

Ama camur attigimiz falan you, aramizda konusuyoruz.

Benim bugüne kadar en sevdigim ziyaretcim 18-19 yasinda bir cocuk. Gitar caliyor. Geldi, aklinda istedigi gitarin herseyini not etmis. Su kadara cikar dedim, peki abi, ben is bulup para biriktirecegim dedi. Gelir mi? Belki gelir ama bana gelen en delikanli müsteri oydu.


Bu arada birsey daha var, hepinizin atladigi. Isin resmiyeti. Fatura kesemiyorsa bir adam yaptigi gitara o zaman vergi kaciriyordur. Bu kadar basit. Kira, stopaj bilmem ne derken masraf artiyor. Hani diyorsunuz ya yurtdisiyla söyle böyle karsilastirmak lazim diye. Orada zaten cirom belli bir miktari gecmiyorsa vergi vermiyorum. Yani orada adam beni otomatik olarak mikmiyor buradaki gibi.

Neyse bak, ne güzel konusuyorduk aramizda. Nereden nereye.
 
#70
Benim ticaretle vs ile alakam yok. Sadece yaptığım işimi seviyorum ve severek yapıyorum. Gördüğüm işini severek yapan insanlarda mutlu oluyor, bir noktaya geliyor, kazanıyor. Giden yok mu bu insanlar arasında var ama kazanamıyoruz diye değil, kendimi geliştireyim işimde en iyisi olayım diye. Gidiyoruz diyorsunuz, sebep olarakda satamıyoruz diyorsunuz. Bana ters gelen nokta bu.

Yukarıdaki yazınız aslında çok güzel. Zamanında yapmışlar dediğiniz. Zaten olmasını gerekeni biliyorsunuz. Gibson ilk lp modelini çıkarttığında tutmadığını, kapattıklarını, 2 - 3 sene üretmediklerini, o büyük firmaların milyon dolarlar kazanan sahiplerinin aslında sizden kötü bir hayatı 10 larca sene yaşadıklarını ama işte içlerinde üretme, daha ileri gitme, ben bu işi yapacağım azmiyle başardıkları bir gerçek. Sizde bunu görüyorsunuz. Leo Fender, Lester William Polpfuss ( Les Paul ), Paul Red Smith, Nash, Tom Anderson vs bu adamlarda sizin gibi yeni tasarımlar yaptı, sürekli üretti ve enstrümanlarını kullanacak müzisyenlerin isteklerine göre revizyonlar yaptı,müzikal yada tonal anlamda diyeyim bir noktaya getirdi ( Sap profilleri, gövde profilleri, sap gövde bağlantı şekilleri, ağırlık azaltma, gövde boşaltma, ağaç cinsi, manyetik tasarımları( bir alt parantez daha evet kendi gitarlarının manyetiklerinide kendileri tasarladılar, elle sardılar.. ), köprüleri gibi.. ), işin içerisine mühendislik kattı vs. Ama sizde bu ruh yok. Yatırımdan kastım bu. Her gün sabah 6 da kalkıp müzikal anlamda yeni bir entrüman yaratma aşkıyla sabahlara kadar atelyenizde çalışmıyorsunuz. Derdiniz para, verdiğiniz örnekler hep bunun üzerine, size göre telefona verdikleri parayı size vermeliler ama o zaman sizin yaptığınız enstrümanlarda o telefonlar gibi o insanları mutlu etmeli, en tepedikileri gösterip oraya nasıl geldikleri hatırlatılınca o o zamanmış artık diyorsunuz. Özel gitarlar yapıp gerekirse boğazınızdan kesip kuru ekmek su ile yaşayıp ben bunu başaracağım amacınız yok. Olmayıncada olmuyor. Zamanında öyleymiş dediğiniz şey aslında tarih tekerrürden ibaret gibi düşünün. O zaman öyleymiş şimdi böyle olmaz diye değil. Bakın ne güzel söylüyorsunuz karşınıza ne istediğini bilen birisi gelmiş ve siz henüz müzikal anlamda ( tasarım değil, ton, çalım rahatlığı vs bunuda henüz bir gitarınızı tanınmış bir sanatçının elinde görmediğim için söylüyorum, sanatçılar entrümanı müzik yapmak amacıyla kullandıklarından isterseniz som altından yapın istediği sesi alamıyorsa kullanmıyor) henüz ipe sapa gelir bir ürününüz yokken para için onu geri çevirmişsiniz. Sorun sizde. Hala daha olayı paraya bağlıyorsunuz. Ben sizin bu mantıkla hayatınız boyunca nerede yaşarsanız yaşayın asgari ücretin bir iki tık üstü bir satışın dışında üretim yapabileceğinizi düşünmüyorum. Arada istisnalar olsada bu istisnalar hayal kırıklığına uğramış müzisyenlerle son bulduğunda kötü bir üne kavuşacaksınız. Sizin yeteneklerinizi küçümsediğimden değil. Ürettiğiniz enstrümanlar müzisyenlerin eline geçmeyecek ve sizde bu şekilde müzikal anlamda tasarımlarınızı değiştiremeyeceksiniz, güncelleyip iyileştiremeyeceksiniz. Yukarıda da belirttiğiniz gibi yaptığınız tüm tasarımlarınız görsel ve mobilyacı edasıyla bende evime mobilya alacak olsam ileride rahat satacağım bir ürünü tercih ederim. Gibson 2500 euroya custom shop satıyorsa onu alırım, sizden alışveriş yapmam.

Ha belkide siz çok iyi bir müzisyensiniz, bütün eksiklikleri bir tasarımızda giderdiniz sadece doğru müzisyenin gelmesini bekliyorsunuz ama o da çok zor çünkü bütün butik gitar üreticileri gitarlarını denemeleri için gönderirken siz zaten ünlü insanların ayağınıza gelmesini bekliyorsunuz. Gerçi ben ne yalan söyleyeyim böyle olduğunu uzaktan yakından düşünmüyorum. Hayalleri olan, hevesli yetenekli bir insansınız bence ama bu hayallarde piyangodan para çıksından öte değil. sıkıntıysa piyango bileti almamanız. Yere düşmüş üzerine ikramiye vurmuş bir bilet beklemeniz. Gelmeyincede yer değiştirmeniz. Kişisel görüşler bunlar, yaşımda sizden küçüktür büyük ihtimalle. Belki değerlendirirsiniz. Gittiğiniz yerde yolunuz açık olsun.

Aslında son bir paragraf. Bizde Tr de yani luthiyelikten anlaşılan şey gitarın gövdesini kesme biçme boyama birleştirme. Tasarımdan anlanan şeyde göze güzel gelecek şekilde gövdeye şekil verme. Halbuki bunun köprüsü, manyetiği, bir çok mühendislik anlamında etkeni var. Manyetiklerin köprüye mesafesi bile tona etki ederken takılınan nokta ben kendi tasarımımı yapıyorum deyip tek değişken olarak gövdeyi kesmek biçmek ve bunu matah bir şey zannetmek karşılığında da ülkemiz şartlarında çok yüksek rakamlar istemek. Dediğimi düşünün yukarıdaki 2500 euro dediğiniz gitarı Avrupanın herhangi bir şehrinde 11500 euro olarak fiyatlandırsanız TL karşılığı yani, satılır mı ?

İyi günler..
 
#72
@lokomoko

Simdi eve geldim de rahat rahat ilgilecegim konuyla.

1985 de Paul R. Smith Warren Esanu isminde bir yatirimcidan 500.000 Dolar yardim alip da Annapolis’deki fabrikayi acmasaydi bugün herhangi bir kücük yapimcidan farki olmayacakti. Yaz bir kenara bunu, eksik kalmasin o bilgin. Carlos da endorser olana kadar 4 gitar almistir ondan, o da ayri. 1976 - 1985 arasinda Paul ayda 2.000 dolar fiyatlarinda bir iki gitar satabilmistir, bununla da gecinebilmistir.

Gibson vs gibi firmalarin sadece makro boyutta hayatta kalma dertleri var, bunlar bastan beri kurumsal olan firmalar. Bilgi vesaire önemli evet ama Leo gitardan cok anladigi icin mi disbudak ve akcaagac kombinasyonunu kullandi? Ucuz oldugu icin kullandi. Olaylari gereginden fazla abartmanin geregi yok ki. Kraldan cok kralci olmamak gerek. Netice de gidiyorsunuz 50 küsür yillik bir dizayna 8.000 Euro para veriyorsunuz ama olsun ruh saglam.

Ben manyetik sarmiyorum, ERS kullaniyorum. Daha önce Häussel kullaniyordum. Yarin öbürgün kendim sarar miyim? Bilmem, belki sararim, belki de sarmam. Sanirim sarmam, Erhan (@Ers Guitar Pickups) iyi yapiyor bu isi, ben cok memnunum, baskalari da memnun. Ama dur ya, simdi sana sorsam kesin o da ruhsuzun tekidir. Tembel Erhan, tü kaka Erhan. Ama sadece alistiginiz single ve humbucker yaparsa belki iyidir.

On yildir bu isteyim, sence kac köprü denemisimdir? Aa bak, kendi köprümü de üretmisim ben. Ha begenmedin mi seklini? Olabilir, ama ben o calismayi ve yatirimi yaptim. Hem de baska isler yapip biriktirdigimiz paralarla. Ama ruh yok iste.

Telefon örnegi aslinda cok güzel bir örnek. Adam asgari ücretin 4 katini telefona verebiliyorsa gitara da verebilmeli. Ama suc kimde? Alanda degil, ruhsuz Apple, ruhsuz, paragöz Samsung, yapsana telefon fiyatlarini asgari ücrete endeksli. Terbiyesiz bunlar!

Simdi sen kuru ekmek olayini biliyor musun bilmem ama 2001 yilinda Avrupa’da kriz had safhadayken ben Almanya’da bir yil boyunca esimle hergün 1 paket makarna alabildigimi bilirim. Beni daha mesakatli bir adam mi yapar bu detay? Belki hayir ama beni tanimadan karsima gecip ahkam kesme, ayip olur.

Ayni kulvarda gidersek kime iyilik kime kiyak yapacagimiz tamamen bizim tasarrufumuzda. Biz derken ben ve esim. Beraber veriyoruz kararlari. Ipe sapa gelmez ürünlerimiz oldugunu söylemeden önce gelip deneyeceksin, ondan sonra bidi bidi. Bosa sikma kursunlari. Faruk Kavi’ye sor, almadi ama caldi bir iki gitarimi, Erhan’a sor, Eray Arbak’a sor, Hakan Seckin’e sor (bak o bir de yapimci, anlar bu isten), Paul Eisenach’a sor (tanimiyorsan dert degil, alt tarafi film müzigi yapiyor Avrupa capinda, ruhsuz herif), Nataly Dawn’a sor, Sophie Sy’a sor.

Yer degistirmemiz de burada satislarimizin cok yüksek olmamasindan degil. Alman vatandasiyiz, zaten 3 yilligina geldik cocuklarim burayi görsün diye. Sana hesap mi verecegim niye tasiniyorum diye?

Sorun sende kardesim. Benim ne yapip ne yapamayacagimi tahayyül etmek senin imkanlarin sinirinda degil ki. Hayal kirikligina ugramis müzisyenler lafi da ne demek?

Nasil ezik bir konusma tarzi bu yahu? Cocuk mu var karsinda? Al diye yalvarip almadin diye küfür mü ettim sana da böyle konusuyorsun? Terbiyesizlik resmen.

Ne is yapiyorsun, kac yasindasin vesaire bilmiyorum ama sana siddetli tavsiyem langur lungur yazmadan bir düsün, karsinda insan var.
 
Son düzenleme:
#73
2013 - 2015 arasi zaman zaman gittim geldim, 2015'den beri de araliksiz olarak Almanya'da yasiyorum ve calisiyorum. Gitara baslayali 11 sene oldu. Gerek Türkiye'de, gerekse Almanya'da piyasayla hasir nesir oldum diyebilirim. Ilk zamanlar Berlin'deydim, sonra Heidelberg, simdi de Düsseldorf.

Oralarda aradiginizi bulamayip buralara gelmeniz manidar, tipki benim gibi. Bunu yaparken de hepimizin belirli sebepleri var. Umarim aradiginizi burada bulursunuz, zahmetinize deger.

Enstruman ve ekipman islerinde dikkatimi ceken ilk konu su oldu: Insanlarin pedalboard'larinda tanimadigim ve hayatimda görmedigim pedallar vardi. Arastirdikca ögrendim ki bunlar Alman yapimi butik pedallarmis. Abartmayayim ama herkesin board'unda birden fazla Alman yapimi butik pedal var. Zaten Xotic, Cmatmods, Mad Professor falan burada Türkiye'den cok daha pahali, ama mesela TC Electronic ucuz. Avrupa'nin Avrupa'li üreticiye bir kiyagi mi bu? Bilemiyorum. Gördügüm sey ise insanlarin "el yapimi" ekipmanlara olan ilgi ve sevgisi. Bu ilgi Türkiye'den daha fazla.

Ikinci konu ise su: Fender-Gibson disinda gitar görmüyorum insanlarin elinde, abarti tabi baska markalar da var ama durum Türkiye'den farksiz konu Fender-Gibson olunca. El yapimi gitarlar cok nadir görüyorum. Fakat baktiginizda, ki zaten siz de arastirmissinizdir, cokca gitar üreticisi var. Her birinin gitarlari cok iyi görünüyor, ama denemedim ve bilemiyorum. Piyasada rekabet daha fazla cünkü butik üretici cok var.

Sanata ve sanatciya daha cok destek olan bir yere geleceginiz kesin ama Türkiye'de 5 gitar satarken burada 50 gitar satabilir misiniz, inanin bilemiyorum. Amacim hevesinizi kursaginizda birakmak ya da sizi motivasyonunuzu düsürmek degil ama, davulun sesi uzaktan hos geliyor.

Son olarak; yeni bir sayfa acmak iyidir. Yasadigi ülkeden ayrilip baska bir ülkede, en basindan baslamak, her babayigidin harci da degildir. Aileniz ve kiziniz vardi hatirladigim kadariyla, bu karari vermek hic de kolay olmamistir eminim. Cesaretiniz icin tebrik ederim. Umarim sans sizinle olur.

No pain, no gain. :)

(Foruma yazmiyorum artik ama Almanya konusu gecince bir iki sey yazmak istedim.)
 
#77
Bak ne güzel muhabbet ;) Düsseldorf nasil? Memnun musun? Ben hic isinamadim o sehre yahu.
Berlin‘den sonra zaten hic bir sehir sarmiyor beni... Ama Düsseldorf yine de cok güzel bir sehir, basta pek hos gelmese de yasadikca insani kendine bagliyor. Güney Almanya‘ya gitmek zorunda kalmaktansa Düsseldorf‘ta is buldugum icin kendimi sansli sayiyorum. :) Ama ben de en gec 2-3 seneye Berlin‘e giderim diye düsünüyorum.
 
#78
Berlin‘den sonra zaten hic bir sehir sarmiyor beni... Ama Düsseldorf yine de cok güzel bir sehir, basta pek hos gelmese de yasadikca insani kendine bagliyor. Güney Almanya‘ya gitmek zorunda kalmaktansa Düsseldorf‘ta is buldugum icin kendimi sansli sayiyorum. :) Ama ben de en gec 2-3 seneye Berlin‘e giderim diye düsünüyorum.
Bavyera'nin sehirdisi Münih vs gibi degil ama, insanlari da cok farklidir, sekerdir onlar, gercekten.

Ama Berlin elbette farkli. Yalniz dikkat etmek lazim, 40 yasindan sonra cok cekilmiyor bu kadar "alternatiflik".
 
Alınan Beğeni: EMM
#79
Bavyera'nin sehirdisi Münih vs gibi degil ama, insanlari da cok farklidir, sekerdir onlar, gercekten.

Ama Berlin elbette farkli. Yalniz dikkat etmek lazim, 40 yasindan sonra cok cekilmiyor bu kadar "alternatiflik".
Ben biraz buradaki cevremden uzak kalirim diye gitmedim güney tarafina... Yoksa eminim güzeldir oralar da.

Zaten 40 yasina gelen Berlin'den tasiniyor, o dediginiz sebepten yasli nüfus neredeyse kalmadi orada :) En güzeli aile kurduktan sonra Spandau taraflarinda göl kenari bir ev almak.

Iki haftada bir haftasonlari Berlin'e gidip geliyorum. Basligi takipteyim, buralara geldiginizde bir ugramak isterim. Weißbier'lar benden :)
 
#80
Ben biraz buradaki cevremden uzak kalirim diye gitmedim güney tarafina... Yoksa eminim güzeldir oralar da.

Zaten 40 yasina gelen Berlin'den tasiniyor, o dediginiz sebepten yasli nüfus neredeyse kalmadi orada :) En güzeli aile kurduktan sonra Spandau taraflarinda göl kenari bir ev almak.

Iki haftada bir haftasonlari Berlin'e gidip geliyorum. Basligi takipteyim, buralara geldiginizde bir ugramak isterim. Weißbier'lar benden :)

Simdi birader.. Bizim buralarda Weißbier olmaz, bozar adami ;)

Ama buyur gel, Berlin'in 1 saat disinda bir ciftlik evinde olacagiz ;)
 
Alınan Beğeni: EMM

Üst