Yıllar önce Ola Englund'un şu videosu ile aklıma düşmüş bir fikirdi bu. Bu kış deneme fırsatı buldum. Hangi koşullarda denenebileceği ve artıları, eksilerinden söz edeceğim bir yazı olacak bu. Öncelikle bu setup kendi fırsatını şehir dışı konserleriyle yarattı. Şehir içinde rack sistemi araç ve el arabalarıyla mekâna taşıyabiliyorduk yine ancak şehir dışına gitarı taşımak dahi zul olurken daha mobil bir setup deneme fikri geldi aklıma. Ondan önce o sıralar düşündüğüm Kemper Player ve Nano Cortex gibi cihazları da değerlendirdim ancak hepten prosesör bir setup geçişi istemiyordum. Elimdeki pedallar atıl duruma gelmeden kullanabileceğim bir setup olarak Mac + Ses Kartı düşündüm.
Sinyal zinciri olarak gitardan önce LA-2A kompresör pedalına girdim, bas için olmazsa olmaz bir ekipman olduğunu düşünüyorum bu tarzda bir kompresyon yapan aletin. Ardından ses kartına ve ses kartı çıkışını da PA sisteme. DAW içerisinde ise kompresör pedalında kaldığım yerden devam ettim. Klasik bir bas sound'u gerektiren parçalarda amfi plugin'i ile Two Notes Wall of Sound'un içindeki kabin simülasyonlarımdan birini kullandım. Spesifik bir bas sound'u gerektiren parçalarda ise amfi plugin'inin arkasından bir IR loader açıp, OwnHammer IR'lar kullandım. FX sonrası girilmesi gereken chorus vs. pedal kullanacaksam da fiziksel mantıkta olduğu gibi, amfi ve kabin plugin'lerinin ardından açtım.
Buradan sonra Logic'in içinden bazı temel high-pass, low-pass plugin, EQ, compressor gibi plugin'ler açtım. LA-2A daha tuşe odaklı bir kompresyon yapıyor, bas sound'u için son hamlede tamamen mix için bir compressor plugin'i de açmak önemli. Sahnede mix için kullanılacak plugin'lerden bir tanesinin de son baharat olduğunu düşünüyorum: Aurora DSP'den InvisibleVerb. Reverb'ü duyurmak yerine, hissettirmeye odaklanan bir plugin. Çoğunluğu dijitalden geçen bir sound'a can katıyor. Duruma göre basın diğer enstrümanlar arasında öne çıkması gereken, bas odaklı parçalarda Audio Assault'tan Head Crusher saturation plugin'ini kullandım. Bu, indirimde 5 dolara kadar düşebilen harika ve çok yönlü bir plugin. Ufak knob hareketleriyle herhangi bir enstrümanı öne atabiliyor. Bir de olmazsa olmaz, her daim bir tuner plugin'i de açıktı tabii.
Tam sırasıyla özetlemek gerekirse zincir şöyleydi;
-Bas
-LA-2A Pedal
-Ses Kartı
-Tuner
-Amfi Plugin
-Kabin Plugin veya IR
-High-Pass/Low-Pass
-Head Crusher Saturator
-InvisibleVerb (ücretsiz)
-Logic EQ
-Logic Comp
-PA Sistem
İnsanlar genelde son söze odaklandıklarından, artılarından en son bahsedeceğim 🙂 Eksilerinden söz edeyim; öncelikle, bu kadar plugin'inin hepsini sahne öncesi her parça için ayrı ayrı preset olarak hazırlamak gerekiyor. Ben Logic'te template olarak kaydetmiştim. Ve yer yer ev stüdyosu sistemdeki duyum ile PA sistemden duyulan da birebir aynı olmayabiliyor. Burada eğer tonmaister varsa şanslısınız, soundcheck'te her preset'i teker teker çaldıktan sonra o hepsi için duyumu halledebiliyor. Lakin tonmaister yoksa iş biraz hamallığa dönüyor açıkçası. Tekrar mekânın duyumuna göre özellikle mix odaklı plugin'lerle uğraşmak gerekebiliyor. Ayrıca prosesördeki gibi tek butonla preset'ler arasında geçiş de mümkün olmadığından her sound değişikliğinde Logic'ten yeni template açmak gerekiyor ve bu da şarkı aralarında hızlı geçişler planlıyorsanız grubu yavaşlatabilir. Akustik davulla çalıyorsanız, mekânın büyüklüğüne göre davulun sesinin altında kalma ihtimali de var PA sisteme gönderdiğiniz sinyalin. Öyle bir durum söz konusuysa Orange Pedal Baby gibi ufak bir power-amp ile ses kartını PA sisteme göndermeden önce power-amp'e bağlamak (power amp çıkışını PA sisteme göndermek) sorunu çözebilir ancak hep teferruat bunlar. Bu kadar uğraşı tercih etmeyip, direkt tek ekipmanda işi bitirebileceğiniz bir prosesöre de gidebilirsiniz. Benim gözlemlediğim eksiler bu kadardı. Aklınızda herhangi bir "latency" sorusu varsa, iyi işlemcili bir Mac ve düşük buffer değeri ile gayet iyi kotarabiliyorsunuz latency işini. Bir de CPU kullanımı mevzusu var. Sonuçta epey bir plugin açık olacak. Neural DSP gibi arayüzü vs. ile fazladan CPU harcayan plugin'ler kullanmazsanız o konuda bir problem yaşayacağınızı sanmıyorum. Ben Plugin Alliance'ın Ampeg'lerini kullanmıştım bas için. Sahne öncesi Mac'i bir defa şarj etmem de yetti. Herhangi bir crash durumu yaşamadım.
Artılarına gelirsek; beni denemeye sevk eden, dediğim gibi mevcut pedallarımı kullanmaya devam edebilmek istememdi. Böyle pedal + plugin, hibrit bir çözüm oldukça işime geldi ve bu konuların nerd'lüğünü ettiğimden uğraşı da fazla canımı sıkmadı. Ama böyle bir motivasyonunuz yoksa bir fantezi olarak kalabilir tabii bu sistem. Onun dışında plugin özgürlüğünden bahsetmezsem olmaz. Prosesörler de çok çeşitli ekipmanlar sunsalar da bir prosesör firmasının belli sound anlayışı oluyor hemen hemen, o sound'ın dışına çıkmak istediğinizde tek ekipmanla başaramıyorsunuz hâlâ. "Hepsine Hükmedecek Tek Bir Prosesör"ün henüz üretildiğini sanmıyorum. Bu sistemde herhangi bir plugin firmasından ürünler tercih edebildiğiniz için yelpazeniz daha geniş oluyor. Ve saydıklarım arasındaki ücretli plugin'lerle dahi kalburüstü bir prosesörden çok, çok daha ucuza kapatabiliyorsunuz setup işini. Herhangi bir prosesörde sinyal zincirine koyabileceğiniz ekipmanların limitleri, preset sayısı kısıtlamalarınız var. Özellikle Nano Cortex almaktan beni vazgeçiren en büyük etken aynı ânda açmaya izin verdiği pedal sayısının azlığıydı, ki çok pedal gerektiren sound'da bir müzik de yapmıyorum. Standart bir Kemper gibi aletlerde tabii ki bu söz konusu değil ancak onun da büyüklüğü yine mobil olmaktan çıkıyor ve sahneye kafa amfi taşımaktan çok bir farkı kalmıyor.
Son söz olarak şunu söyleyebilirim; benim için her halükarda verdiğim emeğe değen bir setup bu, şu ânlık. Ama ne istediğimi ve neden yaptığımı biliyorum; mükemmel mi, değil; mükemmel olmadığını biliyorum. Uğraşmaya vaktim ve hâlim olduğundan sorun çıkarmıyor. Ancak daha farklı amaçlar ve durumlarınız söz konusuysa tabii ki bir yazı ile prosesör sisteminizi bırakıp, böyle bir çözüme geçmeyin. Neticede müzikte ekipman işi, ne amaçlandığı ve hangi durumlarda kullanılabileceği gibi çok fazla değişken ile karar verilmesi gereken bir iş. Herkeste çalışacak çözüm farklıdır. Sevgilerle.
Sinyal zinciri olarak gitardan önce LA-2A kompresör pedalına girdim, bas için olmazsa olmaz bir ekipman olduğunu düşünüyorum bu tarzda bir kompresyon yapan aletin. Ardından ses kartına ve ses kartı çıkışını da PA sisteme. DAW içerisinde ise kompresör pedalında kaldığım yerden devam ettim. Klasik bir bas sound'u gerektiren parçalarda amfi plugin'i ile Two Notes Wall of Sound'un içindeki kabin simülasyonlarımdan birini kullandım. Spesifik bir bas sound'u gerektiren parçalarda ise amfi plugin'inin arkasından bir IR loader açıp, OwnHammer IR'lar kullandım. FX sonrası girilmesi gereken chorus vs. pedal kullanacaksam da fiziksel mantıkta olduğu gibi, amfi ve kabin plugin'lerinin ardından açtım.
Buradan sonra Logic'in içinden bazı temel high-pass, low-pass plugin, EQ, compressor gibi plugin'ler açtım. LA-2A daha tuşe odaklı bir kompresyon yapıyor, bas sound'u için son hamlede tamamen mix için bir compressor plugin'i de açmak önemli. Sahnede mix için kullanılacak plugin'lerden bir tanesinin de son baharat olduğunu düşünüyorum: Aurora DSP'den InvisibleVerb. Reverb'ü duyurmak yerine, hissettirmeye odaklanan bir plugin. Çoğunluğu dijitalden geçen bir sound'a can katıyor. Duruma göre basın diğer enstrümanlar arasında öne çıkması gereken, bas odaklı parçalarda Audio Assault'tan Head Crusher saturation plugin'ini kullandım. Bu, indirimde 5 dolara kadar düşebilen harika ve çok yönlü bir plugin. Ufak knob hareketleriyle herhangi bir enstrümanı öne atabiliyor. Bir de olmazsa olmaz, her daim bir tuner plugin'i de açıktı tabii.
Tam sırasıyla özetlemek gerekirse zincir şöyleydi;
-Bas
-LA-2A Pedal
-Ses Kartı
-Tuner
-Amfi Plugin
-Kabin Plugin veya IR
-High-Pass/Low-Pass
-Head Crusher Saturator
-InvisibleVerb (ücretsiz)
-Logic EQ
-Logic Comp
-PA Sistem
İnsanlar genelde son söze odaklandıklarından, artılarından en son bahsedeceğim 🙂 Eksilerinden söz edeyim; öncelikle, bu kadar plugin'inin hepsini sahne öncesi her parça için ayrı ayrı preset olarak hazırlamak gerekiyor. Ben Logic'te template olarak kaydetmiştim. Ve yer yer ev stüdyosu sistemdeki duyum ile PA sistemden duyulan da birebir aynı olmayabiliyor. Burada eğer tonmaister varsa şanslısınız, soundcheck'te her preset'i teker teker çaldıktan sonra o hepsi için duyumu halledebiliyor. Lakin tonmaister yoksa iş biraz hamallığa dönüyor açıkçası. Tekrar mekânın duyumuna göre özellikle mix odaklı plugin'lerle uğraşmak gerekebiliyor. Ayrıca prosesördeki gibi tek butonla preset'ler arasında geçiş de mümkün olmadığından her sound değişikliğinde Logic'ten yeni template açmak gerekiyor ve bu da şarkı aralarında hızlı geçişler planlıyorsanız grubu yavaşlatabilir. Akustik davulla çalıyorsanız, mekânın büyüklüğüne göre davulun sesinin altında kalma ihtimali de var PA sisteme gönderdiğiniz sinyalin. Öyle bir durum söz konusuysa Orange Pedal Baby gibi ufak bir power-amp ile ses kartını PA sisteme göndermeden önce power-amp'e bağlamak (power amp çıkışını PA sisteme göndermek) sorunu çözebilir ancak hep teferruat bunlar. Bu kadar uğraşı tercih etmeyip, direkt tek ekipmanda işi bitirebileceğiniz bir prosesöre de gidebilirsiniz. Benim gözlemlediğim eksiler bu kadardı. Aklınızda herhangi bir "latency" sorusu varsa, iyi işlemcili bir Mac ve düşük buffer değeri ile gayet iyi kotarabiliyorsunuz latency işini. Bir de CPU kullanımı mevzusu var. Sonuçta epey bir plugin açık olacak. Neural DSP gibi arayüzü vs. ile fazladan CPU harcayan plugin'ler kullanmazsanız o konuda bir problem yaşayacağınızı sanmıyorum. Ben Plugin Alliance'ın Ampeg'lerini kullanmıştım bas için. Sahne öncesi Mac'i bir defa şarj etmem de yetti. Herhangi bir crash durumu yaşamadım.
Artılarına gelirsek; beni denemeye sevk eden, dediğim gibi mevcut pedallarımı kullanmaya devam edebilmek istememdi. Böyle pedal + plugin, hibrit bir çözüm oldukça işime geldi ve bu konuların nerd'lüğünü ettiğimden uğraşı da fazla canımı sıkmadı. Ama böyle bir motivasyonunuz yoksa bir fantezi olarak kalabilir tabii bu sistem. Onun dışında plugin özgürlüğünden bahsetmezsem olmaz. Prosesörler de çok çeşitli ekipmanlar sunsalar da bir prosesör firmasının belli sound anlayışı oluyor hemen hemen, o sound'ın dışına çıkmak istediğinizde tek ekipmanla başaramıyorsunuz hâlâ. "Hepsine Hükmedecek Tek Bir Prosesör"ün henüz üretildiğini sanmıyorum. Bu sistemde herhangi bir plugin firmasından ürünler tercih edebildiğiniz için yelpazeniz daha geniş oluyor. Ve saydıklarım arasındaki ücretli plugin'lerle dahi kalburüstü bir prosesörden çok, çok daha ucuza kapatabiliyorsunuz setup işini. Herhangi bir prosesörde sinyal zincirine koyabileceğiniz ekipmanların limitleri, preset sayısı kısıtlamalarınız var. Özellikle Nano Cortex almaktan beni vazgeçiren en büyük etken aynı ânda açmaya izin verdiği pedal sayısının azlığıydı, ki çok pedal gerektiren sound'da bir müzik de yapmıyorum. Standart bir Kemper gibi aletlerde tabii ki bu söz konusu değil ancak onun da büyüklüğü yine mobil olmaktan çıkıyor ve sahneye kafa amfi taşımaktan çok bir farkı kalmıyor.
Son söz olarak şunu söyleyebilirim; benim için her halükarda verdiğim emeğe değen bir setup bu, şu ânlık. Ama ne istediğimi ve neden yaptığımı biliyorum; mükemmel mi, değil; mükemmel olmadığını biliyorum. Uğraşmaya vaktim ve hâlim olduğundan sorun çıkarmıyor. Ancak daha farklı amaçlar ve durumlarınız söz konusuysa tabii ki bir yazı ile prosesör sisteminizi bırakıp, böyle bir çözüme geçmeyin. Neticede müzikte ekipman işi, ne amaçlandığı ve hangi durumlarda kullanılabileceği gibi çok fazla değişken ile karar verilmesi gereken bir iş. Herkeste çalışacak çözüm farklıdır. Sevgilerle.
Son düzenleme: