ben sana zaten öyle söylüyorsun demedim. yukarıdaki tırnak içinde yazdığın şey senin söylemin, ben senin için öyle birşey söylediğini iddia etmedim, yanlış anlama lütfen.
benim ilk söylediğimle, senin son söylediğin arasında çok fark var. sen, iskenderun'da hayatını kaybeden askerler için de en az yardım gemisinde hayatını kaybedenler kadar tepki gösterilmesinden yanasın, bu tepki gösterilmedi diye hayıflanıyorsun, ben seni anladım, saygı da duyarım düşüncene.
zaten senin en son tırnak içinde söylediğini söyleyen "insan" değildir. ben de doğrusu daha böyle konuşana rastlamadım ama medyada, gazetelerde, şurda burda gazze'ye giden yardım konvoyunda hayatını kaybedenler için gösterilen tepkinin, iskenderun'da hayatlarını kaybeden askerlere gösterilmemesinden dolayı hayıflanan çok gördüm.
şu olayı kendimce şöyle açıklayabilirim dilim döndüğü kadar. herkesin bir duyarlılık alanı vardır ve kitlelerin sokağa dökülüp, birşeylere tepki göstermesi, yürüyüş yapması, eylem yapması için bahsi geçen vuku bulan hadisenin bu kitlenin duyarlılık alanını komple kuşatması lazım.
bir kere şunda hemfikiriz. vicdanı olan, insani duygularını yitirmeyen hiçbir kimse gazze'ye giden bu yardım konvoyunda silahsız, savunmasız insanların canice katledilmesine üzülmemezlik yapamaz, vicdanı olan herkesin bu olay karşısında evinde ahlar vahlar çektiğini biliyorum.
sokağa dökülmek ise apayrı bir boyut. bir kere sokağa dökülmenin birçok sosyolojik ve ideolojik nedenleri var.
israil'in katliamında sokağa kimler döküldü? islamcılar ve sosyalist-komünist kitleler. islamcılar sayıca çok fazla oldukları için tepkilerin başını elbet onlar çektiler. islamcılar, zaten filistin'in her mağdur oluşunda dini duyarlılıklarıyla beraber bu olayları sahipleniyorlar, geçmişten bu yana bu hep böyle olmuştur. çünkü direkt duyarlılık alanlarını komple fethedecek, kuşatacak bir hadise. sol cephe ise her türlü ezilenin, mağdurun, katledilenin yanında olduğu için, bunu bir emperyalist bir saldırı gibi gördüğü için bu eylemliliklere girdiler argümanını öne sürebiliriz. olayın olduğu gecenin ertesi günü yani pazartesi günü istanbul israil konsolosluğunun önünde biz de islamcılarla beraber bu olayı protesto ettik, onlar tekbir çektiler, biz başka şeyler söyledik, başka hangi platformda sosyalistlerle islamcıların birarada bulunabileceğini görürsünüz? bu sokağa çıkma eylemlilikleri yukarıda izah etmeye çalıştığım gibi tamamen duyarlılık alanıdır.
nasıl ki asker ölümlerine vicdanı olan herkes üzülüyor fakat meydanlara sadece milliyetçiler dökülüyorsa, nasıl ki tekel olayında vicdanı olan herkes üzülüyor fakat sokaklara sadece sol kitleler iniyorsa, nasıl ki cumhuriyet mitingleri katı laik kesimler tarafından tertip ediliyorsa, bu da onun gibi birşey. umarım anlatabilmişimdir meramımı. yani kısacasu üzülmek ile sokaklara dökülmek boyutları farklı şeyler.