Zardanadam Röportajları

'Haberler & Etkinlikler' forumunda UnusuaL tarafından 13 Eylül 2002 tarihinde açılan konu

  1. Önce ismiyle dikkat çeken gruplardan biri sanırım Zardanadam.. Benim için öyleydi en azından.. Çok eğleniyor gözüküyorlar müzik yaparken.. Dinleyicileri de eğlendirmeyi başarıyorlar.. Demo CD'lerini edinin mutlaka.. Zardanadam kavramını yaptıkları müzikle doldurma çabalarına yardımcı olun.. Zardanadam ilerde sizin için de birşey ifade eder umarım.. Grubu daha yakından tanımak için röportajı okuyun..

    Emel: Biraz Zardanadam'dan bahseder misiniz?
    Zardanadam: Erbatur Çavuşoğlu (vokal), Utku Doğruak (ritim gitar-geri vokal) ve Tolga Kaya (solo gitar-geri vokal) üçlüsü 2000 yılında bir rock grubu kurma kararı aldı. Bir sene içinde Tünel’deki stüdyolarda çalışmaya başladık. O dönemde, diğer enstrümanlarda farklı arkadaşlar bize eşlik ediyordu; ama tam bir grup formatı yakalayamamıştık. Beşiktaş’ta küçük bir yer tutup, yalıtım işlemlerini tamamladıktan sonra çalışmalarımıza kendi stüdyomuzda başladık. Amacımız sadece kendimize ait olan parçaları düzenlemek ve şarkılarımıza yenilerini ekleyerek dinleyiciye ulaşmaktı. Ekim 2001’de Cem Polat (davul), Paşa Altın ve Serkan Aktaş’ın (bas gitarlar) katılımıyla Zardanadam’ın bugünkü kadrosu oluştu. Zardanadam’ın gerçek kuruluş tarihinin Ekim 2001 olduğu söylenebilir. 2002 Mart’ında Deneyevi Stüdyosu’nda dokuz şarkılık bir demoyu tamamladık. En fazla iki şarki kaydedebileceğimizi düşündüğümüz stüdyodan, Demirhan Baylan’ın da motivasyonuyla bir gün içinde dokuz şarkı kaydetmiş olarak çıktık. Daha sonra, uzun tartışmalar sonunda grubumuza Zardanadam ismini koymayı başardık. Mayıs ayı içinde Mimar Sinan ve Boğaziçi Üniversitesi şenliklerinde sahne aldık. Dinleyicilerden oldukça olumlu tepkiler aldık. Bu arada cd çoğaltım ve ücretsiz dağıtım çalışmalarımıza da hız verdik. Şu an için 24 parçamızın düzenlemelerini tamamlamış durumdayız. Eylül ve Ekim ayları içinde piyasaya çıkacak olan üç ayrı compilation albümde birer parça ile yer alacağız. 2003 yılı başında ikinci demomuzun kayıt işlemlerini tamamlamış olmayı ümit ediyoruz.
    Emel: Grubun kadrosunda iki bascı gözüküyor. Bu kayıtlarda ki bir durumdan dolayımı oluştu, yoksa grubun iki bas gitaristi mi var? Ve konserlerde çift basla mi sahne alıyorsunuz?
    Zardanadam: Grubun iki bas gitaristi var ve konserlere iki bascıyla çıkıyoruz. Konserlerden önce Paşa ve Serkan çalacağımız şarkıları aralarında paylaşıyorlar. Aslında ikisi de bütün parçaların bas partisyonlarına hakimler ve müziğin oluşum esnasında aktif olarak katkıda bulunuyorlar. Ayrıca bütün çalışmalara, çalsalar da çalmasalar da katılıyorlar. Aslında mesele gayet basit, biz bir bascı arıyorduk iki tane bulduk. Derin bir dostluk var aramızda. Aralarında en ufak bir çekişme de yok doğal olarak. Neden bir tanesinden vazgeçmek zorunda olalım ki? Amaç birlikte güzel bir müzik ortaya çıkarmak değil mi?
    Emel: Birbirinizi nasıl buldunuz?
    Zardanadam: Bu oldukça uzun bir hikaye. Ama kısa bir cevap vermeye çalışalım. Tolga ve Erbatur yedi yaşından beri arkadaşlar. Aynı mahallede top koşturup, kafa yararak büyümüşler. Orta okul ve liseyi de aynı okulda okumuşlar. Hatta ilk grupları olan Tezekli Serzeniş’i orta okulda kurmuşlar ve üniversiteyi kazanıp İstanbul’a gelmeden önce bir çok konserde birlikte çalmışlar. Bu arada, o zamanlar Erbatur ritm gitar ve vokallerde, Tolga ise davuldaymış. Utku’yla Tolga ise bundan beş yıl önce, üniversiteyi bitirip işe girdiklerinde tanışmışlar. Yani Utku ile Tolga iş arkadaşı. Bu arada Utku da Pis Yedili grubunun kurucularından. Paşa’yla Erbatur neredeyse ortaokuldan beri yakın arkadaşlar. Cem ve Serkan ise grubun kuruluşuyla yaklaşık aynı tarihlerde tanıştığımız arkadaşlar.
    Emel: Pis 7'li grubu devam ediyor mu?
    Zardanadam: Pis yedili grubu devam etmiyor.
    Emel: İsminiz çok ilgimi çekti. Tuhaf bir havası var, kelimeleri ayırınca “zardan adam” ama ben ısrarla hep “kardan adam”dan esinlendiğinizi düşünüyordum; ta ki sitenizi ziyaret edene kadar. Zardan oluşturulmuş adam resmini görünce yanıldığımı anladım. Zardanadam ismi nerden esti?
    Zardanadam: Zardanadam ismine ulaşıncaya kadar 293 grup ismi önerisi reddedildi. Oy çoklugu yerine oybirliği yöntemiyle hareket eden bir grup olduğumuz için bu tip meseleler hakkında kararlar almamız çok vakit alabiliyor. Uzun süre isimsiz dolaştığımız için başangıçta ismimize ısınmamız biraz vakit aldı. Ama şimdi ismimizi çok seviyoruz. Bir çok kişiye farklı şeyler ifade edebiliyor. İnsanlara tavla zarını, kumar ruhunu, incelik, kırılganlık ve şeffaflığı, kardan adamı, bekaret zarını, hatta süper güçlere sahip bir çizgi roman karakterini bile çağrıştırabiliyor. Aslında kısa ve net bir cevap vermek gerekirse, Zardanadam size ne ifade ediyorsa o anlama geliyor.
    Emel: Bir kaç tanesini söyler misiniz 293 grup isminin?
    Zardanadam: Bordür ve Tretuar, Görkemli Kaybedenler, Kırık, Zavazingo, Cücebattal, Dübürellanın Ütü Kabusu, Şu Adamlar, Hiç, SosisArtis vb...
    Liste çok uzun, isteyenlere gönderebiliriz.
    Emel: Kelime oyunları yapan geyik bir grup diye düşünmüştüm sizi önce.. Şarkıların sözlerini duyana kadar tabi.. :) Görkemli Kaybedenler de uygun olurdu sanırım.. Şarkı sözleriyle ilintili.. Kontrol kulesindeki yazıda 'Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar romanından etkilense de, oradaki nihilist tavırdan uzak duruyor, kaybetmenin keyfini çıkarıyor' yorumu yapılmış. Başka yazarlar var mı etkilendiğiniz?
    Zardanadam: Görkemli Kaybedenler, Leonard Cohen’in bir kitabının adıydı aslında. Ama görkem falan biraz iddialı geldi, bir de anlatmak istediğimizi çok doğrudan anlatmayı sevmiyoruz, müziğimizi emek vererek dinleyenler kuruyor zaten gereken ilişkileri... Kontrol Kulesindeki Deniz Durukan’ın değerlendirmesi de son derece yerinde. İlginç olan Erbatur Oğuz Atay’ı çok sevmesine rağmen ağabeyinin ricası üzerine tutunamayanları (hala) okumamış olması; ama zaten tutunamamak, kaybetmek, yaşamın kıyında dolaşmak vb. ifadeler birçok altkültürün sık kullandığı metaforlar...
    Etkilendiğimiz yazarlar konusu biraz karışık. Zaten 6 kişilik bir grupta topyekün cevaplar vermek kolay değil. Bizler iyi arkadaşlarız ama zevklerimiz farklı. Aramızda yazarlar da var, kitaptan olabildiğince uzak durmak isteyenler de... Örneğin Tolga’nın bir romanının basılması gündemde, yayın kurulunun kararını bekliyoruz. İlla yazar ismi derseniz, aramızda Yusuf Atılgan, Gündüz Vassaf, Latife Tekin, Yaşar Kemal, Oğuz Atay, Orhan Pamuk, Charles Bukowski, Turgenyev, Dostoyevski, Baudrillard, Foucault, Nietsche, Albert Camus vb. sevenler var; bu liste de uzar gider...
    Emel: Tamamböceği’ni ne zaman hazırladınız? Eğer yakın bir tarihte ise Küçük İskender’in Insectisid adlı son kitabının bir etkisi var mı?
    Zardanadam : Tamamböceği yeni şarkılarımızdan biri. Yapılış tarihi Kasım 2001. Ancak, Küçük İskender’in Insectisid adlı kitabını okumadığımız için ondan etkilendiğimizi söyleyemiyoruz. Ancak, bir insanın okuduğu bir kitaptan esinlenerek şarki yapmasına tabii ki karşı değiliz. Yaratıcı bir ruhun başka bir yaratıcı ruhu tetiklemesi güzel bir şey. Kaan Azov’un bizi dinledikten sonra yaptığı logo da böyle bir şeydi.
    Emel: Sitedeki zardan oluşan adam kimin tasarımı?
    Zardanadam: İnternet sitemizde gördüğünüz logoya gelince, o Zardanadam illüstrasyonunu Mimar Sinan konserinde bizi izleyen ve bizden çok etkilendiğini söyleyen bir dinleyicimiz (Kaan Azov) gönderdi. Hayatında ilk defa bizi izleyen bir insanın ismimiz ve müziğimizden esinlenerek, tamamen kendi hayal gücüyle böyle bir seyi yaratmasından daha gurur verici çok fazla sey olmayabilir. Özellikle bizim gibi yeni bir grup için. Hiç tereddüt etmeden, kendisinden izin isteyerek bu illüstrasyonu sitemize koyduk. Yine de tekrarlamak da yarar var: Zardanadam size ne ifade ediyorsa o anlama geliyor. Bu kavramin içini yaptığımız müzikle doldurmaya çalışacağız.
    Emel: Peki sizin için ne ifade ediyor Zardanadam?
    Zardanadam: Evet, Zardanadam bütün diğer kavramlar gibi size ne ifade ediyorsa o anlama geliyor. Zardanadam, bize, tabii ki bizi ifade ediyor. Yani, sesini duyurmak için elinden geleni yapan, samimi olmaya çalışan, birbirine derin bir dostlukla bağlı insanlardan kurulu ve geleceğe umutla bakmaya çalışan bir rock grubunu ifade ediyor. Umariz, bir gün gelir, Zardanadam kelimesi, onbinlerce kişinin önünde şarkılarını gökyüzüne söyleyen, geriye onlarca albüm bırakmış, bir çok insan için bir çok değerli şarkılar yazmış, unutulmaz bir rock grubunu ifade eder.
    Emel: Umarım.. :) Peki daha yakın bir zaman için ne gibi hedefleriniz var? Albüm felan?
    Zardanadam: İlk Demomuzu mart 2002’de tamamladık, yani yeni bir grup sayılırız. Şu ana kadar yapımcılara falan gidip konuşmadık ama bazı şirketlerin eline geçmiş albüm yapmakla ilgili çeşitli teklifler ve gelişmeler oluyor. Zardanadam albüm yapmak üzere kurulmuş bir grup değil, albüm yapmak, meşhur olmak, para kazanmak çok umrumuzda değil. Kategorik olarak reddetmemekle birlikte albüm hemen atlayacağımız bir teklif değil. Zaten yeraltında olmak öyle güzel ki.
    Haftada üç gün büyük keyifle çalıştığımız bir stüdyomuz var ve orada müzik yapmayı seviyoruz. Tabii, yaptığımız işi insanlarla paylaşmayı da seviyoruz. Bizim söyleyecek sözlerimiz var ve bunları konserler ve demolar aracılığıyla yapıyoruz. Örneğin, yaptığımız ilk demo çalışmasını 4-5 aylık bir sürede yaklaşık 2000 adet dağıttık, Rock müziğin çok dinlenilen bir müzik türü olmadığı ve albüm satışları düşünülünce bu rakam hiç fena değil.
    Emel: Müzik nasıl girdi hayatınıza?
    Zardanadam: Grup elemanlarının çoğu müzikle ilgili hayaller kurarak büyümüş insanlar. Şarkı yapanların hepsi daha orta okul yıllarında aşka, ayrılığa ve terk edilmeye dair basit şarkılar yazmaya başlamış. Yine de müziğin hayatımıza tam olarak nasıl girdiğini söylemek çok zor.
    Emel: Parçalarınızda acayip bir heyecan var, sanki Zardanadam hedef noktasına ulaşmış; ama bunu paylaşarak o noktaya dinleyiciyi de çekmeye çalışıyor. Öyle mi acaba?
    Zardanadam : Bu oldukça zor ve güzel bir soru. Sanıyoruz, bu soruyu gruptaki bütün şarkı yazarlarının her şarkı için ayrı, ayrı yanıtlaması gerekiyor. Böyle bir şeyi ise bir röportaj içinde yapmak oldukça zor. Ne var ki, genel bir yanıt vermek gerekirse şunları söyleyebiliriz: Şarkılarımızda yaşanmamış ya da hissedilmemis bir duyguya yer yok. En azından kendimize çalarken her şarkımızda bu samimi heyecanı hissediyoruz. Sizin de böyle bir şeyi hissetmis olmanız bizim için gurur verici.
    Emel: Demo dağıtımları nasıl gidiyor? Nasıl karşılanıyor bedava Cd dağıtımı?
    Zardanadam: Demo dağıtımımız hızla devam ediyor. Şu ana kadar İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Denizli, Manisa, Aydın, Trabzon ve Kayseri’ye binbeşyüzün üzerinde cdmizi ücretsiz olarak ulaştırdık. Aldığımız tepkiler çok güzel. Şu an ki amacımız Antalya, Adana, Eskişehir ve Samsun’a da ulaşmak. 6 ay içinde 3000 cdmizi dağıtmış olmak istiyoruz. Bunun içinde gönüllü arkadaşlara ihtiyaç duyuyoruz.
    Zardanadam’in dinleyiciye ulaşmak için şu ana kadar yaptığı en önemli şey CD’lerini çoğaltıp dinleyicilerine ücretsiz olarak dağıtması. Bu bir çok kişiyi şaşırtıyor. CD’mizin dağıtımını yapan yerler de, en azından çoğaltım işinin maliyetini çıkaracak kadar bir satış fiyatını neden koymadığımızı merak ediyor. Biz en azından şimdilik CD’lerimizin bir meta olarak değerlendirilmesini istemiyoruz. Öte yandan mali açıdan belimizi bükse de bu yöntemin oldukça etkili bir tanıtım yolu olduğunu düşünüyoruz. CD’lerin çoğaltım, siyah-beyaz fotokopi olan kapak ve şarkı sözlerinin basım, katlama ve paketleme işlemleri oldukça emek yoğun bir süreç. Boş CD’ler artık oldukça ucuz. Bir de CD-yazıcımız var. Her şeyi kendimiz yaptığımız için bu işin altından oldukça düsük bir maliyetle kalkabiliyoruz. Masrafları da altıya böldüğümüzü unutmayalım. Amaç müzikten para kazanmak yerine mümkün olduğunca fazla kişiye ulaşmak olunca yöntem gayet güzel işliyor.
    Emel: Müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
    Zardanadam: Müziğimiz üzerinde herhangi bir tanım üzerinde anlaşmış değiliz. Dinleyicilerimiz arasında da farklı yorumlar yapanlar var. Punk-rock diyenler, hard-rock diyenler var, alternative rock, çağdaş soft-rock, hatta feel-good rock diyenler var. Bunların içinde değişmeden kalan tek kavram “rock” kavramı. Şimdilik, müziğimiz hakkında net olarak söyleyebileceğimiz üç şey var: Rock müzik yaptığımız, kendi şarkılarımızı çaldığımız ve kendi dilimizde söz yazdığımız.
    Emel: Neden covera hayır?
    Zardanadam: Bu bir tavır meselesi. Gerçek bir rock grubunun sesini kendi şarkıları ile duyurması gerektiğine inanıyoruz. Bize göre enstrümanların harika kullanımından, meşhur olmuş grupların şarkılarını tekrar tekrar çalmaktan daha önemli şeyler var. Rock müziğin hakettiği yere geldiği bütün ülkelerde, rock grupları barlarda ve konserlerde ağırlıklı olarak kendi şarkılarını çalarlar. Ülkemizde ise bar sahipleri (hepsini kastetmiyoruz tabii ki) “kendi şarkılarımızı çalacağız”, diyen grupların yüzüne bile bakmaz. Böylece söyleyecek sözleri olan gruplara yaşama şansı kalmaz. Ayrıca covera da tam olarak karşı değiliz. Bir şarkının özüne bir şeyler katarak onu yeniden yorumlamak yaratıcı bir faaliyettir. Böyle bir şeye neden karşi olalım ki? Bizim karşı olduğumuz, repertuarı neredeyse tamamen cover şarkılardan oluşan, çaldıkları parçalara neredeyse hiç bir şey eklemeyen grupların her yeri kaplaması ve değişik seslerin duyulma şansının neredeyse hiç kalmaması.
    Emel: Yapılan yorumlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
    Zardanadam: Şu ana kadar hakkımızda oldukça olumlu yazılar yayınlandı. Dinleyicilerden gelen tepkiler de ümit verici. Demomuzun, insanların bir iki kere dinleyip bir kenara attığı bir çalışma olmadığını görmek bizi çok sevindiriyor. İlgimizi çeken bir başka şey de, farklı yazarların ve dinleyicilerin farklı parçalarımızı ön plana çıkan parçalar olarak değerlendirmesi. Demomuzdaki 6 parçadan üçü farklı compilation albümlerde yer alacak. Compilationlarin produktorleri birbirinden habersiz olarak farklı parçalarımızı istediler. Delikasap’ta, hakkımızda yayınlanan yazıda, ön plana çıkan parça olarak gösterilen ‘Herşey gibi’ adlı parçamız bu üç parçadan biri bile değildi. Geriye kalan iki parça da farklı kişiler tarafından en güzel parçamız olarak değerlendiriliyorlar. Bizim için sevindirici olan bir şey bu. Altı ay önce hangi şarkıları kaydedeceğimize karar vermeye çalışırken biz de aynı kararsızlığı yaşamıştık.
    Emel: Siz en çok hangi parçanızı seviyorsunuz?
    Zardanadam: Herkesin diğerlerine göre daha fazla sevdiği parça ve parçalar olabiliyor. Kafamızda yaptığımız sıralamalar da zaman içinde değişebiliyor. Bu yüzden, en azından şu an için, Zardanadam’ın çalmaktan en çok zevk aldığı parça şudur diye bir şey söyleyemiyoruz.
    Emel: CD‘de zevkle dinlediğim bir parça da Ben Yokum Artık, bu parçanın sözel oluşumunu anlatır mısınız?
    Zardanadam: Ben Yokum Artık grubun şu ana kadar üzerinde çalıştığı en eski şarkılardan biri. Utku bu şarkıyı 1993’te yapmış. Bu anlamda Utku’nun şarkının yapıldığı andaki ruh halini tam olarak hatırlaması o kadar da kolay değil. Yine de, şarkıya hakim olan herkes tarafından terk edilme ve her şeye rağmen ayakta kalabilme duygusu. Samimiyetsizliğe karşı bir isyan da söz konusu.
    Emel: Demirhan Baylanla çalışmak nasıl?
    Zardanadam: Gerçekten çok keyifli. Stüdyo ortamında bir grubu motive etmek için gereken ne varsa yapan biri Demirhan Baylan. Onunla karşılaşmamız büyük şans. Sağlam müzikal birikimine rağmen, müzisyenlerin fikirlerine oldukça saygılı bir ses mühendisi.
    Emel: Ters düştüğünüz noktalar oluyor mu grup içi?
    Zardanadam: Tabii ki oluyor. Özellikle şarkıların düzenlenmesi sürecinde bir hayli gürültü kopuyor. Oldukça demokratik bir grup olduğumuz için gürültümüz de bol oluyor.
    Emel: Etkilendikleriniz-sizin dinledikleriniz..
    Zardanadam: İlk aklımıza gelenler, Beatles, Simon & Garfunkel, Pink Floyd, Deep Purple, Queen, Rainbow, Police, Alan Parsons Project, AC/DC, Def Leppard, Bryan Adams, Ozzy Osbourne, Iron Maiden, Judas Priest, Motorhead, Metallica, Slayer, Nirvana, Pearl Jam, Green Day, Foo Fighters, Red Hot Chili Peppers, Blink 182 gibi gruplar. Uzar gider bu liste. Gruptaki elemanları farklı müzik türleri ve gruplarından hoşlanıyor. Doğal olarak, burada saydığımız isimler, üzerimizde etki bırakan ya da bir zamanlar zevkle dinlediğimiz grupların küçük bir bölümü.
    Emel: Katılacağınız bir etkinlik var mı şu sıralar?
    Zardanadam: Yaz dönemi biraz sakin geçti aslında, biz bu aradan faydalanıp ulaşamadığız illere demoları ulaştırmaya çalıştık. Bunun yanısıra Ekim ayında Radyo Boğaziçi’nin düzenleyeceği Battle of the Bands yarışmasına başvurduk, haber bekliyoruz. Yakında piyasaya çıkması düşünülen üç ayrı compilation albümde yer alıyoruz. Bir de en çok heyecanladığımız şey; kasım ayı gibi ikinci demo için stüdyo’ya girmeyi planlıyoruz.
    Emel: Müzik yapmanın dışında Zardanadam neler yapmaktan hoşlanır?
    Zardanadam: Grup elemanlarının her biri farklı hobilere sahip. Neredeyse hepimiz bira ve futbol fanatiği. Futbolun kitleleri uyutmanın belki de en güzel aracı olduğunu bilsek de bu sihirli oyunun büyüsüne kapılmış durumdayız. Öte yandan içimizde bilgisayar oyunu tutkunları, kısa öykü, şiir, hatta roman yazarları bile var. Ancak soru Zardanadam’a sorulduğuna göre bir arada yaptığımız şeylerden bahsetmek daha doğru olur. İtiraf etmek gerekirse, bir araya geldiğimizde tek yaptığımız şey biralarımızı yudumlayarak hayata ve müziğe dair gevezelik etmek.
    Emel: Felsefeniz..
    Zardanadam: Geliştirmiş olduğumuz ya da topluca savunduğumuz bir felsefe yok. Hayata bakış açılarımız arasında farklar var. Öte yandan Zardanadam’ın müzik yapmak için bir araraya gelmiş bir grup olduğunu da unutmamak lazım. Zardanadam’ın yazdığı şarkılar söylemek istediklerinin en özet hali.

    Tarih: Tarih: 13.09.2002
     
  2. Zardanadam grubunun en önemli özelliğinin samimiyetleri olduğunu düşünüyorum. (Her şeyden önce grup elemanları çok iyi arkadaşlar.) Ticari kaygı gütmeden, şarkılara müdahale ettirmeden, tamamen kendi emekleriyle hazırladıkları albümlerini sunuyorlar bize, tüm samimiyetleriyle.. Hiç karşılık beklemeden.. “Bir yerlerde birilerinin bizim yaptığımız müziği dinlediğini düşünmek kadar güzel bir duygu olamaz.

    Bu duyguyu hissedebilmek için binlerce cd de yazılır, paket de katlanır, mail de cevaplanır, üste para da verilir, her şey yapılır.” diyorlar.. Bunun üzerine söylenecek bir şey yok zaten. Özellikle şarkı sözleri çok konuşuluyor Zardanadam’ın.. “Dibini Gör” adlı parçanın sözleri ve grupla yaptığımız söyleşi için devamını okuyun..

    Grubunuz giderek büyüyor.. Konserlerde çaldığınızda eşlik eden grup da, değil mi?

    Zardanadam yaklaşık iki yıl önce kuruldu. Kurulduğumuz günden beri yaptığımız müziği insanlara ulaştırabilmek için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalıştık. Yavaş yavaş da olsa emeklerimizin karşılığını almaya başladık. Bu yıl, İstanbul, Ankara, Bursa, Antalya ve Eskişehir’de bir çok konser ve şenlikte sahneye çıktık. H2000’de sahne aldık, 6-7 Eylül tarihlerinde düzenlenecek “Barışarock” festivaline davet edildik. Konserlerde bizlere eşlik eden kitle giderek büyüyor. Artık karşımızda şarkılarımızı söyleyerek dans eden insanlar görüyoruz. Şarkılarımız bittiğinde duyduğumuz alkışlar daha güçlü. Bir çok konserde bis yapma fırsatı bile bulduk. Bu tabii ki bizi çok mutlu ediyor. Ancak daha yolun çok başında olduğumuzu düşünüyoruz.

    Korsan albümü içinize sindi mi? Mutlu musunuz albümünüzle?

    Bu albüm genel olarak içimize sindi. Geriye dönüp baktığımızda bu şartlar altında yapabileceğimizin en iyisini yaptık diye düşünüyoruz. Albümde toplam süresi 60 dakikanın üzerinde 13 yeni parça var. Şarkıların tümü bize ait. Düzenlemeleri kendimiz yaptık. Şarkıları istediğimiz uzunlukta tuttuk. Daha lise öğrencisiyken yaptığımız bazı parçalara bile yer verdik. Sözlerimize sansür uygulamadık. Şarkılarımızın orjinal hallerine sadık kaldık. Kapak tasarımından, iç sayfa düzenine her şeyi arkadaşlarımızla birlikte kendimiz yaptık. Yani özgürdük. Üzerinde bir plak şirketinin logosu olmadan da insanların bir çalışmaya albüm diyebilmesi için uğraştık. Bunda bir ölçüde de olsa başarılı olduk. Bir çok insan “Korsan”ı bir albüm olarak algıladı.
    Bazı şeyler tabii ki daha güzel olabilirdi. Albümdeki parçaların tümünün altyapılarını bir günde kaydettik. Üstelik hepsini canlı çaldık. Mali gücümüz ancak bu kadarına yetti. Elimizde biraz daha olanak olsa bu parçaları rahat rahat kaydeder, çok daha temiz bir sound sunabilirdik. En azından enstrümanları ayrı kanallarda kaydeder, hatalarımızı düzeltebilirdik. Üstelik stüdyo ortamında Demirhan Baylan’ın da katkılarıyla düzenlemelerimizi de zenginleştirebilirdik. Albüm kayıtları tamamlandığında her şeye rağmen çıkan sonucun umut verici olduğunu düşünüyorduk. Son altı ay içinde gelen binlerce maili okuduktan sonra düşüncelerimizde yanılmadığımızı gördük.

    Albümün dağıtımı nasıl gidiyor? Hala dağıtılıyor mu?

    Albümümüzün dağıtımı hala sürüyor. Şu ana kadar “Korsan” Türkiye’nin 55 iline ulaştı. Kendi elimizle ücretsiz olarak dağıttığımız kopyaların sayısı 5000’i geçti. Üstelik, insanlar kendileri de çoğaltıyorlar. Bizden izin istedikleri zaman, “bu albümü çoğaltmanızda hiçbir sakınca yok, hatta mutlu oluruz” diyoruz. Bir önceki albümümüz “Tamamböceği”nin 3000’e yakın kopyasını Türkiye’nin yaklaşık otuz iline ulaştırabilmiştik. “Korsan”, dağıtım açısından bakıldığında, “Tamamböceği”nin sınırlarını aştı. Bunda kuşkusuz ilk albümümüzde edindiğimiz tecrübelerin de payı oldu. Son olarak, burada da söyleyelim: Zardanadam’ın yeni albümüne ücretsiz olarak ulaşmak isteyenlerin bize mail atmaları yeterli. Mail adresimiz: [email protected]

    Nasıl tepkiler aldı Korsan albümü?

    Şu ana kadar güzel tepkiler aldık diyebiliriz. Bir çok dinleyicimiz, albümü defalarca üst üste dinlediklerini yazdı. Özellikle sözlerimiz olumlu tepkiler alıyor. İnsanlar sözlerimizi samimi buluyor. Kayıtla ilgili güzel tepkiler de alıyoruz. Farklı insanlar için farklı parçalar ön plana çıkabiliyor. Sarışınlar Boktur, Mayıs, Küçük şirin Bir Cuma akşamı ve Burdayım Aslında biraz da olsa öne çıkan parçalar. Aslında parçaların neredeyse tümü için “albümdeki en güzel şarkı bence bu” türünden tepkiler aldık. Bu bizim de çok hoşumuza giden bir şey. Aynı şey Tamamböceği albümünde de olmuştu. Bu yıl “Tamamböceği”, Kemancı Zine tarafından 2002’nin en iyi self albümü seçilmişti. “Korsan” için çok daha fazla uğraştık. Bakalım “Korsan” gelecek yıl aynı başarıyı yakalayabilecek mi?

    Kaan Azov’un dışında sizin deyiminizle ‘yaratıcı bir ruhun bir başka yaratıcı ruhu tetiklemesi’ gibi bir olay yaşandı mı?

    Zardanadam illüstrasyonunu Mimar Sinan konserinde bizi izleyen ve bizden çok etkilendiğini söyleyen bir dinleyicimiz (Kaan Azov) göndermişti. Hayatında ilk defa bizi izleyen bir insanın ismimiz ve müziğimizden esinlenerek, tamamen kendi hayal gücüyle böyle bir şeyi yaratması bizim gibi yeni bir grubu mutlu etmişti.
    Böyle şeyler olmaya devam ediyor. Örneğin, yeni albümümüzde Süreyya isimli bir parça yer alacak. Bu parçayı sevdiğimiz bir arkadaşımız olan ve ilk iki albümümüzün kayıtlarında büyük emeği olan Ergin Özler yaptı. Ergin, bu parçayı bizi dinlemeye başladıktan sonra bizim müziğimizden esinlenerek yaptığını söyledi. Kendisi, bir caz müzisyeni. Bir de yayınlanmış albümü var. Parçayı biz de çok sevdik. Parça Süreyya Ayhan için yazılmış. Biz de kendimizce düzenledik. Hatta birkaç konserimizde çaldık da. Dinleyenlerden hoş tepkiler aldık. Bu bizim için de bir ilkti. İlk defa grup dışından bir arkadaşın, biz çalalım diye bestelediği bir parçayı düzenlemiş olduk. Önümüzdeki günlerde, sitemizden parçanın kaydını da yayınlayacağız. Umarız dinleyicilerimiz de beğenirler.
    Yine, grafikle uğraşan bir teknik lise öğrencisinden, bir “Tamamböceği” resmi gelmişti. Hoş bir şeydi. Küçüklü büyüklü “tamam”lardan oluşan bir hamamböceği yapmıştı. İnsanlar sözlerimizi okuyup şiir ve şarkı yazmaya başladıklarını anlatan mailler atıyorlar. Şiirlerini ve demo kayıtlarını bize göndermek isteyenler var.
    Bu arada Kaan Azov, sağolsun bizim için uğraşmaya devam ediyor. Sitemizin tasarım işini üstlendi. Yarattığı Zardanadam karakterini temel alarak yeni illüstrasyonlar ve animasyonlar hazırlayıp ara ara sitemize ekliyor. Kısa bir süre sonra sitemizden, kayıtlı olan tüm parçalarımız indirilebiliyor olacak. Kaan bu konuda çalışmalarını bitirmek üzere.

    Turkrock.com hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Turkrock.com bizce gayet güzel bir site. Gerçekten demokratik bir ortam. Çok okuyucusu daha da önemlisi çok yazarı var. İnternete girip de “turkrock.com”a uğramadan çıktığımız nadir oluyor. Türk rock piyasasını, yeni grupları, etkinlikleri, konserleri rahatça takip edebiliyoruz. Forumlarda bazen çok ateşli tartışmalar olabiliyor. Böyle şeyler okumak hem eğlenceli hem de öğretici. Örneğin, 6. Cadde albümüyle ilgili forumda çıkan cover tartışması gayet ilginçti. Sadece okuyucular için değil, müzisyenler için de güzel bir site.

    Yeni albümünüz için sabırsızlanıyoruz..

    Gerçekten mi? Çok teşekkürler. Şimdiden yirmiye yakın kaydedilmeyi bekleyen yeni parçamız birikti. Biz de sabırsızlanıyoruz ama biraz para biriktirmemiz lazım. Bu albümde, biraz önce de söylediğimiz gibi, ilk defa bizim dışımızdan ama sevdiğimiz bir arkadaşımızın (Ergin Özler) bir ya da iki şarkısına da yer vermeyi düşünüyoruz.

    Kendi korsanınızı yaptınız diyebiliriz.. Korsan Cdler hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Korsan kaset ve cdler hakkında yürütülen bu tartışmada net bir taraf olmanın anlamlı olmadığını düşünüyoruz. Evet, insanların hiçbir çaba harcamadan bazı fikir ve sanat eserlerinin sırtından haksız kazanç sağlaması hoş bir şey değil. Öte yandan, insanlarının dörtte biri açlık sınırında olan bir ülkede yaşadığımızı hatırlamakta yarar var. Bu insanların onbeş yirmi milyon lira verip orjinal cd almalarını bekleyemeyiz. Müziği belki de en çok hakkını vererek dinleyenler öğrenciler ve gençler. Onları korsan cd alıyorlar diye hırsızlıkla suçlayamayız. Bu durumda korsana hayır demekle, sadece zenginler müzik dinlesin demek arasında pek bir fark kalmıyor.

    Olayın bir başka yönü de şu: Zaten müzisyenler kaset ve cd satışından doğru dürüst bir şey kazanmıyor. Sözleşme şartları genelde çok ağır. Üstelik satışları takip edemiyorsun. Plak şirketi sahibi ya da aşırı popüler olanları ayrı tutarsak, bir çok müzisyen kaset satışından gelir elde edemediğini açıkça söylüyor. Çoğu sanatçı esas gelirini konserler, turneler gibi faaliyetlerden elde ediyor. Bir çok müzisyen için eserlerinin mümkün olduğunca fazla insan tarafından dinlenmesi hala en büyük ödül. Korsana karşı yürütülen bu kampanya aslında müzisyenlerden çok plak şirketlerini koruyor.
    Zardanadam olarak cd ve kaset fiyatları makul bir düzeye gerilemeden Korsan’a karşı yürütülen bu kampanyanın başarıya ulaşacağına inanmıyoruz. Ayrıca müzik ve yazılım endüstrisinin bu kampanyada müzisyenleri kullanmasının doğru bir davranış olduğunu düşünmüyoruz.

    Demirhan Baylan neler yapıyor şu sıralar? Bir bilginiz var mı?

    Demirhan, sevdiği müzisyen arkadaşlarıyla (Deniz ve Safa) yeni bir kadro oluşturdu. Yakın zamana kadar perşembe geceleri Kadıköy Shaftclub’da grubuyla birlikte sahne alıyordu. Şu aralar harıl harıl kendi albümünün hazırlıklarıyla uğraşıyor. Ekim gibi albumu piyasada olacak. Şu ana kadar dinlediğimiz kadarıyla zımba gibi bir şey olacak gibi gözüküyor. Gerçekten sağlam müzisyenlerle birlikte çalışıyor. Bu arada, bir de produksiyon şirketi kurmuş durumda. Alef isimli bir grubun produksiyonuyla da ilgileniyor. Anlayacağınız bu aralar bayağı yoğun.

    Kolay elde edilen şeylere önem verilmez ya.. Albümlerinizi ücretsiz dağıtırken bunun kaygısını yaşadınız mı hiç?

    Tabii ki yaşadık. Bir çok müzisyen, programcı, müzik dükkanı sahibi ve arkadaşlarımız bizi bu konuda uyardılar. “Bakın, çok cuzzi de olsa bir fiyat koyun” dediler. Bir açıdan haklıydılar. Albumlerimizi alıp dinlemeden bir kenara atacak ya da yaptığımız işi suistimal edebilecek insanlardan bizi koruyabilmek için bize bu öneriyi getiriyorlardı. Öte yandan, biz müzik yapmak için bir araya geldik Para kazanmak, albüm patlatıp, star olmak için değil. Ve yaptığımız müziği de insanlarla paylaşmak istedik. Bu işi yaparken de masraf çıkarmak gibi niyetlerimiz de olmadı. Evet, konser gelirlerimizin tamamını bu işe yatırdık. Sabahlara kadar uyumadan cd writerda cd yazdık, binlerce mail cevaplayıp kargo işini organize ettik, bu cdleri paketledik, kargoyla adreslere gönderdik. Bu işlerin hepsini Zardanadam’ın elemanları kendi yaptı.Başkaları değil. Üstüne üstlük cebimizden de bir miktar para da harcadık. Belki masraflarımızı çıkaramadık ama Hakkari’den, Edirne’ye, Muğla’dan Artvin’e müziğimizi ulaştırıp insanlardan fikirlerini aldık. Yüz yüze tanışamasak da devamlı yazıştığımız birçok dostumuz oldu. Sonra, Istanbul’dakileri hariç tutarsak, insanlar bizim albümümüz için hiçbir fedakarlıkta bulunmamış da sayılmazlar. Örneğin, Ankara’dan cdmize ulaşmak isteyen birinin önce bizimle mailleşmesi, daha sonra 2 milyon civarında bir kargo ücreti ödemesi gerekiyor. Bu parayı kargo görevlisi kapıda alıyor. Aslında bunu da biz karşılayabilmek isterdik ancak elimizden ancak bu kadarı geliyor. Sonuç olarak, para bize dönmese de insanların çoğu korsan cd fiyatlarına yakın bir parayı ödeyerek albümlerimizi aldılar. Öyle çok da kolay elde etmediler yani albümlerimizi.

    Daha da kötüsü, hakkımızda hiç bilgi sahibi olmayan bazı kötü niyetli insanlar tarafından “zengin grubu” olarak nitelendik. Açıkça söylemekte yarar var: Biz baba parası yiyerek yaşayan, oraya buraya bedava albüm dağıtma meraklısı bir grup değiliz. Zardanadam’ın elemanlarının hepsi günde en az on saat mesai ile çalışan, hayatını kendi emeği ile kazanan insanlar. Biz bu mesainin ardından geriye kalan pestilden bir şey yaratmak istedik. Kendi başımıza buna gücümüz yetmedi. Biz de Zardanadam’ı kurduk. Bir yerlerde birilerinin bizim yaptığımız müziği dinlediğini düşünmek kadar güzel bir duygu olamaz. Bu duyguyu hissedebilmek için binlerce cd de yazılır, paket de katlanır, mail de cevaplanır, üste para da verilir, her şey yapılır.

    Eklemek istedikleriniz..

    Güzel bir röportaj oldu. Teşekkur ederiz. Güzel sorularınla, bize içimizi dökme fırsatı verdiğin için sağol.

    Ben teşekkür ederim paylaşımlarınız ve samimiyetiniz için..

    Dibini Gör
    Bir dipnot bile olamadan, koca şehrin hikayesinde,
    Yıllarca sürüklendik durduk.
    Kalın bir kitaptı hayat, altını çizdiğimiz yerleri oldu,
    Bazen okumaktan yorulduk.

    Dibe vurduk yine, çok pis vurduk,
    Canı yandı dibin bile, mahcup olduk.
    Dibini bulduk şişenin yine, dipte kendimizi bulduk.
    Aşık olduk fena halde, dibin tadına vurulduk.

    Tarih: 19.08.2003
     
  3. Geçtiğimiz günlerde yeni bir albüm hazırlığında olduğunu duyurduğumuz ZardanAdam'la albüm ve genel olarak Amatör Rock piyasasıyla ilgili bir söyleşi yaptık. Grup, henüz adı belli olmayan albüm için isim önerilerinize açık:)

    Hemen yeni albümle gireyim. Albümün çalışmaları tamamlandı bildiğim kadarıyla; ancak çıkış tarihi konusunda net bir bilgi yok. Kesin veya ortalama bir tarih alabilir miyiz?

    Albüm hazır ama akıbeti 2004 sonunda belli olacak. Yaklaşık tarih 2005’in ilk ayları olur diye tahmin ediyoruz ama bu albümün nasıl dağıtılacağına bağlı. Bunun için 3 ihtimal gözüküyor; önce şartlarda anlaştığımız bir firma bulmayı, olmazsa o firmayı kendimiz kurmayı deneyeceğiz, hiçbirini başaramazsak eski yöntemleri biraz daha geliştirip dağıtmayı düşünüyoruz.

    Bu albüm diğerlerinden biraz daha farklı olacak sanırım. Özellikle kayıt kısmında epey üzerinde durduğunuz görülüyor. Tibet Ağırtan'ın tavsiyesiyle Avustralya'ya kadar gitti kayıtlar ve mix çalışmaları burada yapıldı. Diğerlerine kıyasla daha profesyonel bir albüm diyebilir miyiz bu albüme?

    2-3 yıldır müziğin içinde olmamızın bize kazandırdığı en önemli şey dostluklar ve ilişkiler. Bu dönem boyunca olanaklarımız çok iyileşmedi ama zardanadam’a inanan ve elinden gelen desteği karşılık beklemeden veren bir çok dost kazandık. Kayıtları yapan Ergin Özler ve Prodüktör Tibet Ağırtan bunlardan ikisi, onların desteğine paha biçmek olanaksız. Eski albümlerimiz Tamamböceği ve Korsan 1’er günde kaydedilmiş canlı performans albümleriydi, çeşitli hatalar, içimize sinmeyen bir çok şey vardı yine de neredeyse hiçbir işleme tabi tutulmadan yayınlanmıştı. Bu albümlere ilişkin aldığımız eleştirileri de değerlendirerek daha profesyonel bir kayıt yapmaya çalıştık. Bu kez kayıt dönemi daha uzundu, yine canlı performansa dayalı bir kayıt yaptık ama üstüste kayıt tekniğinden de faydalandık. Daha farklı bir sound için birkaç farklı teknik ekipman deneme, şarkılara, çift sesler, çeşitli süslemeler ve farklı enstrümanlar ekleme şansımız oldu. Sonuçta içimize fazlasıyla sinen, bizi çok heyecanlandıran bir kayıt vardı elimizde ve bunu profesyonel bir mix ve mastering sürecine sokarak dünya standarda sound ettirebileceğimizi gördük. Matt Voigt kayıtlarımızın bir bölümünde bulunmuştu zaten, Tibet’in ricasını kırmayıp kabul etti mix ve mastering yapmayı. Bu albümle ilgili olarak en gurur duyduğumuz özellik son derece profesyonel bir prodüksiyonun, zardanadam’a inanan ve destek veren insanların katkıları ve inanılmaz düşük bir bütçeyle başarılmış olması.

    Peki tarz olarak bir fark var mı?

    Aslında tarz olarak çok fark yok, yani bir şarkıyı duyunca işte bu bir Zardanadam şarkısı dedirtmek bizce önemli ve bu albümde de böyle olacağını sanıyoruz. Ama bu kez ekipman, düzenleme, kayıt, enstrüman vb.lerindeki çeşitlilik albümü farklılaştırıyor. Birkaç sürpriz var tabii… Albüm yine aşk, hayat ve sistemle sorunlarımıza yoğunlaşıyor, yine kırgın, kızgın ve mücadeleci ama her şeye rağmen yine neşeli, eğlenceli, güler yüzlü…

    Albümdeki tüm parçalar söz/müzik Zardanadam'a mı ait yoksa değişik isimler var mı?

    Albümdeki 15 şarkının 13’ü Zardanadam’a ait bir tane Ergin Özler, bir de Oğuz Öz bestesi var. Ama onlarda zaten zardan adamlar, yani sorun yok safkan zardanadam bir albüm!

    Gelelim dağıtım meselesine. Grup olarak prensipleriniz çok şeyden önce geliyor ve bu durum firmaları da pek memnun etmiyor anladığım kadarıyla ve henüz bir firmayla da anlaşma yok sanırım. Bu konuda çalışmalarınız ne düzeyde? Ve çoğu insan için önemli bir ayrıntı: "Bu albüm bandrollü mü yoksa diğerleri gibi self-albüm mü olacak?" Hangisi daha yüksek bir olasılık?

    Biz bugüne kadar herhangi bir firmayla görüşmeye gitmedik, bize gelen birkaç firma oldu onların da sundukları şartlar insan haklarına aykırıydı, reddettik. Ama uygun bir firma bulma konusunda ümitliyiz, ama dediğimiz gibi bulamazsak o uygun firmayı biz kurarız. Zaten ne geldiyse başımıza bundan geldi: do it yourself! Bandrolseverlerin içi rahat olsun.

    Diyelim ki hiçbir firmayla anlaşamadınız ve bu albümü de diğerleri gibi kendi imkanlarınızla dağıtacaksanız. Bu durumda ne kadar kopya dağıtmayı planlıyorsunuz? Ya da daha açık sorayım imkanlarınız ne kadarına elverecek, var mı tahmini bir rakam?

    Albümden maddi bir beklentimiz yok, ama yeni bir albüm kaydedeceğimizde (bu arada şarkıları hazırlamaya başladık) yine enstümanlarımızı satmak da istemiyoruz bu nedenle bir geri dönüşü olması önemli. Ama kimse basmıyorsa evdeki ve işteki cd-writerlar bozuluncaya kadar çoğaltıp dağıtırız tahminen. Biliyorsunuz boş cd’ler çok ucuzladı 1000 adet albüm çoğaltmak 300-400 milyon civarında, bu da konser gelirlerinden kolayca karşılanabiliyor. Önceki albümlerin ulaştığı sayıyı aşacağımızı düşünüyoruz, demek ki daha çok konser vermemiz gerekecek…

    Yanlış bilmiyorsam Korsan albümünün yaklaşık 11 bin kişiye ulaştığını söylemiştiniz. Bana göre bu rakam daha fazla çünkü albümü alan kişilerin bir çoğu da kendi olanaklarıyla yazdırdıkları kopyaları çevrelerine dağıtmış durumdalar. Mesela bana gönderilen albümün bir akşamda 25-30 kopyasını çıkarıp ertesi gün okulda tamamını dağıtmıştım tabi çok kaliteli kopyalar değillerdi. Yine etraftan duyduğum kadarıyla albümleriniz normalde Duman, Kurban gibi grupların albümlerinin bile ulaşamadığı Bitlis, Muş gibi illerde de dağıtılmış. Bu durumda self-dağıtım, firma tabanlı dağıtımdan daha mı başarılı diye sorasım geliyor ya da daha mı avantajlı?

    Bu gerçekten üzerinde durulması gereken bir nokta: Unkapanı ve formel dağıtım kanalları dağıtımın sadece bir boyutu ve onun da bir iç mantığı var. Ona alternatifler üretebildiğiniz ölçüde alternatif bir dinleyiciye de ulaşma şansınız oluyor. Örneğin firmalar Muş’ta 3 kişi bir albümü istiyor diye yollama zahmetine girmez, zaten böyle bir talebin varlığını da sorgulamaz. Ama alternatif dağıtım sınır tanımıyor. Tamamböceği ve Korsan’ın 11 bin’den fazla kopyasını biz çoğalttık, kapak yaptık, torbaladık yolladık ve yolladığımız kişilere de lütfen bunları korsanlayın ve sevebileceğini düşündüğünüz kişilere verin dedik, senin gibi yapan çok arkadaş oldu, hatta abartıp 300-500 kopya yaptığını iddia edenler de var. Sokaklardaki korsan cd tezgahları da bulmuşlar 2-3 milyona satıyorlar, bi de kutulamışlar sağolsunlar… Ayrıca siteden de download olanağı sağladık, bu yolla da bir çok kişi zardanadam müziğine ulaşabildi, sayı vermek güç ama aldığımız binlerce mail rakamın katlandığını gösteriyor.

    Self-Albüm pek tanıdık olduğumuz bir olay değil. Maddi bir yükün altına giriyorsunuz tamamen grup olarak ve herşey sizin yapacağınız fedakarlıklara bağlı. Şunu öğrenmek istiyorum. Korsan albümünün kayıttan dağıtıma kadar olan tüm süreçte size olan maliyeti ne kadardı ve bu maliyet eşit şekilde mi paylaşıldı? Dışarıdan bir destek geldi mi?

    Herhangi bir destek olmaksızın yapılabilecek oldukça düşük maliyetli bir süreç aslında. İyi kayıt stüdyolarının saati 30 milyon civarında. Albümü 1 günde (10 saat) kaydedip, ertesi günde mixleri yaparsanız ve 300 milyona 1000 boş cd alıp çoğaltırsanız, basit bir kapak yapıp matbaa ya da fotokopi yoluyla çoğaltırsanız maliyeti de 5’e bölerseniz düşük bir bütçe ile karşılaşırsınız. Böylece yeni bir ayakkabınız olmaz belki ama 1000 adet cd’niz olur…

    Peki sizin gibi kendin pişir ("kendin ye" diyemiyorum:) yöntemini benimseyen başka gruplar var mı ve bu gruplar sizden yardım isteyip de gereken ilgiyi görebiliyorlar mı?

    Elimizden geldiğince her ortamda bu bilgiyi paylaşıyoruz, bize danışan tüm gruplara sürecin ayrıntılarını aktarıyoruz, yöntemin oldukça maliyetsiz ancak emek-yoğun olduğunu isterlerse yapabileceklerini söylüyoruz. Yapanlar oldu, ama ne kadar sürdürdüklerini bilmiyoruz.

    Bir soru daha sorayım bu konuyla ilgili. Son albümün kayıtlarının tamamlanması sırasında bazı ekipmanlarınızı sattığınız veya satmak üzere olduğunuzu duymuştum. Bu bir müzik grubu için istenen bir şey değil. Oturup bir firmayla anlaşma yapmak varken neden bunca eziyet diye sormak istiyorum? İnsanların sizi neredeyse hiçbir karşılık ödemeden dinlemesi için ki, bir kısmı belki de verilen emekten haberi bile olmadan bu albümleri çöpe atacak, buna değer mi? Evet pekçok kişiye ulaşmak güzel bir duygu olsa gerek ama maddi kazancı da yok gibi. Ve en çok merak ettiğim şey bu işten bu dönemde para kazanamıyorsunuz ve büyük bir hevesle yapıyorsunuz; ama bundan bir 10 yıl sonra "Ulan keşke biz de x grup gibi bir firmayla anlaşıp bunca zahmete girmeseydik" gibi bir pişmanlık yaşayacağınızı düşündüğünüz olmuyor mu hiç?

    Yeni albümün kayıtlarında eskileri aşan daha profesyonel bir sound için bütçe yukarıda söylediğimiz boyutları aştı, gruptan da bazı elemanlar anfi, gitar vb. satmak durumunda kaldı ne yazık ki. Bu tür prodüksiyonu bir firma aracılığıyla yapmaya kalkarsanız, bunları yaşamazsınız ama piyasa mantığının gerekliliklerine boyun eğmek zorunda kalabilirsiniz. Albümde hangi parçaların olacağından, şarkıların sürelerine, sıralamalarına, şarkı sayısına, grup elemanlarının kimler olacağına, nasıl davranacağına, nasıl giyineceğine kadar müdahaleler olabiliyor kimi zaman. Hatta bir çok firma 5-10 yıllık sözleşmelere zorlayıp grupların üretimlerini ve hatta üretmemelerini de belirliyor. Biz bir anlamda hayalimizdeki albümü yapma özgürlüğünü satın aldık. Dağıttığımız albümlere gelince, biz olabildiğince ücretsiz ulaştırmaya çalışıyoruz ama bir çok kişi bizden albüm talep edip, 2-4 milyon arası bir kargo bedelini ödeyerek edindi albümleri. Elbette albümü arabasının aynasına asanlar, ücretsiz bir şey nasıl olsa kötüdür diye düşünenler de olmuştur ama piyasa araçlarını kullanmadan, özgürlüklerimizden vazgeçmeden bir çok kişiye erişebilmenin ve onlardan cesaretlendirici yorumlar almanın keyfi bizim için çok anlamlıydı.

    Sarışınlar boktur parçası biraz fazla popüler oldu gibi. Grubun adını bilmeyenler bile parçayı ezbere biliyorlar. Grubun bile basit bir rock parçası dediği bir şarkıyı bu kadar popüler kılan ne olabilir sizce... Sözler?

    Bizim çok sevdiğimiz ve eğlendiğimiz keyifli bir rock’n roll şarkıydı ve sloganlar ülkesinde dikkat çekeceğini de tahmin ediyorduk. Hatta A1 yapma önerilerine rağmen saklayıp 9. şarkı yaptık. Ama bazen tutamıyorsunuz bir şarkıyı, doğrusu bu kadarını beklemiyorduk. Bir çok grup coverladı, barlarda, radyolarda sıkça çalındı, forumlarda tartışıldı, dövmesini yaptıranlar oldu hatta bizi ırkçılıkla suçlayanlar vs vs… Bizi üzen, bazılarının Zardanadam’ı sağa sola küfreden, sarışınlar boktur dışında söyleyecek sözü olmayan bir grup olarak görmesi oldu. Zardanadam’ın verdiği mücadelenin, yansıtmaya çalıştığı dünya görüşünün, yaptığı müziğin büyük bölümünü gölgeleyen yapay bir tartışma yaratıldı. Ama Zardanadam’ı keşfetmek için böylesine bir sansasyona gereksinim duyan kitleler de var, en azından onlara ulaşmamıza yardımcı oldu.

    Şahsen "Esmerler daha boktur" diye bir single çıkarmanızı tercih ederdim. Sözler de benden:)

    Boklar çeşit çeşittir biliyorsun. Ama bu boktan muhabbetler bizi biraz yordu. Şarkıdaki ironik, eğlenceli yönü ciddiye alıp bizi sarışın, kadın düşmanı gibi gösterenler oldu. Halbuki, sorunumuz yok kimseyle. Örneğin Zardanadam elemanlarından eşleri ve sevgileri sarışın olanlar da var. Yine de sen sözleri bi yolla...

    Her insanın doğasında var sanırım biraz bokluk. Albüm sonrası kesinleşmiş konser, parti vs. bir organizasyon var mı?

    Grup üyelerinin tamamı öğrenci ya da çalışan insanlar o nedenle özellikle İstanbul dışına çıkmak çok kolay olmuyor. Ama konser teklifi alıp da gidemediğimiz bir çok kent oldu. Yeni albümle birlikte ve belki de albümü beklemeden İstanbul ve diğer kentlerde olabildiğince çok konser düşünüyoruz. Şu an için kesin bir tarih yok ama 2005’le birlikte yol yol yol rock’n roll diyeceğiz. Bunlardan haberdar olmak isteyenler www.zardanadam.com adresinden ya da mailliste üye olarak takip edebilirler.

    Albümün ardından grubun kısa/uzun vadede bir beklentisi var mı?

    Sayısal ya da maddi bir beklentimiz, hedefimiz yok. Popüler olmak falan da pek umurumuzda değil. Ancak bugüne kadar Türkiye’deki underground rock camiasına sesimizi duyurmayı başardık, bu albümle Zardanadam müziğini sevebilecek diğer kitlelere de erişmek istiyoruz. Olabildiğince fazla konser vermek de bir başka dileğimiz. Ve tabii önümüzdeki yıllarda yeni albümler yayınlayabilmek. Biz yeni albüm çıkmadan şimdiden bir sonraki albümün şarkılarını düzenlemeye başladık.

    Yeni albümdeki parçalardan grup üyelerinin "Şu çok iyi" dediği özel bir parçaları var mı?

    Hepsi güzel, hepsi özel tabii bizim için. Farklı tarzda şarkılar var albümde, hepsi kendi kitlesini yaratabilecek özellikte. Buna dinleyiciler karar verecek.

    Ve son soru albümün adı ne olacak?

    Valla grubun adını buluncaya kadar göbeğimiz çatlamıştı, uzun süre isimsiz takıldık, albümün adı da henüz yok! Önerilere açığız…

    Eminin Turkrock.com üyelerinin önerileri olacaktır. Cevaplar için teşekkür ederim.

    Güzel soruların için biz teşekkür ederiz

    Tarih: 04.12.2004
     

Bu Sayfayı Paylaş