Oktay Rıfat

'Forum Meydanı' forumunda revolte tarafından 17 Nisan 2006 tarihinde açılan konu

  1. 10 Haziran 1914 tarihinde Trabzon'da doğdu. Ankara Erkek Lisesi'ni, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi (1937). Devlet sınavını kazanarak Maliye Bakanlığı hesabına Paris'e gönderildi. II. Dünya Savaşı nedeniyle, orada yaptığı doktora çalışmasını tamamlayamadan 1940 yılında Türkiye'ye döndü. Bir süre Maliye Bakanlığı'nda, daha sonra Matbuat Umum Müdürlüğü (Basın Yayın Genel Müdürlüğü)'nde çalıştı. Serbest avukatlık yaptı. 1955 yılında İstanbul'a yerleşerek avukatlığını sürdürdü. Sonra Devlet Demir Yolları'na girdi ve emekli olana dek bu kurumda çalıştı. 18 Nisan 1988 tarihinde İstanbul'da öldü.

    Orhan Veli ve Melih Cevdet Anday ile birlikte Türk şiirine damgası vuran Garip akımının öncülerindendir. Garip dönemi şiirlerinde kentte yaşayan sıradan insanların günlük yaşamlarına lirik ögeyi devre dışı bırakacak bir biçimde yaklaşmıştı. Perçemli Sokak adlı kitabıyla Türk şiirinde İkinci Yeni denilen anlayışa, anlamla anlamsız arasında gel-gitlerin anlamsıza yakınlaştığı imgeci bir şiire yöneldi. Türkçe'nin ses zenginliğini, geniş bir sözcük dağarcığıyla ustalıkla kullanan, insan-doğa-söylen ekseninde yer yer gerçeküstücü görüntüleri de katıştırarak, kimi zaman klasik şiir geleneğine göndermeler yaparak unutulmaz şiirler yazdı.

    Şiir Kitapları:
    Garip (Orhan Veli ve Melih Cevdet ile birlikte, 1941)
    Güzelleme (1945)
    Yaşayıp Ölmek, Aşk, Avarelik Üzerine Şiirler (1946)
    Aşağı Yukarı (1952)
    Karga ile Tilki (1954)
    Perçemli Sokak (1956)
    Aşk Merdiveni (1958)
    İkilik (1963)
    Elleri Var Özgürlüğün (1966)
    Şiirler (1969)
    Yeni Şiirler (1973)
    Çobanıl Şiirler (1976)
    Bir Cigara İçimi (1979)
    Elifli (1980)
    Denize Doğru Konuşma (1982)
    Dilsiz ve Çıplak (1984)
    Koca Bir Yaz (1987).

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Oktay_Rıfat
     
  2. Elleri Var Özgürlüğün

    1
    Köpürerek koşuyordu atlarımız
    Durgun denize doğru.

    2
    Bu uçuş, güvercindeki,
    Özgürlük sevinci mi ne!

    3
    Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz,
    Düşünmek yasak,
    İşgücünü savunmak yasak!

    4
    Ürünü ayırmışlar ağacından,
    Tutturabildiğine,
    Satıyorlar pazarda;
    Emeğin dalları kırılmış, yerde.

    5
    Işık kör edicidir, diyorlar,
    Özgürlük patlayıcı.
    Lambamızı bozan da,
    Özgürlüğe kundak sokan da onlar.

    Uzandık mı patlasın istiyorlar,
    Yaktık mı tutuşalım.
    Mayın tarlaları var,
    Karanlıkta duruyor ekmekle su.

    6
    Elleri var özgürlüğün,
    Gözleri, ayakları;
    Silmek için kanlı teri,
    Bakmak için yarınlara,
    Eşitliğe doğru giden.

    7
    Ben kafes, sen sarmaşık;
    Dolan dolanabildiğin kadar!


    8
    Özgürlük sevgisi bu,
    İnsan kapılmaya görsün bir kez;
    Bir urba ki eskimez,
    Bir düş ki gerçekten daha doğru.

    9
    Yiğit sürücüleri tarihsel akışın,
    İşçiler, evren kovanının arıları;
    Bir kara somunun çevresinde döndükçe
    Dünyamıza özgürlük getiren kardeşler.
    O somunla doğrulur uykusundan akıl,
    Ağarır o somunla bitmeyen gecemiz;
    O güneşle bağımsızlığa erer kişi.

    10
    Bu umut özgür olmanın kapısı;
    Mutlu günlere insanca aralık.
    Bu sevinç mutlu günlerin ışığı;
    Vurur üstümüze usulca ürkek.

    Gel yurdumun insanı görün artık,
    Özgürlüğün kapısında dal gibi;
    Ardında gökyüzü kardeşçe mavi!

    ...

    BİR ŞEHRİ BIRAKMAK

    I

    Senin için aldığım menekşeleri
    Çalgıcılara dağıttım
    Son gece
    Son defa başlıyan sabah
    Yatağımı yine sen düzelt

    Küçük balıkçı çocuğu
    Sen denizden
    Yaramaz ve çapkın balıkları tutabilirsin

    Çok uzaklara gittiğimi
    Sana söylemek isterdim
    Güzel satıcı kızı

    II

    Ağaca söyle
    Gölgesini getirsin bana yolluk
    Sokağı ve denizi isterim pencereden
    Senden çörekler isterim
    Ay biçiminde

    III

    Ellerin yetişir vedalaşmaya
    Niçin ağlıyorsun

    ...

    AÐZIMIN TADI

    Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem,
    Boğazımda düğümleniyorsa lokma,
    Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa
    Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli,
    Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,
    Denize bile iştahsız bakıyorsam,
    Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,
    Bu darağacı suratlı toplum!

    ...

    Başka Biri

    Ölü bir kente sürülmüş, tutuk
    Sinsi bir sokakta tek başına
    Sorumsuz bir denizde gülümser.
    Bencil renklerden uzak, benekli
    Külü esildi mi ışıl ışıl.
    Her türlü sevgide yaprak veren
    Dağıtmadan, bölüşmeden yana.
    Özgürlükten, yoksullardan yana
    Başka biri durmadan ve kendi

    ...

    Bayraklarımı Çektim

    Bütün bayraklarımı çektim gönderlere,
    Kanımın sıcak rengine boyadım kenti.
    Taslar döşedim öfkelere giden yola,
    Elimin tersiyle düzledim kuleleri.
    Sevgiyi dörde böldüm, doğu, bati, kuzey
    Güney, sıçraman için bir uçtan bir uca,

    İlk çekirgem kilidime göre anahtar.

    Bahar güneşi gibi taze, tomurcuklu,
    Dalımda sevincimi taşıyan umutlar.
    Ayrı bir aydınlık aydınlığın içinde,
    Boşanın musluklarım, yağın yağmurlarım
    Eskinin, karanlığın, korkunun üstüne

    Dağdan ovaya inen sellere merhaba

    Ben ortada duruyorum, günler, geceler,
    Sokaklar, evler akıyor iki yanımdan.
    Sivriyim, paslanmaz demirden ve gökten.
    Topaç gibi çeviriyorum mevsimleri.
    Bir fiskede devirdim sildim yalnızlığı,
    Kendi sütümle büyüyorum ölmezliğe

    Toprakta otlar, ağaçlar, ıslak yarınlar
     
Benzer Konular
  1. allbyrock
    Yanıt:
    67
    Gösterim:
    7,099
  2. zafer666in_arkadasi_orcun
    Yanıt:
    17
    Gösterim:
    2,323
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş